Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Aktay: -"Kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ülkelerin…

  • Yazı boyutu
Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Aktay: 
  -"Kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ülkelerin…

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Aktay: -"Kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ülkelerin (Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya) notlarını düşürmesi ve krizin maliyetini kimin üstleneceği tartışmalarının netleşmemesi Avrupa Birliği'nin içinde bulunduğu krizden çıkışı güçleştirmektedir" -"Kriz Avrupa'nın huzurunu kaçırmış olabilir fakat yaşananlardan ders alarak krizi fırsata çevirmek her zaman mümkündür"

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, kredi derecelendirme kuruluşlarının, Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya'nın notlarını düşürmesi ve krizin maliyetini kimin üstleneceği tartışmalarının netleşmemesinin, Avrupa Birliği'nin içinde bulunduğu krizden çıkışı güçleştirdiğini bildirdi.
     Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Ekonomi Koordinatörlüğü'nce oluşturulan Kriz İzleme Grubu tarafından hazırlanan "Avrupa Birliği Borç Krizi ve Türkiye'ye Yansımaları" başlığındaki analizin kamuoyuna duyurulması amacıyla SDE Konferans Salonunda düzenlenen panelde konuşan Aktay, küresel finansal krizin hemen tüm ülkelerin ekonomilerinde ciddi daralma meydana getirdiğini söyledi.
     Finansal sektöre olan güvenin yeniden tahsisi ve krizin reel sektör üzerindeki etkilerinin azaltılması amaçlı alınan para politikası, maliye politikası ve finansal sektöre yönelik alınan politika önlemlerinin, nispi bir başarı sağlasa da çok ciddi sosyal ve iktisadi sorunları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Aktay, özellikle de bazı bankaların borçlarının kamulaştırılmasının doğal olarak kamu borcunun çok ciddi seviyelere yükselmesine ve bu borcun geri ödenmesiyle ilgili endişelerin oluşmasına sebep olduğunu ifade etti.
     Bunun da borcu yüksek olan Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerin borç sorunuyla karşılaşmasıyla sonuçlandığına dikkati çeken Aktay, şunları kaydetti:
     "Kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ülkelerin notlarını düşürmesi ve krizin maliyetini kimin üstleneceği tartışmalarının netleşmemesi AB'nin içinde bulunduğu krizden çıkışı güçleştirmektedir. Krizin Avrupa'daki ciddi etkileri Türkiye'nin kıta ile olan gerek politik ve gerekse ticari ilişkilerinin yoğunluğu dikkate alınınca bu konuda Türkiye'nin ciddi tedbirler almasını gerektirmiştir. Kriz Avrupa'nın huzurunu kaçırmış olabilir fakat yaşananlardan ders alarak krizi fırsata çevirmek her zaman mümkündür."
    
     -Avrupa borç krizi ve krizden çıkış senaryoları-
    
     "Avrupa Birliği Borç Krizi ve Türkiye'ye Yansımaları" başlığıyla hazırlanan analizin sunumunu yapan SDE Ekonomi Koordinatörü Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan da kamu borçlarının GSYİH'ya oranı ile ilgili kritere göre, 2002 yılından itibaren AB ülkelerinin kamu borçlarında ciddi oranda artış görüldüğünü bildirdi.
     AB ülkelerinin borçluluğunun yüzde 60'tan yüzde 83'lere, avro bölgesi ülkelerinin borçluluk oranlarının ise yüzde 68'den yüzde 87'lere kadar çıktığını belirten Özcan, en dikkat çekici artışın ise İrlanda, Yunanistan ve Portekiz'de görüldüğünü söyledi.
     "Avrupa borç krizini" oluşturan etmenlerin enflasyon eğilimleri, verimlilik gelişmeleri, ücret politikaları ve tasarruf eğilimi gibi temel değişkenler arasındaki farklara bakılarak incelendiğine dikkati çeken Özcan, şöyle konuştu:
     "AB'nin krizden çıkış politikalarının işlememesinde problem, cari fazlası olan kuzey ülkelerin cari açık problemi yaşayan güney ülkelerini finanse etmemelerinden kaynaklanmaktadır. Krizden çıkış senaryolarının yükünün hangi ülke tarafından üstlenileceği tartışmasında önerilen 4 senaryo var. Birincisi, çevrede yer alan ülkelerin rekabetçiliklerini yeniden kazanacak şekilde kemer sıkarak ve yapısal reformları gerçekleştirerek büyümeye başlamalarının sağlanması. İkincisi, Almanya ve Avrupa Merkez Bankası, kemer sıkma ve yapısal reformlarla verimliliği artırma ve emeğin birim maliyetini düşürme ve böylelikle reel değer kaybetme ile rekabetçiliği sağlamak gerektiğini öneriyor.
     Üçüncüsü, borçluluk oranları artan, dış dengesi kötüleşen ve dolayısıyla makroekonomik dengesi bozulan ve ayrıca AB tarafından belirlenen kuralları sağlayamayan ülkelerin batmasına ve avrodan ayrılmasına izin verilmesi. Dördüncüsü ise avrodan düzensiz çıkışın yıkıcı etkilerinden korunmak için tasarruf fazlası olan Almanya gibi kuzey ülkelerinin tasarruf açığı olan Yunanistan, İspanya, İtalya ve Portekiz gibi güney ülkelerini mali transferlerle desteklemeleri."
     Krizden çıkış senaryolarına da değinen Özcan, birinci seçenekte yükün daha çok Almanya tarafından üstlenilmesinin öngörüldüğünü, ikinci seçeneğin ise "acı reçetenin" çevre ülkelerince benimsenmesi ve dolayısıyla yükün ekonomik olarak zor durumda olan ve iyi yönetilemeyen ülkelerce üstlenilmesini içerdiğini vurgulayarak, "Üçüncü seçenek, her iki tarafın da yükü paylaşmasını öngörüyor ancak kontrolsüz bir dağılmanın yaratacağı yükün büyüklüğünün kestirilememesi ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Dördüncü seçenek ise Avrupalı halkların kader birliği yapmasına ve birbirlerini karşılıksız çıkar ilişkisi içinde desteklemelerini öngörüyor. Çözüm, hangi seçeneğin daha az maliyetli olduğu ve bu maliyetin kimin tarafından karşılanacağı ile yakından ilgilidir" diye konuştu.
    
     -"Finansal sistemler mazoşisttir"-
    
     Konuşmaların ardından gerçekleştirilen panelde konuşan İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Bloomberg HT Ekonomi Direktörü Prof. Dr. Kerem Alkin de Japonya ve Almanya'nın sanayi üretimi noktasında iyi bir noktaya geldiklerini ancak artan şekilde ithalata bağımlı olduklarını bildirdi.
     Bunun da devamlı rekabet içinde olunan bir ortama işaret ettiğini belirten Alkin, şöyle devam etti:
     "Almanya, dünya ekonomisinin hiçbir zaman sorunlarla karşılaşmayacağı beklentisi ile stratejik hatalar yapıyor. Almanya'nın riskli gelişmelere göz yummuş olması oldukça ürpertici. Bir yönü ile bakıldığında ekonomi konusunda AK Parti'yi 1990 hükümetlerinden ayıran, AK Parti hükümetlerinin daha çok iş hayatından gelen kişilerden oluşması. Merkel ise SSCB'nin gelişmesine izin vermediği, kapitalist sistemden uzak yerden gelen bir siyasetçi. Almanya, finansal sistemi şok edecek şekilde kesenin ağzını açsaydı Avrupa krizinde bu noktaya gelinmezdi ancak bazı kararlar zamanında alınırsa çok net sonuçlar verir."
     Türkiye'nin iç talebe dayalı büyüme modelinden söz edebilmesi için dünya gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 3'ünü üreten bir ülke olması gerektiğini savunan Alkin, "İç talebe dayalı büyüme, Türkiye için daha erken. Şu anda kendimizi Çin gibi görmeye başlarsak, stratejik bir hata yaparız. Bunun yerine önümüzdeki 10 sene ihracata dayalı büyümeyi gündemimizde tutmamız gerekir" dedi.
     Finansal sistemlerin mazoşist olduğunu öne süren Alkin, sözlerini şöyle tamamladı:
     "Finansal sistemler, kendisini döven Merkez Bankası'ndan hoşlanır. Burada taktiksel hatayla finansal sistemin her dediğini yapan Merkez Bankası başlangıçta çok hoş gibi görünür ama yanlıştır. Bir süre sonra her dediğini yapan Merkez Bankası'na duyduğu saygıyı duymamaya başlar. Dolayısıyla merkez bankası dediğin hiç akla gelmeyecek anda bir çakıp finansal sisteme yıldızları saydırmalıdır."
    
     -"Önemli olan krizin altında yatan sıkıntıları çözmek"-
    
     Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Yülek de AB'nin ne siyasi ne de ekonomik olarak karar alamadığını, kaliteli devlet adamı ve lider üretemediğini, demografik sıkıntılar çekildiğini ve bir dinamizmi olmadığını bildirdi.
     Yülek, Avrupa'nın bu krizi uzun da sürse atlatacağını ancak önemli olan krizin altında yatan sıkıntıları çözmek olduğunu sözlerine ekledi.
    
    
    

Bu haberi 118 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir