Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti Marina Wes: -"Cari açıkta kayda değer bir düzelme olduğunu…

  • Yazı boyutu
Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti Marina Wes:
  -"Cari açıkta kayda değer bir düzelme olduğunu…

Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti Marina Wes: -"Cari açıkta kayda değer bir düzelme olduğunu söyleyebiliriz" -"Türkiye'nin son dönemdeki ekonomik geçmişine baktığımız zaman ilk kez bu kadar iyi bir yumuşak iniş yaşadığını görüyoruz. Bu gerçekten ciddi bir başarı" -"Cari açık büyük kalmaya devam ediyor" -"Büyük oranda kısa vadeli sermaye akışları ile finanse ediliyor" -"Sermaye akışları büyüyebilir ve 2013'te daha büyük hacimlere ulaşabilir" -"Bu sermaye akışlarının dış etkenlere bağlı olarak bazı getirileri tersine çevirme riski var"

Dünya Bankası Türkiye Başekonomisti Marina Wes, Türkiye'nin cari açığında kayda değer bir düzelme olduğunu belirterek, "Türkiye'nin ilk kez bu kadar iyi bir yumuşak iniş yaşadığını görüyoruz. Bu gerçekten ciddi bir başarı" dedi.
     Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) ve Dünya Bankası işbirliği ile düzenlenen "Küresel Ekonomik Beklentiler: Orta Vadede Büyümeyi Sağlamak" konferansta konuşan Wes, "2012 yılında Türkiye, bizim yumuşak iniş olarak tabir ettiğimiz durumu tecrübe etti. 2011 yılında Türkiye'nin cari açığının GSYH'ya oranı yüzde 10 seviyesindeydi. 2012 sonunda bu yüzdenin altına düştü. Kayda değer bir düzelme olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye'nin son dönemdeki ekonomik geçmişine baktığımız zaman ilk kez bu kadar iyi bir yumuşak iniş yaşadığını görüyoruz. Bu gerçekten ciddi bir başarı" ifadelerine yer verdi.
     "Yine de Türkiye'nin cari açığı indirmek konusunda daha fazla yol alması gerekir" diyen Wes, "Cari açık büyük kalmaya devam ediyor. Açık büyük oranda kısa vadeli sermaye akışları ile finanse ediliyor. Tabi ki bu durum bir takım riskler barındırmakta. Cari açık meselesi Türkiye'nin sıkıntısı olmaya devam ediyor" tespitlerinde bulundu.
    
     "Sermaye akışı büyük hacimlere ulaşabilir"
    
     Dünya Bankası'nın 2013 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4 oranında büyümesini beklediğini aktaran Wes, "Biz orta vadede yüzde 5'lik bir büyüme öngörüyoruz" dedi.
     Türkiye'nin arzu edilen büyüme potansiyelini gerçekleştirmesinin önündeki bazı risklere de dikkat çeken Wes, "Bizim öngörümüzle ilgili en büyük risk şu: Sermaye akışları büyüyebilir ve 2013'te daha büyük hacimlere ulaşabilir. Bu sermaye akışlarının dış etkenlere bağlı olarak bazı getirileri tersine çevirme riski var. Bundan dolayı, nispeten daha ılımlı büyümeyi istiyoruz. Büyüme performansı ile dış dengesizlikler arasındaki dengenin çok iyi tutturulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
     Türkiye'nin yapısal reformları derinleştirerek uygulamaya devam etmesi gerektiğini belirten Wes, "Türkiye'nin cari açığını azaltmasının tek yolu, yapısal reformları derinleştirmesi ve verimliliğini artırmasıdır" dedi.
     Yeni Türk Ticaret Kanunu'nu ve yeni SPK düzenlemesini olumlu bulduklarını dile getiren Wes, "İç tasarrufların artırılması ve bireysel emeklilik düzenlemeleri doğru yönde bir reform ilerlemesine işaret ediyor" diye konuştu.
    
     "Türkiye gibi ülkeler son dört yılda çok başarılı oldu"
    
     Toplantıda "Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu"na ilişkin bir sunum yapan Dünya Bankası Kalkınma Araştırmaları Grubu Hans Timmer de, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin son dört yılda çok başarılı olduklarına dikkate çekti. Timmer, şunları söyledi:
     "Özellikle krizden çıkıp tekrar yükselişe geçmek açısından yüksek gelirli ülkelere kıyasla çok çok daha iyi durumdalar ama krizden etkilenmedikleri için değil. Bu ülkeler de krizden 2008 yılında eşit bir şekilde etkilendiler. Ancak bu ülkeler iç talebin artmasıyla, mali ve parasal önlemlerin alınmasıyla toparlanmayı hızlandırdılar."
     Gelişmekte olan ekonomilerin artık makro ekonomik politikalardan daha çok reformları gerçekleştirmeye önem vermesi gerektiğini belirten Timmer, "Öncelikle odak sadece makro ekonomik politikalar olmaya devam edemez. Krizin ardından dört yıl geçmiş olmasına rağmen bu tarz teşvik yöntemlerinin artık büyümeyi artırmak için yetmediğini görüyoruz. Bunu yapmaya çalışırsak bu politikalar artık çözümün değil sorunun bir parçası olmaya başlıyor. Buradaki odak artık sadece makro ekonomik politikalar olmamalı. Artık reform gündemine bakmak lazım" ifadelerini kullandı.
    
     "Avrupa'da toparlanma uzun zaman alacak"
    
     "Yükselmekte olan ekonomiler artık öyle bir döneme giriyorlar ki potansiyel büyüme kriz dönemi öncesindeki duruma göre daha düşük olabilir" uyarısında bulunan Timmer, "Reform gündemine geri dönmemiz lazım. Yapısal politikalarla verimliliğin artırılması lazım" dedi.
     Avrupa'daki risklere de değinen Timmer, "Avrupa'daki risklerin artık daha düşük olasılık olduğunu görüyoruz. Yine de riskler tamamen yok olmuş değil. O yüzden ülkeler bu riskleri gözlemlemeye devam etmeli" şeklinde konuştu.
     Yüksek gelirli ülkeler için güçlü büyümenin elde edilmesinin zor olduğunu belirten Timmer, "Avrupa'daki toparlanma süreci uzun zaman alacak. Avrupa yapısal sorunlarla karşı karşıya ve bu yüzden yapısal çözümler gerekmekte. Tabi ki bir bankacılık krizinin ardından her zaman toparlanma uzun sürer ama buradaki dengesizlikleri dengeye oturtabilmek zaman alır. Bu toparlanma süreci de zaman alacak" öngörüsünde bulundu.
    
    
    

Bu haberi 99 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir