THY Genel Müdürü Kotil AA Finans Masası'na konuk oldu -THY Genel Müdürü Temel Kotil: (2) -"En…

  • Yazı boyutu
THY Genel Müdürü Kotil AA Finans Masası'na konuk oldu
  -THY Genel Müdürü Temel Kotil: (2)
  -"En…

THY Genel Müdürü Kotil AA Finans Masası'na konuk oldu -THY Genel Müdürü Temel Kotil: (2) -"En çok ülkeye uçan havayoluyuz. Fransa'yı iki ülkeyle geride bıraktık. Ama yakında bu fark 3-4-5 olacak" -"Bizim için zamanında kalkmak, gümüş tepsi içindeki kristal küre gibidir. Onu kırmak istemeyiz" -"Havacılıkta uçak belki çok pahalı biliniyor ama işin en ucuz tarafıdır. Toplam giderin yüzde 10'u uçağa gidiyor. Uçakları 12 yıllık finansmanla alıyoruz"

Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil, THY'nin en çok ülkeye uçan havayolu şirketi olduğunu ve Fransa'yı 2 ülke ile geride bıraktıklarını söyledi.
     Anadolu Ajansı Finans Masası'nın konuğu olan Temel Kotil şu anda THY filosundaki uçak sayısının 200'e yakın olduğunu belirterek, "En çok ülkeye uçan havayoluyuz. Fransa'yı iki ülkeyle geride bıraktık. Ama yakında bu fark 3-4-5 olacak. Açılacak yeni ülkeler olacak. Farkın açılmasının sebebi çok açık. Gelişmiş ülkelerin havayolları ödevlerini daha önce bitirdiler. Biz daha yeni başladık ödev yapmaya. Avrupa'ya onlar uçuyor, biz de uçuyoruz. Afrika'ya uçuyorlar, biz de uçuyoruz. Ama Fransa ve Almanya'yı yakalamadık. Çok yakında yakalayacağız. Onlar Ortadoğu'ya bizim kadar uçmuyorlar. Onların bizim kadar önem verdiği bir Orta Asya pazarı yok. Onlar da Rusya ve Ukrayna'ya uçuyor. Sonuçta Türkiye'nin demografik yapısı daha merkezi" şeklinde konuştu.
     Atatürk Havalimanı'nın THY'ye kısa kaldığını, buna rağmen 15 uçağın pazartesi geleceğini ifade eden Kotil, şu değerlendirmelerde bulundu:
     "Atatürk Havalimanı bize kısa kalmasına rağmen filomuzu büyütmeye devam ediyoruz. Servis kalitemiz olmazsa göz bebeğimiz gibi büyüttüğümüz bu şirket büyüyemez. Güneş görmez ise ağaç meyve vermez. Atatürk Havalimanı güneşi kesebilir. Bunun farkındayız. Sabiha Gökçen'e (Havalimanı) yüklenme durumumuz var. Atatürk Havalimanı içinde hem TAV hem DHMİ hem de TGS, bizler olalım çok yeni projeler ortaya koyduk. Biraz daha ekstra kapasiteler çıkarmaya çalışıyoruz. Hem Atatürk Havalimanı'nı biraz daha büyümeye çalışıyoruz hem de Sabiha Gökçen'i yedeğe alıyoruz. Sabiha Gökçen'in 2. pisti için ihale yapıldı. 2 yıl içinde bitecek. Pist bittiği zaman Atatürk Havalimanı'ndan daha büyük olacak.
     Asıl bizim özlediğimiz, ihtiyacımız olan 3. bir havaalanı. Bu havaalanının çok özel bir durumu var. Havaalanının 6,6 bin hektar olduğunu söylüyorlar. Atatürk Havaalanı bin hektar. Yolcu sayısı birinci fazda 100 milyon kişi olacak. Bu havaalanı Orta Asya, Avrupa ve Afrika'yı içeren bölgedeki en büyük havaalanından daha büyük olacak. Frankfurt Havaalanı şu an en büyük ve 90 milyon yolcu kapasiteli. Başka pist yapılacak yerleri yok ve dolayısıyla daha büyüyemeyecek. Yapılacak 3. havaalanı bütün dünyanın ilgisini buraya çekiyor. Türkiye havacılık açısında altın madeninin üzerinde oturuyor. İstanbul gerçekten havacılığın merkezi olacak. Avrupa'yı Asya'ya, Avrupa'yı Afrika'ya bağlayan nokta İstanbul'dur. Yalnızca Avrupa ve Orta Doğu pazarı 14 milyar dolardır. Hepsini belki Türkiye alamayabilir ama yarısından fazlasını alabilir. Bazı Afrika ülkelerine 'Fransa'dan daha Fransız' diyorlar. Afrika'da iş yapmak istiyorsak Fransızca'yı iyi öğrenmek gerekiyor. İngilizce işe yaramıyor orada. Arap coğrafyasında ise Arapça'yı iyi bilmek gerekiyor."
    
     -"Toplam giderin yüzde 10'u uçağa gidiyor"-
    
     Kotil, Atatürk havaalanındaki tehirlerin birçok parametreden kaynaklandığını, ekonomik olarak da THY'ye zarar verdiğini belirtti. Uçakların geç kaldığında daha fazla yakıt harcadığını, bunların iki haneli milyonlarla ifade edildiğini, üç haneye çıkmadığına işaret eden Kotil, "Bunun olması için bütün bileşenler çok çalışıyor. Günlük zamanında kalkış 'tehir demiyoruz, tehir demekten utanıyoruz' raporlarımız bize her gün geliyor. Bizim için zamanında kalkmak, gümüş tepsi içindeki kristal küre gibidir. Onu kırmak istemeyiz. THY'nin mutlaka bir B planı vardır. Onun için 15 uçak aldık, belki bunun devamı da gelecek. Günlük bin sefer yapıyoruz. Dünyanın en büyük netwoklerinden biriyiz. Bizim rakiplerimiz günde 2 bin sefer yapıyor" değerlendirmesinde bulundu.
     Havacılık sektörünün Türkiye'de sadece THY'nin yolcuları olarak, kargo olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kotil, "TSG, petrol şirketleri var, havaalanı bir ekosistem olarak görmek gerekiyor. THY Teknik şu anda THY'nin uçaklarına bakıyor. THY Teknik'te 2 yıl genel müdür olarak çalıştım. 2003-2004 yılında 64 uçağa bakıyordu şimdi ise THY'nin 200 ve 50 uçak da müşterilerininkine bakıyor. İleriye dönük olarak THY'nin çok daha büyük filosuna ve yöreye bakacak. Sabiha Gökçen'de büyük yatırımlar yapıyoruz. Yarım milyar dolar inşasına ve içindeki ekipmana veriyoruz. Havacılıkta uçak belki çok pahalı biliniyor ama işin en ucuz tarafı budur. Toplam giderin yüzde 10'u uçağa gidiyor. Uçakları 12 yıllık finansmanla alıyoruz. Bir uçak yaklaşık kendisi kadar ciro yapar. THY Teknik'in orada yapacağı yatırımı küçük görmemek gerekir. Çünkü yapılan iş emek yoğundur. Havacılık emek yoğun bir iştir. Yeni havaalanında dev bakım tesisleri olacaktır. Ama şu an bizim için Sabiha Gökçen çok önemlidir. Oraya büyük yatırım yaptık. Türkiye'de teknik alanda çok iyi öğrenciler yetiştiriyor ama bize yetmiyor" dedi.
    
     -"Sivil havacılık emniyeti açısından en sıkı kurallar Nijerya'da-
    
     Şu anda iştiraklerin halka arzının düşünülmediğini kaydeden Kotil, şöyle devam etti:
     "THY Teknik AŞ, yüzde 100 hisseleri bizde olan bir şirketimiz. Hisselerinin tamamını bile şu anda tutuyorlar. Teknik çok önemli bir olay. Uçağın zamanında çok iyi baktırılması gerekiyor. TGS, THY'ye hizmet verdiği için dünyada 17. sıraya yükseldi. TGS dünyada 17. büyük handing firması. Böyle büyük yapılar oluşturuyoruz. THY çok hızlı büyüdüğü için yanlızca bize hizmet veriyorlar. Müşterilere çok fazla kapasiteleri kalmıyor. Dolayısıyla bu açıdan bir gider merkezi, kar merkezi değil. Kar merkezi olmadan böyle bir şey düşünmemek gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda hızları THY'nin önüne geçtiğinde böyle bir şey düşünülebilir ama bugün erken."
     Bazı ülkelerin çok liberal bilindiğini, en liberal bildiğimiz ülkenin de ABD olduğunu ifade eden Kotil, "Dünyada yabancıların havayoluna sahip olmada en tutucu ülke ABD. Yüzde 25'ten fazla hisse satın alamıyorsunuz" dedi.
     Avrupa Birliği'nde de bu şekilde olduğunu, Avrupa Birliği'nde aktif kontrole izin vermediklerine değinen Kotil, şunları belirtti:
     "Havacılık çok tutucu bir sektör. Herkes 'benim olsun, güzel olsun' diyor. Başkası girmesin diye. LOT'taki (Havayolları) durum buydu. Ama tabii Bosna Hersek (durumunda ise, küçük bir hava yolu bildiğiniz gibi. Beraber devam ettik. Ama sonuçta ayrılmanın her iki taraf içinde yararlı olacağını düşündük. Zaten Bosna Hersek'te (Havayolları) bizim o ölçekte bir şirketten inorganik bir büyüme beklemezdik. Sonuçta 3 tane uaçağı vardı. Bizde 200'e yakın uçak var."
     Afrika'da, Türkiye için çok fırsat olduğunu, Afrikalılar'ın çok yüksek teknoloji istemediğine dikkati çeken Kotil, en hızlı büyümenin, en hızlı toparlanmanın Afrika'daki havayollarında olduğunu söyledi.
     Afrika'ya uçuş emniyetinde herkesin sıkıntı gördüğünü, fakat en sıkı havacılık kurallarının Nijerya'da olduğunu kaydeden Kotil, "Sivil havacılık emniyeti açısından en sıkı kurallar Nijerya'da, Türkiye'den ve diğer ülkelerden daha fazla" dedi.
     Her ülkenin kendi şirketini ayağa kaldırdığını ve Ruanda'nın çok güzel bir örnek olduğunu belirten Kotil, şunları anlattı:
     "Bizim uçağımıza bilet satıyorlar, uçuşu da genelde biz yapıyoruz. Bu ne anlam ifade ediyor- Ruanda'dan gelen bir yolcu İstanbul'a, İstanbul'dan tüm dünyaya bağlanıyor. Çünkü çok güçlü bir networkümüz var. Bu da onlar için çok cazip oluyor. Bize ne katkı veriyor- Bizde onların satış ağını kullanmış oluyoruz. Bu da çok daha hızlı büyümemizi sağlıyor."
     Satın almaya karşı ve kapalı da olmadıklarını kaydeden Kotil, şunları ifade etti:
     "Havayolu işletmeciliği çok kolay, çok güzel ama yanlış varsa çok kötü. Uçak kalktığı zaman koltuğu satamadıysan bir daha satma şansın yok. Dolayısıyla yönettiğiniz şirketlerde tepe yönetiminden, tabana kadar düzen kuramadıysanız kaybetme şansınız çok yüksek. Uçak uçtuğu zaman hattına bağlı olarak 500 milyon dolar peşinde götürür. Eğer geri gelirse, bu gelirdir. Bu gelmezse giderdir. Dolayısıyla kolay olan şey aynı zamanda çok zor. Acımasızlık da buradan çıkıyor. Uçak kalktığı zaman ya kazanırsın ya kaybedersiniz."
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 104 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir