Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli-2 Raporu: -"Nükleer enerji, enerji arzı açığının çözümü…

  • Yazı boyutu
Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli-2 Raporu:
  -"Nükleer enerji, enerji arzı açığının çözümü…

Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli-2 Raporu: -"Nükleer enerji, enerji arzı açığının çözümü olabilir ama risklerin giderilmesi için ilave adımlar atılmalı"

Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli-2 Raporu'nda, "Nükleer enerji, enerji arzı açığının çözümü olabilir ama risklerin giderilmesi için ilave adımlar atılmalı" değerlendirmesi yapıldı.
     Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) koordinasyonunda bağımsız bilim insanları tarafından Türkiye'nin önündeki nükleer enerji seçeneğinin artı ve eksilerinin değerlendirildiği "Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli-2 Raporu", düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.
     Nükleer enerjiye geçişin Türkiye'nin enerji güvenliğine katkı sağlayacağı ve sera gazı emisyonlarını azaltmasına yardımcı olacağı ifade edilen raporda, Türkiye'nin nükleer enerjiye geçişin risklerini azaltacak hukuki ve kurumsal altyapıyı henüz oluşturmadığına işaret edildi.
     Raporda Türkiye'nin uranyum zenginleştirmesi veya nükleer atık konusundaki stratejisinin belli olmadığına işaret edilerek hükümetin Türkiye'nin nükleer enerjiye geçişine dair daha bütünlüklü bir stratejiyi kamuoyu ile paylaşması gerektiği savunuldu.
     Türkiye'de nükleer enerji üretimine geçişin çok dikkatli planlanması gerektiğini vurgulayan EDAM Başkanı Sinan Ülgen, raporda ulaşılan sonuçları şöyle değerlendirdi:
     "Bu raporun en çok tartıştığımız ve bize de ilginç gelen yönü birim enerji maliyetinin kaynaklara göre karşılaştırması oldu. Bu tablolara çıplak gözle baktığınızda nükleer enerjinin maliyet açısından aslında kömür ve gaza göre çok büyük bir avantaj ya da dezavantaj ortaya çıkarmadığı görülüyor. Örneğin, yüzde 5 faiz koşullarında Akkuyu Nükleer Güç Santrali benzer kapasiteye sahip doğalgaz santrallerine göre 1 milyar dolar üretim avantajı ortaya çıkarırken, yüksek yüzde 10 faiz koşullarında doğalgaz 250 milyon dolar civarında avantajlı hale geliyor."
     Nükleer enerjinin bir diğer avantajının da dışa bağımlılığın azaltılması ve ödemeler dengesi üzerindeki etkisi olacağını dile getiren Ülger, "Türkiye'nin 2011 yılındaki 54 milyar dolarlık enerji ithalat faturası dış ticaret açığının yaklaşık yarısına tekabül ediyor. Nükleer enerji sayesinde elde edilecek kapasite bu dışa bağımlılığı azaltacak zira nükleer enerjide ithal yakıtın toplam maliyet içindeki payı yüzde 10'un da altında. Dolayısıyla nükleer santrallerde toplam elektrik üretimi içinde ithal yakıtın payı doğalgaz ve petrolden çok daha düşük" diye konuştu.
    
     -Yükselen enerji talebi-
    
     Raporda, Türkiye'de uzun vadede yılda ortalama yüzde 7-8 büyüyen talep nedeniyle elektrik sektöründe yeni yatırımlara ve kapasiteye ihtiyaç duyulduğu belirtilirken, kişi başı tüketimin Avrupa ülkeleri ortalama seviyesine ulaşabilmesi için yaklaşık 4 kat daha artması gerektiği ifade edildi.
     Nükleer güç santrallerinin elektrik üretimi esnasında sera gazı salımlarına yol açmadığının altı çizilen raporda, şu değerlendirmeler yapıldı:
     "Nükleer yakıt kaynaklı elektrik enerjisi fosil yakıt kaynaklı elektrik üretimini ikame ettiği oranda sera gazı salım azaltımı sağlanmaktadır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali tüm üniteleri ile işletmeye alındığında yılda yaklaşık 19,5 milyon ton karbondioksit (Co2) emisyon tasarrufu sağlayacağı belirlenmiştir. Bu rakamın elektrik üretimi kaynaklı emisyonların yaklaşık olarak yüzde 7'sine tekabül ediyor olacağı hesaplanmıştır. Elektrik üretimi kaynaklı emisyonların Türkiye'nin toplam emisyon hacmi içerisinde yüzde 40'a varan oran ile en yüksek paya sahip olan sektör olduğu düşünüldüğünde sağlanacak emisyon tasarrufunun önemli bir miktar teşkil edeceği daha iyi anlaşılabilmektedir."
    
     -Nükleer strateji-
    
     Türkiye'de nükleer enerjiye ilişkin yasal ve düzenleyici mevzuat eksiklikleri olduğu kaydedilen raporda, "Nükleer Enerji için Bağımsız Düzenleyici Otoriteye ihtiyaç var. Türkiye'deki düzenleyici otorite işlevini yürüten Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK), henüz bağımsız bir otorite olmadığı genel kabul görmektedir. TAEK'in nükleer enerjiyi geliştirme faaliyetleri içinde ve reaktör işletiyor olması bağımsızlığın önündeki engellerden sadece bir tanesidir.
     Bağımsızlığın sağlanması için en azından düzenleyici otoritenin karar alma sürecinin siyasi etkiden korunması, karar organlarında yer alanların olağan dışı durumlar dışında görevden alınamamaları, ve siyasi otoritenin, düzenleyici otoritenin bütçesi üzerindeki kontrolünün azalması gerekir" ifadelerine yer verildi.
     Raporda ayrıca Türkiye'nin henüz nükleer enerji ile ilgili bütünlüklü bir politikası bulunmadığına işaret edildi.
     "Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli-2" raporunun tanıtım toplantısına, Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Hasan Saygın ve Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. İzak Atiyas da katıldı.
    
    
    

Bu haberi 148 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir