TÜSİAD YİK Toplantısı

  • Yazı boyutu
TÜSİAD YİK Toplantısı

TBMM Başkanı Cemil Çiçek: (3)"Terörün ağrı kesici hap cinsinden çözümü yoktur. Kim bunu söylüyorsa, terörü anlamamış demektir. Boş yere topluma ümit pompalıyor"

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, terörün ağrı kesici hap cinsinden çözümünün olmadığını belirterek, "Kim bunu söylüyorsa, terörü anlamamış demektir. Boş yere topluma ümit pompalıyor" dedi.
     Çiçek, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 50 yıla yakın zamandır terörün her türlüsünün acısını çeken bir ülke olduğunu, bugün de birçok sebepten dolayı gündemin ön sırasında yer aldığını söyledi.
     Terörün olumsuz anlamda tesir katsayısı en yüksek olay olduğuna dikkati çeken Çiçek, başka bir fecaat, depremin, başka türlü afetin bile toplumda bu kadar derin sarsıntı yaratmadığını ifade etti. Çiçek, "En azından diyoruz ki bu takdir-i ilahidir. Kendimize düşen kusurlar varsa, bunlar ayrı... Ama neticede bir fay tabakası üzerindeyse ülkemiz, bunu değiştirme imkanımız yok. Olsa olsa bundan ders çıkarıp statik hesabımızı, şehirleşmemizi, herşeyimizi ona uygun yapmamız lazım. Ama olumsuz anlamda tesir katsayısı en yüksek bela, çağın vebası bu terördür" şeklinde konuştu.
     Dar bir çevrenin dışında terör olgusunun bütün boyutlarıyla, bütün derinlikleriyle tam olarak algılanamadığını ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:
     "Terör meselesi, bir devlet sorunudur. Bunu böyle kabul etmediğiniz takdirde, bu iç politikada polemik konusu olur. Geçmişte oldu. Yani bir iktidarla sınırlı değildir. Bugün iktidar değişse başka biri gelse de dağdakiler 'eyvallah falanca gitti, ben silahımı bırakıyorum, patlayıcıları toprağa gömüyorum' diyecek noktada değildir. Devletin sorunudur. Türkiye'de geçmişte her ay yapılan, şimdi iki ayda bir yapılan Milli Güvenlik Kurulu Toplantıları'na katıldım. Hiçbir Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı yoktur ki birinci gündem maddesi terör ve güvenlik sorunları olmasın. Bu konu, bir iktidar sorunu değil. İktidarların sorumluluğunu bir tarafa bıraktığımdan değil. Hiçbir iktidarın yapamadığı varsa, onlara mazeret bulma anlamında da söylemiyorum. Onları değerlendiririz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle bir sorunu var. Bu konuya devlet sorunu olarak yaklaşmakla, iktidar sorunu olarak yaklaşmak arasında çok ciddi fark var. Birincisi budur. İki; terör konusu partiler üstü bir meseledir. Bunu anlamayan ülkeler, terörün acısını uzun süre çekmişlerdir. Ne zaman ki bu partiler üstü bir mesele olarak mütalaa edilmiştir, o zaman ortak tavır, ortak politikalar geliştirmek çok daha kolay olmuştur, terörde de belli bir başarıyı elde etmişlerdir. Bunlar da demokratik ülkelerdir. Bu da bir başka tespit... Demokrasinin olmadığı ülkelerin terörle mücadelede elde ettiği başarıyla demokratik ülkenin elde ettiği başarı arasında çok büyük fark var. Demokrasiyle idare edilen ülkeler, bu başarıyı daha erken, daha az maliyetle yakalamışlardır. Türkiye de tercihini demokrasiden yana yaptığına göre çözümü, demokrasi, hukuk devleti içinde olacaktır. Üçüncüsü; terör konusu, mevsimlik bir mücadeleyle çözülecek bir konu değildir. Yaz geldiğinde çaba sarf edilecek, ekim, kasım ayından itibaren askıya alınacak bir konu değil. Onun için devamlı bir mücadele gerektiriyor. Terör konusunda bir başka husus, bunun Baralgin, Novalgin cinsinden, ağrı kesici hap cinsinden çözümü de yoktur. Kim bunu söylüyorsa, terörü anlamamış demektir. Boş yere topluma ümit pompalıyor. Karamsarlık için söylemiyorum. Bu konuda ne kadar realist olabilirsek, ayağı basan tedbirleri de ancak o zaman alabiliriz."
    
     -"Terörü konuşmak yerine birbirimizi konuşuruz"-
    
     Çiçek, Meclis'in 1 Ekim'de toplanacağını, 17 Ekim'in de hudut ötesi operasyonlara yetki veren tezkerenin yeniden gündeme geleceği zaman dilimi olduğunu hatırlatarak, yani 17 Ekim'den önce eğer hükümet tezkerenin bir yıl daha uzatılmasını istiyorsa bunu Meclis'e getireceğini, kendisinin de bunun Meclis'e geleceğini tahmin ettiğini söyledi.
     Bugünkünden daha olumlu şartlarda bile süre uzatıldığına göre bölgedeki gelişmeler de dikkate alındığında bu tezkerenin bir yıl daha uzatılabileceğini ifade eden Çiçek, bu konunun Meclis'te konuşulması gerektiğini vurguladı.
     Konunun iki türlü konuşulabileceğini kaydeden Çiçek, "Bir; genel söylem... Böylesine can yakıcı, 40-50 yıldır bölücü, ayrılıkçı terör açısından bakıyorsak 30 yıldır konuştuğumuz konuyu bir bölü bir milyon ölçeğinde konuşuyoruz. Halbuki geldiğimiz nokta, bu sorunun tüm siyasi partiler açısından, bu işe kafa yoranlar açısından bir bölü bin ölçeğine indirilmesi lazım. Bu ölçeğe bunu indirelim ki ortak noktaları bulalım" şeklinde konuştu.
     Ortak noktalardan yola çıkarak Türkiye'nin tedbir geliştirebileceğinin altını çizen Çiçek, "Aksi takdirde birimizin tedbir olarak getirdiğini, öbürü iç siyasette başka bir maksatla kullanır. O zaman biz terörü konuşmak yerine, birbirimizi konuşuruz" dedi.
    
     -"Eksikliği yerine magazin yönüne çekiliyor"-
    
     Türkiye'nin tartışırken yaptığı en büyük hatanın, düştüğü en büyük tuzağın konuyu değil konuşanı konuşmak olduğunu ifade eden Çiçek, "En son açıklamada da bu oldu. Ben birşey söyledim. Eksik, yanlış... İlk defa da birşey söylüyor değilim. Partilerimizin seçim beyannameleri... Parti yetkililerimizin birarada çözüm bulma ifadelerinden, iradelerinden yola çıkarak... Ülkede hiçbir şey yapılmadı değil, çok şey yapıldı. Bundan sonra yapılacak" diye konuştu.
     Tedbirlerin yanlışlığı, eksikliği yerine magazin yönüne çekildiğini belirten Çiçek, "Tabii teklif sahibinin kişiliği de konuşulabilir, konuşulmaz diye birşey yok. Ama konuyu değil de onu konuşursanız yanaşacağınız liman farklı olur. Karaköy'e yanaşacağınıza Kadıköy'e yanaşırsınız. Halbuki biz buraya yanaşmak istiyoruz" yorumunu yaptı.
     TBMM Başkanı Çiçek, yeni anayasanın önemli olduğunu, bir kısım taleplerin gündeme geldiğini, bunların anayasayla bağlantısı bulunduğunu, ülke bu bedelden kurtulacaksa anayasanın bir tartışma zemini oluşturduğunu kaydetti.
     Terör eylemleri başladığı zamandan itibaren "bir avuç insan, bir avuç kişi" denildiğini, basına yansıyan telaffuz edilen rakamların da "3-5 bin kişi" olduğunu söyleyen Çiçek, "(Terazinin kefesinde 3-5 bin kişi... Öbür tarafta da bu kadar güçlü bir ordu, bu kadar başarılı bir güvenlik gücü... Nasıl oluyor da Türkiye bu 3-5 bin kişinin üstesinden gelemiyor-) Meseleyi bu çerçevede tartıştığınız zaman kurumlarımıza güven azalır, kurumlarımızın, insanlarımızın yaptığı fedakarlığı yeteri kadar anlayamayız. Onlarla ilgili tereddütler hasıl olur" şeklinde konuştu.
    
     -"Terörle dış politika arasında doğrudan bağlantı"-
    
     Cemil Çiçek, halbuki öncelikle üzerinde durulması gereken konunun terörle dış politika arasında doğrudan bağlantı olduğuna dikkati çekerek, bu bağlantı ne kadar iyi kurulabilirse, ne kadar soğukkanlı analiz edilirse bir kısım sorunları çözmede ayağın daha sağlam yere basacağını söyledi.
     Bu durum karşısında "kim, hangi ülke" sorusu sorulduğunun altını çizen Çiçek, "Bu bazen en yanı başımızdakilerdir, bazen aynı ittifak içinde olduklarımızdır. Ama bu işi biz çözeceğiz. Biz kendi ülkemizin ister terör, ister başka bir sorununu başkasından gelecek desteğe, yardıma, katkılara bağlayamayız. Onlar gele dursun. Şu ana kadar olanlardan en çok katkı verdiklerini söyleyenler bile vermesi gerekenlerin onda birini vermemişlerdir" yorumunu yaptı.
     Bunun da söz konusu sorunu ancak Türkiye'nin çözeceği sonucuna götürdüğünü dile getiren Çiçek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     "Nasıl çözeceğiz- Yan yana gelerek, birlikte tavır alarak çözeceğiz. Sorunlar, hepimizi etkiliyor. Bu sorunları çözmede yan yana gelmede aramıza mesafe koymamalıyız. Aramıza mesafe koyarsak, o zaman konuşamayız, anlaşamayız. Birbirimizi de anlayamayız. O nedenle diyorum ki işte yeni anayasa, çözme ihtiyacı duyduğumuz konuları birlikte çözüme kavuşturabileceğimiz güzel bir platform... Partilerimiz bu sürece ne kadar destek verirse, sivil toplum ve Meclis dışındaki partiler bu talebi ne kadar canlı tutarsa biraz ona bağlı. Yani doğrusunu isterseniz şimdi sivil toplum gibi değil, baskı grubu gibi siyasetin üzerine baskı kurulması olumlu. Demokratik anlamda baskı kurulması gerekmektedir. Bu dönemde biz bu işi muhakkak iyi şekilde başarmak mecburiyetindeyiz. Ben inanıyorum. Buna imkanımız, fırsatımız var. Bunu heba etmemek lazım. Türkiye, bir daha bu fırsatı bulamayabilir."
    
     -"AB projesi, Türkiye için önemini koruyor"-
    
     TBMM Başkanı Çiçek, konuşmasında TÜSİAD'ın kurulduğu günden beri Türkiye'nin önemli sorunlarıyla ilgili ciddi anlamda çabaları, gayretleri, çalışmaları olduğunu, çok sayıda raporlar hazırladığını, kendisinin de bu çalışmaları hep takip ettiğini, TÜSİAD'ın aynı zamanda yeni anayasa konusunu Türkiye'de ilk gündeme getirenlerin arasında yer aldığını vurguladı.
     AB projesinin Türkiye için önemini koruduğunu da dile getiren Çiçek, şunları kaydetti:
     "Bugün ikinci plana düşüyor olması, birçok sebeptendir. Bizden kaynaklanan faktörler olabilir. Ama bizim dışımızda da AB ülkelerinin olumsuz tavırları, yapılan birtakım siyasi açıklamalar, önceden söz verilen statünün bir başka statü noktasında konuşuluyor olması... AB'yi liderler seviyesindeki politikacılar kurmuştu. Bugün Avrupa'da o çapta liderlerin olmayışından kaynaklanan, vizyon eksikliğinden kaynaklanan AB'nin de çektiği sıkıntılar vardır. Halbuki Türkiye'nin AB'ye neler katacağını onların da görmesi lazım. Türkiye'nin üyeliğini, kendi iç politikalarının malzemesi yapmaması gerekir. Bugün ikinci planda gözüküyor olsa bile Türkiye'nin reform, yenileşme ihtiyacı, kendini yenileme mecburiyeti çok açık ortadadır."
    
     (Sürecek)
    
    


Bu haberi 267 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir