TKYD Başkanı Gür Çağdaş, AA Finans Masasına konuk oldu -"İkinci bir not arttırımı Moody's'ten…

  • Yazı boyutu
TKYD Başkanı Gür Çağdaş, AA Finans Masasına konuk oldu
  -"İkinci bir not arttırımı Moody's'ten…

TKYD Başkanı Gür Çağdaş, AA Finans Masasına konuk oldu -"İkinci bir not arttırımı Moody's'ten eninde sonunda gelecek" -"Türkiye'de sermaye piyasaları, ülkenin son 10 yılda gösterdiği ekonomik performansın biraz gerisinde kaldı" -"Yeterince şeffaf olmayan, kamuyu aydınlatamayan şirketlerin gelişemeyeceğini önümüzdeki dönemde göreceksiniz" -"Türkiye bölgesinde yükselen güç olarak kaynak çekmeye devam edecek"

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD) Başkanı ve Garanti Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili Gür Çağdaş, Türkiye'nin ekonomik performansıyla not arttırımını çoktan hak ettiğini belirterek, ikinci bir not arttırımının Moody's'ten eninde sonunda geleceğini kaydetti.
     Anadolu Ajansı (AA) Finans Masasına konuk olan Çağdaş, Anadolu Ajansı'nın Türkiye'nin çok önemli bir markası olduğunu ve yapılan işlerin stratejik anlamda önemi bulunduğunu, finansal iletişimin artık olduğundan çok daha ciddi önem arz ettiğini belirterek, AA Finans Terminali'nin hayata geçirilmesinin stratejik olarak çok önemli olduğunu kaydetti.
     Derecelendirme kuruluşlarının not arttırım kararlarının sermaye akışını nasıl etkilediği sorusuna Çağdaş, Türkiye'nin içinde bulunduğu konjonktür ve ekonomik performansıyla not arttırımını çoktan hak ettiğini belirterek, ikinci bir not arttırımının Moody's'ten eninde sonunda geleceğini çünkü, Türkiye'ye ilginin giderek artacağını, ciddi sermaye girişinin olacağını anlattı.
     Paradan para kazanma zorlaştığı için artık daha çok sabit sermayeye yatırım geleceğini belirten Çağdaş, yeni dönemde portföylerin içinde değişken getirili enstrümanların olması gerektiğini, hisse senedini sadece alım satımı yapılan bir meta olarak görmemek gerektiğini, uzun vadeli bir yatırım aracı olduğunu ve hisse senedi yatırımı yaparken mutlaka biriktirme mantığıyla hareket etmek gerektiğini söyledi.
     "Uzun vadede baktığınızda hisse senedi portföyünün belli bir dönem sonunda para kazandığını görürsünüz. Daha alım satım işinden para kazananı görmedim. Kim ki portföyünü uzun vadeli tutmuştur, o yatırımcı para kazanmaya devam etmiştir" diyen Çağdaş, bu yıl İMKB'nin ciddi performans gösterdiğini, bunun ekonomik performansın sonucu olduğunu, bu performans çerçevesinde önümüzdeki dönemde de hisse senedinin talep görmeye devam edeceğini, borsanın genişleyerek piyasa hacminin de büyüyeceğini dile getirdi.
     Çağdaş, endeksin yükselen grafiğinin, Türkiye'nin ekonomik performansını açıklayan yapıda olduğunu, düzeltmelerin gelebileceğini, bunun normal olacağını, İMKB'de sistemin üzerinde yapısal bir risk görmediğini kaydetti.
     Mevcut ekonomik ortamda daha fazla faiz indirimini gerekli kılacak bir durumun bulunmadığını da söyleyen Çağdaş, "Merkez Bankası son derece olması gerektiği gibi bir politika izliyor. Önümüzdeki günlerde ABD'deki borç tavanının artması belirleyici olacaktır. Piyasa tabii belirsizlik sevmez. Benim şahsi tahminim borç tavanının artması konusunda uzlaşmaya varılacağı yönünde" dedi.
     BES ile ilgili olarak da sistemin Türkiye'nin tasarruf sorununa kesinlikle çare olacağını, Türkiye'deki tasarruf birikiminin GSMH'nin yaklaşık yüzde 12,5'i civarında olduğunu, sürdürülebilir büyüme için mutlaka üretme ve tasarruf etmek gerektiğini ifade ederek, "Bu, biraz da Türkiye'nin şartlarından kaynaklanıyor. Türkiye çok uzun yıllar yüksek faiz ve enflasyonla boğuştu. Bu çerçevede yüksek faiz ödedi. Hal böyle olunca bireysel yatırımcı, yatırımına gecelik yüzde 50 aldığı zaman başka bir şey yapmasına gerek kalmıyordu. Dolayısıyla böyle bir kültür oluşmadı. Ama bu dönüşüm kesinlikle başladı. BES de bunun en önemli ayaklarından birisidir" diye konuştu.
     BES'e yüzde 25 devlet katkısının da çok önemli olduğunu belirten Çağdaş, "Sadece buradan bakıldığında bile yüzde 25 getiri demektir ki bugün Türkiye'de hiçbir yerde böyle bir getiri bulunmamaktadır. BES, tasarruf hacimlerini önemli miktarda değiştirecek. Şu anda Türkiye'de sistemde 18,5-19 milyar lira civarında birikim ve 3 milyon katılımcı var. Yaptığımız çalışmaya göre 2020 yılında sistemdeki emekli adayı sayısının 8 milyona, birikimin de 220-230 milyar liraya ulaşacağını düşünüyoruz" dedi.
    
     -Sermaye piyasaları geride kaldı
    
     Türkiye'de sermaye piyasalarının ülkenin son 10 yılda gösterdiği ekonomik performansın biraz gerisinde kaldığını, düzgün işleyen sermaye piyasası olmadan sürdürülebilir büyümeyi sağlamanın kolay olmadığını, sermaye piyasalarını daha etkin kılmak amacıyla hükümetin etkin ve geleceğe dönük önemli adımlar attığını ifade eden Çağdaş, "SPK burada ciddi çalışmalar yaptı. Uzun zamandır beklenilen işlerin teker teker hayata geçtiğini görmek bizi sevindiriyor" dedi.
     Yeni Sermaye Piyasası Kanunu ile oluşturulması öngörülen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin amacını, sermaye piyasalarının tek bir elden temsil edilmesi ve etkinliğinin artırılması olarak açıklayan Çağdaş, "Bunun içinde birçok sermaye piyasası kuruluşu, aracı kurumlar, portföy şirketleri, değerleme uzmanları birliği olacak. Biz TKYD olarak bu sektörün ihtiyaçlarını belirleyerek sektör ile otorite arasında bir köprü kurmak, yatırımcıların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çalıyoruz. Birlik olmak hasebiyle bunu çok daha etkin bir şekilde gerçekleşeceğini düşünüyoruz. En geç haziran ayında yapı ortaya çıkmış olur" ifadelerini kullandı.
     TKYD Başkanı, yeni kanunun, piyasanın o anki durumuna, konjonktüre göre ortaya çıkacak ihtiyaçlara yönelik ikincil düzenlemeleri yapma yetkisini SPK'ya bıraktığını, kurulunun da ciddi bir hazırlık içinde olduğunu, ikincil düzenleme kapsamındaki yönetmeliklerin yazıldığını belirterek, "Kanun oldukça büyük bir şekilde açığı kapatacak, ihtiyacı da karşılayacak. Tabii ki Türk Sermaye Piyasaları ekonomik performansın altında kaldı ama bunun gerekçeleri var. Bir tanesi bu, bunun hem genel hukuki altyapıyla desteklenmesi hem de sermaye piyasası mevzuatı anlamında desteklenmesi lazımdı. Şimdi ikisi de oldu. Artık önünde engel yok, bundan sonrasını çok olumlu görüyorum" diye konuştu.
     Dünyadaki portföy yatırımlarını Türkiye'ye çekebilmenin önemli unsurlarından birinin, Türkiye'nin yatırım yapılabilir notunu alması olduğunu belirten Çağdaş, "Sermaye buraya geldiğinde, özellikle portföy yatırımlarına geliyorsa hangi araçlara gelip gireceği de çok önemli, dolayısıyla bunun altyapısının da oluşturulması gerekir, bir iki tane enstrümanla bu olmaz" dedi.
     Çağdaş, dünyada piyasaların hem sermaye piyasası enstrümanı olarak hem de hacim olarak oldukça ciddi büyüklüklere ulaştığının altını çizerek şunları şöyle devam etti:
     "Buradan pay alabilmek adına altyapının çalışıyor olması lazım. Son dönemde yaşanan gelişmelerin bir çok açığı kapattığını söyleyebilirim. Bizim dünyada dolaşan sermayeden hakettiğimiz payı almamız lazım. 1990 yıllarının başında bu sermaye 5 trilyon civarındaydı... 2000'li yıllarda yapılan araştırmaya göre aşağı yukarı 10 trilyon dolarlara çıktı.
     Finansal ürünlerdeki yabancı sermaye varlıklarına baktığımız zaman, bütün ülkelerdeki toplam tutar 2010 yılı sonunda 200 trilyon dolar civarına ulaşmış ve bunun yüzde 30'u gelişmekte olan piyasalarda diyebiliriz. Yine araştırmaya göre 2020 yılında bu rakam yaklaşık 400 trilyon dolarlara çıkacak, ve bunun yüzde 30'u hızlı büyüyen piyasalarda olacak.
     Ayrıca 2020 yılında 12 trilyon dolar bir sermaye açığı olması bekleniyor dünyada, bu da özellikle bizim gibi hızlı büyüyen piyasalar arz edilenden daha fazla sermaye talep edecekler demek oluyor. Bunu kapatmanın da yolu yine yine sermaye piyasalarından geçiyor, oradaki açığı kapatması anlamında da yeni düzenlemeler çok önemli... Tasarruf edeceksiniz, tasarrufları toplayacaksınız, bunları sermaye piyasalarına aktaracaksınız ki sürdürülebilir büyümeyi sağlayabilesiniz."
    
     -Halka arz seferberliği-
    
     Halka arz seferberliği kapsamında 2023 yılına kadar bin şirketin İMKB'ye kote olmasının hedeflendiğini, bu anlamda beklentinin gerçekleşmesi için gerekli aksiyonun henüz alınmadığını ve bunun çeşitli sebepleri olduğuna değinen Çağdaş, şöyle devam etti:
     "Biraz Türk şirket yapısı, aile yapısı, KOBİ'lerin daha çok aile şirketinden oluşuyor olması ve finansal okuryazarlık, finansal farkındalık, sermaye piyasalarının farkındalığının henüz tam oluşmamış olmasından kaynaklanıyor. Bütün sermaye piyasası katılımcılarına burada iş düşüyor. Yatırımcıyı bilinçlendirmek, finansal bilgi düzeyini artırmak ve sermaye piyasalarından daha ucuz ve daha kolay fon temin edebileceğinin farkındalığının yaratılması lazım.
     Kurumsal yönetişim, şeffaflık konusu da bir diğer tarafı... Yeterince şeffaf olmayan, kamuyu aydınlatamayan şirketlerin gelişemeyeceğini önümüzdeki dönemde göreceksiniz. Yurt çapında anlatmak, bu farkındalığı yaratmak lazım."
     Önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarında ürün anlamında yeniliklerin görüleceğini, sermaye piyasası araçlarının çeşitliliği anlamında da yeni kanunun birçok şeye izin verdiğini, yeni fon tiplerinin olacağını, farklı kurumlar görüleceğini, yeni kanunun tanımladığı birçok kurum olduğunu anlatan Çağdaş, "Değişken sermayeli yatırım ortaklığı diye bir ürün var. Mevcut yatırım ortaklıklarından farklı. Sermayesi net aktif değerine her zaman eşit olan fon demek. Net aktif değeri de varlıklardan borçların düşülmesinden sonra bulunan değer. Net aktif değeri sermayesine eşit yatırım ortaklıkları olacak. Bunların tüzel kişiliği olmadığı için birçok alana yatırım yapabilecekler. Gayrimenkule yatırım yapabilecekler. Onu bir sermaye piyasası aracı haline getirebilecekler. Bu piyasaya girişi de kolaylaştıracak. Tüm bunlar yelpazeyi genişletiyor" diye konuştu.
     Türk finans sisteminin Ortadoğu ve Batı'dan gelecek yatırımcılara henüz yüzde 100 hazır olmadığını, bu yolun başında olduğunu belirten Çağdaş, şöyle konuştu:
     "Çok ciddi bir kaynaktan söz ediyoruz. Türkiye o kadar yük kaldırabilir mi- Tam da o yolun başındayız. Kanunun çıkması, düzenlemelerin yapılması... Türkiye o anlamda bir yükselen yıldız olmaya devam edecek. Bölgesinde yükselen güç olarak kaynak çekmeye devam edecek. Buraya hazırlanmalıyız. Bu yüz senede bir gelecek bir fırsat onu iyi değerlendirmemiz lazım. Süratli kararlar alıp yürümek gereken bir noktadayız. Belki de en önemli avantajımız hükümetiyle tüm kurumlarıyla belli bir senkronizasyon içinde hareket eden, çok hızlı karar alıp yürüyebilen bir yapıya sahip şu anda..."
    
    
    

Bu haberi 140 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir