TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner: -"Başta sanayi olmak üzere sektörlerin rekabet gücünü…

  • Yazı boyutu
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner:
  -"Başta sanayi olmak üzere sektörlerin rekabet gücünü…

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner: -"Başta sanayi olmak üzere sektörlerin rekabet gücünü artırabilmek için kaliteli enerjinin uygun fiyattan temin edilebilmesi ve verimli kullanılabilmesi gerekmektedir"

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Başta sanayi olmak üzere sektörlerin rekabet gücünü artırabilmek için kaliteli enerjinin uygun fiyattan temin edilebilmesi ve verimli kullanılabilmesi gerekmektedir" dedi.
     Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan "World Energy Outlook 2012" raporunun, TÜSİAD işbirliğiyle gerçekleştirilen Türkiye tanıtımı toplantısında konuşan Boyner, IEA projeksiyonlarına göre gelecek dönemde enerji politikalarında öne çıkan konuların, petrol ve doğal gaz üretiminin ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde yeniden canlanması, bu doğrultuda üretim ve tüketim yapılarının değişmesi, ülkelerin nükleer enerjiden çekilme kararları, enerji fiyatlarında meydana gelen yükseliş ve aşırı oynaklık ile bütün bunların da bir sonucu olarak enerji verimliliğine yöneliş olacağını söyledi.
     Projeksiyonlar çerçevesinde bir diğer önemli gelişmenin de Çin, Hindistan ve Ortadoğu ülkelerinde yükselen yaşam standartlarına paralel olarak 2035 yılına kadar enerji talebinin 3'te 1'in üzerinde artması olduğuna işaret eden Boyner, enerji arzı açısından bakıldığında petrol ve gaz üretiminde yeni teknolojilerin yardımıyla özellikle Amerika'da kaya gazı konusunda sağlanan gelişmelerin küresel enerji arzını doğrudan etkilediğini ve Avrupa'nın elektrik üretiminde kömür gibi görece daha ucuz ancak sera gazı salınımlarını artırıcı bir kaynağa yönelimine neden olduğunu ifade etti.
     Boyner, Türkiye'nin birincil enerji tüketiminde 21. sıraya gelse de OECD ülkeleri içerisinde geçen 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke olduğunu kaydetti.
     Türkiye'nin artan talebine paralel olarak enerjinin arz güvenliğinin dengeli bir bileşim ve rekabetçi fiyatlarla sağlanmasının sürdürülebilir kalkınma açısından gelecek kuşaklara karşı en önemli sorumluluklar arasında bulunduğunu vurgulayan Boyner, "Bu nedenle başta sanayi olmak üzere sektörlerin rekabet gücünü artırabilmek için kaliteli enerjinin uygun fiyattan temin edilebilmesi ve verimli kullanılabilmesi gerekmektedir"
    
     -"Yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan yeterince faydalanamıyoruz"-
    
     Denklemin bir yanında enerjide arz güvenliği çerçevesinde kömürle çalışan termik ve büyük hidroelektrik santralleri bulunduğunu belirten Boyner, "Söz konusu termik santraller, görece daha ucuz enerji sağlıyor, ancak karbondioksit emisyonlarını artırıcı etki yapıyor. Hidroliğe baktığımızda da mevcut planlamaların 2020'li yıllarda bu potansiyelin tamamının kullanılmasını hedeflediğini görüyoruz. Diğer yanda ise karbon içerikli olmakla birlikte daha temiz ancak ithalat talebini önemli ölçüde artıran doğalgaz bulunmakta. Halihazırda ülkemiz dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğalgazda Çin'den sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomi olmuştur. Bütün bu gelişmelere rağmen, yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan yeterince faydalanamıyoruz. Şu an itibarı ile 2020 yılı için koyduğumuz rüzgar ve güneş enerjisi hedeflerine ulaşmamız zor gözüküyor. Hem cari denge, hem de sürdürülebilir kalkınma açısından yenilenebilir enerji başta olmak üzere yerli kaynaklarımıza yatırıma hız verilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
     Türkiye'de enerjide arz güvenliğini sağlamak için planlanan üretim ve altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydeden Boyner, şöyle devam etti:
     "Bu yatırımların gerçekleştirilebilmesi için önemli bir ön koşul da uzun vadeli öngörülebilirliktir. Bu çerçevede, son dönemde piyasanın liberalleştirilmesi yönünde atılan adımları memnuniyetle karşılamaktayız. Uzun vadeli öngörülebilirliğin sağlanması için de serbest piyasa dahilinde referans bir fiyatın oluşması kritik öneme sahiptir. Enerji borsası, bu referans fiyatın şeffaf ve piyasa temelli bir çerçevede oluşmasının en verimli yoludur.
     Bugüne kadar Türkiye'de enerji borsasının kurulması için birçok önemli adım atıldı. Bu borsanın kurulmasına yönelik TEİAŞ ve Avrupa Enerji Borsası arasında bir mutabakat protokolü de imzalandı. Bu protokol ile, Türkiye'nin enerji borsasının tasarımında Avrupa'daki örneklerden faydalanılacağını ve Türkiye'nin koşul ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak en doğru sistemin uyarlanacağını umuyoruz. Söz konusu borsanın oluşturulma aşamasında bu sistemi kullanacak ve içinde yer alacak paydaşlar ile diyalog mekanizmasının geliştirilerek devam etmesi arzusundayız."
    
     -"Elektrik piyasası üretim özelleştirmelerinin ivedilikle tamamlanması gerekmektedir"-
    
     Uzun vadeli öngörülebilirlikte piyasanın düzgün işleyişinin temin edilmesinin bir diğer önemli unsur olduğunun altını çizen Boyner, şunları kaydetti:
     "Bunun gerçekleştirilmesinde önemli bir adım olarak gördüğümüz Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı Taslağı ve 4646 Sayılı Doğal Gaz Kanun Tasarısı Taslağının 2012 yılının başında serbestleştirilmesi sürecinde tüm paydaşların görüşüne açılmış olması memnuniyet vericidir. Ancak enerji sektörünün tüm paydaşları açısından büyük önem arz eden kanunların nihai hale getirilmesi sektörün tüm oyuncularının önünü görebileceği bir ortam yaratılması açısından kritik öneme sahiptir.
     Bununla birlikte, elektrik piyasası üretim özelleştirmelerinin de ivedilikle tamamlanması gerekmektedir. Ancak, özelleştirme uygulamalarının piyasa mekanizmalarını bozucu, rekabeti ve tüketici haklarını kısıtlayıcı etkisi olmaması ve verimlilik artışı odaklı olmasına dikkat edilmelidir. Türkiye sanayisinin uzun dönemli rekabet gücü bu vizyona kritik derecede bağımlıdır."
     Bugün ülkelerin en önemli hedeflerinden birinin enerjinin arz güvenliğinin ve sürdürülebilirliğinin sağlanması olduğuna dikkati çeken Boyner, "Ayrıca iklim değişikliği ve artan çevre duyarlılığı karşısında yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilebilmesi için düzenlemelerin öneminin de altını çizmek isterim. Bunların gerçekleştirilebilmesi, ancak rekabet ve yatırım ortamını kuvvetlendirecek yapısal reformlar ile mümkün olabilecektir. Güvenle ifade edebilirim ki, bu koşullar sağlandığı takdirde Türkiye özel sektörü enerji yatırımlarını hızla devreye sokacak kapasiteye sahip durumdadır" diye konuştu.
    
    
    

Bu haberi 128 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir