TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: -"Küresel ekonomideki durgunluk, 2012 yılının hayli zorlu…

  • Yazı boyutu
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi:
  -"Küresel ekonomideki durgunluk, 2012 yılının 
  hayli zorlu…

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: -"Küresel ekonomideki durgunluk, 2012 yılının hayli zorlu geçeceğini ortaya koyuyor" -"Doları yenelim derken ihracatın engellenmemesi gerektiğini düşünüyoruz" -"Türkiye katılım bankacılığının gelişimi açısından ciddi bir potansiyel barındırıyor"

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, küresel ekonomideki durgunluk nedeniyle 2012 yılının zorlu geçeceğini belirtti.
     TİM bünyesinde düzenlenen Eximbank ve Katılım Bankaları toplantısında konuşan Büyükekşi, "En uzun sınır komşumuz olan Suriye'de canımızı yakan olaylar yaşanırken, küresel ekonomideki durgunluk, 2012 yılının hayli zorlu geçeceğini ortaya koyuyor" dedi.
     Avrupa'daki kriz derinleşirken, küresel ekonomideki yavaşlamaya bağlı olarak dünya genelinde faizlerde ve getirilerde yeni bir düşüş yaşandığına değinen Büyükekşi, "Bu süreçte Türkiye'de faizlerin göreli olarak yüksek kalması nedeniyle, dünya ile getiri farkları açılıyor. Türkiye'deki yüksek faiz ülkemizi bir çekim merkezi haline getiriyor. Buna bağlı olarak Türkiye'ye son dönemde, aylık cari açıktan daha fazla sermaye girişi oldu" diye konuştu.
    
     -"Türk Lirası'nın değerlenmesi, rekabet gücümüzü erozyona uğratıyor"-
    
     2011 yılı Temmuz ayından itibaren sermaye girişinin hızlanması ile birlikte döviz kurlarının düşmeye başladığına işaret eden Büyükekşi, "Türk lirası hızla değerlenirken, Merkez Bankası'nın bu duruma kayıtsız kaldığını görüyoruz. Oysa ekonomi olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Dünya ekonomisi ve ticareti yavaşlarken, beklenti anketlerinde ihracat siparişleri geriliyor. Böyle bir ortamda Türk Lirası'nın yeniden değerlenme sürecine girmesi, zor bir dönemde rekabet gücümüzü erozyona uğratıyor" tespitlerinde bulundu.
     İhracatçıların iki koldan baskı altında olduğunu anlatan Büyükekşi, "Bir yandan Avrupa'da pazar kayıpları yaşıyoruz, diğer yandan düşen kur ve parite nedeniyle kayıplarımız daha da büyüyor. İhracatla büyüme modelini seçen bir ülke olarak, rekabetçiliğimizi korumak için etkili, seri ve de her şeyden önemlisi hızlı adımlar atmamız gerekiyor" dedi.
     Küreselleşen dünyada, ihracatın daha fazla önem kazandığını söyleyen Büyükekşi, "Sadece gelişmekte olan ülkeler değil, gelişmiş ülkeler de ihracata daha fazla önem veriyor. Örneğin, ABD Başkanı Obama bundan 2,5 sene önce bir açıklama yapmış ve ABD'nin önüne hedef olarak ihracatı 5 yılda 2 katına çıkarmayı koymuştu. ABD'nin ihracatı 2010 yılında yüzde 21, 2011 yılında da yüzde 16 yükseldi. Bunun sonucunda ABD, Almanya'yı geçerek dünyanın en büyük 2. ihracatçısı oldu" ifadelerini kullandı.
    
     -"Doları yenelim derken ihracatın engellenmemesi gerekiyor"-
    
     Merkez Bakası'nın uyguladığı ekonomi politikalara değinen Büyükekşi şöyle konuştu:
     "Merkez Bankası'nın 2010 yılı Kasım ayından itibaren uyguladığı politikalar ile Türk lirasında yaşanan "rekabetçi dengelenme", ihracatçıların rekabetçiliğine ilk başta olumlu etki yaptı. Sepet kur 1.70 seviyelerinden 2011 yıl sonunda 2.20'lere kadar ulaştı. Türk lirasındaki düzeltme doğal olarak Türkiye'nin ihracattaki rekabet gücünün arttırılması için önemli katkı sağladı. Biz de ihracatçılar olarak Merkez Bankasının uygulamalarını destekledik. Ancak, 2012 yılbaşından itibaren Tük Lirasının aşırı değerlenmesi nedeniyle rekabetçilik konusunda büyük sorunlar yaşamaya başladık."
     2012 yılına, Merkez Bankası'nın "doları yeneceğiz" sloganı ile başlandığını ve Türk lirasındaki değer kaybının kontrol altına alınmasının amaçlandığını hatırlatan Büyükekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Bu sıkı para politikası yeni yılda bu kez Türk Lirası'nın yeniden değerlenmesini tetikledi. Türk Lirası yıl başından bu yana sepet bazında yüzde 10 değerlendi. Ancak enflasyonun üretici ve ihracatçı için yarattığı maliyet artışları olduğu gibi duruyor. 2010 Kasım ayından bu yana sepet kur artışı yüzde 17,6'ya gerilerken aynı tarihten itibaren üretici fiyat artışları yüzde 18'e ulaştı. Yani kur artışlarının yarattığı karlılık etkisi tamamen kayboldu. Bu ortamda ihracata dayalı büyüme hedefimiz hala geçerli olduğuna göre Türk Lirası'nın değerlenmesi karşısında proaktif olunması gerektiğine inanıyoruz. Doları yenelim derken ihracatın engellenmemesi gerektiğini düşünüyoruz."
    
     -"Fonlama maliyetinin yüksek olması bankacılık sektörünün, ihracatçıların ihtiyaçlarına cevap vermelerini zorlaştırıyor"
    
     Merkez Bankası'nın ilk hamle olarak faiz koridorunu aşağıya doğru gevşetmeye başlamasını talep ettiklerini belirten Büyükekşi, "Bunun ardından da politika faizlerinde indirime gidilmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü fonlama maliyetinin yüksek olması bankacılık sektörünün, ihracatçıların ihtiyaçlarına cevap vermelerini zorlaştırıyor" dedi.
     İhracatçılar ve bankaların ilk defa bu kadar önemli bir konuda, "Fonlama maliyetlerinin düşürülmesi" konusunda buluştuğunu kaydeden Büyükekşi, "Bu düşüşü kolaylaştırmak için Merkez Bankası'nın önlem alması gerekiyor. Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz koridoru, Türkiye'nin rekabet ettiği ülkelere kıyasla en yüksek seviyededir. Diğer taraftan Merkez Bankası'nın sıkılaştırma programı çerçevesinde, tüm kredi büyümesini yüzde 14 ile sınırlandırılıyor. İhracat kredilerinin, bu sınırlandırılmanın dışında kalması gerektiğini düşünüyoruz" önerilerinde bulundu.
     Rekabet gücünün azalarak ihracatın düşmesini ve ithalatın arttığı bir noktaya tekrar gelinmesini çok tehlikeli bulduklarını anlatan Büyükekşi, "Çünkü sepet kurun değerinin 2 liranın altına gerilemesi, bundan sonra karlılığın azalması bir yana, müşteri ve pazar kayıplarına da neden olacak. İşte bu yüzden Merkez Bankası'nın Türk Lirası'nın aşırı değerlenmesinin önlenmesine yönelik adımları biran önce atmasını temenni ediyoruz, istiyoruz, bekliyoruz" dedi.
    
     -"Katılım bankalarının da aktif desteğini bekliyoruz"-
    
     Yatırımların artmadan, ihracatın da hızlanamayacağını vurgulayan Büyükekşi, şunları söyledi:
     "Bu yüzden yatırımların devamlılığı ihracatın sürdürülebilirliği için büyük önem taşıyor. Devamlı olarak yatırım yapacağız ki, üretim kapasitemiz artsın. Ancak finansman maliyetleri konusunu çözmeden firmaları yatırıma yönlendiremeyiz. O yüzden hem yatırımda hem de ihracatta finansman maliyetlerini düşürmeliyiz. Yatırım için finansman da gerekiyor. Bu yüzden sadece 6. bölgede değil, ülkemizin her bölgesinde yatırımların canlanması için diğer bankaların yanı sıra katılım bankalarının da aktif desteğini bekliyoruz."
     İhracatçı firmaların Eximbank kredilerine bankalar ve katılım bankaları aracılığıyla ulaştıkları bilgisini veren Büyükekşi, "Katılım bankalarımızdan da bu konuda ihracata aktif destek talep ediyoruz. İhracatçılarımızın Eximbank kredileri için ihtiyaç duyduğu teminat mektubu ve "aval" konusunda katılım bankalarımızın daha fazla gayret göstermelerini istiyoruz. Özellikle "aval" için komisyon oranlarının uygun miktarlarda olması ihracatçılarımızın rekabet gücünü pozitif etkileyecektir" yorumunda bulundu.
    
     -İstanbul'un faizsiz bankacılığın merkezi olması-
    
     Katılım bankalarının 2023 yılında "İstanbul'un faizsiz bankacılığın merkezi olması" hedefi olduğuna değinen Büyükekşi, "Faizsiz finansman araçlarına ilişkin alt yapının ve yeni finansal araç ve faaliyetlerin geliştirilmesini destekliyoruz. Faizsiz bankacılık uygulamaları ve ürünlerinin toplum tarafından iyi anlaşılması için Katılım Bankalarımıza elimizden geldiğince destek vermeye hazırız" dedi.
     Türkiye'nin katılım bankacılığının gelişimi açısından ciddi bir potansiyel barındırdığına değinen Büyükekşi, "Bu potansiyelin gerçekleşmesi, katılım bankalarını büyütmekle kalmayacak, aynı zamanda kayıt dışı gelir ve tasarrufların da ülkemiz ekonomisine kazandırılması anlamına gelecek. Sadece Türkiye değil, tüm dünyada bankacılık kesimi, İslam ülkelerindeki sermayeyi çekmek için, faizsiz bankacılık sistemini hayata geçiriyor. Şu anda dünyada 350 geleneksel banka, İslami bankacılık bölümü oluşturmuş durumda. Bunlar arasında HSBC, Citibank, Deutsche Bank, UBS gibi dünya devleri de bulunuyor. Bu bankalar İslam ülkelerindeki sermayeyi, katılım bankaları aracılığı ile küresel finans sisteminin içerisine çekiyorlar" tespitlerinde bulundu.
     Körfez, Orta doğu ve Kuzey Afrika pazarlarına yapılacak ihracata, Katılım Bankalarının da aktif yer almalarını istediklerini söyleyen Büyükekşi, "Dış pazarlardaki konumumuzu güçlendirirken finansman olanaklarının kolaylaştırılmasına destek veriyoruz. Bu yüzden katılım bankalarından bizim en büyük beklentimiz, ihracata daha fazla destek verilmesi. 2023 hedeflerimize giderken, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ile ortak çalışma yapmamızın büyük faydası olacağına inanıyoruz. Bunu hem kurumlarımız hem de ülkemizin bekası için istiyoruz" şeklinde konuştu.
    
    
    

Bu haberi 115 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir