Dünya Bankası'nın "Isıyı Düşürün" raporuna ilişkin görüşler -Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz:…

  • Yazı boyutu
Dünya Bankası'nın "Isıyı Düşürün" raporuna ilişkin görüşler
  -Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz:…

Dünya Bankası'nın "Isıyı Düşürün" raporuna ilişkin görüşler -Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz: -"Türkiye 'Isıyı Düşürün' başlıklı raporunun çağrısına kulak verecek ve önümüzdeki dönemde de iklim değişikliği ile mücadelede kararlılığını ve çabalarını sürdürecektir" -Dünya Bankası Grubu Başkanı Jim Young Kim: -"İklim değişikliği konusunda harekete geçilmemesi, çocuklarımıza miras bırakacağımız dünyanın bugünkünden tamamen farklı bir dünya olması sonucunu doğurabilir"

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin 'Isıyı Düşürün' başlıklı raporunun çağrısına kulak vereceğini ve önümüzdeki dönemde de iklim değişikliği ile mücadelede kararlılığını ve çabalarını sürdüreceğini bildirdi.
     Dünya Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü (PIK) ve Climate Analytics tarafından Dünya Bankası için hazırlanan "Isıyı Düşürün" raporunda, küresel toplumun iklim değişikliği konusunda harekete geçmemesi halinde, dünyanın bu yüzyılın sonuna kadar 4 derece ısınacağı bir sürece doğru hızla ilerlediği kaydedildi.
     Bu düzeyde bir ısınmanın aşırı sıcaklık dalgaları, küresel gıda stoklarının erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesi gibi yüz milyonlarca insanı etkileyecek dehşet verici bir dizi değişikliği tetikleyeceği belirtildi.
     Dünyanın tüm bölgelerinin bu değişikliklerden etkileneceği, ancak en fazla zarar görecek kesimim yoksullar olacağı kaydedildi.
     Açıklamada, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın rapora ilişkin görüşlerine de yer verildi.
     Yılmaz, iklim değişikliğinin önüne geçmek üzere acil önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizerek, "Isıyı Düşürün" Raporu'nun, iklim değişikliğinin neden olabileceği zararları açık bir şekilde gözler önüne serdiği ve önlemlerin alınmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu bildirdi.
     İklim değişikliğiyle mücadele için tüm ülkelerin katkı vereceği bir küresel işbirliğinin sağlanması gerektiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
     "İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri olan Türkiye, bu problemin çözümüne yönelik, doğrudan ve dolaylı olarak sanayi, ulaştırma, enerji ve atık yönetimi gibi sektörlerde uyguladığı politikalarla ve projelerle sürece katkı sağlamaktadır. Türkiye, hiçbir önlem almadan 1990 yılındaki politikalarını uygulamaya devam etmiş olma durumuna göre 1990-2007 yılları arasında kümülatif olarak 1,4 milyar tonluk bir emisyon azaltımı sağlamıştır. Aynı dönemde Türkiye'nin GSYH'sinde yüzde 171 oranında artış sağlanırken emisyon yoğunluğu 0,36'ya düşmüştür. Türkiye 'Isıyı Düşürün' başlıklı raporunun çağrısına kulak verecek ve önümüzdeki dönemde de iklim değişikliği ile mücadelede kararlılığını ve çabalarını sürdürecektir."
    
     -"Önlemenin tek yolu üretim ve tüketim şablonunu değiştirmek"-
    
     Dünya Bankası Grubu Başkanı Jim Young Kim de dünyanın 4 derece ısınmasının önlenebilir olduğuna dikkati çekerek, ısınmanın 2 derecenin altında tutulması gerektiğinin altını çizdi.
     Jim Young Kim, "İklim değişikliği konusunda harekete geçilmemesi, çocuklarımıza miras bırakacağımız dünyanın bugünkünden tamamen farklı bir dünya olması sonucunu doğurabilir. İklim değişikliği kalkınmanın önündeki en büyük zorluklardan birisidir ve özellikle en yoksul gruplar olmak üzere gelecek nesiller adına ahlaki bir sorumluluk üstlenerek harekete geçmemiz gerekiyor" ifadesini kullandı.
     Dünyanın iklim değişikliği sorunu ile daha agresif bir şekilde mücadele etmesi gerektiğini belirten Jim Young Kim, bunun için, daha fazla uyum ve azaltım çabası gerektiğini ve bunun çözümlerinin mevcut olduğunu bildirdi.
     Dünya Bankası'nın Sürdürülebilir Kalkınmadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Rachel Kyte ise şunları kaydetti:
     "Her ülke daha yeşil bir büyüme farklı bir yol takip edecek ve enerjiye erişim ihtiyaçları ile enerji sürdürülebilirliğini dengeleyecektir, ancak her ülkenin yararlanabileceği yeşil büyüme fırsatları vardır. Bu girişimler arasında şunlar bulunabilir; 1 trilyon doların üzerindeki fosil ve diğer zararlı sübvansiyonların daha iyi kullanılmaya başlanması, ulusal hesaplarda doğal sermaye muhasebesinin uygulanmaya başlanması, aşırı hava koşullarına dayanıklı yeşil altyapıya ve karbon emisyonlarını en aza indirmeye ve iş ve hizmetlere erişimi en üst düzeye çıkarmaya yönelik kentsel toplu taşıma sistemlerine yapılan kamu ve özel sektör harcamalarının arttırılması, karbon fiyatlandırma ve uluslararası ve ulusal emisyon ticareti programlarının desteklenmesi, enerji verimliliğinin arttırılması ve yenilenebilir enerji üretiminin payının yükseltilmesi."
     PIK Direktörü John Schellnhuber de konuya ilişkin, 2 derece sınırı geçilip 4 derece hattına doğru ilerleme olursa, bardağı taşırma riskinin oldukça yükseleceğini ve bunu önlemenin tek yolunun her zamanki üretim ve tüketim şablonunu değiştirmek olduğunu ifade etti.
    
     -"Isıyı Düşürün" Raporu-
    
     Açıklamaya göre, "Isıyı Düşürün" raporu, sera gazı emisyonları ile ilgili mevcut küresel gidişat ışığında ortaya çıkabilecek doğrudan ve dolaylı iklim sonuçlarını özetliyor.
     Raporda iklim değişikliklerine ilişkin bulgular şöyle sıralanıyor:
     "Küresel ısınma olmadığında birkaç yüzyılda bir görülecek ısı dalgaları birçok bölgede neredeyse tüm yaz ayları boyunca yaşanacak. Etkileri eşit dağılımlı olmayacak. En fazla ısınma karasal bölgelerde beklenecek ve 4 derece ile 10 derece arasında değişecek. Akdeniz, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı bölgelerinde ortalama yaz sıcaklıklarında 6 derecelik veya daha fazla artışlar görülebilecek. 2100 yılına kadar deniz seviyesinde 0,5 ile 1 metre arasında yükselme olabilecek. En kırılgan şehirlerden bazıları Mozambik, Madagaskar, Meksika, Venezüella, Hindistan, Bangladeş, Endonezya, Filipinler ve Vietnam'da bulunuyor. En kırılgan bölgeler, birden fazla etkinin birlikte görülebileceği tropik ve alt tropik bölgeler ile kutuplara yakın bölgeler. Tarım, su kaynakları, insan sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetlerinin ciddi şekilde etkilenmesi bekleniyor. Bunlar büyük ölçekli nüfus yer değiştirmelerine ve insanların güvenliği ile ekonomi-ticaret sistemleri için ciddi sonuçlar doğurabilecek. Birçok küçük ada nüfuslarını koruyamayabilecek."
    
    
    

Bu haberi 98 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir