TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin:(2) -"Bu yıl için yüzde 12 kar artışı beklentimiz korunuyor.…

  • Yazı boyutu
TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin:(2)
  -"Bu yıl için yüzde 12 kar artışı beklentimiz korunuyor.…

TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin:(2) -"Bu yıl için yüzde 12 kar artışı beklentimiz korunuyor. Belki bir miktar daha artabilir" "Özkaynak ve sermaye yeterliliğinde Basel 2 etkisi son derce sınırlı kaldı" -"Türkiye'nin bu notu doğru ise birçok ülkenin notunun doğru yerde olmadığını, birçok ülkenin notu doğru ise Türkiye'nin notunun yanlış yerde olduğunu düşünüyorum"

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, "Bu yıl için yüzde 12 kar artışı beklentimiz korunuyor. Belki bir miktar daha artabilir" dedi.
     Keskin, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektöründe yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği basın toplantısında, ağustos itibariyle sermaye yeterliliğinin yüzde 16,4 olduğunu belirterek, "Bu oran G20 ülkeleri arasında ilk 5 ülke arasına Türkiye'yi sokuyor. Bankacılık sisteminin özkaynakları artmaya devam ediyor. Güçlü bir pozisyonda ve serbest özkaynakları büyümeye devam ediyor, bu oldukça sağlıklı" değerlendirmesini yaptı.
     Geçen yıl ile karşılaştırıldığında özkaynak karlılığında yavaş da olsa bir düşüş olduğuna dikkati çeken Keskin, "Bu da makul bir düzeyde. Kar hacmi seyrinde ise ağustos ayında 22,5 milyar lira düzeyinde bir hacme ulaşmış sektör. Reel olarak artış ağustosta pozitife döndü. Daha önce azalma vardı. Bu yıl için yüzde 12 kar artışı beklentimiz korunuyor. Belki bir miktar daha artabilir. Kar gidişi seyri iyi. Bu olumlu gördüğümüz bir seyir. Dönem net karı 2012 Ağustos itibariyle yüzde 19 artmış, genel karşılıklar hariç yüzde 16 artmış" bilgisini verdi.
    
     -"Türkiye'de TL tasarrufların yüze 82'si bireysel krediye dönüşmüş durumda"-
    
     Tasarruf ve bireysel kredi ilişkisine yönelik ise Keskin, şunları aktardı:
     "Bireysel kredilerin tasarruf mevduatına oranı 2011 yüzde 53 iken 2012 Eylül'de yüzde 56 olmuş. Artış devam ediyor ama ivme yavaşladı. Bireysel kredilerin TL tasarruf mevduatına oranı ise aynı tarihlerde yüzde 78'den yüzde 82'ye yükselmiş. Türkiye'de TL tasarrufların yüze 82'si bireysel krediye dönüşmüş durumda. Tasarruf mevduatının TL Yabancı Para (YP) dağılımında ise 2011'e göre önemli bir değişiklik yok. Tasarruf mevduatının GSYH'ye oranı yüzde 32 düzeyinde, bunun yüzde 22'si TL cinsinden, bireysel kredilerin oranı ise yüzde 18.
     Kredi dağılımında 2011'e göre önemli bir değişiklik yok. Kredilerin yüzde 67'si kurumsal, yüzde 33'ü bireysel kredi şeklinde. Kurumsal kredilerde TL kredilerde yüzde 41 seviyesinde. Merkez Bankası'nın dikkatle izlememize işaret ettiği gösterge kredilerle mevduat büyümesi arasındaki fark daralıyor. 2011 ortalarında oldukça yüksek olan farkın eylül ayına geldiğimizde birbirine yaklaşmakta olduğunu görmekteyiz."
     Kredi büyüme hızı konusunda Merkez Bankası'nın yüzde 14 beklentisini anımsatan Keskin, "Yüzde 14'e doğru yaklaşıyoruz. Eylül ayında toplam kredi büyümesi 2010 yılı sabit kurlar ile yüzde 15'e geldi. Özelikle yabancı para cinsi kredilerde daha hızlı bir yavaşlama görülürken, Türk Lirası ise yüzde 20 seviyelerinde büyüyor. Kurumsal ve bireysel krediler birbirine oldukça yakın seyrediyor. Yüzde 17'ler düzeyinde. Yavaşlamanın bireysel krediler çok daha hızlı olduğunu görüyoruz" diye konuştu.
    
     -"Bankaların menkul değer ihracı ağustos itibariyle 30 milyar liraya yaklaştı"-
    
     Mevduat ve menkul değer ihracını birlikte ele alınması durumunda büyümenin aşağı yukarı yüzde 13'lere yaklaştığının toplamda görüldüğünü ifade eden Keskin, "Bankaların menkul değer ihracının ağustos itibariyle 30 milyar liraya yaklaştığını görüyoruz. Bunun yaklaşık 20 milyar lirası Türk lirası cinsinden olan ihraçlar. Son dönemlerin en çarpıcı ve en olumlu gelişmesi bu. Sendikasyon kredilerine olan talep, iştah henüz çok fazla değil. Yurt dışındaki bankalar özellikle sermaye yeterlilikleri arasında doğrudan kredi vermekte çok arzulu değiller, tahvil ihracına daha sıcak bakıyorlar. Çünkü kurumsal yatırımcılar Türk Lirası tahvillerine ilgi gösteriyorlar" dedi.
     Tahsili gecikmiş alacaklarda artışın ikinci çeyrekten itibaren başladığını belirten Keskin, şunları kaydetti:
     "Şu an itibariyle oran yüzde 3. Dağılımına baktığımızda 2012 Eylül itibariyle kurumsal kredilerde yüzde 2.9, bireysel kredilerde yüzde 3,2. Bunun alt kırılımında tüketici kredilerinde 2011 Eylül ayında 1,9 iken 2,2'ye artış var; kredi kartları ise 6,3'ten 5,9'a geriledi. KOBİ kredilerinde ise 2011 Eylül yüzde 3,2'ten 2012 ağustos ayı 3,3'e yükselmiş. Borcunu ödemeyenlerin sayısında artış var. Tüketici kredilerinde ödemeyenlerin sayısının 2011'in son çeyreğinden itibaren artmaya başladığını görüyoruz. Aşağı yukarı ağustos ayında 500 bin civarında. Kredi kartlarında ise daha erken başlamış bu seyir. 2011'in ikinci yarısından itibaren 780 bin civarında. Üçer aylık dönemler itibariyle baktığımızda son üç ayda 100 bin kişi olduğunu görüyoruz. Bir artış var, ama ekonomik yavaşlamayı dikkate aldığımızda şu anda tahmin edilebilir bir düzeyde seyrediyor. Ekonomik yavaşlama sorunlu kişilere hemen yansımış."
    
     -"KOBİ kredileri müşteri sayısı olarak 1 milyon 600 bini geçti"-
    
     KOBİ kredilerinde 2010'un ikinci çeyreğinden itibaren kredi kullanan KOBİ sayısında hızlı bir artış olduğunu gördüklerini aktaran Keskin, "KOBİ kredileri müşteri sayısı 1 milyon 600 bini geçmiş. Faizlere en fazla hassasiyeti KOBİ'ler gösterdi, ama KOBİ kredilerinde sağlıklı bir gelişme var. Yavaşlama yabancı para kredilerinde olmuş. Karşılıksız çek ve protestolu senet adedinde 2011 son çeyreğinde yıllık bazda bir artışın başladı. 2012 yılı başında yapılan çek kanunundaki değişiklikle çek mahkumiyeti gibi kanunların artışı çok fazla etki etmediği görüldü. Bunu ekonomik faaliyetin yavaşlamasıyla açıklıyoruz" dedi.
     Bankaların piyasa değerinde 2012 Haziran ayında itibaren bir artış olduğunu anlatan Keskin, "Artış 2010 Eylül ayının gerisinde. Bankacılık sektöründe çalışan sayısı 184 bin kişiyi geçti. Yıllık bazda ek 3 bin kişi oluşturdu. Şube sayısı 10 bini geçti. Yıllık bazda artış 240 civarında" bilgisini verdi.
     Yakın döneme ilişkin görüşlerini aktaran Keskin, şunları söyledi:
     "Kredi notunda artış bankacılık sektöründe önemli bir konu. Küresel gelişmelerden kaynaklanan negatif şoklardan korunma ve risklerin doğru yönetilmesi ajandanın birinci maddesi. Para politikası ve bankacılık düzenlemeleri ekonominin hız ayarında etkin olarak kullanılıyor. Büyüme hızını hedefe doğru hızlandıracak, enflasyonun hedefe yavaşlatacak, kamu kesimi açığını büyütmeyecek bir beklenti var. Tasarruf artışı ve vadenin uzatılması hususunda alınan önlemleri ve etkilerini izlemeye devam ediyoruz. Piyasalarda son dönemlerde dikkatle takip edilen kredi derecelendirme firmalarının Türkiye'nin notunun yükseltilmesi beklentimiz var. Mevcut koşullarda kredi büyümesinin yüzde 15-18 arasını koruyoruz.
     Kredi riskinin yönetimi ve özellikle tahsili gecikmiş alacaklardaki artış nedeniyle gündemin önemli bir konusu olarak görüyoruz. Kar hacminin yıllık bazda yüzde 12 düzeyinde artmasını bekliyoruz. Karın artması tek başına performans ölçüsü değildir, öz kaynak karlılığı ve aktif karlılığına da bakmak gerekir. Karlılık riskler karşısında öz kaynak yeterliliğini desteklemelidir. Öz kaynak karlılığının yüzde 13,5-13,8 civarında olmasını tahmin ediyoruz. Öz kaynakların güçlü olması büyüyen Türkiye açısından çok önemlidir. Kredi/mevduat oranının düzeyi mevduata dayalı kredi büyümesini sınırlandırdığını görüyoruz. O nedenle mevduat dışı alternatif kaynaklar bankacılık sistemi gündemi içinde. Uzun vadeli borçlanma araçlarına (mevduat dışında) daha düşük rezerv oranı uygulaması talebimiz devam ediyor. Şu an bu oran yüzde 11."
    
     -"Türkiye'nin bu notu doğru ise birçok ülkenin notu..."
    
     Tüketiciyi Koruma Kanunu taslağındaki düzenlemenin AB ile paralel hale getirilmesini desteklediklerinin altını çizen Keskin, "AB'de olmayan ve Türkiye'ye getirmek isteyen düzenlemelerin bankaların rekabetini olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyoruz" görüşünü dile getirdi.
     Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye hakkındaki görüş ve açıklamalarını anlamakta son derece zorlandığını ifade eden Keskin, "Benim ütopik bir Ahmet dayım var. Anlamakta zorluk çektiğim konuları sorduğumda bana 'Evlat sarı inek yeşil ot yeyip, nasıl beyaz süt veriyor, ben de bunu çözmeye çalışıyorum. Sen bunun cevabını ver ben de ötekinin cevabını vereyim' derdi. Ben de bunun için bir Ahmet dayıma sorayım diyorum. Bu açıklamaları anlayamıyorum. Tüm sektörler travma yaşadı tabii. Derecelendirme firmalarının Türkiye ile ilgili açıklamalarını notla ilgili değerlendirmelerini anlayabiliyorum, ama not yükselmesiyle ilgili açıklamalarını anlamakta zorlanmıyorum. Dolayısıyla Türkiye'nin bu notu doğru ise birçok ülkenin notunun doğru yerde olmadığını, birçok ülkenin notu doğru ise Türkiye'nin notunun yanlış yerde olduğunu düşünüyorum" dedi.
    
     (Son)
    
    
    

Bu haberi 86 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir