"Uludağ Ekonomi Zirvesi" -Başbakan Yardımcısı Babacan: (2) -"Ümit ediyoruz ki, bundan sonraki…

  • Yazı boyutu
"Uludağ Ekonomi Zirvesi"
  -Başbakan Yardımcısı Babacan: (2)
  -"Ümit ediyoruz ki, bundan sonraki…

"Uludağ Ekonomi Zirvesi" -Başbakan Yardımcısı Babacan: (2) -"Ümit ediyoruz ki, bundan sonraki dönemde İsrail, sorunların değil çözümlerin parçası ülke olsun. Aynı dik duruşumuz Suriye için de geçerli olacak. Bu rejim er ya da geç gidecek" -"Sadece 3 yılda istihdamımız 4 milyon 700 bin arttı. Aynı dönemde ABD'deki istihdam kaybı 5 milyon, AB'deki ise 6 milyon oldu"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Ümit ediyoruz ki, bundan sonraki dönemde İsrail, sorunların değil çözümlerin parçası ülke olsun. Aynı dik duruşumuz Suriye için de geçerli olacak. Bu rejim er ya da geç gidecek" dedi.
     Babacan, Bursa Valiliği ile Capital ve Ekonomist dergilerinin iş birliğiyle düzenlenen, Anadolu Ajansı'nın ana yayın sponsoru olduğu "Uludağ Ekonomi Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, Balkanlar'dan Körfez'e, Körfez'den Cezayir'e Fas'a kadar olan coğrafyada sınırlar ve hudutların anlamını yitirmeye başlayacağını söyledi.
     "Serbest ticaret" dediklerini, vizelerin kaldırılmasını, insanlar serbestçe ülkeden ülkeye gezsin, ürünler ülkeden ülkeye rahatça hareket etsin istediklerini bildiren Babacan, enerji ve finansmanın rahatça ülkeden ülkeye akabilmesini arzu ettiklerini anlattı. Bunun gerçekleştirilmesi durumunda herkesin kazanacağı "kazan kazan" sonuçlarının elde edileceği çok geniş coğrafyanın oluşacağını vurgulayan Babacan, şöyle konuştu:
     "Kuvvetle inanıyoruz ki, bu gerçekçi hedeftir. Kuzey Afrika ve Ortadoğu, kendi iç ticaretin, yani ülkeden ülkeye ticaretin dünyada en düşük olduğu bölge. Güney Amerika'ya, Güneydoğu Asya'ya hatta Sahra Altı Afrika'ya bakın, ülkeler arası ticaret, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'dan çok fazladır. Bu kadar birbirine yakın, bu kadar ortak geçmişe, kültüre sahip ülkelerin bu kadar birbirinden uzak olması zaten sürdürülebilir bir durum da değil. Yeter ki, suni bölünmeleri, suni kompartıman haline gelmiş ülkeleri birbirine daha açabilelim. Bölge için vizyonumuzun ulaşılması gerçekçi ama aynı zamanda çok çaba isteyen vizyon olduğunu düşünüyoruz."
     Babacan, ısrarla, inatla doğruyu savunmaya devam ettikten sonra pek çok konuda hedefe ulaşacaklarına inandıklarını belirterek, şöyle devam etti:
     "Biz, 3 yıl yerimizde dimdik durduk. Ne oldu sonunda- İsrail Başbakanı Netanyahu, geldi 3 yıl önce söylediğimiz şartları yerine getirdi ve şimdi yeni bir dönem basamak basamak başlayacak. Ümit ediyoruz ki, bundan sonraki dönemde İsrail, sorunların değil çözümlerin parçası ülke olsun. Aynı dik duruşumuz Suriye için de geçerli olacak. Bu rejim er ya da geç gidecek. Baskıyla, zulümle, kendi vatandaşını öldürerek, bir rejimin meşruiyetini devam ettirmesi mümkün değil."
     En son Arap Ülkeleri Bakanlar Toplantısı'nda Suriye tabelasının arkasına, muhalefetin yeni oluşan hükümetinin başındaki kişinin oturduğuna dikkati çeken Babacan, "Suriye'yi resmen temsil eden, diğer bütün 21 Arap ülkesinin kabul ettiği Sariye temsilcisi, artık muhalefet oluşumu ve başındaki kişi" dedi.
     Doğru noktada durduktan, uluslararası hukuk çevresinde hareket ettikten, insanı öne çıkaran, baz alan politikalar uyguladıktan sonra hiç korkmaya gerek olmadığını ifade eden Babacan, bunları söylerken karşı argüman üreten de bulunmadığını bildirdi.
    
     -Mısır'a 2 milyar dolarlık kredi-
    
     Başbakan Yardımcısı Babacan, söz konusu bölgeyle, Türkiye'nin tarihi ve kültürel bağlarının güçlü olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:
     "Onun ötesiyle de yakından ilgilenmeye başladık. Bölgedeki ekonomik dönüşüme de destek veriyoruz. Sadece, Mısır'a 2 milyar dolarlık kredi imkanı açtık. 1 milyar dolar nakit göndermiş durumdayız. Diğerini de altyapı projelerine sevk ediyoruz, Tunus'a 500 milyon, Libya'ya 200, Yemen'e 100, Kırgızistan'a 106 milyon dolar finansman imkanı sağlamış durumdayız. Bu ülkelerdeki ekonomik dönüşüm de siyasi dönüşüme paralel olmalı. Çünkü ekonomi ve siyaset beraber olmadıktan sonra siyasi dönüşümün başarılı olmasının zor gerçekleşeceğini düşünüyoruz."
     Afrika'nın son derece önemli olduğunu vurgulayan Babacan, 2008'de 12 olan büyükelçilik sayısını, geçen yıl itibarıyla 34'e çıkardıklarını anlattı.
    
     -Hava yollarındaki gelişmeler-
    
     Türk Hava Yolları'nın (THY), İstanbul'dan 35 Afrika şehrine doğrudan uçuş başlattığını da dile getiren Babacan, THY'nin 92 ülkeye uçtuğunu kaydetti. Babacan, uçulan ülke açısından bakıldığında THY'nin dünyanın bir numaraları havayolu olduğunu ifade ederek, "Bugün gerçekten Pegasus, Atlas Jet ve diğer özel havayolu şirketlerine bakın THY'nin 10 yıl önceki durumundan her biri çok daha güçlü kuruluşları haline geldiler. Tek tek 10 yıl öncesinin THY'den daha iyi durumuna ulaştılar" diye konuştu.
     Son dönemde Şanghay İşbirliği Örgütü'nün diyalog ortağı olunduğuna dikkati çeken Babacan, "AB inadımız, ısrarımız devam ediyor ama 360 derece her yöne bakmamız gerekiyor. Sadece dar açıdan tek yöne değil 360 derece ufkumuzu geliştirmemiz gerekiyor. Güney Amerika'da yeni büyükelçilikler açtık. Türkiye şu anda yükselen bir bağış yapan ülke. Geçen yıl 1 milyar 300 milyon dolar dışarıya nakit hibe bağışımız oldu. Verdiğimiz krediler hariç. Krediyi sübvanse ediyorsak, sübvanse kısmını bağış yazıyoruz" şeklinde konuştu.
    
     -Türkiye'de istihdam artışı ABD ve AB'de istihdam kaybı-
    
     Babacan, Türkiye'nin geleceğe yönelik vizyonuyla, hükümeti, iş dünyası ve sivil toplumuyla el ele vererek, son 10 yılda gerçekten büyük başarılar elde ettiğini söyledi. Son 3 yılda bile Türkiye'nin hem hızlı büyüyen hem istihdam üreten hem de borcunu milli gelire oranla düşüren bir ülke olduğunu belirten Babacan, şöyle dedi:
     "Sadece 3 yılda istihdamımız 4 milyon 700 bin arttı. Aynı dönemde ABD'deki istihdam kaybı 5 milyon, AB'deki ise 6 milyon oldu. Son bir yılda oluşan istihdamın yarısını kadınlar oluşturuyor. Enteresan tablo. Özellikle 2009'da başlattığımız kadınların ilk işe girerken 3-4 yıl gibi süre sigorta primini bizim hazine olarak ödüyor olmamız, kadınların iş gücüne girmesinde maliyetleri düşürdü. Yüz binlerce kadın vatandaşımız çalışmaya başladı."
     Babacan, her zaman uzun vadeye odaklandıklarını dile getirerek, bu çerçevede enteresan politikalar uyguladıklarını anlattı. Türkiye'nin 2010-2011'de çok hızlı büyüdüğüne dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:
     "Ama baktık ki, büyümenin kompozisyonunda iç tüketimde ağırlık var. İç tüketim de bankadan kredi çekip de harcamak suretiyle oluyor. Kredi kartı arttıkça harcamak daha kolaylaşıyor. Kredi kartı olsun, nakit kart olsun, bunlar da teknolojinin gerçeği, bunların kullanımını kısıtlayamazsınız. Biz ne yaptık- 2012 yılında tüketici kredileri üzerinde kredi hacmi artışında makro tedbirlerle kısıtlamaya gittik. Bankaların kredi hacmindeki hızını sınırladık. Avrupalı, ABD'li dostlarımız, bunu dinlediği zaman anlamakta güçlük çekiyorlar, 'Biz tüketimi teşvik için 40 takla atıyoruz siz tam tersine tüketimi yavaşlatmaya çalışıyorsunuz' diyorlar."
     Uzun vadede bakıldığı için bu uygulamayı hayata geçirdiklerini anlatan Babacan, "Biz bugünü kurtarmak istesek çok kolay. Muslukları açarsanız, halkımız da hazır geleceğe güveniyor. İstikrar da var. Büyüme hızını çok farklı noktaya getirirsiniz ama ilerideki istikrarınıza, büyüme oranlarınıza ciddi zarar verebilir" diye konuştu.
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 181 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir