G20 Finansal Sistemik Risk Konferansı -Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (1) -"Finansal krizlerle…

  • Yazı boyutu
G20 Finansal Sistemik Risk Konferansı
  -Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (1)
  -"Finansal krizlerle…

G20 Finansal Sistemik Risk Konferansı -Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (1) -"Finansal krizlerle mücadelenin en etkin yolu daha sağlıklı finansal sistemin oluşturulmasına yönelik atılacak adımları hep beraber gündemimize alıp, bunların üzerinde çalışmaktan geçmekte" -"Ülkelerin kendi içlerinde reform yapabilmeleri için mutlaka bir miktar baskı ortamı gerekiyor. Yoksa o ülkenin kendi iç dinamikleriyle reform yapması çoğu zaman mümkün olmayabiliyor" -"Avrupa Merkez Bankasının son aldığı kararlar ülkelerin alması gereken kararlar ve yapması gereken reformlar konusunda belki bir miktar rehavet içerisine girmelerini beraberinde getirebilecek" -"İyi dönemlerde sıkılaştırmanın, ama kötü zamanlarda biraz daha tolerans perspektifinden finans sektörüne bakmanın çok faydalı olduğu kanaatindeyim" -"Artık sistemin bütününü gözeten, daha makro bakış açısına mutlaka ihtiyaç duyulmaktadır"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, finansal krizlerle mücadelenin en etkin yolunun, daha sağlıklı finansal sistemin oluşturulmasına yönelik atılacak adımların gündeme alınıp, bunların üzerinde çalışmaktan geçtiğini belirterek, "Ülkelerin kendi içlerinde reform yapabilmeleri için mutlaka bir miktar baskı ortamı gerekiyor. Yoksa o ülkenin kendi iç dinamikleriyle reform yapması çoğu zaman mümkün olmayabiliyor" dedi.
     Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen "G20 Finansal Sistemik Risk Konferansı"nda konuşan Babacan, küresel bankacılık ve finans sektörünün geleceğinin masaya yatırılacağı konferans boyunca tecrübe paylaşımı ve fikir alışverişinde bulunulmasının çok faydalı olacağını söyledi.
     Babacan, hereksin amacının şoklara karşı daha dayanıklı, risklerin birikmeden gerekli önlemlerin devreye gireceği ve küresel istikrara yönelik risklerin bertaraf edileceği bir küresel mimari olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
     "Böylesi bir yapıyı hemen kısa vadede oluşturmak belki kolay olmayacaktır, bu biraz zaman alacaktır. Ama gelecek nesillerin refahını garanti altına almak için, küresel istikrar ortamının güçlendirilmesi için bu tür düzenlemelerin son derece önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.
     Son 10 yıldır düzenlenen G20 toplantılarının çoğuna katıldım, Türkiye'yi temsil ettim. Hem kriz öncesi hem de kriz sonrası dönemde pek çok meslektaşımla tanıştım. Dünyanın en büyük 20 ekonomisine yön verenlerle, uluslararası finans kuruluşlarıyla tanışma, görüş alışverişinde bulunma imkanım oldu. Finansal krizin temelinde bazı ortak konular var. Bu, ülke ayırt etmeksizin karşılaştığımız problemler. Problemlerin çözümü için gösterilen çabalar da üç aşağı beş yukarı benziyor. Bunun içindir ki G20 Finansal İstikrar Kurulu Basel Komitesi artık küresel bazda daha etkin düzenlemeler yapmaya başlıyor."
    
     -"Oyuncuların hırs ve ihtiraslarının dengelenmesini sağlayacak tedbirler almak gerekiyor"-
    
     Babacan, finansal krizin ortak sebeplerine bakıldığında düzenlemelerin zamansız olması ya da yetersiz olmasını önemli sorunlardan birisi olarak gördüklerini dile getirerek, "Ama bundan önce oyuncuların hırs ve ihtiraslarının da mutlaka dengelenmesini beraberinde getirecek tedbirleri almak gerekiyor" uyarısında bulundu.
     "Teşvik sistemlerini de buna göre tasarlamak gerekiyor" diyen Babacan, "Düzenlemeleri yaparken, kararları verirken, finans sektörüyle ilgili sadece bugünü değil, mutlaka orta ve uzun vadeyi dikkate almak gerekiyor. Bazen kısa vadede kolay çıkış olarak görünecek adımlar, uzun vadede ciddi problemleri beraberinde getiriyor. Düzenlemeleri yaparken asla günlük, popülist baskılara boyun eğmemek gerekiyor" şeklinde konuştu.
     G20 kurumlarına, özellikle Avrupa'ya bakıldığında şu anda ciddi problemler yaşayan ülkelerin sayısının oldukça yüksek olduğunu hatırlatan Babacan, özellikle Avro Bölgesindeki problemin artık finans sektörünün de boyutlarını aştığına dikkati çekti.
    
     -Avrupa Merkez Bankası'nın son kararları ülkeleri reformlar konusunda belki rehavete itebilir"-
    
     Bu durumun, aslında 2008-2009 krizinden sonra ne kadar büyük boyutta finansal sistemik bir riskin biriktiğini de gösterdiğini ifade eden Babacan, özellikle son dönemde Avrupa Merkez Bankası'nın aldığı kararlara dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Bu kararlar, kısa vadede rahatlatıcı kararlar olarak görülebilir. Ancak bu kararların açıklandığı günlerde de bu kararlar aslında hükümetlere gerekeni yapmaları için nefes alma imkanı sağlıyor, fırsat penceresi açıyor. O fırsat penceresini hükümetler doğru kullanamazlarsa o kararlar dönüp dolaşıp ilerde ciddi problemleri beraberinde getiriyor.
     Son günlerde özellikle hedeflenen ülkelerin piyasalarıyla ilgili ciddi rahatsızlıklar söz konusu. Ülkelerin kendi içlerinde reform yapabilmeleri için mutlaka bir miktar baskı ortamı gerekiyor. Yoksa o ülkenin kendi iç dinamikleriyle reform yapması çoğu zaman mümkün olmayabiliyor.
     Avrupa Merkez Bankası'nın son aldığı kararlar ülkelerin alması gereken kararlar ve yapması gereken reformlar konusunda belki bir miktar rehavet içerisine girmelerini beraberinde getirebilecek. 'Nasıl olsa merkez bankası var 3 yıla kadar sınırsız bir şekilde üstelik vadeli borçlanabiliyorum, fazla da bir zora sokmaya kendimizi gerek yok. Biraz daha gerekli adımları erteleyelim' yaklaşımı gerçekten büyük bir risk olabilir."
     Babacan, bu noktada yapılması gerekenin sıkıntı yaşayan ülkelerin borçlanma faizleri üzerinde belli bir kar ve tavan oluşturacak bir yaklaşım ve o yaklaşım çerçevesinde o faiz baskısının biraz daha hissedileceği bir teşvik yapısının daha olumlu sonuçlar getireceğini düşündüğünü ama Avrupa Merkez Bankası'nın kararlarının hep beraber görüleceğini söyledi.
    
     -"Düzenlemelerin amacında, finansal krizlerin neden olacağı kayıpları asgariye indirmek var"-
    
     Finansal kuruluşlara yönelik düzenlemelerin amacında finansal krizlerin neden olacağı sosyal ve refah kayıplarını asgariye indirmenin esas alındığını belirten Babacan, şöyle konuştu:
     "Bu düzenlemeleri yaparken mutlaka sıkılaştırma adımları işlerin iyi gittiği dönemlerde atılmalı. Eğer tedbirler alınması gerekiyorsa, ileriye doğru risklerin birikmesi önlenmek isteniyorsa, bunların işlerin iyi olduğu, hızlı büyümenin ve kredi genişlemesinin olduğu dönemlerde yapılması gerekiyor. Kriz döneminde, krizden çıkma çabasının olduğu bir dönemde sıkılaştırıcı yönde ilave adımların pek de fayda getirmeyeceğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla iyi dönemlerde sıkılaştırmanın, ama kötü zamanlarda biraz daha tolerans perspektifinden finans sektörüne bakmanın çok faydalı olduğu kanaatindeyim.
     Eğer bir acil sorun ciddi bir problem hemen kapının eşiğinde ise kuşkusuz öncelik bu yangını söndürmek olmalı. Üstelik yangını büyümeden söndürmek olmalı. Yangınla ilgili riskler bertaraf edildikten sonra o binayı nasıl yeniden inşa edeceğiz. Yangınlara karşı nasıl daha korunaklı bir yapı oluşturacağız. Belki o noktadan sonra onun üzerine eğilmekte büyük fayda var."
    
     -"Krizin etkilerinin önlenmesinde sadece mikro riskleri azaltıcı politikalar yeterli değil"-
    
     Babacan, zamanlara kadar önemli olan diğer bir konunun da kullanılan araçlar olduğunu belirterek, "Yakın zamana kadar bankacılık sisteminin düzenlenmesinde en etkin kullanılan araç sermaye yeterliliğiydi. Bu konudaki temel varsayım, 'bankaları ve mali kuruluşları tek tek güçlü sermaye yapılarına ulaştırırsak, o zaman sistem de sağlıklı olacaktır' gibi bir yüzeysel yaklaşım söz konusuydu. Ancak bankalar ve diğer yüksek kaldıraca sahip kuruluşların daha güvenli olmaya yönelik bu bireysel ve tek tek adımları sistemin bütünü için optimal olmayan bir dengeyi de beraberinde getirebilmekte" yorumunu yaptı.
     Tek tek bankalar için doğru olanların toplandığında sistemin tümü için yeterli korumayı sağlayamadığına dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:
     "Ekonomilerin göreli olarak istikrar arz ettiği dönemlerde bünyelerinde ciddi sorun bulunmayan birimlerin zaman içerisinde sistemde meydana getireceği olumsuz dışsallıklar sistemin tamamı için ciddi kırılganlıklar yaratabilir. Bu da yaşanan krizin boyutunu derinleştirebilmekte. Böyle bir yapı karşısında politika yapıcıların ellerindeki araç setini çeşitlendirmesi ve bunların işleyiş mekanizmaların da güçlendirilmesi gerekiyor.
     Sistemik risklerin tespit edilmesi ve krizin etkilerinin kontrol altında tutulmasında sadece mikro riskleri azaltıcı politikaların kullanılması anlayışının yeterli olmayacağını gördük. Artık sistemin bütününü gözeten, daha makro bakış açısına mutlaka ihtiyaç duyulmaktadır.
     Finansal düzenlemeleri kapsayan politikaların para ve maliye politikalarıyla da desteklenmesi gerekmekte. Bu nedenle para politikaları, maliye politikaları ve makro ihtiyati politikalar konusunda yetkili kurumlar arasında sağlanacak koordinasyonun son derece önemli. Bir yandan sektörle ilgili, sistemik risklerle ilgili adımlar atarken öte yandan maliye ya da para politikası tam tersine ivme oluşturuyorsa ekonomide bu işin tümüne baktığımızda çok daha olumlu bir sonuç görmeyeceğiz."
    
     -"Tek bir ülkenin çabası şok dalgalarının etkilerini sınırlandırmak için yeterli değil"-
    
     Babacan, tek bir ülkenin çabalarının gelen şok dalgalarının boyutunu ve etkilerini sınırlandırmak için yeterli olmadığına dikkati çekerek, politikaların belirlenmesi ve etkin bir şekilde uygulanması için kurumların ve ülkelerin arasındaki işbirliğinin ve koordinasyonun sağlanmasının da büyük önem arz ettiğini dile getirdi.
     "İşte bu sebeptendir ki, Basel Bankacılık Denetim Komitesi ve Finansal İstikrar Kurumu'nun üyelik tabanı son dönemde genişletildi" diyen Babacan, gelişmekte olan ülkeleri de kapsayacak şekilde bu kurulların yeniden organize edildiğini anımsattı.
     Artık ulusal otoriteler arasındaki ilişkilerin daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha güçlü olduğunu vurgulayan Babacan, "Kural ve standartlar daha iyi bir geri bildirim ve daha yaygın uluslararası destekle oluşturulmakta. Finansal krizlerle mücadelenin en etkin yolu daha sağlıklı finansal sistemin oluşturulmasına yönelik atılacak adımları hep beraber gündemimize alıp, bunların üzerinde çalışmaktan geçmekte" diye konuştu.
     Babacan, bu adımların en önemlilerinin sistemik risklerin doğru ölçüm metotlarının geliştirilmesi, yeterli veri alt yapılarının oluşturulması ve sistemik risklerle etkin mücadeleye el verecek düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi olduğunu da sözlerine ekledi.
    
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 115 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir