Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı: (3) "Enflasyonu 5'e indirdik mi, indirecek miyiz, ne zaman…

  • Yazı boyutu
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı: (3)
  "Enflasyonu 5'e indirdik mi, indirecek miyiz, ne zaman…

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı: (3) "Enflasyonu 5'e indirdik mi, indirecek miyiz, ne zaman indireceğiz- Oraya odaklanırsak daha sonra tebrikleri kabul ederiz" -"Türkiye rahatlıkla büyüyebilir. Sırtında bir borç yükü yok ve bir miktar borcu artırma imkanı var" -"2013'ten itibaren dengeli büyüme başladığında herkes gerçekten Türkiye'nin büyüme ile ilgili hiçbir sıkıntısı olmadığını görecek"

Gökhan Kurtaran - Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Enflasyonu 5'e indirdik mi, indirecek miyiz, ne zaman indireceğiz- Oraya odaklanırsak daha sonra tebrikleri kabul ederiz" dedi.
     İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu'na katılan Başçı, "İstanbul Finans Merkezi: 2023'ün Yükselen Vizyonu" panelinin sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
     Başçı, The Banker dergisi tarafından "Dünyanın En İyi Merkez Bankası Başkanı" seçilmesinin ardından kendisine olan küresel ilginin artıp artmadığının sorulması üzerine, "Çok fazla onu ön plana çıkarmamak lazım. Çünkü bu daha ziyade merkez bankacılarının takip ettiği bir dergi. Merkez bankacıları arasında bir araya gelindiğinde bir espri konusu olur. Tebrik edilir vesaire. Biz daha ziyade, enflasyonu 5'e indirdik mi, indirecek miyiz, ne zaman indireceğiz- Oraya odaklanırsak daha sonra tebrikleri kabul ederiz. Enflasyon yüzde 5 olsun, bizim kendi vatandaşımızdan tebrik kabul etmemiz gerekir" diye konuştu.
     "Moody's'in 28 Ocak'taki telekonferans duyurusunun ardından piyasalarda yaşanan ani hareketlenmenin sonrasında konuyla ilgili bir soruşturma başlatılacak mı-" sorusuna cevaben Başçı, "Bizim görev alanımızda değil ama ilgili otoriteler o konuya bakacaklardır" dedi.
     Dünyada son aylarda yeniden gündeme gelen Merkez bankalarının bağımsızlığı konusundaki düşünceleri sorulan Başçı, şunları ifade etti:
     "Orada belki bizim de daha önce yaşadığımız bir konu gündemde; mali baskınlık. Mali baskınlık şu demek; kamunun borç yükü aşırı düzeylere çıkıyor, onunla birlikte bütçe açığı da aşırı düzeylere çıkıyor. Böyle bir ortamda o ağır borç kamburundan dolayı, ülke büyüyemiyor. Sırtında çok ağır bir taşla yürüyen bir adam gibi ağır borç yükünden dolayı çok hızlı büyüyemiyorlar. Avrupa'da da söz konusu olan bir konu. Japonya'da büyük ihtimalle söz konusu olan bir konu ve de 90'lı yıllardan beri böyle. Orada baktığınızda yüzde 220'nin üzerinde bir kamu borç yükü var. Yani gayrisafi hasılanın yüzde 220'sinin üzerinde. Böyle bir durumda bir yerde başka bir çare olmadığı için tek medet umulan otorite para otoritesi olmuş oluyor ve orada ondan bir şeyler yapması isteniyor. 'Büyümeyi canlandırmak için bir şeyler yap. Bütçe dengesinin tesisinde aman sakın ha, bizim faiz yükümüzü artıracak bir şey yapma' şeklinde ve parasal aktarım mekanizması gerektiği gibi çalışmıyor. Para politikası da bir yerde işe yaramıyor. Bu şekilde bakmak lazım, ama bu tartışmalar oluyor ve olacak."
     Başçı, Türkiye'nin daha önce bunun yaşadığını, kamu borcunun daha önce gayrisafi hasılaya bakıldığında 78'e çıktığında Türkiye'nin de buna benzer zorlukları yaşadığını hatırlatarak, ama Türkiye'de mali disiplin iradesi oluştuğunu söyledi.
     Türkiye'nin mali disiplin sayesinde 78 gibi olan oranı geçen yıl 36'lara çektiklerini dile getirerek, "Belki de o öngörü gerçekleşirse önümüzdeki üç yıl içerisinde yüzde 31'e kadar çekeceğiz. Şimdi bu gerçekten çok büyük bir nimet Türkiye için. Bir de özel sektör aşırı borçlu değil. Başlangıç noktası olarak, konut kredilerinde, diğer kredilerde bakarsanız, her ne kadar artış hızları yüksekse de, seviye olarak, başlangıç noktasında aşırı borçlu değil. O yüzden Türkiye rahatlıkla büyüyebilir. Sırtında bir borç yükü yok ve bir miktar borcu artırma imkanı var. O yüzden biz tam bir tezat teşkil ediyoruz" diye konuştu.
     Erdem Başçı, merkez bankalarının bağımsızlığı konusunda Türkiye'de, Merkez Bankası ve hükümetin enflasyon hedefini birlikte belirlemesi, daha sonra onu uygulamakta Merkez Bankası'nın tek yetkili ve sorumlu olduğu şeklinde bir uygulama bulunduğunu anlattı.
     Bu uygulamanın değişik ülkelerde farklı olduğuna işaret eden Başçı, "İngiltere'de enflasyon hedefini hükümet veriyor, Merkez Bankası onu tutturmakla sorumlu. Avrupa Birliği'nde Avrupa Merkez Bankası hem enflasyon hedefini kendisi koyuyor, hem de hedefi kendi tutturmaya çalışıyor. Japonya'da, aslında bizdeki gibi bir düzenleme olsaydı kapalı kapılar arkasında otururlardı. Derlerdi ki 'enflasyon hedefi 1 mi olsun 2 mi olsun-'. Onu tartışırlardı ve kamuoyuna ortak bir açıklama yaparlardı. Şimdi öyle bir şey olmayınca seçimlerde tek malzeme 'Merkez bankası politikası nasıl olmalıdır-' şeklinde. Böyle bir seçim atmosferi yaşandı ve Liberal Demokrat Parti dedi ki, 'ben iktidara gelirsem mutlaka enflasyon hedefini 1 değil 2 olarak empoze edeceğim'. Bunun üzerine çok yoğun bir baskı kurdular. Tabii bu bir para politikası belirsizliği anlamında geliyor. Bir maliye politikası belirsizliğinin yanına ikinci bir unsur olarak geliyor. Ümit ediyoruz ki yakın zamanda çözerler ve konsensus çerçevesinde ilerlerler" ifadelerini kullandı.
    
     -"Mutlaka hükümetin sözü olması gerekir"-
    
     Başçı, hedef ya da amaç bağımsızlığı olarak iki türlü bağımsızlık bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
     "Bir de araç bağımsızlığı diye bir şey var. Türkiye'de araç bağımsızlığı var, enstrüman bağımsızlığı var. Ama amaç bağımsızlığı tam olarak yok. Bir ara Avrupa Birliği bunu eleştirmişti mesela. 'Üyelik sürecinde hedefi de Merkez Bankası belirler' dediler. Biz 'hayır' dedik. Merkez Bankası olarak kendimiz karşı çıktık. Dedik ki, 'Türkiye'deki uygulama uygundur. Burada mutlaka hükümetin de bir sözünün olması gerekir çünkü onlar ücret artışlarını belirliyorlar, vergi artışlarını belirliyorlar. Orada hedefi kendileri benimserlerse ona göre, ona uyumlu birş ey yaparlar. O yüzden bizim uygulama doğrudur ve üyeliğe kadar biz bunu değiştirmeyiz'."
     Enflasyon tahmini sorulan Başçı, "Salı günü yine bir enflasyon tahmini açıklayacağız, hedef 5. Ekimdeki tahminimiz 5,3'tü. Sigara, tütün artış varsayımımızla yapılan oldukça uyumlu. Ama diğer faktörlere bakacağız, işlenmemiş gıda, enerji varsayımlarımız nelerdir, ona göre yeni bir tahmin vereceğiz" dedi.
     Başçı, kendisine Türkiye'de beklenen canlanma gelmezse, enflasyon hedeflemesinin ikinci planda kalıp kalmayacağının sorulması üzerine, "Ben ona hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü gerçekten Türkiye'ye inanmak lazım, güvenmek lazım, Türkiye'nin iç dinamikleri inanılmaz güçlü. Biz sadece bir dengelenme olsun diye iç talebi bir miktar frenlemeye çalıştık. Bunu da özellikle yaptık ki artık şu cari açık problemini bir arkada bırakalım tartışmayalım diye. 2012 yılına has bir şeydi. 2013'ten itibaren artık bu dengeli büyüme başladığında herkes gerçekten Türkiye'nin büyüme ile ilgili hiçbir sıkıntısı olmadığını görecek" karşılığını verdi.
    
     -"2023'te 25 bin dolar kişi başı gelire ulaşılabilir"-
    
     Türkiye'nin 2023 vizyonu çerçevesinde kişi başı milli gelir hedefine de değinen Başçı, "2023 yılına kadar kişi başı milli gelirde 25 bin doların ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Daha üstünün de yapılabileceğini düşünüyoruz. Yapısal reformlar ilerledikçe Türkiye'nin potansiyel büyüme hızı belki 5 değil 6 olur. 6 ile 5 arasında dağlar kadar fark var. Çok ciddi bir fark var. Türkiye'nin reel büyümesi hesaba katılıyor, ama Amerikan Doları bazında ölçüyorsunuz. 2023'teki 25 bin dolar bugünkü 25 bin dolarla aynı değil. Bugün için daha düşük bir rakam aslında o, orada doğru enflasyonu hesaba katarsanız yaklaşık 2 puan oradan geliyor. Aslında o 25 bin bugünkü 25 bin değil. O yapılabilir, ama o yetmez" ifadelerini kullandı.
     Başçı, enerji sektörünün dış denge için çok önemli olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin daha az cari açık vermek için enerji yatırımlarını sürdürmesi gerektiğini söyledi.
     İnşaat sektörünün çok özel, konjonktürel dalgalanmalara karşı çok hassas bir sektör olduğuna işaret eden Başçı, "Orada biraz dikkatli olmakta fayda var. İstihdam içerisinde inşaat sektörünün payı nedir- Diğer sektörlerin payı nedir- İspanya'da örneğin inşaat sektörünün payı çok yüksek. Konut fiyatları düştüğü için işsizlik çok arttı. Orada biraz dikkatli gitmekte fayda var" dedi.
     (Son)
    
    

Bu haberi 141 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir