EGD'nin geleneksel yılbaşı buluşması -Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan:(2) -"Türkiye şu anda net…

  • Yazı boyutu
EGD'nin geleneksel yılbaşı buluşması
  -Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan:(2)
  -"Türkiye şu anda net…

EGD'nin geleneksel yılbaşı buluşması -Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan:(2) -"Türkiye şu anda net dış borcu olmayan, alacağı olan bir ülke konumuna gelmiştir. Rakamlar ortada. Cumhuriyet tarihinde ilk kez görülen bir şeydir bu. Yani bizim kamu olarak dış borcumuz yok" -"Ekonomik suça ekonomik ceza olmalı ama çek konusunda 'asla' diyenlerdenim"

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, "Türkiye şu anda net dış borcu olmayan, alacağı olan bir ülke konumuna gelmiştir. Rakamlar ortada. Cumhuriyet tarihinde ilk kez görülen bir şeydir bu. Yani bizim kamu olarak dış borcumuz yok" dedi.
     Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Yüksek İstişare Kurulu üyeleri ile bir araya gelen Çağlayan, muhalefet etmek adına Türkiye'nin dış borç rakamlarının gündeme geldiğini ve özel sektörün borcunun kamu borcu olarak gösterildiğini belirterek şunları aktardı:
     "Türkiye'nin özel sektör ve kamu borcunu bir araya koyarsan borçlar doğru ama özel sektörün borcundan bana ne devlet olarak. Kamu ile özel birlikte toplam brüt dış borcumuz 323 milyar dolar. Özel sektörün dış borcu 203 milyar dolar. Geriye 120 milyar dolar kalıyor. Bizim şu anda Merkez Bankası'nda döviz, altın toplam rezervimiz ise 122 milyar dolar. Türkiye şu anda net dış borcu olmayan, alacağı olan bir ülke konumuna gelmiştir. Rakamlar ortada. Cumhuriyet tarihinde ilk kez görülen bir şeydir bu. Yani bizim kamu olarak dış borcumuz yok."
     Özel sektörün bu borcu tesis ve modernizasyon için getirdiğini dile getiren Çağlayan, "İşin göbeğinden gelmiş biri olarak mutlak surette KOBİ'lerin tesis modernizasyonu ve yeni yatırımları açısından finansman ihtiyaçlarını geliştirecek ve her ne engel varsa onların azaltılması önem arzediyor" dedi.
     Türkiye'nin kamu iç ve dış borçlarının toplamının Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın geçen yıl yüzde 39,4 olduğunu, 2012 sonu itibariyle gelecek rakamın ise yaklaşık yüzde 36'ya düşeceğini kaydeden Çağlayan, özel sektörün ve sanayinin daha fazla yatırım yaparak daha fazla yeni teknolojiye girebileceği bir yapıya dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
     Bundan dolayı Turquality'de çalışma usul ve esaslarını da gözden geçirdiklerini, ve işleyişi daha süratli hale getirmek için aldıkları yeni kararları yılbaşından sonra devreye alacaklarını anlatan Çağlayan, "Yüksek katma değer ve yüksek teknoloji dilimize pelesenk olacak. Bunu da gerçekleştirme konusunda da hiçbir kuşkum yok. Ben Türk sanayisini tanıyorum. Nazlı yapar, zor yapar ama yaptı mı yapar. O konuda bizim de gerekli desteği hem manevi hem maddi anlamda mutlaka yapmamız lazım" ifadelerini kullandı.
    
     -"Gitmediğimiz pazar, olmadığımız yer yok"-
    
     Türkiye'nin dünyadaki toplam ihracat içindeki payının binde 8 olduğunu belirten Çağlayan, şöyle devam etti.
     "Bu payı yükseltmek zor ama önümüzde son derece geniş bir alan var. Bu konuda hiçbir ülkenin de bize bir kısıtlaması yok. Diğer taraftan ticaret diplomasimizi geliştiriyoruz. Şu anda parlamentoda onay bekleyen 3 tane serbest ticaret anlaşmamız var. 10'a yakın serbest ticaret anlaşmasını müzakere ediyoruz. Japonya Serbest Ticaret Anlaşması inşallah başlayacak. Ufak tefek engellerden dolayı giremediğimiz pazarlar vardı. Uzak Doğu'da, Asya Pasifik bölgesinde lojistik konusunda hemen hemen son noktaya geliyoruz. Diğer taraftan ABD'de Los Angeles başta olmak üzere bir çok alanda lojistik konusunda önemli çalışmalarımız var.
     İhracatımızın 2012 senesindeki başarının altında yatan sebeplerin en büyüğü bizim bilhassa Afrika ve Amerika pazarlarındaki ihracatımızdaki önemli artışlardır. 2012'nin ilk döneminde zannediyorum 45 ülkeye ihracat rekoru kırmıştık, 2012 sonu itibariyle inşallah 90'dan fazla ihracat rekoru kırmış olacağız. Bir ülkede birden fazla gümrük bölgesi var ve şu an 237 gümrük bölgesine ulaştık. Gitmediğimiz pazar, olmadığımız yer yok. Ama bu sefer gittiğimiz pazarlardaki volümü artırmak istiyoruz."
     2011 yılında 1,9 milyar dolar olan Suriye'ye ihracatın, bu sene 470 milyon dolara düştüğünü, bunun yaklaşık 170 milyon dolarının elektrik ihracatı olduğunu ve son aylarda tamamen durma noktasında bulunduğunu kaydeden Çağlayan, Libya'ya ihracatta bir patlama yaşandığını ve bu ülkenin Afrika'daki büyüme rakamlarını bile pozitif yönde etkilediğini, İran'daki dış ticaretin neredeyse dengeye doğru geldiğini, Rusya pazarında enerji dışarıda tutulduğunda mal alışverişinde Türkiye'nin Rusya'dan önde olduğunu söyledi.
     Hindistan'a 5 milyar dolar tutarında mal satmamak için bir sebep bulunmadığını aktaran Çağlayan, Çin'in ABD'den sonra dünyanın en büyük ithalatçısı olduğunu ve Türkiye'nin bu ülkedeki etkinliğini artırması gerektiğini ifade etti.
     Göreve geldiğinde 75 ülkede, 90 merkezde, 106 ticaret müşaviri olduğunu, şu anda ise 105 ülkede, 160 merkezde 250 ticaret müşavirliği ile görev halinde olduklarını anlatan Çağlayan, bakanlığın 2013 yılı için hedefledikleri 135 dış ticaret müşaviri sayısına 2013'e girmeden ulaştıklarını söyledi.
     Yatırım ikliminin çok iyi olduğunu belirten Çağlayan şunları kaydetti:
     "Neden güzel- Bu ülkeye 2002 yılına kadar gelen doğrudan yabancı sermaye girişi sadece 15 milyar dolar idi. 2003 yılından bugüne son yapılanları da dahil etmiyorum. 121 milyar dolar. Yüzde 75'i Avrupa'dan gelmiş. Hiç kimse kara kaşımıza, kara gözümüze gelmiyor. Türkiye'nin işgücü arzına, lojistiğine, siyasi istikrara, güvene geliyor.
     Yatırım iklimi konusunda istediğimiz noktada mıyız- Tabii ki değiliz. Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu Başkanıyım. Bu konu da yılbaşından sonra ki ilk bakanlar kurulu toplantısında gündem müsaitse, Yatırım ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu'nda, Türkiye nerede, biz bakanlıklar olarak neredeyiz, neleri yapıyoruz. Hangi kurum teke tek neyi yapıyor. Bunları çıkarttık. Bunları sunacağız. Süratle bürokratik oligarşiyi azalatacak bir anlayış içerisine gireceğiz."
    
     -Gümrük Birliği-
    
     Gümrük Birliği'nin ilk imzalandığında sanayi odası başkanı olduğunu hatırlatan Çağlayan, "Gümrük Birliğine o tarihlerde girmeyelim diye bir çok firmamızın direndiğini de hatırlıyorum. Otomobil sektörü kesin batar diyenler vardı. Otomobil sektörü batmadı. Ne hale geldiğini de görüyoruz" dedi.
     Türkiye'nin gümrük birliği sayesinde imalat sektöründe rekabetçiliği öğrendiğini belirten Çağlayan, şunları aktardı:
     "Bu Gümrük Birliği'nin Türkiye'ye getirmiş olduğu en büyük kazançtır. Kapalı duvarlar içerisinde kalsa idik bugün bunları konuşamazdık. Bunu söylerken Gümrük Birliği konusunda AB'nin tek örneği olarak, AB'nin her türlü haksız, iki yüzlü, riyakar politikasına maruz kalmış bir ülkeyiz. Geçen yıl biz yüzde 8,5 büyüdük. AB geçen yıl yüzde 1,5 büyüdü. Türkiye, AB üyesi olsaydı AB geçen yıl yüzde 1,5 değil, yüzde 1,8 büyüyecekti."
     Yeni çek kanunda hapis cezasının kaldırılması üzerine ilişkin değerlendirmede bulunan Çağlayan, çeki verenin çeki ödemekle mükellef olduğunu belirterek şunları kaydetti:
     "Öyle bir yapı var ki Türkiye'de çek mağduruyum ben diyor. Sen parayı ödemeyerek karşı tarafı mağdur ediyorsun. Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda ilgili bakan arkadaşımız ve Adalet Bakanımız da vardı. Teklif oradan geldi. Bundan dolayı mahkemelerin iş yükünü, cezaevlerinin yükünü Sayın Bakan ifade etti. Ben ekonomik suça ekonomik ceza olmalı ama çek konusunda asla diyenlerdenim. O çeki almış ödemekle altına imza atmış olan çeki ödemek zorunda. Ödemiyorsa hapis ise hapis yatmalı. Oturduk konuştuk. Ben şöyle ikna oldum. Risk merkezi oluşacak. Ben senle çek alıp vereceğim. Ben senin çekini bana vermeye geldiğinde sen bana şifreni söyle diyeceğim. Senin değerlerini göreceğim. Görmem gereken değerlerini gördükten sonra karar verip çeki alacağım. Biz kanunu çıkardık. Ama bu uygulamada geciktik. Bu uygulama gecikince, bir de uygulama çıktı bankalarla sınırlı kaldı. Bu işi dediğim gibi çeki alan çeki verenin MR'ını görmeli. Çeki aldın mı- Bu iş senin sorumluluğunda"
     Şu anda otomobil sektöründe dış ticaret açığı verildiğini aktaran Çağlayan şunları kaydetti:
     "Otomotivde, 2011 yılında 6 milyar dolar açık verdik. Otomotiv sektörü bizim ihracatımızın lideri. Fazla veren bir sektör son iki üç yıldır açık vermeye başladı. Türkiye'ye lisans vermiş otomobilciler Türkiye'ye motoru vermiyor, aktarma organını vermiyor, sen git al sacı, kaportayı, vur düzelt, boya, getir şunu yerleştir. Biz bu sefer asıl teknolojik olan, yüksek katma değerli ürünü üretmek yerine, katma değeri düşük bir yapıya dönüşmüşüz.
     Otomobil sektörü yüzde 56 ithalat bağımlısı. Ve biz yüzde 44'ü içeride üretiyoruz. Öyle bir yan sanayimiz var ki bir aracın yüzde 85'ini yapabilecek yetkinliğine, etkinliğe, teknolojiye, insan gücüne sahip. Yüzde yüzünü yapacağız diye bir derdimizde yok. Böyle bir ortamda lisans veren bunu vermiyor. Lisans veren al sen bunları yap diyor. Ve biz 6 milyar dolar motor ithalatı yapıyoruz."
     Elektrikli araç üretimi konusuna ilişkin olarak ise Çağlayan şunları aktardı:
     "Herşeyini iyi incelemiş biri olarak söylüyorum. Şu anda bir elektrikli otomobilin fiyatı eşittir aynı değerde akü fiyatıdır. Eğer bugün örneğin araç on bin avro ise bataryası da yedi bin avrodur. Elektrikli otomobil diğer otomobillerden daha farklı. Elektrikli otomobile karşı değilim. Mutlaka olsun. Elektrikli otomobilin motoru diğer motorlara benzemez. Daha basit bir motor. Biz burada elektrikli otomobilin tamamını Türkiye'de ürettik eğer biz bunun bataryasını Türkiye'de üretemiyorsak ben bu otomobilin yüzde 50'sini dışarıdan ithal etmiş duruma düşerim. Bataryayı ürettiğiniz zaman sadece otomobil bataryası üretmiyorsunuz.
     İletişim, uzay, havacılık bir çok teknolojide bunu kullanıyorsunuz. Burada başka bir detay var. Şu anda elektrikli araçların aküleri lityumdur, hammaddesi. Ve şu anda bizim kanıtlanmış bir lityum rezervimiz yoktur. Kanıtlanmış rezervimizin olmaması bizim için bir talihsizlik. Ama biz bunu yapacaksak ki yapmak zorundayız. Bataryanın hammaddesini nereden alacağız. Lityum nerede var. Zimbabve'de, Afganistan'da var. Bunu yaparken de bugünden tedarik güvenliğimi sağlamak durumundayım. Ben o hammaddeyi sağlamak durumundayım. Benim rakibim olacak başka ülkeler o işte hammaddeye sahip olursa istediği fiyattan satma hakkına sahip."
     Bizim dışarıdaki bağımlılığımızı minimuma getirecek, Türkiye'yi dünyaya tanıtacak, övünecek bir markası olmasını istediklerini belirten Çağlayan, şunları ifade etti:
     "Türkiye bunu 10 yıl önce konuşamazdı. 10 yıl önce bir Başbakan bunu söyleyemezdi. En başta ben gülerdim. Ama şimdi Türkiye otomobilini de, uçağını da yapacak noktaya geldi. Türkiye bu otomobili yapacak ama yapacak ama yapacak. Ve bunun en az yüzde 85'i benim ülkemde üretilecek. Üretir miyiz- Her türlü imkanımız var. Babayiğit arayışımız devam ediyor. Aday var, adaylar var."
     (Son)
    
    
    

Bu haberi 114 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir