Tüketici Ürünleri Forumu Küresel Zirvesi -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: (2) -"Özellikle son…

  • Yazı boyutu
Tüketici Ürünleri Forumu Küresel Zirvesi
  -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: (2)
  -"Özellikle son…

Tüketici Ürünleri Forumu Küresel Zirvesi -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: (2) -"Özellikle son yıllarda G20'nin önemi çok daha fazla kavrandı. Bütün değerler, burada samimi bir ortak çaba içerisine girdi" -"Herkes şunun farkına vardı; kim kendisine ayrıcalık yapmak isterse, kim kurnazlık yapmak, öne çıkmak, kendisi açısından 'acaba ben bir fırsatçılıktan istifade etmek isterim' derse, bu sadece kendisinin değil, bütün herkesin felaketi olmakta" -"Deneyimler şunu göstermiştir ki kimse tek başına bir yere varamaz. Hep beraber ya olunacak, hep beraber ya batılacak" -"Dolayısıyla böyle bir ortak çaba içinde olunca da inanıyorum ki kısa süre içinde daha olumlu göstergeler ortaya çıkacaktır"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, özellikle son yıllarda G20'nin öneminin çok daha fazla kavrandığını ve bütün değerlerin burada samimi bir ortak çaba içerisine girdiğini vurgulayarak, "Herkes şunun farkına vardı; kim kendisine ayrıcalık yapmak isterse, kim kurnazlık yapmak, öne çıkmak, kendisi açısından 'acaba ben bir fırsatçılıktan istifade etmek isterim' derse, bu sadece kendisinin değil, bütün herkesin felaketi olmakta" dedi.
     Tüketici Ürünleri Forumu Küresel Zirvesi'nin açılış konuşmasını yapan Gül, G20 Zirvesi'nin iyi bir platform olarak zor günlerden çıkmanın aracı olacağını ümit ettiğini söyledi.
     Özellikle son yıllarda G20'nin öneminin çok daha fazla kavrandığını ve bütün değerlerin burada samimi bir ortak çaba içerisine girdiğini ifade eden Gül, şöyle konuştu:
     "Herkes şunun farkına vardı; kim kendisine ayrıcalık yapmak isterse, kim kurnazlık yapmak, öne çıkmak, kendisi açısından 'acaba ben bir fırsatçılıktan istifade etmek isterim' derse, bu sadece kendisinin değil, bütün herkesin felaketi olmakta. Bu, uzun çalışmaların ve uzun denemelerin neticesinde ortaya çıktı. Onun için hepimizin daha iyimser olma, beklentiler açısından daha olumlu şeylerin olabileceğine inanmaya gerçekten birçok gerekçelerimiz vardır. Bu deneyimler şunu göstermiştir ki kimse tek başına bir yere varamaz. Hep beraber ya olunacak, hep beraber ya batılacak. Dolayısıyla böyle bir ortak çaba içinde olunca da inanıyorum ki kısa süre içinde daha olumlu göstergeler ortaya çıkacaktır."
    
     -Yükselen piyasa ekonomileri...-
    
     Son 50 yılda dünya ekonomisinin çeşitli ülke grupları arasındaki gelir dağılımında büyük değişiklikler yaşandığına değinen Gül, 1960 ile 1985 yılları arasında küresel ekonomik hasılanın yaklaşık üçte ikisinin gelişmiş ülke ekonomileri tarafından üretildiğini, bu oranın zaman içinde gerilemeye başladığını söyledi.
     Küresel ekonomik krizin etkisini iyice hissettirdiği 2008 yılında yüzde 56 olan oranın, bu yıl itibarıyla yüzde 50'ya gerilediğini ifade eden Gül, buna karşılık yükselen piyasa ekonomilerinin 1960'larda sadece yüzde 17 olan küresel ekonomik hasıla içindeki payının 2013 yılı itibarıyla yüzde 50'ye yükselmesinin beklendiğinin altını çizdi.
    
     -"Türkiye, yükselen ekonomiler arasında müstesna yere sahip"-
    
     Bu trend böyle devam ettiği takdirde, 2030 yılı itibarıyla yükselen piyasa ekonomilerinin küresel hasılanın yaklaşık üçte ikisini üreteceğinin tahmin edildiğine dikkati çeken Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     "Bu veriler ışığında, dünya ekonomisinin geleceği bakımından yükselen piyasa ekonomilerinin oynayacağı kritik rol aşikardır. Türkiye, söz konusu yükselen ekonomiler arasında müstesna bir yere sahiptir. Ülkemiz, her geçen gün dinamizm kazanan ekonomisiyle hem kendini hem etrafında yer alan kritik coğrafyaları dönüştürebilecek vizyon ve potansiyele sahiptir. Avrupa'da yaşanan derin ekonomik kriz ve Ortadoğu'da cereyan eden büyük halk hareketlerine rağmen, Türkiye büyümeye, kalkınmaya devam etmektedir. Bu başarının arkasında ne yatmaktadır- Bugün son 4-5 yıldır süren küresel ekonomik krize rağmen, Türk ekonomisinde görülen ekonomik istikrar, sıkı mali disiplin, hızlı büyüme ve güçlü bankacılık sektörünün ardından 2001 yılından itibaren hayata geçirilen iktisadi, siyasi ve hukuki reformlar yatmaktadır. 2008 yılına geldiğimizde Türkiye, sağlam bir kamu maliyesi ve güçlü bir bankacılık sistemine sahiptir. 2009 yılında küresel krizin en yoğun olarak yaşandığı dönemde, pek çok Avrupa ülkesinde hükümetler kamu harcamalarını ve bütçe açığını artırarak krizden çıkmak gibi çözüm arayışındayken, Türkiye'de bunun tam tersi bir strateji izlendi."
    
     -"Herkese deneme yanılma yoluyla gitmeyeceğimizi söyledik"-
    
     Cumhurbaşkanı Gül, 2009 yılında 3 yıllık orta vadeli programın açıklandığını ve 3 yıl içinde mali disiplinin nasıl güçlendirileceğine ilişkin bir perspektif ortaya konulduğunu hatırlatarak, "Aslında burada yaptığımız şuydu; olabildiğince şeffaf olmaya çalıştık. Türkiye'nin geleceğinde ne yapacağımızı, nasıl hareket edeceğimizi bütün dünyaya ilan ettik. En azından 3 yıl için ilan ettik. 3 yıl bittikten sonra, buna yine aynı şekilde devam ediyoruz. Biz herkese deneme yanılma yoluyla gitmeyeceğimizi söyledik. 'Biz 3 yıl içinde şunu şunu yapacağız' diye..." şeklinde konuştu.
     Bunun çok büyük avantajlar getirdiğinin bugün açıkça görüldüğünü vurgulayan Gül, birçok ülkenin bu süreçte tam tersine daha az şeffaf olduğunu, deneme yanılma yoluyla sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi hareket edilmeye başlandığını ve sonuçta çok daha büyük problemlerin ortaya çıktığını söyledi.
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 104 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir