Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı: (4) -"Türkiye'nin temel dinamikleri çok güçlü, bankaları…

  • Yazı boyutu
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı: (4)
  -"Türkiye'nin temel dinamikleri çok güçlü, bankaları…

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı: (4) -"Türkiye'nin temel dinamikleri çok güçlü, bankaları sağlam, yurt içi talep inanılmaz. Dolayısıyla iç taleple ilgili hiçbir sorun olmaz. Dış talep tarafındaysa ihracatçılarımız çok başarılı" -"Bu, tarihe, ders kitaplarına geçecek kadar büyük bir başarı. Türkiye hızla pazarlarını çeşitlendiriyor ve kaydırıyor, petrol üreten ülkelere kaydırıyor, hızlı büyüyen, ithalatı büyüyen ülkelere kaydırıyor. Bir de Amerikan doları cinsinden satış yapılan pazarlara artırıyor. ABD'ye ihracat artıyor, yüzde 25-30 inanılmaz"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Türkiye'nin temel dinamikleri çok güçlü, bankaları sağlam, yurt içi talep inanılmaz. Dolayısıyla iç taleple ilgili hiçbir sorun olmaz. Dış talep tarafındaysa ihracatçılarımız çok başarılı. Bu, tarihe, ders kitaplarına geçecek kadar büyük bir başarı. Türkiye hızla pazarlarını çeşitlendiriyor ve kaydırıyor, petrol üreten ülkelere kaydırıyor, hızlı büyüyen, ithalatı büyüyen ülkelere kaydırıyor. Bir de Amerikan doları cinsinden satış yapılan pazarlara artırıyor. ABD'ye ihracat artıyor, yüzde 25-30 inanılmaz" dedi.
     Kocaeli Sanayi Odası'nın davetlisi olarak kente gelen Başçı, Kocaeli Ticaret Odası Toplantı Salonu'nda yaptığı konuşmada, Merkez Bankası olarak iki yenilik yaptıklarını belirterek, şunları söyledi:
     "Neyin başımıza geleceğini bildiğimiz için küresel parasal araştırma dediğimiz bir hadise var. Bol miktarda dünyanın büyük Merkez Bankaları hiç çekinmeden bilançolarını büyütüyor ve para basıyorlar. Türkiye'nin iç dinamikleri, talep çok güçlü, krediler yüzde 35 artıyor, 2010 yılının sonundayız, Çin'deki artıştan bile daha yüksek, Türk Lirası aşırı değerli ve daha çok para geliyor. Bunun karşılığında ne yapacağız- TL daha çok değerlenecek, krediler daha hızlı artacak. Buna karşı tedbir almamız gerekti. Merkez Bankası olarak harekete geçtik. Kanunda belirtilen sebepten dolayı kredilerde bir miktar yavaşlamamız gerekti. 'Tamam krediler büyüsün ama 25'de büyüsün, 35'de büyümesin. 10 puan bu sene indirelim, gelecek sene belki bir 10 puan daha indiririz' diye düşündük. Böylelikle makul bir seviyeye çekeriz, çünkü bunun bire bir cari açıkla ilişkisi var. Döviz kuru da tekrar değerlenmesin diye 'faizleri düşük tutacağız' dedik ve faizleri uzun süre düşük tutup aşağı yöne esneklik verdik."
     Koridor sistemi diye bir sistem geliştirdiklerini dile getiren Başçı, bunun çok başarılı bir sistem olduğunu, Avrupa borç krizi sonrasında faiz koridorlarını yukarı doğru genişlettiklerini ifade etti.
     Başçı, Ekim ayında Türk lirasında haddinden fazla bir değer kaybı gördüklerinde bunu kamuoyuyla paylaştıklarını anlatarak, "Üzerine tedbir olarak bir miktar döviz satışları ve başka tedbirlerle birlikte faiz koridorunu kullandık. Gecelik faizlerin bankalar arası piyasada yükselmesine izin verdik ve bu sayede Türk Lirası'nın daha istikrarlı, daha sağlam bir duruş sergilemesine yol açtık" dedi.
     Erdem Başçı, Avrupa'da birinci dalga geçtikten sonra Şubat ayında koridoru daralttıklarını ancak sonrasında ikinci dalganın gelmesinin ardından Haziran ayından itibaren konunun biraz daha sakinleşmeye başladığını, kendilerinin de kademeli bir şekilde faiz koridoru içinde faizlerimizin aşağı doğru inmesine izin verdiklerini vurguladı.
    
     -"Temkinli duruş"
    
     Başçı, ellerindeki verilerde, Temmuz ayından itibaren öncelikle ödenmeyen çeklerde dikkat çekici bir artışın bulunduğunu ifade ederek, "Bunu takiben akım hızında, bankaların tahsili gecikmiş alacaklarında bir miktar yükselme gördük. Bunu finansal istikrarla ilişkilendiriyoruz. Finansal istikrar açısından 'hızla gecelik faizleri aşağı çekmemiz gerekir' diye düşünerek, Temmuz'un başından itibaren hızla aşağı çektik" şeklinde konuştu.
     Dün itibariyle gecelik faizlerin yüzde 5, bankaların birbiriyle borçlanmaları arasındaki faizin yüzde 5, Merkez Bankası'ndan alınan çapan maliyet, aylık ortalama maliyetin de yüzde 6,1 civarında olduğuna dikkati çeken Başçı, bunun faiz koridorunun ne kadar esnek ve ne kadar etkili bir politika aracı olduğunu gösterdiğini bildirdi.
     Başçı, bununla küresel dalgalanmalara karşı geçici olarak ve gerektiğinde döviz kurlarını yumuşatmak için sıkılaştırma yapabildiklerini vurgulayarak, gerekmediği zaman da bu sıkılaştırmayı geri alabildiklerini, buna da "temkinli duruş" dediklerini söyledi.
     Bu şekilde bir "temkinli duruş" izlemeye devam ettiklerini anlatan Başçı, "Temkinliyiz ama ne kadar sıkılaştırma yaptığınız zaman faizlerin yukarı gitmesine izin vereceğiz- 'En fazla 11,5'e kadar çıkabilir' diyorduk. En son Para Politikası Kurulu'nda bahsedilen karar alındıktan sonra şu anda 'en fazla 10'a çıkar, hatta 9,5 diye bir alt seviye daha var. 9,5'u geçmez bundan sonra' diyoruz. Bankalar bunu bildiği için özellikle ticari kredi faizlerinde bir indirime başladılar ve buna devam ediyorlar" iadesini kullandı.
    
    
     -"Büyüme rakamlarında Lehman krizinin etkisi çok net"
    
     Başçı, küresel enflasyon için gelişen ülkelere ayrı, gelişmiş ülkelere ayrı baktıklarını belirterek, her ikisinde de Lehman krizi sonrası enflasyonda düşüş yaşandığını, daha sonra da özellikle parasal genişletici tedbirlerle enflasyonda bir toparlanma görüldüğünü kaydetti.
     Yakın zamana bakıldığında gelişmiş ülkeler ve gelişen ülkelerde enflasyonun aşağı yönlü indiğinin gözlendiğini ifade eden Başçı, bunun da küresel yavaşlamanın en doğal sonucu olduğunu, fakat buna mukabil enteresan bir gelişme olarak emtia fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmeye devam ettiğini söyledi.
     Başçı, enflasyonun düşmesine rağmen emtia fiyatlarının yüksek kalmaya devam ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
     "Büyüme rakamlarına baktığımızda Lehman krizinin etkisini çok net görüyoruz. Küresel Lehman kriziyle 2008-2009 yılında büyümede çok keskin bir yavaşlama oldu. Burada gelinen nokta kayıpları telafi edemedi. Dünya, Lehman krizinin hasarını gideremedi. Buna şimdi, işsizlik seviyesi olarak baktığımızda çok daha altında gidiyor. Bunun yanı sıra toparlanma yeterli olmadı. Bunun yanı sıra bir de ilave olarak büyüme oranlarında yavaşlama geldi. Hem Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde hem Hindistan'da hemde Latin Amerika'da bunu görüyoruz."
     Başçı, Avro bölgesinde bakıldığında işsizlik oranının yüzde 10 üzerinde ve bunun artmaya devam ettiğinin anlatarak, bazı ülkelerde yüzde 20'nin dahi üzerinde işsizlik oranlarının bulunduğunu dile getirdi.
     Amerika'da işsizlik oranında hafif bir iyileşmenin görüldüğünü ama yine de kriz öncesi seviyenin çok üzerinde bulunduğunu belirten Başçı, İngiltere'de de yine işsizliğin yükseldiğini ve henüz bir düşüşün yaşanmadığını ifade etti.
     Başçı, Lehman küresel krizinin etkilerinin henüz tam olarak silinmediğini, belirterek, büyüme tahminlerine bakıldığında, yakın zamanda Avrupa bölgesi için Avro bölgesi için gelecek yıl 0,2'lik bir büyümenin beklendiğini bildirdi.
     ABD'de büyüme oranının bu yıl için 2,2, gelecek yıl 2,1 olarak beklendiğini anlatan Başçı, İngiltere'deki büyüme oranın çok zayıf olduğunu, bu yıl eksilerde olması beklenen büyüme rakamının gelecek yıl yüzde 1'e yakın artmasının beklendiğini söyledi.
     Erdem Başçı, Avrupa'daki problemin Avrupa Birliği'ne üye 17 ülkenin faizinin eşitlenmesi olduğuna işaret ederek, "Tüm ülkeler Avrupa'yı kabul etti, AB'ye 17 ülke girdi. Tüm ülkelerin faizleri aynı oldu. Her ülke Almanya ile aynı faizle borçlandı. Piyasa, 'Kimse problem yaşamaz, herkes borcunu takır takır öder, herkesin riski Almanya kadardır' dedi. Lehman krizi bir vurdu, bütçe açıkları bazı ülkelerde inanılmaz bozuldu" diye konuştu.
     Başçı, Avrupa'da, 'Acaba İspanya ödemez mi, Yunanistan ödemez mi-' endişelerinin yaşandığına dikkati çekerek, hemen fiyat kırmaya başlandığını ve faiz oranlarında ciddi bir farklılaşma gözlendiğini kaydetti.
     Faiz oranlarındaki farklılaşmanın ülkelerin borcunu ödeyememe riski ve dolayısıyla finansal istikrarsızlığa işaret ettiğini dile getiren Başçı, şunları söyledi:
     "Bu da sokaktaki adama, özellikle çalışanlara yansıyor. Pek çok kişi işinden oldu. Kredi riski dediğimiz şok, çok tehlikeli ve yıkıcı etkileri olan bir şok. Borçlanma maliyetini en hızlı artıran ülkeler en yüksek işsizlik oranını artıran ülkeler oldu. İşsizlik oranlarında en yüksek artış Yunanistan, İspanya ve sorun yaşayan diğer ülkelerde, Portekiz'de, İrlanda'da var. Finansal istikrar hayati derecede öneme sahip. Bu finansal sorunları yaşayan ülkelerde istihdam düşüyor. Finansal istikrar, kamu borcu açısından bakarsak Türkiye'de durum nedir- Türkiye'de gidişat çok kötü değil. Yüzde 40'ın bile altında bir kamu borç yükü rasyosu elde edildi. Bu sene bu biraz daha iyileşecek gibi gözüküyor. Ülkelerle karşılaştırmasına baktığımızda, Avrupa ülkelerine göre Türkiye'nin durumu iyi, ama gelişmekte olan ülkeler sınıfına baktığımızda ortalarda bir yerlerdeyiz. Bu Türkiye'nin risk primine yani borçlanma faizine hemen yansıyor.
    
     -"Avrupa daralıyor, Türkiye büyümeye devam ediyor"
    
     Çin'de yüzde 10'a yakın bir büyüme görüldüğünü ifade eden Başçı, orada da bir yavaşlamanın mevcut olduğunu ve en son gelinen noktada bu yıl için 7,7, gelecek yıl için 8,1 beklendiğini, anket ortamlarında Hindistan ve Latin Amerika'da da yavaşlama göründüğünü bildirdi.
     Başçı, Türkiye'ye bakıldığında durumun bu mevcut çerçeve içinde çok da fena olmadığını vurgulayarak, "Normalde biz, Türkiye'nin büyüme esnekliğine baktık. Normalde Avrupa bir daralsa Türkiye'nin de en az bir daralması gerekir. Avrupa yüzde 1 küçülse, Türkiye'nin en az yüzde 1 küçülmesi lazım. Belki de yüzde 1'den daha fazla küçülmesi gerekir. Avrupa yüzde yarım daralıyor, Türkiye büyümeye devam ediyor. Bu yıl ki anket sonuçları 2,9 bekliyor. Bu, bizim beklentimiz değil. Bu, özel sektör katılımcılarının Türkiye için verdiği cevaplar. Aslında daha önce 3 bekliyorlardı yıl başında IMF'nin tahminleri çok düşüktü. IMF 0,4 veriyordu biz de demiştik, 'yüzde 0,4'ü bir 10'la çarpın bakalım' Türkiye, 'büyük ihtimalle 4 büyür' demiştik. Davos'ta geçen sene bu şekilde yaklaşmıştık" şeklinde konuştu.
     Türkiye'nin bu yıl 4 rakamının biraz altında, 3 ila 4 arasında bir yerde yılı tamamlayabileceğini belirten Başçı, mevcut dünya konjonktürü altında bunun müthiş bir başarı olduğunu söyledi.
     Normalde Türkiye'nin en çok ticaret yaptığı Avrupa bölgesinde vaziyet eksiyken Türkiye'de de eksilerde olmasının gerektiğini ancak bunun ötesinde bir başarı gösterildiğini ifade eden Başçı, gelecek sene için de yine bu ankete cevap verenlerin 4,3 lük bir ortalamayı söylediklerini kaydetti.
    
     -"Tarihe, ders kitaplarına geçecek kadar büyük bir başarı"-
    
     Başçı, gelecek sene Türkiye'nin 4 ile 5 arasında büyümesini beklediklerini anlatarak, "Türkiye'nin temel dinamikleri çok güçlü, bankaları sağlam, yurt içi talep inanılmaz. Dolayısıyla iç taleple ilgili hiçbir sorun olmaz. Dış talep tarafındaysa ihracatçılarımız çok başarılı. Yani bu, tarihe, ders kitaplarına geçecek kadar büyük bir başarı. Türkiye hızla pazarlarını çeşitlendiriyor ve kaydırıyor, petrol üreten ülkelere kaydırıyor, hızlı büyüyen ithalatı büyüyen ülkelere kaydırıyor. Bir de Amerikan doları cinsinden satış yapılan pazarlara artırıyor. ABD'ye ihracat artıyor yüzde 25-30 inanılmaz. Orta Doğu, Kuzey Afrika'ya ihracat artıyor. Rusya'ya fena değil Rusya'ya bir artış var. Dolayısıyla bunların hepsini bir araya getirdiğinizde baz, Türkiye'nin ihracat bazı Euro bölgesinden hızla diğer pazarlara kayıyor ve bu pazarlar da büyümeye devam ettiği için gelecek sene de bu pazarlar büyüyecek."
     Orada başka problemlerin bulunduğunu belirten Başçı, jeopolitik problemlerden dolayı ekonomik olarak alım güçlerinin sürekli arttığını dile getirerek, dolayısıyla bu büyüme hızına yakın bir hızla devam edilmesi halinde ihracatın gelecek sene artmaya devam edeceğini söyledi.
     Başçı, cari açık veren bir ülke konumunda olduklarına dikkati çekerek, iş adamlarının başarıları ve ihracatın arması durumunda iç talebin büyümesine de Merkez Bankası olarak o kadar izin vereceklerini bildirdi.
     "Şu anda biliyorsunuz frenleri yavaş yavaş azaltıyoruz. O kadar iç talebin büyümesine izin verebiliriz. aksi halde çok fazla salıversek o zaman iç talep inanılmaz anlamda potansiyeline sahip Türkiye'de ve cari açık hemen artar" diyen Başçı, "O yüzden dikkatli gidiyoruz. İhracatçılarımız ne kadar başarılıysa biz de iç talebi o kadar canlandıracağız. Buradan söz veriyoruz. Bunu Türkiye yapabilir mi- Türkiye bunu çok rahat yapabilir çünkü Türkiye'de para politikası aktarım mekanizması çalışıyor. Avrupa'da para politikası aktarım mekanizması bozulmuş durumda tamir etmeye çalışıyorlar. Türkiye'de çalışıyor, sapasağlam. O yüzden hiç kimsenin endişesi olmasın, Türkiye'de dengeli bir şekilde, ılımlı büyüme devam edecek ve 2012-2013'te muhtemelen daha iyi olacak gibi görünüyor" dedi.
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 112 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir