Merkez Bankası Başkanı Başçı: (2) -"Merkez Bankası, döviz kurlarındaki oynaklığı ne kadar…

  • Yazı boyutu
Merkez Bankası Başkanı Başçı: (2)
  -"Merkez Bankası, döviz kurlarındaki oynaklığı 
  ne kadar…

Merkez Bankası Başkanı Başçı: (2) -"Merkez Bankası, döviz kurlarındaki oynaklığı ne kadar azaltabilirse fiyat istikrarı açısından o kadar önemli bir mesafe almış olacak" -"Kredi büyüme hızı ve reel efektif döviz kurlarındaki oynaklığı azaltmak, enflasyondaki oynaklığı da azaltacağından bizim daha iyi bir fiyat istikrarı sağlamamıza yol açacaktır" -"Kredi büyüme hızında aşırı oynaklık istemiyoruz" -"Yeni yapısal araç, kaldıraca dayalı zorunlu karşılıklar" -"(2013'te) Döviz alımları ve satımları yapmayı öngörmüyoruz"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Kredi büyüme hızı ve reel efektif döviz kurlarındaki oynaklığı azaltmak, enflasyondaki oynaklığı da azaltacağından bizim daha iyi bir fiyat istikrarı sağlamamıza yol açacaktır" dedi.
     Başçı, önümüzdeki dönemde yeni yapısal araç olarak kaldıraca dayalı zorunlu karşılıkların kullanılacağını belirterek, eğer banka öz sermayesine göre çok büyük ölçeğe ulaştıysa yani kaldıracı çok fazla kullandıysa bu durumda bir miktar ilave zorunlu karşılığın söz konusu olacağını bildirdi.
     "2013 Yılı Para ve Kur Politikası"nı açıkladığı basın toplantısında konuşan Başçı, 2013 yılı için belirsizlik aralığını her iki yönde iki yüzdelik puan olarak koruduklarını belirtti.
     Başçı, "Burada 'Neden 1,5 değil de 2 yüzdelik puan-' diye bir soru akla gelebilir. Bizde iki tane önemli oynaklık unsuru var. Bunlardan bir tanesi işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklık, ikincisi de döviz kurlarındaki oynaklık" diye konuştu.
     Geçmiş yıllarda enflasyon hedefindeki sapmalara bakıldığında, sapmaların önemli bir kısmının döviz kurlarındaki aşırı hareketlerden kaynaklandığını ifade eden Başçı, bir yıl içinde döviz kurunda yüzde 20'nin üzerinde değer kaybı olduğunda enflasyonda 3 puanlık sapma meydana gelebildiğini dile getirdi.
     Bunun oldukça önemli bir sapma olduğuna dikkati çeken Başçı, "Merkez Bankası, döviz kurlarındaki oynaklığı ne kadar azaltabilirse fiyat istikrarı açısından o kadar önemli bir mesafe almış olacak" ifadesini kullandı.
     Bu durumda kredi büyüme hızı ve reel efektif döviz kurlarındaki oynaklık olmak üzere iki tür oynaklıktan söz edilebileceğini anlatan Başçı, bunların her ikisinin de enflasyonda da oynaklığa yol açtığını söyledi.
     "Bunlardaki oynaklığı azaltmak enflasyondaki oynaklığı da azaltacağından, bizim daha iyi bir fiyat istikrarı sağlamamıza yol açacaktır" diyen Başçı, döviz kurlarındaki oynaklığı daha makul seviyelere indirdikleri takdirde, 2 yüzdelik puanı daha aşağı çekmeyi düşünebileceklerini kaydetti.
    
     -"Kredi büyüme hızında aşırı oynaklık istemiyoruz"-
    
     Merkez Bankası'nın temel görevlerinden bir tanesinin de finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve piyasalarla ilgili düzenleyici tedbirleri almak olduğunu hatırlatan Başçı, finansal istikrar denince aşırı dalgalanmalardan uzak bir finansal sistemin algılandığını, dolayısıyla kredi büyüme hızında aşırı oynaklık istemediklerini söyledi.
     Benzer şekilde reel efektif döviz kurlarında da aşırı oynaklığı arzu etmediklerini belirten Başçı, döviz kurlarındaki sert hareketlerin reel sektörü de etkilediğini ve aşırı değerli dönemlerde dış dengeyi bozduğunu, aşırı değersiz dönemlerde de enflasyonu etkilediğini ifade etti.
    
     -"TL'nin aşırı değerlenmesi ekonomik değerlerle uyumlu değil"-
    
     Kredilerdeki değişim/GSYH oranı ile cari açık arasında oldukça yakın bir ilişki olduğuna işaret eden Başçı, oranın açığı bir miktar öncülediğini dile getirdi.
     Lehman Krizi kredilerdeki değişimin GSHY'e oranının oldukça yüksek seviyelere çıktığını belirten Başçı, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "O dönem piyasa, bir düzeltme yaptı. Kriz yoluyla düzeltme yaptı. Lehman Krizi yoluyla kredi büyüme hızında yavaşlama söz konusu oldu. Neredeyse sıfıra kadar indi. Aynı dönemde döviz kurlarına baktığımızda Türk Lirası 2008 yılının sonlarına doğru aşırı değerliydi. Bunu nasıl ölçebiliyoruz- Bizim internet sitemizde yayımladığımız bir reel efektif döviz kuru endeksi var. Bu endeksi, 2003 yılı ortalaması 100 olacak şekilde baz aldık. Daha sonra takip etmeye devam ettik. 2003 yılında 100 olan bir endeks 2008 yılı sonlarına doğru 130'a geldiyse burada aşırı değerlenme vardır. Çünkü çok kısa bir süre içerisinde bu kadar çok değer kazancı. Ekonomik değerlerle uyumlu değil."
     Aynı dönemde petrol fiyatlarının 150 dolara kadar çıktığını hatırlatan Başçı, emtia ithal eden bir ülkede petrol fiyatları yükseldiğinde döviz kurunun değer kazanmasının beklenmeyeceğini kaydetti.
     Başçı, buna karşın kısa vadeli sermaye akımları nedeniyle Türkiye'de dövizin değer kazandığını dile getirdi.
     Bu oranının hangi seviyelerde olması gerektiği konusunda da bilgi veren Başçı, "2003 yılında eğer kur denge değerine yakınsa o zaman her yıl bunun üzerine 1,5-2 puan ilave değerleme koyabilirsiniz" dedi.
     Bunun iki nedeni olduğunu anlatan Başçı, bunlardan bir tanesinin kalkınma sürecinde hızlı büyüyen ülkelerin paralarının bir miktar değer kazanması olduğunu kaydetti.
     Bir diğer nedenin de enflasyon ölçüm farkları olduğunu belirten Başçı, teknolojik ilerlemelerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyona farklı yansıtıldığını söyledi.
     Başçı, bu iki unsur bir araya getirildiğinde yüzde 1,5-2 düzeyinde artışın makul karşılanabileceğini, buna karşın 5 yıl içinde endeksin 130'a çıkmasının bunun aşırı değerlenme anlamına geldiğine dikkati çekti.
     Şu andaki dünyadaki bütün ülkelerin bu duruma karşı ne yapılabileceğini düşündüklerine işaret eden Başçı, genel yaklaşımın tedbir alma yönünde olduğunu ifade etti.
    
     -"Araçları geliştirme konusunda mesafe kat ettik"
    
     Kısa vadeli sermaye akımlarına karşı neler yapılabileceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başçı, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Eski yaklaşım, tek amaç tek araç yaklaşımıydı. Merkez Bankası olarak tek amacınız var fiyat istikrarı, tek aracınız var politika faizi. Bununla enflasyonu hedefleyeceksiniz, başka da bir şeye bakmayacaksınız. Yeni yaklaşım nasıl- Aşağı yukarı bütün merkez bankaları aynı noktaya geliyorlar. (Fiyat istikrara bakalım. Finansal istikrara da bakalım. Dolayısıyla kısa vadeli sermaye akımlarına kayıtsız kalmayalım. Elimizden geldiği kadar bunların etkilerini azaltmaya, yumuşatmaya çalışalım.)"
     Söz konusu etkiyi azaltmak için birden fazla araca ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Başçı, bunlardan bazılarının yapısal, bazılarının konjonktürel olabileceğini söyledi.
     Merkez Bankası olarak son 2-2,5 yıllık dönemde bu araçları geliştirme konusunda mesafe kat ettiklerini belirten Başçı, yapısal araçlardan bir tanesinin vadeye dayalı zorunlu karşılıklar olduğunu kaydetti.
     Yeni yapısal aracın kaldıraca dayalı zorunlu karşılıklar olduğunu dile getiren Başçı, "Eğer banka öz sermayesine göre çok büyük ölçeğe ulaştıysa yani kaldıracı çok fazla kullandıysa ona bir miktar zorunlu karşılık..." dedi.
     Bunun dışında inşaat süreci büyük ölçüde tamamlanan Rezerv Opsiyonu Mekanizması (ROM) bulunduğunu anlatan Başçı, ROM'un önemli bir yapısal araç olduğunu dile getirdi.
    
     -"2013'te hangi araçlar kullanılacak-"-
    
     2013 yılında hangi araçları kullanmayı öngördüklerine dair de bilgi veren Başçı, bunların "faiz koridoru, politika faizi, Türk Lirası ve yabancı para likidite yönetimi, vadeye dayalı zorunlu karşılıklar, kaldıraca dayalı zorunlu karşılıklar ve ROM" olduğunu dile getirdi.
     Kaldıraca dayalı zorunlu karşılık uygulamasının 2014 yılından itibaren uygulamaya başlanacağını bildiren Başçı, döviz alımları ve satımları yapmayı öngörmediklerini belirtti.
     İhracat reeskont kredileri yoluyla alınan dövizin gelecek yıl az 12 milyar doları bulacağını kaydeden Başçı, "Zaten oradan aldığımız için ilave bir döviz alımı yapmayı planlamayı planlamıyoruz" diye konuştu.
     Döviz alım ve satımının mutlaka gerekirse kullanılabileceğini ifade eden Başçı, son borç verme mercii araçlarını da şu an için kullanmayı planlamadıklarını kaydetti.
     Döviz repo piyasasında daha önce borç verme faizlerini indirdiklerini hatırlatan Başçı, bunları tekrar kriz öncesi seviyelerine çıkardıklarını ifade etti.
     Geçen yıl yaptıklarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başçı, 2010 yılının sonunda faiz koridorunu aşırı değerlenmeyi engellemek için aşağı yönlü genişlettiklerini söyledi.
     Bu uygulamanın işe yaradığını belirten Başçı, daha sonra Avro Bölgesi borç krizi döneminde TL'nin haddinden fazla değer kaybetmeye başladığını, buna karşı faiz koridorunu yukarı yönlü genişlettiklerini dile getirdi.
     6 kısa dönem ek parasal sıkılaştırma yapıldıktan sonra arzu edilen sonuçların alındığını anlatan Başçı, "Temmuz ayından sonra fonlama miktarını artırarak, gecelik faizlerin ve Merkez Bankası'ndan yapılan fonlamanın ağırlık ortalama maliyetinin oldukça düşük seviyelere inmesine izin verdik" dedi.
    
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 112 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir