TEB Ülkeler Semineri -TEB Genel Müdürü Varol Civil: "Türkiye bölgesinde önemli bir güç…

  • Yazı boyutu
TEB Ülkeler Semineri 
     -TEB Genel Müdürü Varol Civil:
     "Türkiye bölgesinde önemli bir güç…

TEB Ülkeler Semineri -TEB Genel Müdürü Varol Civil: "Türkiye bölgesinde önemli bir güç olarak yerini alırken, Çin küresel bir güç olarak global dünyada etkinliğini daha da artırdı" -TİM Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu: "Çin ile dış ticaret açığı her geçen gün daha da artıyor. Biz daha dengeli bir dış ticaretten yanayız"

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil, Türkiye'nin bölgesinde önemli bir güç olarak yerini alırken, Çin'in küresel bir güç olarak global dünyada etkinliğini daha da artırdığını söyledi.
     Türk Ekonomi Bankası (TEB), Dış Ticareti Geliştirme Seminerleri'nin devamı olan "Ülke Seminerleri" kapsamında Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkileri masaya yatırdı.
     Seminerde konuşan TEB Genel Müdürü Civil, "Türkiye bölgesinde önemli bir güç olarak yerini alırken, Çin küresel bir güç olarak global dünyada etkinliğini daha da artırdı. Bu gelişmeler paralelinde 2011 yılında dünya ekonomi gündemine iki ülke damgasını vurdu; biri Çin, diğeri Türkiye. Çin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olurken Çin'i yüzde 8,5 büyüme hızı ile Türkiye takip etti" dedi.
     Türkiye ile Çin'in, kalkınmakta olan iki ülke olduğuna işaret eden Civil, bu nedenle benzer ürünleri üretip, aynı pazarlara odaklanıyor olmalarının Çin ile Türkiye'yi birbirine rakip gibi gösterse de rekabetten çok kazan-kazan ilişkisine dayalı bir stratejik işbirliğinin iki ülkenin menfaatine olacağını söyledi.
     Civil, Çin'in Türkiye'yi, Türkiye'nin ise Çin'i rakip değil, stratejik ortak, işbirliği yapılacak, ekonomik entegrasyon sağlanacak bir ülke konumunda görmesinin her iki ülkenin de yararına olacağını vurgulayarak, "İki ülke arasındaki son dönemde ilişkilerin geliştirilmesi hatta bu ilişkiyi stratejik bir temele oturtmak amacıyla atılan kararlı adımları büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. Özellikle, artık iki ülke arasındaki ticaretin Türk Lirası ve Yuan ile yapılabilmesi ve karşılıklı olarak banka şubeleri açabilmenin önünün açılması gibi bankacılık ve finansal alandaki düzenlemelerin iki ülke arasındaki ticareti yeni bir boyuta taşıyacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
     Çabaların sonuçlarının da alınmaya başladığını anlatan Civil, "2007 yılı başından itibaren, küresel ticari ve ekonomik gelişmeler paralelinde devreye alınan 'Çin Ülke Stratejisi' sayesinde 2011 yılında ticaret hacmimiz 24,16 milyar dolara yükseldi. Çin ülkemizin 3. büyük ticaret ortağı oldu. Bir diğer memnuniyet verici gelişme ise Türkiye'den Çin'e yapılan ihracat hacminde önemli bir artışın gözlenmesi... "Çin Ülke Stratejisi"nin temel hedefleri arasında yer alan, Çin'e güçlü bir ihracat artışını sağlamak amacına yönelik çalışmalar sonucunda, ihracatımız önemli bir artış kaydetti. 2000 yılında sadece 96 milyon dolar olan ihracatımız, 2011 yılında 2,5 milyar dolara ulaştı. İki ülkenin önündeki hedef şimdi ticaret hacminin 2015'te 50 milyar, 2020 yılında ise 100 milyar dolara çıkarılması..." ifadelerini kullandı.
    
     -"Çin ile aramızdaki ticari ilişkileri daha fazla ülkemiz lehine çevirmemiz gerekiyor"-
    
     Çin'in ithalat potansiyeli ve Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesi dikkate alındığında, bu konuda da alınacak yol olduğunu belirten Civil, şunları kaydetti:
     "Çin ile aramızdaki ticari ilişkileri daha fazla ülkemiz lehine çevirmemiz gerekiyor. Bunun için de işe önce, Çin'i yakından tanımak ve onu anlamak ile başlamak gerek. Bugün baktığımızda ülke olarak Çin'i daha çok sadece ekonomik verilerle ve rakamsal bilgilerle tanıyoruz. Türkiye'den Çin'e yapılan ihracat kalemlerine baktığımızda hammadde ve kimyevi ürünlerin ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Hâlbuki Çin kültürü ve yaşam tarzını yakından tanıyarak bu ülkeye yaptığımız ihracatı çeşitlendirerek, katma değerli ürünlere ağırlık vererek Türkiye lehine ikili ticarette dengeyi yakalamamız mümkün.
     Yaklaşık 1,7 trilyon dolar ithalat potansiyeline sahip olan ve iç tüketime dayalı büyüme sürecine geçmeye çalışan Çin'e yönelik ihracatımızın daha yüksek seviyelere ulaşmaması için önümüzde hiçbir engel yok. Çin'in iç pazarının büyüklüğünü ve global rekabet koşullarını dikkate alan firmalarımızın, Çin'de yatırım yapmaya ve Çin'i, diğer bölge ülkelerine açılan bir kapı olarak değerlendirmeye başlaması önemli bir gelişme... Bu gelişmeye bağlı olarak Çin'de yatırım yapan şirketlerimizin toplam yatırımları 150 milyon doları aşmış olduğunu görmek de umut verici...
     Benzer şekilde Çin'de de Türkiye'nin tam olarak keşfedilmemiş olduğunu görüyoruz. Bölgesinde gücünü her geçen gün artıran, Avrupa'nın hemen yanı başındaki Türkiye, Çin işletmeleri için önemli yatırım fırsatları sunuyor. Çin'in ülkemize yönelik olarak, önümüzdeki dönem yatırım, kredi ve mali ilişkiler, müteahhitlik hizmetleri, ulaştırma, turizm ve enerji sektörlerinde daha geniş açılımlar yapması mümkün.
     İki ülke firmaları arasındaki ortaklıkların desteklenmesi ve karşılıklı teşvik programlarından yararlandırılması, ticari girişimleri kolaylaştıracağı muhakkaktır. Örneğin müteahhitlik hizmetleri, Türkiye ile Çin'in işbirliği geliştirilebileceği önemli bir alan. Küresel müteahhitlik hizmetleri sağlayan en önemli iki ülke olan Türkiye ve Çin bu alandaki rekabeti işbirliğine dönüştürerek global fırsatları değerlendirme konusunda güç birliği yapabilmeliler."
    
     -"Turizm alanlarında da Türkiye yatırım konusunda oldukça cazip bir potansiyele sahip"-
    
     Turizm alanlarında da Türkiye'nin yatırım konusunda oldukça cazip bir potansiyele sahip olduğuna işaret eden Civil, "36 milyondan fazla turist ağırlayan ülkemiz, geçen yıl 23 milyar dolar gelir elde etti. Ülke olarak turizmde dünyada ilk 10 ülke arasına girmemize az kaldı. 2012 yılı başından bu yana 11,6 milyon turist ağırlayan İstanbul ise; Roma, Madrid, Barcelona, Viyana gibi şehirleri geride bırakarak en çok turist çeken 5. şehir oldu. Bugün 40 milyon turist sayısına koşuyoruz. Önümüzde 1 milyon yatak kapasitesine ulaşmak hedefi var. Her yıl Çin'den gelen misafir sayımız artmak ile birlikle daha bu alanda da gidilecek yol olduğunu görüyoruz. 2011 kasım ayı sonu itibarıyla Çinli turist sayısı 90 binin üzerine çıksa da Çin nüfusunun 1,3 milyar olduğunu düşündüğümüz de bu alanda daha çok potansiyelin olduğunu görüyoruz" diye konuştu.
     Civil, iki ülke olarak ilişkilerde 40 yılın geride bırakıldığına işaret ederek, şunları söyledi:
     "Bundan sonraki hedef söz konusu bu ilişkiyi stratejik işbirliğine dönüştürerek uzun vadeli bir temel üzerine bina etmek... İki ülkenin de bu konuya büyük bir ciddiyetle eğilmesi geleceğimizin çok parlak olacağının göstergesi. Karşılıklı kazanca dayalı, birbirinin ihtiyaçlarını karşılayan, avantajları ile birbirini tamamlayan, kültürel iletişimi güçlü bir ilişki iki ülkenin de çıkarına... 2012'nin Türkiye'de 'Çin Kültür Yılı', 2013 yılının ise Çin'de 'Türk Kültür Yılı' ilan edilmiş olmasının da ikili ilişkilerimizde son dönemde yakaladığımız bu ivmenin sürdürülmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu yakınlaşmanın getirdiği fırsatı iyi değerlendirmeli, sektörel ekonomik işbirliklerinin derinleştirilmesi, mali ve bankacılık alanlarındaki işbirliklerini kuvvetlendirilmemiz gerekir."
     Türk Ekonomi Bankası olarak iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını da aktaran Civil, "Ortağımız BNP Paribas Grup ile Çin'de oldukça güçlü konumdayız. Küresel güç Çin'de iki Grup Bankamız BNP Paribas China ve Bank of Nanjing ile Türk iş adamlarının Çin'de, Çinli iş adamlarının da Türkiye'de yatırım ve ticaretlerinde önemli kolaylıklar sağlıyoruz" dedi.
    
     -Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu-
    
     Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu ise Türkiye'nin son 10 yılda Çin'den ithalatının 23 kat, Çin'e ihracatının 12 kat, dış ticaret hacminin ise 21 kat artış gösterdiğini belirtti.
     Çıkrıkçıoğlu, "2011 yılında 24 milyar dolar ticaret hacmine ulaştık. 2012'nin ilk 9 ayında Çin'e ihracatımız yüzde 11, Çin'den ithalatımız ise yüzde 5 geriledi. Bu yılın ilk 9 ayında da 17,7 milyar dolar dış ticaret hacmine ulaştık. 2011 rakamlarına göre Çin, Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı on beşinci ülke. En fazla ithalat yaptığı ise üçüncü ülke konumunda. Bu rakamlar Türkiye ve Çin arasındaki ilişkilerin boyutunu gösteriyor" diye konuştu.
     Çin ile ikili ticaretin geliştiğini, ancak Türkiye aleyhine bir ticaret açığı ile karşı karşıya olunduğunu vurgulayan, Çıkrıkçıoğlu, şunları ifade etti:
     "Bu dış ticaret açığı da her geçen gün daha da artıyor. 5 yıl önce bu açık 9 milyar dolar iken 2011 yılında bu rakam 19 milyar doları geçti. Biz daha dengeli bir dış ticaretten yanayız. Bu yönde de çaba gösteriyoruz. Ticaretin sürdürülebilir olması için karşılıklı bir denge içinde olması önemli diye düşünüyoruz. Bunun yolu da Türkiye'nin Çin'e gerçekleştirdiği ihracatı ve yatırımları artırmaktan geçiyor. Bu konuda önemli adımlar attık. Çin'in ne kadar büyük ve önemli bir pazar olduğunu tüm ihracatçılarımıza anlatıyoruz. Bu konuda eskiden bir çekingenlik vardı. Çin pazarına firmalarımız biraz ürkek yaklaşıyorlardı. Bu da Çin'i yeterince tanıyamamalarından kaynaklanıyordu. Çin'in ne kadar geniş bir iç pazarı olduğunu bilmiyorlardı. Burada ne kadar büyük fırsatların yattığının farkında değillerdi. Ancak bu durum artık değişti. Büyük bir mutlulukla ifade etmek istiyorum ki biz bu algıyı kırdık. Artık firmalarımız Çin'e ihracat konusunda daha cesurlar."
    
    
    

Bu haberi 137 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir