Merkez Bankası Başkanı Başçı soruları yanıtladı:(3) -"Eğer enflasyon yüzde 5'e gelirsek, uzun…

  • Yazı boyutu
Merkez Bankası Başkanı Başçı soruları yanıtladı:(3)
  -"Eğer enflasyon yüzde 5'e gelirsek, uzun…

Merkez Bankası Başkanı Başçı soruları yanıtladı:(3) -"Eğer enflasyon yüzde 5'e gelirsek, uzun vadeli Türk Lirası tahvil piyasası oluşacak. Proje kredileri bankalar tarafından Türk lirası olarak verilebilecek" -"Avro bölgesindeki badireyi en az hasarla atlattık. Böyle zor bir dönemde yüzde 3-3,2 büyüme mükemmel bir başarıdır"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, eğer enflasyonda yüzde 5'e gelinirse uzun vadeli Türk Lirası tahvil piyasası oluşacağını belirterek, "Proje kredileri bankalar tarafından Türk Lirası olarak verilebilecek" dedi.
     Başçı, düzenlediği basın toplantısında Enflasyon Raporu'nu açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
     Başçı, "Kayıp 30" yıl olarak adlandırılan dönemle ilgili bir soru üzerine dünyada ekonomistler arasında 30 yıllık kayıp konusunda fikir birliği içinde olunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
     "Ekonomistler genellikle farklı farklı fikirdedirler. Enflasyonun maliyeti konusunda artık bir konsensüs oluşmuş durumda. Büyümeyi enflasyon ile ilişkilendirdiğiniz zaman enflasyonun büyümeye zarar verdiğini görürsünüz. Enflasyondaki her 10 puanlık yükseliş, büyümeden çeyrek puan çalıyor. Gizli bir hırsız gibi enflasyon büyümeden çeyrek puan çalıyor. Türkiye'de ortalama enflasyon yüzde 55 idi ve çok dalgalı idi. Bu hesabı Türkiye için yaparsanız 1,25 puan uzun vadeli büyüme performansından Türkiye'de enflasyon çaldı ve kimse bunu fark etmedi. 'Biz enflasyonla da büyüyoruz zararı yok' deniliyordu. Bunun aslında ekonomik büyümeye etkisi enflasyon düşünce ortaya çıktı. Bizim kişi başı büyüme hızlarımız arttı. Zaman zaman bunu hatırlatmak gerekiyor. Bu bizim işimiz. Uzun vadeli büyüme için fiyat istikrarı istiyoruz. Biz de henüz fiyat istikrarına daha gelemedik. Yüzde 9'dayız, 5'e gelmeliyiz. Eğer yüzde 5'e gelirsek, uzun vadeli Türk Lirası tahvil piyasası oluşacak. Proje kredileri bankalar tarafından Türk Lirası olarak verilebilecek. Türk Lirası olarak 10-20 yıl vadeli tek haneli proje kredisi verilebilirse, pek çok firma dövizle borçlanmaz, TL ile borçlanır. Bunun fiyat istikrarına katkısı olur ve dolayısıyla büyümeye faydası olur. O nedenle yüzde 5 ısrarımız boş değil."
     2013'te hem iç talebin hem de ihracatın büyümeye katkı sağlayacağını belirten Başçı, iki ayaklı bir büyüme olacağını ve bunun Orta Vadeli Program'da öngörülen ılımlı büyüme olacağını söyledi. Türkiye'de büyümenin 2013 yılında yüzde 4 ve üzerine çıkmasının söz konusu olabileceğini ifade eden Başçı, şunları aktardı:
     "Cari açıktaki yüzde 10'luk seviyeleri aşağıya doğru çektik ve yüzde 7'ler seviyesine getirdik. Şu anda yüzde 7'ler sürdürülebilir görülüyor. Yurt dışından finansman çok güçlü, dolayısıyla bir süre yüzde 7'li platoda gidebiliriz. Türkiye'nin orta ve uzun vadede tasarruflarını artırarak, 5'li platoya ve daha sonra belki düşük platoya getirmesi gerekli ve faydalı olduğunu düşünüyoruz. Biz zorlu dönemi atlattık.
     Avro Bölgesi'nde kriz bitti mi- Çok olumlu gelişmeler var diye düşünüyoruz. Atılan atımlar ağır çekim aksiyon filmi gibi, gereken aksiyonların hepsi yavaş yavaş yerine getiriliyor. Dolayısıyla 2013 yılında çok az da olsa pozitif bir büyümeyi görecek diye düşünüyoruz. Avro Bölgesi'ndeki badireyi en az hasarla atlattık. Böyle zor bir dönemde yüzde 3-3,2 büyüme mükemmel bir başarıdır."
    
     -"Şirketler uzun TL vadeli borçlanabilecek, biz bunu istiyoruz"-
    
     Artan banka tahvil ihraçlarına ve Merkez Bankası politikalarının ekonomiyi soğuttuğuna yönelik söylemlere değinen Başçı, şöyle konuştu:
     "BDDK'nın belirlemiş olduğu sınırlar ölçüsünde tahvil ihracı yapılıyor. Türk Lirası tahvil piyasasının oluşması için biz bunu teşvik ediyoruz. Zararı yok önce banka ihraçları başlasın ama daha sonra büyük şirketlerin ihraçları devam edecek ve kademeli bir şekilde teminatsız borçlanabilen şirketler uzun TL vadeli olarak borçlanabilecekler. Biz bunun olmasını istiyoruz. Türkiye'deki bankaların sağlığı çok çok iyi ve kaldıraçları düşük, karlılıkları çok yüksek. Yabancı para cinsinden bankaların borçlanabileceği bir sınırı var. Hepsinin borçlanma kapasitesi var. Bunun mümkün olduğunca uzun vadeye yayılmasını istiyoruz. Biz rezerv opsiyon mekanizması ile borçlanma kapasitesinin bir kısmını Merkez Bankası'nın rezervlerine ekliyoruz. Bankaların aslında likidite rasyolarını iyileştiriyoruz. Ülkenin rezervlerini artırmış oluyoruz. Cari açığı veren özel sektör. Önemli bir kısmı bankaların borçlanması ile finanse ediliyor. 'Eğer cari açığı özel sektör veriyorsa, bırakın Merkez Bankası'nın rezervlerini özel kesim biriktirsin' diyoruz.
     Dolayısıyla biz ayarlamalar yaparak rezervlerimizin kendiliğinden dalgalanma göstermesini, döviz kurlarının o kadar dalgalanmamasını otomatik olarak sağlamış oluyoruz. Bu mekanizmayı yavaş yavaş bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Türkiye dışında da pek kullanılan bir mekanizma değil. Bunu yurt dışında kime anlatsak 'fena bir fikir değil acaba bizde yapabilir miyiz-' diye soruyorlar. O yüzden bankalarımız ne kadar borçlanırsa borçlansınlar kendi hesap kitaplarını yapsınlar. Bu bir anlamda kredilerin de kontrollü gitmesine neden olur. Aylık ihracat faizi en son Cuma günü yapılan ihalede 5,75'in de altına düştü. 5,72 oldu. Bu kalıcı bir durum mu- Türk Lirası'ndaki likiditeyi haftalık ihale eder ihtiyacın biraz üzerinde verirsek aylık ihale faizleri de düşüyor. Dolayısıyla şöyle bir resim mümkün, aylık ihalelerde oluşan faiz 5,75'in zaman zaman altında olabilir. Buna teknik bir engel yok. Bu da Merkez Bankası açısından önemli bir esneklik. Birçok merkez bankasında olmayan bir özellik."
    
     -"Cari açığın tekrar yükselmesine izin vermeyeceğiz"-
    
     Orta vadeli programda devletin kendisine "Eğer biz bunu yapacaksak bunun finansmanı nereden gelecek, vergilerden mi, borçlanmadan mı gelecek-" sorusunu sorduğunu dile getiren Başçı, "Bir miktar borçlanmadan bir miktar vergilerden diye karar veriyor. Bütçe açığını bir miktar artırıyor geçen yıla göre. Biraz vergi, biraz bütçe açığı ve biraz da borçlanmadan. Bu bir siyasi tercihtir. Biz buna karışmayız. Bütçe dengeleri gözetilerek bunlar yapılıyor" diye konuştu.
     Erdem Başçı, faiz indirimleri konusuna da değinerek, "Cari açıktaki iyileşme gözleniyor ekonomik yavaşlamayla da bağlantılı. Şimdi bu yolda giderken çok yavaş gideceğiz. Tekrar bozulmasına izin vermeyeceğiz. Elimizde çok farklı alternatifler var. Bu nedenle cari açığın tekrar yükselmesine izin vermeyeceğiz. Özellikle yapısal reformlar ve tasarruf artırıcı yapısal reformlardan bir tanesi ocak ayında yürürlüğe giriyor. Bireysel emeklilik teşvik sistemi. Onun sonuçlarını görmek lazım. Özel sektörün tasarruflarını artıracağı öngörülüyor. Tek başına Merkez Bankası'nın yapacağı bir şey değil. Biz üzerimize düşeni yaptık diye düşünüyoruz. Gelişmiş ülkelerdeki para politikasını çok yakından takip ediyoruz. Bundan sonra adımlarımızı enflasyona bakarak atacağız" diye konuştu.
     "Fed'in uyguladığı para politikası Merkez Bankası'nın uygulamalarına nasıl etkisi olur-" şeklindeki soruya de Başçı, "Merkez Bankası sadece ekonomik verilere bakarak görevini yapar" diye cevap verdi.
     (Son)
    
    
    

Bu haberi 117 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir