Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz: -"Türkiye'nin kredi notunun S&P tarafından pozitiften durağana…

  • Yazı boyutu
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz:
  -"Türkiye'nin kredi notunun S&P tarafından pozitiften durağana…

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz: -"Türkiye'nin kredi notunun S&P tarafından pozitiften durağana çevrilmesi, kredi derecelendirme kuruluşlarının diğer ülkelere göstermiş olduğu sabrı ve inisiyatifi Türkiye'ye göstermediği algısı oluşturmaktadır" -"Büyüme modelimizin itici gücü özel sektörümüzdür. Kamu ve özel sektör yatırımları birbirlerini tamamlayacak alanlara yönlendirilmeye çalışılmaktadır"

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, "Türkiye'nin kredi notunun S&P tarafından pozitiften durağana çevrilmesi, kredi derecelendirme kuruluşlarının diğer ülkelere göstermiş olduğu sabrı ve inisiyatifi Türkiye'ye göstermediği algısı oluşturmaktadır" dedi.
     Bakan Yılmaz, Koç Topluluğu'nun "Bizden Haberler" dergisinde yer alan röportajında, Türkiye'nin son 10 yıllık döneminde kararlılıkla uygulanan makroekonomik politikalar ve yapısal reformlarla ekonominin güçlendirilerek dış şoklara karşı kırılganlığının azaltıldığın söyledi.
     Yılmaz, ekonomide sağlanan güven ve istikrar ortamının da gerçekleştirilen yapısal dönüşüm hamlesine önemli katkılar sağladığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
     "Geleceğe dair belirsizliklerin azaldığı bu ortamda ekonominin tüm aktörleri daha uzun vadeli bir bakış açısıyla geleceğe bakabilme ve karar alabilme imkanına kavuşmuştur. Sağlam makroekonomik temellere kavuşmuş bir yapıdaki Türkiye ekonomisi, güçlü bir orta vadeli programla belirsizliklerin azaltılması, sermaye girişinin devam etmesi, faiz oranlarının düşük seviyelerde kalması ve kredi genişlemesi sonucunda 2010 ve 2011 yıllarında yüksek bir büyüme performansı yakalamıştır. 2010 yılındaki yüzde 9,2 ve 2011 yılındaki yüzde 8,5 oranındaki büyüme hızlarıyla Türkiye OECD üyesi ülkeler arasında en yüksek büyümeyi gerçekleştirmiştir. 2003-2011 dönemi boyunca sağlanan mali disiplin sayesinde kamunun özel sektörün kullanabileceği kaynaklar üzerinde geçmişte olduğu gibi aşırı talep yaratmasının önüne geçildi. Kamunun kaynak kullanımında özel sektörü dışlayıcı baskınlığı azaltıldı. Böylece büyümenin lokomotifi olarak özel sektörün ön plana çıkması sağlanmıştır. Nitekim özel sektör 2011 yılındaki büyüme performansının elde edilmesinde önemli rol oynamıştır. Büyüme modelimizin itici gücü özel sektörümüzdür. Özel sektörün 2000'li yıllarda önemli başarılar gösterdiği ve özellikle gıda, mobilya, giyim, televizyon, beyaz eşya gibi ürünlerde ulusal markalar yarattığı görülmektedir. Hatta bazı ürünlerde bu ulusal markalar uluslararası markalara dönüşmüş ve uluslararası ticaret kanallarında etkin hale gelinmiştir."
     Yılmaz, bu başarıda otomotiv, beyaz eşya ve savunma sanayine dönük öncü girişimleriyle Koç Topluluğu şirketlerinin katkısının olduğunun görüldüğünü belirterek, "Beyaz eşya sektöründe yenilikçi ve ulusal pazarın lideri konumunda olan Koç Topluluğu firmalarının faaliyetleri Ar-Ge ve inovasyon altyapımıza ciddi katkılar sağlamıştır. Türk otomotiv sektörünün öncülerinden olan Ford Otosan, 2011 yılında ihracat açısından sektörde lider konumundadır ve çevreye duyarlı üretim tesisleri ile dikkati çekmektedir" dedi.
     Hükümetin kamu ve özel sektörü bütüncül bir bakış açısıyla ele aldığının altını çizen Yılmaz, "Bu çerçevede, kamu ve özel sektör yatırımları birbirlerini tamamlayacak alanlara yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Kamu yatırımları, özel sektör tarafından gerçekleştirilemeyecek alanlarda yoğunlaştırılırken, Kamu-Özel İşbirliği yöntemleriyle, özel sektörün etkin yönetim ve finansal imkanlarından azami ölçüde yararlanmak üzere çabalar sürdürülmektedir" ifadesini kullandı.
     Küresel ekonomideki gelişmelere de değinen Yılmaz, 2008'de başlayan küresel finansal krizin etkilerinin hala sürdüğünü, krizin etkilerinin en ağır hissedildiği bölgenin, Türkiye'nin yoğun ticari ve ekonomik ilişkilerinin bulunduğu Avro Bölgesi olduğunu söyledi.
     Yılmaz, Avrupa'nın yıllardır birikmiş olan ve son küresel finansal krizle beraber belirgin bir biçimde ortaya çıkan ağır sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
     "Avrupa'nın geleceğine ilişkin belirsizlikler giderilmeden küresel ekonominin geleceğine ilişkin endişelerin azalması mümkün gözükmemektedir. Ekonomik performans ve siyasi istikrar yanında 2008 yılı küresel finans krizinde de teyit edilmiş olan finans sisteminin yapısal güçlülüğü ile sıkı maliye politikası, Türkiye'yi borç ve bankacılık krizleriyle boğuşmakta olan birçok ülkeye göre ön plana çıkarmaktadır. Bu konjonktürde, Türkiye'nin kredi notunun S&P tarafından pozitiften durağana çevrilmesi, kredi derecelendirme kuruluşlarının diğer ülkelere göstermiş olduğu sabrı ve inisiyatifi Türkiye'ye göstermediği algısı oluşturmaktadır. Bu durum, önceki kriz deneyimlerinde ortaya çıkan bu kuruluşların uygulama ve değerlendirmelerine şüphe ile bakılması gerektiği görüşüne paralel bir gelişmedir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının kendi kredibiliteleri birçok ülkede tartışma konusu olmaktadır."
     Yılmaz, gıda sanayi ve tarım sektörüne yönelecek yabancı yatırımlar açısından Türkiye'de oldukça uygun bir yatırım ortamının mevcut olduğunu dile getirerek, bu alandaki potansiyel kullanılarak GAP, DAP, KOP ve DOKAP projeleriyle bölgelere çekilecek yatırımların bölgesel kalkınmaya da katkı sağlayacağını kaydetti.
    
    
    

Bu haberi 124 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir