S&P Ülke Derecelendirme Kıdemli Direktörü Frank Gill: -"(Türkiye kredi notunun artırılması ile…

  • Yazı boyutu
S&P Ülke Derecelendirme Kıdemli Direktörü Frank Gill:
  -"(Türkiye kredi notunun artırılması ile…

S&P Ülke Derecelendirme Kıdemli Direktörü Frank Gill: -"(Türkiye kredi notunun artırılması ile ilgili) Son zamanlarda ihracat oranları iyi. Yaklaşık yüzde 50 artış var. Bu ciddi anlamda ilham verici ama çeşitli riskler de var. 24 derecelendirme unsuru var ve derecelendirme bunlara göre yapılıyor" -"Eskiden 'az gelişmiş olan ülkeler daha fazla temerrüte düşer' algısı vardı. Hayır bu sefer aynı şey yaşanmadı. 'Zengin ülkeler acaba zengin olarak devam edecekler mi-' Asıl soru bu"

Standard & Poor's Ülke Derecelendirme Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye'nin kredi notunun artırılmasına ilişkin, "Son zamanlarda ihracat oranları iyi. Yaklaşık yüzde 50 artış var. Bu ciddi anlamda ilham verici ama çeşitli riskler de var. 24 derecelendirme unsuru var ve derecelendirme bunlara göre yapılıyor" dedi.
     İMKB Başkanı İbrahim Turhan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Asya Borsaları İstanbul Buluşması" toplantısında, "Batı Dünyası için Politika Belirleme Güçlükleri ve Senaryolar: Gelişmekte Olan Ekonomiler Ayrışabilir mi-" başlıklı birinci oturum yapıldı.
     The Reinventing Bretton Woods Committee Murahhas Azası Marc Uzan'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda konuşan Gill, birçok gelişmekte olan ülkede, ülke borçlarının ciddi risk olduğunu belirterek, "Finansal sektörün dış borcuna bakıldığında gayri safi milli hasıla ile karşılaştırdığımızda banka krizleri yaşanabilir. Riskli ülkelerdeki bankaların desteklenmesi lazım" diye konuştu.
     Gill, cari açığın çok önemli bir sorun olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
     "Cari açığı olan ürettiğinden çok tüketen ülke, devleti zora sokuyor. Büyüme ve finansal durumu etkiliyor, ülke borçlarını ödemede temerrüte düşüyor. Endonezya'da cari açığın yüksek olmadığını görüyoruz. Bu onlar için diğer ülkelere göre iyi bir durum. Son 15-20 yıldır az gelişmiş ülkelerin temerrüte düştüğünü görmekteyiz. GSMH'nın kişi başına düşen milli gelir oranının düşük olduğunu görmekteyiz. Birçok temerrüt ticari ya da para birimi şokları nedeniyle yaşanmış. Son 5 yıldır gördüğümüz parasal esneklik her zaman devlet borçlarıyla sonlanmıyor. Brezilya'da 1995'te, Kore'de 1998'de, İzlanda'da bunu gördük. Çok iyi ihracat gösteren ülkelerde riski biraz azaltabiliyoruz."
     Hükümetlerin borçlarını ödememeyi seçebileceğini ya da borç ödeme şekillerini değiştirebileceğini aktaran Gill, "İtalya'ya bakacak olursak devlet borçlarının ödenmesi konusunda yeni yasal düzenlemeler var. Bu devletlerin kendi inisiyatifine kalmış. Eskiden 'az gelişmiş olan ülkeler daha fazla temerrüte düşer' algısı vardı. Hayır bu sefer aynı şey yaşanmadı. Zengin ülkeler acaba zengin olarak devam edecekler mi- Asıl soru bu. Yunanistan dışındaki refah seviyesi yüksek Avrupa ülkelerine baktığımızda refahlarını ihracata dayandırıyorlar. İrlanda'nın çok yüksek ihracat performansı var ama istihdamı ve talebi beraberinde getirmiyor" ifadelerini kullandı.
    
     -Türkiye'nin kredi notu-
    
     Konuşmaların ardından soruları yanıtlayan Gill, dünyada 157 hükümetle ilgili derecelendirme yaptıklarını kaydetti.
     Bir gazetecinin, Türkiye'nin kredi notunun arttırılmasına ilişkin soruya Gill, Türkiye ile ilgili de değerlendirme yaptıklarını aktararak, "Şu anda derecelendirmeye bakarsak ciddi anlamda bir cari hesap söz konusu ama bu azalıyor. Ama net enerji ve petrol süreçlerini düşünürsek bu iyileşebilir. Bunu gözlemliyoruz. Son zamanlarda ihracat oranları iyi. Yaklaşık yüzde 50 artış var. Bu ciddi anlamda ilham verici ama çeşitli riskler de var. 24 derecelendirme unsuru var ve derecelendirme bunlara göre yapılıyor" şeklinde konuştu.
     Gill, para politikalarının Avro Bölgesi için çok önemli olduğunu ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) artık avronun garantörü olduğunu söyledi.
     Avro Bölgesi'nde bir krizin yaşandığını ve dışarıdan bir yardım alınmadan bu krizin üzerinden gelinmeye çalışıldığını anlatan Gill, Avrupa Merkez Bankası'nın avro basabileceğini ifade etti.
     Gill, finansal kurumların birbirlerini desteklemeye çalıştığını belirterek, "Bence para politikaları gözden geçirilerek Avro Bölgesi'nin bu krizin üzerinden gelebileceğini düşünüyorum. Avrupa'da ihracatın da geliştirilmesi lazım" dedi.
     Sahraaltı Afrika'da bir çok ülkenin kredi derecelendirmesinin yapılmadığını aktaran Gill, temerrütlerin risk edilmesi için derecelendirmenin önemli olduğunu dile getirdi.
     Kredi derecelendirmesinin bir öneri olduğunu vurgulayan Gill, sözlerine şöyle devam etti:
     "Mevcut para üzerinden borç verdiniz, zamanında alır mısınız, almaz mısınız- Buna ilişkin değerlendirmeler... Biz S&P olarak yatırım ile kredi derecelendirmesi arasında bir bağlantı yapmıyoruz. Yani artı ya da eksideseyniz bu bizim için önemli değil. Biz gün sonunda buna bakmayız. Biz temel şeylere bakarız. Politika etkinliğine, mali performansa, mali esnekliğe bakarız."
    
     -"Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşacağına eminim"-
    
     The Lisbon Council Baş Ekonomisti Alessandro Leipold de politikaların önemine işaret ederek, şunları kaydetti:
     "Bu krizin bu noktaya gelmesinin nedeni politikaydı. Gelecek ile ilgili ne yapacağımızı da yine politikalar belirleyecek. Bir ekonomist arkadaşım 'Avro'yu anlayabilmek için ekonomi politikasını anlamak gerekiyor' demişti ona katılıyorum. AB projesinin gelecekte de devam edeceğini düşünüyorum. Bu projeye inanıyorlar ve devamına inanmak istiyorlar. Politikanın nereye gideceğini henüz biz bile bilmiyoruz. Avrupa'da yeni partiler var, yeni politika benimsemek istiyorlar ama bu para birliği daha fazla entegrasyona ihtiyaç duyuyor. Daha fazla Merkez Bankası birliğine ihtiyaç duyuyor. Merkez bankalarının birbirleriyle uyumlu şekilde adım atması gerekiyor. Daha uyumlu bir politika belirlemeleri gerekiyor."
     Leipold, AB'nin çevresinin krizle birlikte değişiklik gösterdiğini ifade ederek, "AB'nin üstesinden geleceğine inanıyorum" dedi.
     Türkiye'nin ticari faaliyetlerini çeşitlendirmesinin güzel olduğunu belirterek, "Türkiye, en azından bir nevi kriz yaşanan bölgelerden daha az etkileniyor. Büyümenin batıdan doğuya doğru kaydığını hepimiz görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıl dönümü için belirlediği 2023 vizyonundaki hedeflere ulaşacağına eminim. Türkiye niye ilk 10 ekonomiden biri olmasın- Ben bu hedeflerine ulaşacağına eminim" diye konuştu.
    
     -"Büyük şoklar önümüzdeki yıllarda da olabilir"
    
     Kopenhag Üniversitesi Ekonomi Profesörü Niels Christoffer Thygesen ise, Ekonomist Dergisi'nde yazan bir köşe yazarının ticari akış süreçleri ile ilgili yaptığı hesaplamayı anımsatarak, bu senaryoya göre bir şekilde risklerin dengelendiğini ama Asya'da olası bir krizin bu durumu değiştirebileceğini ifade etti.
     IMF'nin de olası bir şokun dünya ve Amerika üzerindeki etkileri üzerine araştırma yaptığını hatırlatan Thygesen, burada verilerin en büyük 5 ekonomi üzerinden incelendiğini, İngiltere'nin de bunun çok önemli bir ayağı olduğunu, Türkiye'nin de önemli bir konumda bulunduğunu ifade etti.
     Bu büyük şokların önümüzdeki yıllarda da olabileceğine işaret eden Thygesen, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Avro Bölgesi'nin ötesine geçersek, Asya ve Çin'deki yavaşlama, tahvil oranlarındaki duraklama, çeşitli endişeler var. 2011'in ikinci yarısından sonra bir risk primi daha eklenmiş oldu. Daha pesimestik (karamsar) bir senaryoya göre bu durum bazı ülkeleri etkileyebilir. Avro Bölgesi'nde herhangi bir kırılmanın yaşanması gibi bir şoktan bahsediliyor. Şayet bu olursa, Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerinde çok büyük düşüşler yaşanabilir. Bu açıdan bakıldığı zaman aslında dünyanın geri kalanını düşündüğümüz zaman böyle bir şok dünyada olumsuz süreçler doğuracaktır. Avrupa Merkez Bankası aynı şekilde büyük ölçekli alımlar, tahvil alınması konusunda çeşitli endişe taşıyor. Borçlanma süreçleri ile ilgili karmaşık bir süreç bu. Avrupa Bölgesi dışındaki bölümlere bakacak olursak bu uçurumu bertaraf etme ile karşı karşıya gelinebilir. Bir taraftan iyimser anlayışlar da benimsenmiş. Çeşitli temel kurallar dikkate alınarak gündeme getirebilirler."
     Hükümetlerin kendi çıkarlarının da söz konusu olduğunu vurgulayan Thygesen, büyük kredi patlamalarının olduğu ülkelerde daha fazla problem olacağının düşünüldüğünü ifade etti.
     Bir ülkenin kendi geçmiş borç mirasını referans alarak hareket etmezse bu konuda problemler yaşayabileceğine işaret eden Thygesen, "Avrupa'da faiz oranları düşük tutulmaya çalışılıyor. Süreç şiddetli bir şekilde ilerleyebilir. Bu konuda 2 çaba var. Bu gerilimler tahmin edilmeye çalışılarak Avrupa'nın daha sağlam çıkması sağlanabilir. Parasal politikalar dikkate alınmalı bu doğrultuda. Yunanistan ve İspanya örneklerinden de dersler çıkarılmalı" şeklinde konuştu.
     Bu arada, toplantı kapsamında moderatörlüğünü Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray'ın yapacağı "Ekonomik Dinamizmi Kaybetmeden Varlık Satışı Yoluyla Borçların Azaltılması: Borç Yerine Hisse Senedi mi-" konulu oturumunda Central Banking Publications Başkanı Robert Pringle, Emerging Market Asset Management Fon Yöneticisi Chandima Mendis, Avrupa Yatırım Bankası Ülke ve Mali Sektör Direktörü Pedro de Lima konuşmaları basına kapalı olarak gerçekleştirilecek.
     Program, 8 Eylül'de sona erecek.
    
    
    

Bu haberi 126 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir