Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı: -"Tarihimizi bilmek, bu vatanın her karışının kanla…

  • Yazı boyutu
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı:
  -"Tarihimizi bilmek, bu vatanın her karışının kanla…

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı: -"Tarihimizi bilmek, bu vatanın her karışının kanla alındığını hatırlamak bu toprağın kıymetini bilmek için gereklidir"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, "Tarihimizi bilmek, bu vatanın her karışının kanla alındığını hatırlamak bu toprağın kıymetini bilmek için gereklidir" dedi.
     Çayeli'nin Kurtuluş Günü sebebiyle dün İstanbul'da düzenlenen toplantıya ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Bakan Yazıcı, Çayeli Kurtuluş Şöleni'nin kucaklaşılan, birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin doruğa çıktığı bir gün olduğunu belirtti.
     Yıldönümlerinin, kişilerin ve toplumların hafızalarını tazelemeleri için önemli vesileler olduğunu ifade eden Yazıcı, Çayeli'nin yaklaşık 3 bin yıllık bir tarihi olduğunu, 1461'de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı Devleti'ne katıldığını dile getirdi.
     Osmanlı'nın son dönemlerinde ülke genelinde yaşanan sıkıntıların Rize'de de yaşandığını aktaran Yazıcı, söz konusu kentte savaş ve kıtlıkla boğuşulan dönemin 1900'lerde, savaşlarla birlikte erkeklerin yoğun olarak askere alınmasıyla başladığını anımsattı.
     1900'lerin başında Yemen'e Doğu Karadeniz'den pek çok tabur gittiğini, bu taburlardan "Mapavri Taburu"nda 837 Mehmetçik olduğunu kaydeden Yazıcı, şunları aktardı:
     "Doğu Karadeniz'den pek çok kişi de Yemen'e savaşmaya gider. Rize taburunda 674; Trabzon taburunda 738; Atina (Pazar) taburunda 615; Of taburunda 792; Sürmene taburunda 750 Mehmetçik Yemen'e doğru yola çıkar. Tarihi kayıtlar, savaşta bu Doğu Karadeniz taburlarının, askerlerini yarı yarıya kaybettiklerini göstermektedir. Bu yıllarda Doğu Karadeniz'de düşman istilasına uğramıştır. Sahilde savaş 1 Kasım 1914'te başlamış, ancak Rus kuvvetleri 1916'ya kadar Fındıklı'nın doğusunda kalmıştır. Çayeli, 1916 yılının Mart ayında Rus işgaline uğramış ve 9 Mart 1918 tarihinde ise yeniden istiklaline kavuşmuştur. Bu iki yıl Çayeli'nde karanlık günler hüküm sürmüştür. İki yıl kadar süren işgal yıllarında Rus askerleri bazı camileri ve medreseleri askeri kışla olarak kullanmış. 15 yaş üzeri gençler, kadınlar ve çocuklar kötü şartlarda kara yolu ve demir yolu yapımında çalıştırılmışlar. Rus askerleri Rize'den çekilirken yangın çıkarmış ve Orta Camii'yi yakmışlardır. Savaşla birlikte kıtlık da başlamıştır. Geleneksel olarak mısır ekmeği yiyen Karadeniz halkı; savaş yıllarında, at pisliklerine karışmış mısır tanelerini toplayarak, mısırla birlikte yenmeyen (kutuni, uskuçi denilen) iç kısmını, bazen fındık kabuklarını da öğüterek una katıp ekmek yapmak zorunda kalmıştır. O zamanlar ekmeğe konulacak tuz kolay bulunamazdı. Yemeklere bazen deniz suyu konmuş, bazen de deniz suyu kaynatılarak buharlaştırılmış ve kalıntısı tuz olarak kullanılmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında Rize halkı da gerek silah ve mühimmat nakleden takalarıyla, gerekse kadınıyla erkeğiyle savaşa katılmış yokluk içinde, 'var olma' mücadelesi vermiştir."
    
     -"Atalarımız; 'Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur' demişlerdir"-
    
     Bakan Yazıcı, 1914-1950 yılları arasında Rize'nin en sıkıntılı yılları olduğunu belirterek, "Bu dönemde Rize halkı; iyi beslenemez, iyi geçinemez, giyinemez ve sağlık harcaması yapamazdı" dedi.
     Halkın düğün gibi önemli günlerde birbirlerinin elbiselerini ödünç aldığını kaydeden Yazıcı, bahçelerde ne yetiştiriliyorsa onun yendiğini; sadece tuza, gaza ve beze para verildiğini ifade etti. Üretilen mısırdan bir sonraki yılın tohumluğu ayrıldıktan sonra, kalan kısmın çoğu ailelere ancak birkaç ay yettiğini hatırlatan Yazıcı, bütün yıl yetecek kadar mısır üretebilenlerin varlıklı sayıldığını belirtti.
     Halkın büyük çoğunluğunun, arazisinden elde ettiği mısırla ekmek ihtiyacını karşılayamadığı bilgisini veren Yazıcı, seferberlikte askere alınanların çoğunun bir daha geri dönmediğini dile getirdi.
     Mehmetçiklere vazifenin bu topraklarda yaşananları unutmamak ve geleceğe çok daha güçlü bir ülke olarak yürümek olduğunu kaydeden Yazıcı, şunları kaydetti:
     "Tarihimizi bilmek, bu vatanın her karışının kanla alındığını hatırlamak bu toprağın kıymetini bilmek için gereklidir. Atalarımız; 'Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur' demişlerdir. Bu doğrudur, insan hafızası unutur. Bu acı olayları nisyandan, unutulmaktan kurtarmak için onları çeşitli vesilelerle hatırlamamız, kitaplaştırarak paylaşmamız ve gelecek nesillere aktarmamız gerekir. Bu topraklarda neler yaşandığını bilmek ve aynı zamanda çocuklarımıza da anlatmak zorundayız ki bir daha o kara günleri yaşamayalım. Mehmet Akif'in dediği gibi; 'Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez' Bugün bu toprakları ebedi olarak bize yurt yapan büyük ecdadımıza şükran günüdür. Güzel Çayeli'mizin düşman işgalinden kurtuluşunun 95'inci yılında; Sarıkamış Dağları'nda, Yemen Çölleri'nde savaşanlardan; İstiklal Savaşı'mızda takalarıyla silah ve cephane taşıyan Rizeli adsız kahramanlarımıza kadar; Tüm şehit ve gazilerimiz ile o sıkıntıları, acıları yaşayan ecdadımıza Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum."
    
    
    

Bu haberi 99 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir