Çin, iç talebe bağlı büyümeye geçmek için -Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri…

  • Yazı boyutu
Çin, iç talebe bağlı büyümeye geçmek için 
  -Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri…

Çin, iç talebe bağlı büyümeye geçmek için -Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri Ender Öncü: -"Küresel ekonomideki gelişmelerden dolayı Çin, ihraç ürünlerine olan talepte dalgalanmaların ülke ekonomisine olumsuz etkisini azaltmak amacıyla artık dış talebe bağlı büyümeden, iç talebe bağlı büyümeye geçmek için adımlar atmaya ve politikalar uygulamaya başlamıştır" -"Çin ekonomisi 2010 yılında yüzde 10,4, 2011'de yüzde 9,2 büyüdü, 2012 büyüme hedefi ise yüzde 7,5" -"2011 yılında Çin'in GSYİH'sı 7.26 trilyon dolara ulaştı" -"2012 yıl sonuna gelindiğinde Türkiye'nin Çin'e 2.75 milyar dolar ihracat yapacağını ve Çin'den 21.1 milyar dolar ithalat yapacağını hesaplamaktayız. 2012 yılı için ticaret hacmi 23.85 milyar dolar civarında olacak" -"İki ülke arasında bankacılık altyapısı güçlendirildiği takdirde, ticareti geliştirici enstrümanlar artar, ticaretin finansmanı kolaylaşır"

Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri Ender Öncü, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin'in ihraç ürünlerine olan talepte dalgalanmaların ülke ekonomisine olumsuz etkisini azaltmak amacıyla artık dış talebe bağlı büyümeden, iç talebe bağlı büyümeye geçmek için adımlar atmaya ve politikalar uygulamaya başladığını belirtti.
     AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Öncü, Çin ekonomisinin 2010 yılında yüzde 10,4, 2011'de yüzde 9,2 büyüdüğünü, 2012 büyüme hedefinin ise yüzde 7,5 olduğunu söyledi.
     Çin'in 2011-2015 döneminde ortalama büyüme hedefinin yüzde 7 olduğunu aktaran Öncü, 2011 yılında Çin'in GSYİH'sının 7.26 trilyon dolara ulaştığını anımsattı.
     2010 yılında döviz rezervleri 2.85 trilyon dolar olan Çin'de 2011 yılında bu rakamın 3.18 trilyon dolara çıktığını kaydeden Öncü, Çin'in 2011 yılında 116 milyar dolarlık doğrudan yatırım çektiği, 1.9 trilyon dolar ihracat, 1.74 trilyon dolar ithalat rakamına ulaştığı bilgisini verdi. 2011 yılında dış ticaret hacmi 3.64 trilyon dolar olan Çin'in dış ticaret fazlasının 160 milyar dolar olarak gerçekleştiğini hatırlatan Öncü, "Tüm ülkelere ihracat yeteneği olan Çin'in ihracatına ürün bazında çeşitlilik hakimdir. Çin'in ithalatında ise ham maddeler ve ihtiyaç duyulan teknoloji ve makine ağırlığı görülmektedir. Yani dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, aynı zamanda 'dünyanın fabrikası'dır" dedi.
     Öncü, şunları söyledi:
     "Önemli bir diğer nokta ise küresel ekonomideki gelişmelerden dolayı Çin, ihraç ürünlerine olan talepte dalgalanmaların ülke ekonomisine olumsuz etkisini azaltmak amacıyla artık dış talebe bağlı büyümeden, iç talebe bağlı büyümeye geçmek için adımlar atmaya ve politikalar uygulamaya başlamıştır."
    
     -"Çin, Türkiye'nin üçüncü ticaret ortağı seviyesine yükseldi"-
    
     Ender Öncü, Çin'in 2011 yılında ihracının yüzde 8,01'inin otomatik bilgi işlem makineleri, yüzde 7,02'sinin telefon ve telgraf için elektrikli cihazlar, yüzde 1,96'sının gemiler, yüzde 1,87'sinin diotlar, transistörler ve yarı iletkenler ile yüzde 1,67'sinin elektronik entegre devrelerden oluştuğu bilgisini vererek, "Başlıca ithal ürünleri ise yüzde 11,21 ile ham petrol, yüzde 9,82 ile elektronik entegre devreler, yüzde 6,45 ile demir cevheri ve konsantreleri, yüzde 3,05 ile sıvı kristalli tertibat, lazerler, diğer optik cihazlar ve aletler ile yüzde 2,35 ile de otomobillerdir" diye konuştu.
     Diplomatik ilişkilerin başladığı 1971 yılından 2000 yılına kadar olan dönemde Türkiye ve Çin arasındaki ticaret hacminin çok düşük seviyelerde olduğunu anlatan Öncü, "Benim 'birinci evre' diye adlandırdığım 2000 yılı ve 2005 yılı arasındaki dönemde Çin, Türkiye için uzaktaki bir ticari ortaktır. 2005-2010 arasındaki 'İkinci Evre'de ise giderek gelişen ticaret ilişkilerine tanık olduğumuz bir dönemdir" ifadelerini kullandı.
     2010 yılı sonrasındaki 'üçüncü evre'de ise Çin'in Türkiye'nin başlıca ticari ortaklarından biri haline geldiğini vurgulayan Öncü, 2011 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 24.2 milyar dolar olduğunu ve Çin'in Türkiye'nin üçüncü ticaret ortağı seviyesine yükseldiğinin altını çizdi.
     Türkiye'nin Çin'e 2.5 milyar dolarlık ihracat yaparken, Çin'den 21.7 milyar dolarlık ithalat yaptığını hatırlatan Öncü, "Böylelikle 2011 yılında Türkiye'nin toplam dış ticaret açığının yüzde 18'ine tekabül eden 19.2 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı ile karşılaşılmıştır. 2012'nin ilk 9 ayında Türkiye, Çin'e 2 milyar dolarlık ihracat yaparken Çin'den 15.7 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Bu rakamlar ışığında 2012 yıl sonuna gelindiğinde Türkiye'nin Çin'e 2.75 milyar dolar ihracat yapacağını ve Çin'den 21.1 milyar dolar ithalat yapacağını hesaplamaktayız. 2012 yılı için ticaret hacmi 23.85 milyar dolar civarında olacak" şeklinde konuştu.
    
     -"Zenginleşen Çinli tüketiciler artık farklı ürün arayışına yöneldi"-
    
     Öncü, Türkiye'nin Çin'e ihracatının ham madde ağırlıklı, sınırlı bir yapıya sahipken ithalatının ise çeşitlilik gösterdiğini belirterek, 2011 yılında Türkiye'nin Çin'den daha çok yatırım malları ve ara malları ithal ettiğini söyledi.
     Türkiye'nin Çin'den yaptığı toplam ithalatın yüzde 76.3'ünün çeşitli yatırım malları ve ara mallarından oluştuğunu aktaran Öncü, tüketim malları ithalatının ise yüzde 23,7 olarak gerçekleştiğini ifade etti.
     Son 10 yıllık dönemde Türkiye'nin Çin'den yaptığı ithalatın 16 kat artış gösterdiğini bildiren Öncü, zenginleşen Çinli tüketicilerin artık farklı ürün arayışına yöneldiğini belirterek, Türk ihracatçısı için Türk ürünlerine yönelik olumsuz bir tutum olmayan Çin pazarındaki fırsatların her zamankinden daha çok olduğunu ifade etti.
     Türk ihracatçılarının Çin'de öncelikle fiyat tutturulamaması, Çin'deki talep düzensizliği-proje bazlı çalışmalar, Türk ürünlerinin yeterince tanınmaması, pazara ilişkin genel ve pratik bilgi eksikliği ve bankacılık altyapısının eksikliği gibi sorunlarla karşılaşabildiğini aktaran Öncü, sözlerine şöyle devam etti:
     "Öncelikle, Çin'deki tüketim eğilimlerinin farklılığını ve Çin pazarının 'kendine özgü' dağıtım süreci ve pazarlama yapısını iyi anlamak gerekiyor. Bu kapsamda, firmalarımız ve ilgili kuruluşlarımız pazara, ürüne ve tüketiciye yönelik çalışmalar yapmalıdırlar. Ayrıca, Çin pazarına yönelik sistematik ve eyaletlere dayanan çalışmalar yürütülmesi lazım. Çin pazarına giriş çalışmalarında uzun vadeli hareket edip, ısrarcı olmak bir diğer önemli unsurdur. Bankacılık altyapısının iki ülke ticaretinin yüksek seviyesini yansıtır şekilde geliştirilmesi ve vize işlemlerinin basitleştirilmesi gerekmektedir."
    
     -"Türkiye'de Bank of China yakın geçmişte temsilcilik açtı"-
    
     Türkiye'nin Çin'e ihracatı açısından potansiyel sektörler ve ürünleri tütün, şekerli ve çikolatalı mamuller, zeytinyağı, makarna, kuru üzüm, kayısı, incir ve fındık, süt ve süt ürünleri, işlenmiş gıda ürünleri, yaş sebze ve meyve olarak sıralayan Öncü, otomotiv yan sanayi, madeni yağlar, takım tezgahları, medikal ürünler, hava pompaları ve kompresörler, plastik ve metal borular, kablo ve teller, plastikten film ve folyolar, gıda işleme makineleri, tekstil ham madde ve aksesuarları, tekstil kimyasalları, altın ve mücevheratın da sanayi ürünleri dalında faaliyet gösteren Türk ihracatçılar için önemli olduğunu ifade etti.
     Güçlendirilmiş bir bankacılık ilişkisinin gerek ticaret, gerek ekonomik işbirliği açısından son derece önemli olduğuna dikkati çeken Öncü, iki ülke arasında bankacılık altyapısı güçlendirildiği takdirde, ticareti geliştirici enstrümanların artacağını, ticaretin finansmanını kolaylaştıracağını dile getirdi.
     Bugün itibariyle Çin'de İş Bankası ve Garanti Bankası'nın temsilciliklerinin bulunduğunu, Türkiye'de ise Bank of China'nın yakın geçmişte temsilcilik açtığını anımsatan Öncü, konuşmasına şöyle devam etti:
     "Ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik işbirliğine uygun bankacılık altyapısı kurulması çalışmaları devam ediyor. Bankalarda TL/Yuan hesapları açılabiliyor ve ticaret yapılabiliyor. Ancak, TL/Yuan ile ticaret henüz sembolik rakamlarda seyrediyor. 2013 yılının Mart ayında Çin'in Başkanı olacak şu andaki Başkan Yardımcısı Xi Jinping'in bu yılın Şubat ayında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde iki ülke arasında 3 milyar liralık (10 milyar Yuan) swap anlaşması imzalandı. Bunlar yapılırken ana amaç, ticari ve ekonomik ilişkilere ivme katacak bir bankacılık altyapısına ulaşabilmektir. Ekonomik işbirliğinde ise Türkiye'nin temel beklentisi katma değer üreten, istihdam yaratan, teknolojik anlamda Türkiye'de hali hazırda bulunan teknolojilere eşdeğer veya bu teknolojilerin üstünde olan, tercihen de ihracata katkı sağlayan Çin yatırımlarının ülkemizde gerçekleştirilmesidir. Bunun için Başbakanımızın bu yılın Nisan ayında gerçekleştirdiği Çin ziyareti çerçevesinde Şanghay'da geniş kapsamlı toplantı düzenlendi. Başbakanımız bizzat Çinli CEO'larla buluştu. Daha sonra içinde bulunduğumuz Kasım ayında Pekin, Şanghay, Hong Kong ve Guangzhou'da ülkemizdeki teşvik mevzuatını Çinli iş adamlarına ve devlet yetkililerine tanıtıcı toplantılar düzenledik. Bu toplantılarda Çinli yatırımcıların Türkiye'ye yapılacak potansiyel yatırımlarında enerji, otomotiv, telekomünikasyon ve ulaştırma sektörleri öne çıktı."
    
     -"Çin'deki Türk yatırımları 150 milyon dolara ulaştı"-
    
     Şu anda Çin'deki Türk yatırımlarının 150 milyon dolara ulaştığı bilgisini veren Öncü, "Türk firmaları özellikle bazı sektörlerde Çin pazarına ihracat için Çin'e yatırım yapmak gerektiğini görüyorlar. Beko ve Aksa Jeneratör'ün hali hazırda Çin'in Changzhou şehrinde yatırımları bulunuyor. Beko ve Aksa Jeneratör gibi firmalar sadece Çin iç pazarı için değil Çin'in sahip olduğu uluslararası anlaşmalardan istifade ederek Asya-Pasifik'teki diğer ülkelere de mal satabilmek için Çin'de yatırımlarını gerçekleştirdiler" ifadelerini kullandı.
     Yuan'nin konvertibl bir para birimi olmasına doğru giden yolda 3 evrenin konuşulduğunu aktaran Öncü, birinci evredeki hedefin Yuan'nin ticaretin finansmanında kullanılması, ikinci evredeki hedefin Yuan'nin yatırım aracı olarak kullanılması, üçüncü evredeki hedefin ise Yuan'nin rezerv para olması olduğunu dile getirdi.
     Genel olarak 2012 yılı sonu itibari ile halen birinci evrede bulunduğunu aktaran Öncü, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "2011'de Çin'in dünya ticaretindeki payı yüzde 11 iken Yuan'nin dünya ticaretindeki payı ise yüzde 0,24'tür. 2011 yılında Yuan kullanılarak 2.58 trilyon Yuan'lık (410 milyar dolar) ticaret yapılmıştır. 2012'de ise dünya ticaretinin yüzde 0,5'inin Yuan ile yapılması, 2015 sonunda ise 1 trilyon dolarlık ticaretin Yuan ile yapılması öngörülüyor. Yuan'nin daha konvertibl hale gelmesi sonucunda Çin'in, Asya-Pasifik Bölgesi'nin ve küresel ticaretin gelişmesi beklenmektedir."
     Bu arada TÜİK tarafından bugün açıklanan dış ticaret verilerine göre ekim ayında Türkiye'nin Çin'e yaptığı ihracat 225 milyon 827 bin dolar, Çin'den yapılan ithalat ise 1 milyar 734 milyon 647 bin dolar olarak gerçekleşti.
     Ocak-Ekim döneminde ihracat 2 milyar 180 milyon 231 bin dolar, ithalat ise 17 milyar 444 milyon 316 bin dolar oldu.
    
    

Bu haberi 96 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir