TÜSİAD 43. Olağan Genel Kurulu -TÜSİAD Başkanı Boyner: (2) -"Eğilip bükülmememiz, her koşulda…

  • Yazı boyutu
TÜSİAD 43. Olağan Genel Kurulu
  -TÜSİAD Başkanı Boyner: (2)
  -"Eğilip bükülmememiz, her koşulda…

TÜSİAD 43. Olağan Genel Kurulu -TÜSİAD Başkanı Boyner: (2) -"Eğilip bükülmememiz, her koşulda özgür düşünceyi ve duruşu savunmamız, biat ve itaat kültürüne değil tartışma ve fikir çoğulculuğuna inanmamızın semeresini gördük" -"Kendi ayağına dolanacak, kibrin bubi tuzaklı yollarına sürüklenecek bir Türkiye ihtimalinden de kaygı duyuyorum" -"Türkiye ve onu yönetenler mevcut konumlarını aynı zamanda 3. Selim'e kadar giden bir reform arayışının, tanzimat ve ıslahat fermanlarının, meşrutiyet dönemlerinin ve Cumhuriyet'in yarattığı, tanımladığı bir çerçeveye borçlu" -"Kadın olmamı bir zaaf gibi görenlerin haksız ve seviyesiz saldırganlıklarından yılmadım"

Türk Sanayicileri ve İş adamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, eğilip bükülmeme, her koşulda özgür düşünceyi ve duruşu savunma, biat ve itaat kültürüne değil tartışma ve fikir çoğulculuğuna inanmalarının semeresini gördüklerini belirterek, "Türkiye'nin nasıl bir geleceğe sahip olacağını kurgularken, itaat kültürü ile özgür düşünce ve özgür ifade kültürü arasındaki mücadelede hangisinin ağır basacağının asıl belirleyici olacağına ben yürekten inanıyorum" dedi.
     TÜSİAD 43. Olağan Genel Kurulu'nda, ülkenin müreffeh bir geleceğe kavuşmasının en önemli şartı olan yatırım konusunda zirveler düzenlediklerini belirten Boyner, herkese kıvanç veren ekonomiyle ilgili göstergelerin, ülkeyi saran dinamizmin ve ileriye yönelik umut ve hırsın üzerine maalesef işçi ölümlerinin gölgesinin çok sık düştüğünü söyledi.
     Bu rakamların, toplum olarak bireye ve insana verilen ya da verilemeyen değerin aynası olduğuna dikkati çeken Boyner, şunları kaydetti:
     "Günde ortalama 3 işçinin kaza adı verilen, çoklukla Zonguldak'taki maden faciasının da gösterdiği gibi neredeyse taammüden ölüme gönderdikleri için hayatlarını kaybetmelerinin acısını, utancını yüreğimizde duyduk. Hep dile getirdiğimiz birey haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı, yöneticilerin hesap verebilirliğinin esas alınması gibi ilkelerin soyut sayıklamalar olmadığını, bu tür yürek dağlayıcı faciaların engellenmesi için ne kadar somut ve gerekli olduklarının altını çizmeye de devam edeceğiz.
     Kurum olarak saldırılara da uğradık. Bazıları tarihi çarpıtmaktan kaçınmadı. Defalarca düzelttiğimiz olgularda bile yanlışı sürdürebilmeyi içlerine sindirebildiler. Dernek olarak, savunduğumuz ilkeler çerçevesinde veremeyeceğimiz bir hesabımızın bulunmamasının rahatlığıyla hareket ettik. Ben bazen yakışıksız sataşmalara maruz kaldım. Kadın olmamı bir zaaf gibi görenlerin haksız ve seviyesiz saldırganlıklarından yılmadım. Her yerde doğru bildiklerimi ve inandıklarımı söylemeyi sürdürdüm."
     Boyner, vatandaşlar olarak söz söylemek için izin alınması gerektiğini düşünmediklerini dile getirerek, "Ülkenin meselelerinin bizim üzerimize vazife olduğuna inanarak hareket ettik. Zaten eski başkanlarımızdan birinin bir vesileyle söylediği gibi TÜSİAD 'kanarya sevenler derneği' de değildi. Zaman veya zemine göre söylem ve tavır değiştirmeyi düşünmedik ve böyle bir şey hiç yapmadık. Yurt dışında sayısız toplantıya katıldık. Dünyayı sarsan ekonomik krizin akabinde, bildiğimiz düzenin yıkılmasıyla ortaya çıkan şaşkınlığı, yeni bir düzen kurulması için verilen çabaları izledik. Kore'den Meksika'ya, Dünya Bankası toplantılarından Businesseurope tartışmalarına dünya ekonomisinin yönetilmesinde yeni arayışların içinde olduk" diye konuştu.
     TÜSİAD'ın bu çabalara ciddi katkı sağladını ifade eden Boyner, Türkiye ekonomisinin performansı, kredi notunun yükseltilmesi gibi gelişmeler kadar bu yaptıklarının da ülkeye duyulan ilgiyi artırdığını söyledi.
    
     -Biat ve itaat kültürü-
    
     Boyner, Avrupa iş dünyasının Türkiye'yi itici bir üslupla AB dışında tutmaya çalışan siyasetçilerinin ufuksuzluğunun ne kadar ağır bir bedeli olduğunu açıkça gördüğünü vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Abartmadan kayda geçirmeliyim ki, Türkiye'yi düşünmek ve anlamak açısından her bakımdan bir referans noktası olduğumuz da geçtiğimiz üç yılda iyice ortaya çıktı. Öncelikle üyelerimizin temsil etiği ekonomik gücün ağırlığı ve önemini herkes gayet iyi kavradı. Ekonomik konularda dar çıkarların peşinde koşmayıp, ortak ekonomik, sosyal ve siyasi çıkarların avukatlığını ve bekçiliğini yaptığımız daha iyi anlaşıldı.
     Eğilip bükülmememiz, her koşulda özgür düşünceyi ve duruşu savunmamız biat ve itaat kültürüne değil tartışma ve fikir çoğulculuğuna inanmamızın semeresini gördük. Türkiye'nin nasıl bir geleceğe sahip olacağını kurgularken, itaat kültürü ile özgür düşünce ve özgür ifade kültürü arasındaki mücadelede hangisinin ağır basacağının asıl belirleyici olacağına ben yürekten inanıyorum."
    
     -"Cumhuriyeti yeniden inşa ediyoruz"-
    
     Boyner, tarihin gerçekten de hayli kritik bir dönüm noktasında olunduğunu belirterek, "Cumhuriyeti yeniden inşa ediyoruz. Bu inşa çabasının bizi daha demokratik, gerçek anlamıyla laik, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını sağlamış bir düzene götürmesini istiyoruz. Bunu sağlamanın yegane yolu da renkli ve çoğulcu bir tartışma ortamının sürdürülmesinden geçiyor. Göreve gelirken kullanmış olduğum bir deyime dönecek olursam Türkiye açısından mesele 'demokrasi açığı'nın kapatılmasıdır. Bu açığın kapatılması refahımız, huzurumuz ve istikbalimiz açısından cari açığın kapatılmasından daha az önemli değildir.
     TÜSİAD Yönetim kuruluna başkanlık yaptığım bu üç yılın sonunda pek çok bakımdan gidişatı sağlıklı, doğru yerde duran bir Türkiye'de yaşadığımıza inanıyorum. Ancak ne yalan söyleyeyim kendi ayağına dolanacak, kibirin bubi tuzaklı yollarına sürüklenecek bir Türkiye ihtimalinden de kaygı duyuyorum.Türkiye'nin özgüveni yerinde, dünyaya meydan okumaya hazır, küresel ekonominin zorlu koşullarında dişe diş mücadele eden müteşebbisleri var. Dünyanın dört bucağında aslanın ağzındaki işleri kaparken bulundukları yerlerdeki toplumlarla yakın ilişkiler geliştirebiliyorlar. Son otuz yılda artan bir ivmeyle harekete geçen bu çalışma ve iş yapma enerjisi ülkemizin gücünün önemli bir kaynağıdır."
     Boyner, bir diğer kaynağın ülkenin tarihsel kimliği olduğuna dikkati çekerek, "Bu tarihsel kimlik bir geçmiş öykünmesinin çok ötesinde bir öneme ve değere sahiptir. Türkiye'nin bugünkü kimliği, tarihin akışı içinde bu toprakları yönetenlerin yaptığı tercihlerden soyutlanamaz. 2013'te Türkiye, ekonomisiyle, sosyolojisiyle, siyasetiyle dünyanın odağındaysa, coğrafyasının da etkisiyle etrafındaki gelişmeleri etkileyecek bir konumda bulunuyorsa, bunun arka planında kritik dönemlerde gerçekleştirilen radikal değişikliklere tanıklık etmiş hayli özgün o tarih vardır" diye konuştu.
     Türkiye'nin bugünkü başarılarının son on yılın iyi yönetiminin, istikrarının ve toplumsal enerjiyi dizginlerinden boşaltma başarısının bir sonucu olduğunu anlatan Boyner, "Yine de vurgulamak isterim ki, Türkiye ve onu yönetenler mevcut konumlarını aynı zamanda 3. Selim'e kadar giden bir reform arayışının, tanzimat ve ıslahat fermanlarının, meşrutiyet dönemlerinin ve Cumhuriyet'in yarattığı, tanımladığı bir çerçeveye borçlular" dedi.
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 91 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir