"Tarım ve Hayvancılıkta Bölgesel Kalkınma" toplantısı -Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker:…

  • Yazı boyutu
"Tarım ve Hayvancılıkta Bölgesel Kalkınma" toplantısı
  -Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker:…

"Tarım ve Hayvancılıkta Bölgesel Kalkınma" toplantısı -Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker: -"Tarım sektörünün daha iyi bir noktaya gelmesi için çiftçinin cebine hibe olarak aktardığımız para bu yılın sonun kadar 7 milyar 700 bin liraya ulaşmış olacak" -"Bu yıl tarıma ayrılan bütçenin yüzde 26'sını hayvancılığa aktardık. 2013 bütçesinde bu oran yüzde 28'i buluyor"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Tarım sektörünün daha iyi bir noktaya gelmesi için çiftçinin cebine hibe olarak aktardığımız para bu yılın sonun kadar 7 milyar 700 bin liraya ulaşmış olacak" dedi.
     Bakan Eker, MÜSİAD Gıda ve Tarım Sektör Kurulu'nca düzenlenen, "Tarım ve Hayvancılıkta Bölgesel Kalkınma" konulu Türkiye istişare toplantısında, sadece bölgedeki vatandaşların uzunca süredir maruz kaldığı sosyoekonomik ve altyapıyla ilgili kalkınmışlık farkını gidermek için değil, refahı artırmak, iş üretmek, sofralara bir tabak daha fazla yemek ilave edebilmek için temel zenginlik alanı olan tarım ve hayvancılık sektörüne ilişkin projeleri uyguladıklarını söyledi.
     Bakan Eker, hükümet olarak sürüncemede kalan, finans kaynağı tedarik edilmeyen, bu nedenle de 1989 yılından bu yana bir anlamda uyutulan projeyi yeniden canlandırdıklarını belirterek, şöyle devam etti:
     "73 tedbir altında, 9 eksende GAP Eylem Planı'nı hazırladık. 2008 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından bu plan Diyarbakır'dan tüm dünyaya ilan edildi. O günden bugüne tüm sektörlerde birçok proje hayata geçti, büyük bir hızla nihai hedefine doğru gidiyor. Bölgeyi ilgilendiren Dicle Kralkızı Barajları'nın sularını 144 kilometrelik bir boru ile Karacadağ'ın eteklerinden Savur'un eteklerine kadar götürecek ana kanalın inşaatı hızla sürüyor. Şanlıurfa'da Suruç, Ceylanpınar, Viranşehir, Nusaybin, Mardin, Kızıltepe ovalarını sulayacak olan 220 kilometrelik kanalın da aynı şekilde inşaatı sürüyor. Bölgedeki 2 milyon 100 bin hektara yakın tarım arazisinin aynı zamanda toplulaştırmasını yapıyoruz. Toplulaştırma, tarla içi geliştirme çalışmaları yapılmamışsa o suyun bereket yerine felaket getirme ihtimali var. Sulama projeleri tamamlandığında bu 100 binlerce kişiye iş ve istihdam üretilmesi anlamına gelecek. Bu da bölgenin tüm işsizlik sorunun çözülmesi anlamına gelir."
    
     -Üretilen ürünlerin transferi-
    
     Şanlıurfa ve Diyarbakır'ın Türkiye'de üretilen pamuğun yarısından fazlasını karşıladığına değinen Eker, bunun GAP tamamlanmadan, sulanacak arazinin sadece dörtte biri sulanmışken elde edildiğini belirtti.
     Eker, üretimin, her yıl 30 milyar doların üzerinde gıda talebinde bulunan Ortadoğu'ya da büyük katkısının olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
     "Türkiye'nin daha önce geleneksel olarak yaptığı doğu-batı ekseni ulaşım yani lojistik hattının kuzey güneyde Doğu Anadolu Bölgesi üzerinden sağlanacağını hatırladığımızda bunun çok yakın bir gelecekte Karadeniz'in Erzurum, Bingöl, Diyarbakır üzerinden Akdeniz'e İskenderun Limanı'na bağlanması demek olduğunu söylemeye gerek var mı-. Gerek Mezopotamya'daki Bağdat demiryolu, gerekse Hicaz demiryolu bağlantısı bizim orta ve uzun vadeli planlarımızdan. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu bağlantısı tamamlandığında Hazar ile Karadeniz ve Akdeniz havzaları birleşmiş oluyor. Dünyayla iş yapan, dünya pazarlarını takip eden sanayici ve işadamları 8-10 yıl sonra Hazar ötesinde üretilen buğdayın işlenip Akdeniz havzasına, Güney Akdeniz'e ki Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin tamamı buğday ithalatsıçıdır, transferi Türkiye üzerinden mümkün hale gelecek."
    
     -Çiftçiye sağlanan destek-
    
     Bakan Eker, Türkiye'de tarım sektörünün daha iyi bir noktaya gelmesi için çiftçiye yönelik destekleri artırdıklarını söyledi.
     Çiftçiye karşılıksız hibe olarak kasım ayının başına kadar 7 milyar lira para aktardıklarını vurgulayan Eker, "Tarım sektörünün daha iyi bir noktaya gelmesi için çiftçinin cebine hibe olarak aktardığımız para bu yılın sonun kadar 7 milyar 700 bin liraya ulaşmış olacak. Bu, 'fark ödemesi' diye tabir ettiğimiz üretilen ürünlerin prim ödemeleri, toprak analizi, sertifikalı tohum, mazot gibi destekleri kapsıyor. Ayrıca prim desteği ile ürün ve hayvan sigortalandığında sigorta poliçe bedelinin yarısı ve hayvancılık desteği de veriyoruz ki bu destek tarihinin en yüksek düzeyine ulaşarak 2 milyar lirayı geçti. Bu yıl 2 milyar 200 milyon lira olacak" diye konuştu.
    
     -Bölgeye yönelik projeler-
    
     Bakan Eker, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'nca proje ilanlarına çıktıklarını, bu kapsamda kırmızı et üretene bir milyon, beyaz et üretene 500 bin, süt ve süt ürünleri ile et ve et ürünlerinin desteklenmesine yönelik bir işletme kurana 3 milyon avroya kadar destek verdiklerini söyledi.
     DAP VE GAP illeri için özel bir proje uyguladıklarınıi, buralarda hayvancılık tesisi kuracak işletmelere ortalama yüzde 35, hayvan alımında yüzde 40, sağım ve benzeri alımlarda yüzde 40, bina inşaatında yüzde 30-35 oranında destek verdiklerini, ekim ayı itibarıyla bu kapsamda 99 milyon lira hibe desteği ödediklerini ifade eden Eker, hükümetin banka aracılığıyla çiftçiye kullandırdığı kredinin de söz konusu olduğunu belirtti.
    
     -Küçükbaş hayvan varlığında artış-
    
     Bakan Eker, Türkiye'nin coğrafi imkanlarını, tarihsel şartlarını dikkate alarak bir hayvancılık stratejisi oluşturduklarını ve politikalarını buna göre geliştirdiklerini belirterek, bu kapsamda daha önce hiç desteklenmeyen küçükbaş hayvancılığa yönelik desteklemeleri uyguladıklarını söyledi.
     "Bu yıl tarıma ayrılan bütçenin yüzde 26'sını hayvancılığa aktardık. 2013 bütçesinde bu oran yüzde 28'i buluyor" diyen Eker, küçükbaş hayvan varlığının destekleme kapsamına alınmasıyla hazırladıkları stratejinin doğru bir yere oturduğunu belirtti.
     Eker, sürekli azalan bir seyir izleyen küçükbaş hayvan varlığının, son birkaç yılda artışa geçtiğine değinerek, "Geçen yılın TÜİK rakamları 10 yıl öncesinin küçükbaş havyan sayısını geçti. Bu coğrafya çok az yağış alıyor ve bu nedenle de bölge küçükbaş hayvancılık için elverişli. Çünkü büyükbaşın yüksek miktarda ot tüketimi var, yeterli yağış ve ucuz sulama imkanı yoksa o yem çok pahalıya tedarik edilir ve o zaman rekabet yeteneğiniz olmaz. Stratejimiz doğrultusunda bir yandan büyükbaş hayvancılık işletmelerini daha verimli ölçek ekonomisine yakın hale getirirken, küçük baş hayvancılığı da geliştirmek için büyük destek sağlıyoruz" diye konuştu.
    
     -"Lokomotif sektör tarım ve gıda"-
    
     Eker, tarım hasılası bakımından dünyada 11, Avrupa'da 4. sırada yer alan Türkiye'nin 2008 yılından bu yana dünyada 7, Avrupa'da da birinci sıraya yerleştiğini hatırlatarak, Türkiye'nin önünde sadece dünyanın büyük kıta ülkelerinin kaldığını söyledi.
     Tarım ve gıdanın lokomotif bir sektör olduğunu, bu nedenle sektörün iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eker, "Bizim geleneksel olarak güçlü olduğumuz marka alanı tarım ve gıdadır. Türkiye'nin dünyada eğer bir ürünle adı anılacaksa bu ancak ve ancak gıda ve tarım ürünleridir. İşadamları ve sanayicilerimiz tarım ve hayvancılığa yatırım yaparken bunu yalnızca iktisadi bir faaliyet olarak görmemeli. Bu bölgede yatırım yapmanın Türkiye'nin barış ve huzur içerisinde kalkınmasına da katkı yapacağının bilinmesini isterim" dedi.
    
     -MÜSİAD Genel Başkanı-
    
     MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak da, Gıda ve Tarım Sektör Kurulu'nun bu toplantısını önemsediklerini, Türkiye'de daha doğru, verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir gıda ve tarım uygulaması için atılan adımların da farkında olduklarını belirterek, doğru icraatların sürdürülmesi için alkışlamakla yetinmeyip öneri ve uyarılarını da daima iyi niyetle seslendireceklerini belirtti.
     Türkiye'de tarımın verimli hale getirilmesi için arazi toplulaştırılması başta olmak üzere, ülke için hayati değer ve önem taşıyan tarım politikaları konusunda yasal, idari, teknik ve ekonomik sorunların çözümünün herkesin ortak meselesi olduğuna dikkati çeken Olpak, tarımla birlikte hayvancılıkla ilgili sorunların çözümünün de ülke için büyük önem ve değer taşıdığını aktardı.
     Gıda güvenliği, hijyen, güvenilir gıda, helal ve doğal gıda konularının kamuoyunun haklı olarak ilgisini çektiğini vurgulayan Olpak, şunları kaydetti:
     "Gıda sektöründe satışa sunulan 120'nin üzerinde ürün grubunda yaşanılan yüzde 1 KDV ile alınıp yüzde 8 KDV ile satılma problemi ciddi bir vergi kaybına ve kayıt dışı uygulamalara, usulsüzlüklere neden olmaktadır. Ülkemizde yüzde 45'in üzerinde bulunan organize olmamış perakende yanında 'cash&carry' adıyla bilinen ve toptan satış adıyla çalışan işletmeler maalesef bu vergi kaybının ve kayıt dışılığın sebebi olmaktadır."
    
    
    

Bu haberi 188 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir