Dünya Ekonomi Forumu

  • Yazı boyutu
Dünya Ekonomi Forumu

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan:"Yapılan birçok analize göre bizim hükümetimiz, iktidardaki muhalefet"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yapılan birçok analize göre AK Parti Hükümetinin, "iktidardaki muhalefet" olduğunu belirterek, "Türkiye'deki muhalefet partisi ise iktidardaki siyasi parti gibi davranıyor aslında. İttifaklar oluşturuyor, zımni biçimde orduya destek veriyor, benzer kurumlara destek veriyor. Muhalefet sanki ülkenin sahibi oymuş gibi davranıyor. Biz, kendi muhalefetimizi kendimiz oluşturduk. Kendimizi eleştirmeye, geliştirmeye çok açıktık. Bu da muhalefete fazla yer bırakmadı" dedi.
     Babacan, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Dünya Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen "Bir ilham kaynağı olarak Türkiye" başlıklı oturumda, son 10 yıllık dönemde, AB üyelik katılım sürecinde, ticaret ve doğrudan dış yatırım açısından Avrupa'dan büyük beklentiler olduğunu dile getirdi.
     "Dünyanın geri kalanını belki bir parça gözardı etmiştik. Her şey Avrupa piyasalarına dayalıydı" diyen Babacan, özellikle 2009'da Türkiye ekonomisinde küçülme ve ihracatta gerileme olduğunu hatırlattı.
     Babacan, daha sonra ülkenin hızla toparlandığını ve ihracat tabanının ve doğrudan dış yatırım tabanının da çeşitlendirildiğini kaydetti.
     AB üyelik sürecinin 2002'den 2004'e kadar ivme ile geçtiğini belirten Babacan, "Belki de AB'ye çok fazla odaklandık. Bu hala devam ediyor. Tabii bundan pişmanlık duymuyoruz çünkü, AB'ye üyelik süreci bizim için çok önemli. Ancak diğer taraftan çok daha geniş bir bölgeyi ele alıyoruz. Afrika, Asya, Latin Amerika... Ortaklıklar kurma, aynı zamanda bir takım mali ağlar kurma açısından buna bakıyoruz" şeklinde konuştu.
    
     -"Halka hükümet arasında karşılıklı güvenin önemli bir zemini oluşturuyor"-
    
     Babacan, katılımcıların sorularını yanıtlarken, halka hükümet arasında karşılıklı güvenin önemli bir zemini oluşturduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
     "Artmakta olan bir destek gördük. Bence hükümetimizin başında bir takım kuşkular olduğunu da görmemiz gerek. Bilinmeyenler vardı, bizim ne yapacağımızla ilgili. Ama doğru bir denge kurabilmiş olmamız ülkede ve devletin farklı etnik gruplara, mezheplere ve dini gruplara aynı mesafede durması, dini özgürlüğü de beraberinde getirdi. Bu, eksik olan bir şeydi. Bütün bu kombinasyonu düşündüğümüzde, aslında sahiplendik halkımızı siyasi partimizle ve hükümetimiz de bunu yaptı.
     Türkiye'de biz, çok farklı etnik gruplardan gelen insanların mensup olduğu partilere sahibiz, Kürtler de dahil olmak üzere. Bence uyguladığımız sosyal politikalara, dezavantajlı olan gruplar için uyguladığımız politikalara baktığımızda, durumun iyileştiğini görüyoruz. Orta kesimin de artık ayağa kalkmaya başladığını görüyoruz.
     Biz hiçbir zaman bir örnek, bir rol model olmak istemedik. Türkiye'de her ne yaptıysak, doğal olarak etki yarattık, ilham yarattık başka ülkelere. Dolayısıyla, insanlar karşılarında işleyen bir örneği görünce, onlar da daha iyi şeyler istiyorlar."
    
     -"Biz, kendi muhalefetimizi kendimiz oluşturduk"-
    
     Ali Babacan, konuşmacılardan Cem Özdemir'in "Türkiye'de artık muhalefet yok" söylemini de şöyle değerlendirdi:
     "Yapılan birçok analize göre bizim hükümetimiz, iktidardaki muhalefet. Türkiye'deki muhalefet partisi ise iktidardaki siyasi parti gibi davranıyor aslında. İttifaklar oluşturuyor, zımni biçimde orduya destek veriyor, benzer kurumlara destek veriyor. Muhalefet sanki ülkenin sahibi oymuş gibi davranıyor. Biz, kendi muhalefetimizi kendimiz oluşturduk. Kendimizi eleştirmeye, geliştirmeye çok açıktık. Bu da muhalefete fazla yer bırakmadı. En son seçimde biz oyların yüzde 49,8'ini aldık. Demek ki oyların büyük bir kısmı diğer partilere gitti."
    
     -"Beklentileri gerçekçi tutmak çok önemli olacak"-
    
     Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da bir çok ülkede tarihi bir uyanma yaşandığını kaydeden Babacan, bundan sonra konuların ilerici bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine işaret etti.
     Babacan, siyasi reformların yanında ekonomik reformların da yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Ekonomik yapı geriden gelirse, bu, insanların önünde bir engel oluşturabilir. İnsanların büyük beklentileri var. 'Artık diktatörlük yıkıldı, yarın her şey güllük gülistanlık olacak' diye düşünülüyor. Ama bu böyle olmayacak. Doğru ekonomik reformlar yapılmalı, temel değerler ortaya çıkarılmalı, her bir ülkenin güçlü yanı, rekabet avantajı belirlenmeli ve bu konulara odaklanılmalı. Ama biz çok umut doluyuz, çok iyimser bakıyoruz. Beklentileri gerçekçi tutmak çok önemli olacak. Beklentilerin aşırı yüksek olmamasını sağlamak gerekiyor. Aksi takdirde ciddi bir reaksiyon olabilir" diye konuştu.
     Babacan, Türkiye'de büyüme ve ekonomik refahın kaynağında yolsuzlukla mücadele, hesap verebilirlik ve şeffaflığı getirmeleri olduğunu belirterek, "Bunlar da ülkede güven ortamı oluşturmak için çok elzemdi. Ekonomik büyüme, özel sektörün üretimi ve tüketim. Ülkenin geleceğinde güven en önemli unsur teşkil ediyor" dedi.
     Mısır ile ilgili bir soruya Babacan, sadece Mısır için değil, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki birçok ülke için öngörülebilirlik unsurunu sağlamanın önemli olduğunu söyledi.
     Babacan "Öyle bir ekonomik program ortaya koyacaksınız ki, bütün siyasi yelpazede mümkün olduğunca fazla uzlaşı sağlayabileceksiniz. En azından yatırım yapacak insanlar ne bekleyeceklerini bilecekler o ülkeden" diye konuştu.
    
     -"Halkın desteklediği sistemlere şans vermeliyiz"-
    
     Müslüman Kardeşler veya diğer siyasi oluşumlar konusunda halkın seçimine güven duymak zorunda olduklarını ifade eden Babacan, "Anahtar nokta bu. Eğer demokrasinin iyi bir sistem olduğunu düşünüyorsak, iyi işleyen bir demokratik sistem, hukukun üstünlüğü iyi bir yargı önemli. Bu ülkelerde halkın desteklediği sistemlere de şans vermeliyiz. İyi ve uygun politikaları uygulamaları için bu fırsatı vermeliyiz" dedi.
     Babacan, büyümenin ahlaki ve etik boyutuyla ilgili olarak da, daha iyi eğitim sistemiyle imkansız denilen büyümeyi hedeflediklerini, bunu da sosyal destek politikalarıyla yaptıklarını, zengin ile yoksul arasındaki uçurumu küçülttüklerini, bunun da son 10 yılda Türkiye'nin iyileşmesine sebep olan unsurlardan biri olduğunu söyledi.
     Mısır'daki seçimlerin yaklaşması konusunda da Babacan, "Güvenilir bir sistem olursa, sistem açık, güvenilir ve şeffaf olduğu müddetçe sonuca hiç şüpheyle yaklaşmamak gerekiyor. Önemli olan insanların oy sandığına gidebilmeleri için iyi bilgilendirilmesi. Cumhurbaşkanını seçmelerini sağlamak. Eğer seçimlerin güvenilirliğiyle ilgili bir şüphe olursa, bu siyasi sistem üzerinde bir gölge oluşturacaktır" değerlendirmesini yaptı.
    
    
    


Bu haberi 173 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir