İktisadi Kalkınma Vakfı'ndan Gümrük Birliği açıklaması -"AB gümrük alanı 27 üye devlet ve…

  • Yazı boyutu
İktisadi Kalkınma Vakfı'ndan Gümrük Birliği açıklaması
  -"AB gümrük alanı 27 üye devlet ve…

İktisadi Kalkınma Vakfı'ndan Gümrük Birliği açıklaması -"AB gümrük alanı 27 üye devlet ve Türkiye'den oluşmasına rağmen, AB üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları müzakere ederken Türkiye'nin görüşlerini dikkate almıyor" -"Serbest ticaret anlaşmaları sorununun çözümü büyük önem taşıyor" -"Gümrük Birliği'nin yerine bir serbest ticaret anlaşması yapılması, Türkiye'nin AB üyelik hedefi açısından son derece sakıncalı olacaktır"

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Avrupa Birliği (AB) gümrük alanının 27 üye devlet ve Türkiye'den oluşmasına rağmen, AB'nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarını müzakere ederken Türkiye'nin görüşlerini dikkate almadığını belirtti.
     İKV'den yapılan açıklamada, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları ve Gümrük Birliği'ne yönelik değerlendirmeleri hatırlatılarak, serbest ticaret anlaşmaları sorununun çözümünün büyük önem taşıdığı vurgulandı. Açıklamada, Gümrük Birliği'nin yerine bir serbest ticaret anlaşması yapılmasının ise Türkiye'nin AB üyelik hedefi açısından son derece sakıncalı olacağı savunuldu.
     Türkiye ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında 1963 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması'nın, AET'yi kuran Roma Antlaşması'nı model alarak gümrük birliğine dayalı bir ortaklık ilişkisi ile hizmetlerin, işçilerin ve sermayenin serbest dolaşımını öngördüğü anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
     "Anlaşma'nın 28. maddesi Türkiye'nin üyelikten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirebilmesine bağlı olarak tam üyeliğini de hedeflemiştir. Bu açıdan Ortaklık Anlaşması'nı bir 'katılım öncesi anlaşma' olarak değerlendirmek gerekir. 6 Mart 1995'te Ortaklık Konseyi'nin 1/95 kararı ile oluşturulan Gümrük Birliği ile ortaklığın son dönemine geçilmiştir. 1 Ocak 1996 itibarıyla yürürlüğe giren Gümrük Birliği, dönemin hükümeti tarafından üyelikten önceki son aşama ve üyeliğe hazırlık olarak görülmüştür.
     Haklı olduğumuz talepleri ciddi bir şekilde takip ederek sonuç almamız gerekirken Ortaklık Anlaşması'ndan kaynaklanan haklarımızdan vazgeçilmesi düşünülemez. AB gümrük alanı 27 üye devlet ve Türkiye'den oluşmasına rağmen, AB üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları müzakere ederken Türkiye'nin görüşlerini dikkate almamaktadır. AB ortak müzakere pozisyonu belirlenirken, Bakanlar Konseyi'nde bizim bakanımızın da bulunması, müzakerelerin Türkiye ve üçüncü ülke ile paralel olarak yürütülmesi ve anlaşmaların AB ve Türkiye için eş zamanlı olarak yürürlüğe girmesi gerekir."
    
     -"Ortaklık Anlaşması'nın öngördüğü tam üyelik, Türkiye'nin ısrarla talep etmesi gereken bir hakkıdır"-
    
     Serbest ticaret anlaşmaları sorununun çözümünün büyük önem taşıdığı vurgulanan açıklamada, aksi takdirde AB ile serbest ticaret anlaşması imzalayan ülkelerin Türkiye ile de bu anlaşmayı imzalamakta isteksiz kaldığı, bu ülkelerin Gümrük Birliği yoluyla Türkiye'ye mallarını düşük gümrük tarifeleri üzerinden satabilirken, Türkiye'nin aynı avantaja sahip olamadığına dikkat çekildi.
     AB yetkilileriyle temaslarda bulunarak Gümrük Birliği'nin işlemeyen bu yönünün düzeltilmesi gerektiğine işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
     "Gümrük Birliğinin yerine bir serbest ticaret anlaşması yapılması ise Türkiye'nin AB üyelik hedefi açısından son derece sakıncalı olacaktır. Gümrük Birliği, Ortaklık Anlaşması'nın bir sonucudur. Bunun yerine yeni bir serbest ticaret anlaşması yapılması Türkiye'yi tam üyelik hedefinden uzaklaştıracak ve Ortaklık Anlaşması'ndan doğan kazanımlarını tehlikeye atacaktır.
     Türkiye 1959 yılında müzakerelere gidecek Semih Günver başkanlığındaki heyete 'mutlaka Gümrük Birliği esasına dayanan bir anlaşma yapılması' talimatını vermiştir. Gümrük Birliği salt bir ticaret düzenlemesi olarak değil siyasi bir karar olarak benimsenmiştir. Gümrük Birliği uygulamasında karşılaşılan sorunlar karşılıklı müzakerelerle çözülebilecek hususlardır. Yeter ki bu konularda Türkiye yeterince ağırlığını koyabilsin.
     Unutulmamalıdır ki, bugün Türkiye'nin vize gibi konulardaki mücadelesinde Ankara Anlaşması ve Katma Protokol'ün sağladığı hukuki zemin Türkiye'ye önemli haklar sağlamaktadır. Atılacak her adımın Türkiye'nin AB karşısında 50 yıl geriye giden ilişkileri ve anlaşmalarla kazandığı hakları dikkate alınarak tasarlanması gerekir."
    
     -"Tam üyelik, Türkiye'nin ısrarla talep etmesi gereken bir hakkı"-
    
     Ortaklık Anlaşması'nın öngördüğü tam üyeliğin Türkiye'nin ısrarla talep etmesi gereken bir hakkı olduğu belirtilen açıklamada, AB'ye tam üyelik hedefinin bu süreç boyunca tüm Cumhuriyet hükümetleri tarafından tartışmasız benimsenmiş ve gerçekleştirilmesi hedeflenmiş bir devlet politikası olduğuna dikkat çekildi.
     Açıklamada, "Vatandaşlarımızın Ortaklık Anlaşması'ndan kaynaklanan birçok hakkı üye devletler tarafından uygulamaya sokulmayınca Lüksemburg Adalet Divanı'ndan karar alarak bunları uygulamaya sokabilme imkanı vardır. AB ve ABD arasında müzakere edilecek olan serbest ticaret anlaşması bağlamında, hükümetimizin ABD ile iyi ilişkilerimizi de dikkate alarak, AB ve ABD ile ortak bir çözüme ulaşması bundan sonrası için de emsal olacaktır" ifadelerine de yer verildi.
    
    
    

Bu haberi 153 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir