İSGİD Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı: "İhracat odaklı büyümenin yanı sıra bir taraftan da…

  • Yazı boyutu
İSGİD Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı:
  "İhracat odaklı büyümenin yanı sıra bir taraftan da…

İSGİD Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı: "İhracat odaklı büyümenin yanı sıra bir taraftan da artık iç tüketimin hızlandırılarak çarkların dönmeye başlaması gerekiyor. Ekonominin durgunlaşması Türkiye için iyi olmaz" -"Orta Vadeli Program Türkiye'nin global risklerden en az şekilde etkilenerek istikrar ortamına kavuştuğunu gösteriyor"

İstanbul Genç Girişimciler Derneği (İSGİD) Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı, "İhracat odaklı büyümenin yanı sıra bir taraftan da artık iç tüketimin hızlandırılarak çarkların dönmeye başlaması gerekiyor. Ekonominin durgunlaşması Türkiye için iyi olmaz" dedi.
     İSGİD tarafından düzenlenen Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin değerlendirildiği "Ekonomik Görünüm" konulu toplantıda konuşan Kabadayı, Türkiye ekonomisinin hedeflenen yumuşak inişi başarıyla gerçekleştirdiğini belirtti.
     Yılın son çeyreğinde ekonomik büyümede bir hızlanma olmasını beklediklerini dile getiren Kabadayı, "İhracat odaklı büyümenin yanı sıra bir taraftan da artık iç tüketimin hızlandırılarak çarkların dönmeye başlaması gerekiyor. Ekonominin durgunlaşması Türkiye için iyi olmaz. Önümüzdeki yıldaki yüzde 4'lük büyüme hedefinin tutturulabilmesi için ekonomide çarkların bir an evvel dönmeye başlaması gerek. Bölgemizde Suriye sorunun bir an evvel çözülmesi ve Türkiye'nin notunun artırılması halinde yatırım ve istihdam hamlesi başlar" dedi.
     Kabadayı, Global ekonomide yaşanan sıkıntılı dönemde Avrupa'da ve gelişmekte olan ülkelerde eksili veya sıfırlı büyüme rakamlarının konuşulduğu bir dönemde Türkiye ekonomisinin pozitif ayrışmaya devam ettiğini söyledi.
     Yeni açıklanan Orta Vadeli Programa da değinen Kabadayı, "Açıklanan Orta Vadeli Programda 2012 sonunda yüzde 3,2, 2013 için ise yüzde 4 rakamlarının konuşuluyor olması gerçekten sevindirici ve Türk sanayicisi ve girişimcileri bakımından umut verici bir gelişme. Orta Vadeli Program Türkiye'nin gerçekten global risklerden en az şekilde etkilenerek istikrar ortamına kavuştuğunu gösteriyor. Bu gelişmeler ışığında sanayici ve iş adamları olarak kapasitelerimizi genişletip yeni yatırım planlarını devreye soktuğumuz bir döneme girdik" diye konuştu.
     Kabadayı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     "Bölgede siyasal ve askeri bir olumsuzluk yaşanmaması ve global emtia fiyatlarında çok ciddi bir artış olmaması durumunda hedeflerin rahatlıkla tutacağını düşünüyoruz. Türkiye bu elde ettiği başarılarla şu andaki uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notu hak etmiyor. Türkiye ile kıyaslandığında çok daha kötü ekonomilere sahip ülkelerin notları bile daha yüksek. Beklentimiz önümüzdeki süreçte kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseltilmesidir. Bu gerçekleşmesi halinde 2013 ve 2014 yılları Türkiye ekonomisi için çok parlak yıllar olacaktır. Türkiye'nin 2023 hedefine ulaşabilmesi için her yıl ortalama yüzde 5 büyümesi gerekiyor. Ekonominin durgunluktan çıkarak yeniden yüksek büyüme rakamlarına ulaşacak politikalar geliştirilmeli."
     Türkiye'nin halihazırda en önemli sorununun yüksek cari açık ve işsizlik olduğunu vurgulayan Kabadayı, "Yeni hazırlanan teşvik sistemi girişimci ve sanayicilere çok cazip fırsatlar sunuyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini kapsayan ve 5 ve 6. Bölgelerde yatırım avantajları var. Bu bölgelerdeki fırsatlar hakkında üyelerimizle düzenli toplantılar yapmayı ve iş adamlarını bilgilendirmek için organizasyonlar yapacağız. Teşvik paketinin kararlılıkla uygulanması halinde 2 yıl sonra meyvelerinin toplanmaya başlanacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
    
     -"Merkez Bankası döviz rezervinin 200 milyar dolara çıkarılması gerek"-
    
     Toplantıda konuşan Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin de Türkiye'nin global kriz ortamında önemli bir trend yakaladığını belirterek, şunları kaydetti:
     "Dünya ticaretinin diplerde seyrettiği bir dönemde Türkiye ihracat rekorları kırıyor, bu alkışlanacak bir başarı. Ancak dış şoklara karşı ayakta kalabilmek için Merkez Bankası döviz rezervinin 200 milyar dolara çıkarılması gerek. Birileri ayağımızın altındaki iskemleyi çektiğinde bizi döviz rezervi korur. Bugün Çin ülkeye tek kuruş döviz girmediğinde 26 ay ayakta kalacak rezerve sahip. Bizim rezervimiz en fazla 3 ay ayakta kalmamızı sağlar. Osmanlı'dan günümüze Avrupa en büyük pazarımız oldu. Fakat Avrupa krize girince yeni koridorlar açmak için Ortadoğu, Afrika, Orta Asya ve Balkanlar gibi pazarlara yöneldik. Krizde denen Avrupa, 6,3 trilyon dolarla tarihinin en büyük ithalat rekoru kırdı. Türkiye ise bu ithalatta yüzde 1 paya bile sahip değil. Demek ki bir şeyleri yanlış yapıyoruz."
    
    
    

Bu haberi 83 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir