TÜRKONFED 9. Olağan Genel Kurulu -TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz: -"Türkiye…

  • Yazı boyutu
TÜRKONFED 9. Olağan Genel Kurulu
  -TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz:
  -"Türkiye…

TÜRKONFED 9. Olağan Genel Kurulu -TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz: -"Türkiye yapısal sorunlarının büyük çoğunu halletmiş olmakla beraber, bölgesel kalkınmışlık farkları ülkenin yapısal sorunlarının önde gelenlerinden biridir" -"Ekonomide yumuşak iniş gerçekleşti. Arabayı kullanmayı becerebileceğimize, ne zaman frene basıp ne zaman durdurabileceğimize dair özgüven Türk ekonomisi için önemli bir kazanç oldu" -"Türkiye'siz AB'nin yeniden yapılanma arayışının gerçekçi olmayacağı kanaatindeyiz"

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Türkiye yapısal sorunlarının büyük çoğunu halletmesine rağmen, bölgesel kalkınmışlık farklarının ülkenin yapısal sorunlarının önde gelenlerinden biri olduğunu belirtti.
     Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı da olan Yılmaz, TÜRKONFED'in 9. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 2007 yılı sonlarından beri içinde olunan küresel krizin, bir finansal kriz gibi görünse de aslında 20 yıla yakın bir süredir globalleşme sürecinde alınması gereken tedbirlerin, kurulması gereken yeni yapıların ihmal edilmesinden kaynaklanan bir süreç olduğunu ifade etti.
     Batı dünyasının yeniden bir ekonomik yapılanma arayışının ortaya çıktığına işaret eden Yılmaz, gelecek dönemde yeni bir anlayışa, yeni bir küresel yönetişim modeline ihtiyaç bulunduğunu, klasik büyüme anlayışıyla mutluluğu ve refahı sağlamanın ve sürdürmenin mümkün olmadığını dile getirdi.
     Avrupa Birliği'nde (AB) ortak mali kural ve bankacılık birliği dışında gerçekleştirilmesi gereken önemli yapısal reformlar olduğunu belirten Yılmaz, "Başarılı bir küreselleşme ve sürüdürülebilir bir refah için dünyanın en önemli prova alanı olan AB'nin başarıya ulaşmasını desteklemek durumundayız ve Türkiye AB'nin bu yeniden yapılanma arayışlarının içerisinde olmak zorunda. Türkiye'siz AB'nin yeniden yapılanma arayışının gerçekçi olmayacağı kanaatindeyiz" diye konuştu.
    
     -"(Bankacılık sektöründe) AB bizim yıllar önce gerçekleştirdiğimiz reformun peşinde"-
    
     Türkiye'nin son 10 yılda önemli bir ekonomik istikrar ortaya koyduğunu kaydeden Yılmaz, "2011 yılından itibaren makro ekonomik riskleri gidermek amacıyla bir dizi istikrar önlemi daha gündeme geldi ve başarıyla uygulamaya kondu. Ekonomide yumuşak iniş gerçekleşti. Arabayı kullanmayı becerebileceğimize, ne zaman frene basıp ne zaman durdurabileceğimize dair özgüven Türk ekonomisi için önemli bir kazanç oldu" şeklinde konuştu.
     Merkez Bankasının dirayetli ve yaratıcı politikaları ile disiplinli kamu maliyesi politikasının altını çizmek gerektiğini söyleyen Yılmaz, 2012 yılında büyümenin yavaşladığını, ancak bu yıl ve bundan sonraki yılın daha da iyi olacağını ve TÜSİAD olarak 2013 yılında büyüme tahminlerinin yüzde 4,3 olduğunu vurguladı.
     En gelişmiş ekonomilerin başına bela olan bankacılık sektörünün Türkiye'nin direnç noktası olduğunu kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Bankacılık sektörü yeniden yapılandırıldığı için Türkiye bu kriz dönemini başarıyla geçti ve şimdi AB bizim yıllar önce gerçekleştirdiğimiz reformun oluşumu peşinde. Güney Kıbrıs Rum kesimi örneğinde de bir kez daha tanık olduk ki bankacılık sektörü ve ekonomi arasındaki ilişki, bir ekonominin çok uzun bir durgunluk dönemine girmesine neden olacak önemli karmaşık ve tehlikeli bağlantılar içeriyor.
     Sektörle ilgili düzenleme ve denetim aksaklıkları ve kısa vadeli fırsat anlayışıyla görmezden gelinen sorunlu konular, çok kısa sürede kamu ve özel sektör bilançolarına sirayet edebiliyor. Bu açıdan bankacılık sektörünün istikrarı ve bunun bir üst katmanı olan finansal istikrarın hiçbir şekilde tehlikeye atılmaması gerekiyor."
    
     -"Orta gelir tuzağında 40 şehir var"-
    
     Türkiye'nin yapısal sorunlarının büyük çoğunu halletmiş olmakla beraber bölgesel kalkınmışlık farklarının ülkenin yapısal sorunlarının önde gelenlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:
     "Maalesef Türkiye'de bölgesel kalkınma ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmasında henüz arzu ettiğimiz başarıyı sağlayabildiğimizi söyleyemeyiz. Türkiye'de dünyanın en büyük ekonomileriyle yarışan, sanayileşmiş, gelişmiş, orta gelir tuzağı riski olmayan 14 şehrimiz var. Belirli bir gelir seviyesine sıkışıp kalan orta gelir tuzağında ise 8-10 bin dolar aralığında 40 şehir ve maalesef özellikle yoksulluk düzeyinde orta düşük gelir grubunda da 27 şehrimiz var.
     Ülkemizdeki bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmadıkça, sürdürülebilir büyümeyi, hatta huzuru ve istikrarı sağlamamız mümkün değil. Buna yönelik politikalar ve mekanizmalar üzerinde ciddi şekilde düşünmek, bu hedefe yönelik doğru adımları sonuna kadar desteklemek niyetindeyiz. Bu politikalar sadece kamu vasıtasıyla oluşturulduğu ve yürütülmeye çalışıldığı zaman başarısı sınırlı kalacağından herkesi sorumluluğa davet ediyorum."
     Bu konudaki başarının en önemli anahtarlarından birinin Türk iş dünyasının elinde olduğunu belirten Yılmaz, iş dünyasının bölgesel ve sektörel düzeyde örgütlenmesinin en önemli örneği olan TÜKRKONFED'e de büyük bir sorumluluk düştüğünü söyledi.
     Yılmaz, AB ile donmuş müzakere sürecinin ilk olarak bölgesel politikalar başlığı ile açılacağının işaretlerini aldıklarını, bu noktada TÜRKONFED'in hazırlıklarını tamamlamış olması gerektiğini de sözlerine ekledi.
    
    
    

Bu haberi 194 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir