CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: -"Gaz-fren konusunda, eğer birisi, 'gaza bas' diğeri…

  • Yazı boyutu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
  -"Gaz-fren konusunda, eğer birisi, 'gaza bas' diğeri…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: -"Gaz-fren konusunda, eğer birisi, 'gaza bas' diğeri 'frene bas' diyorsa, bizim yapacağımız şoförü değiştirmektir" -"Doğrusu budur. Şoförün değişmediği ortamda ister gaz, ister fren sonunda seni götürüp bir tehlikeli ortamın içine sokar. Toplumun şoförü değiştirmesi lazım" -"Hiç kimsenin demokrasilerde, bedenini ölüme yatırmasını istemiyoruz" -"Türkiye'nin en büyük sendikası, eleştiriyi gazetelere ilan vererek yapıyorsa, kimse kusura bakmasın o sendika bitmiştir"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Gaz-fren konusunda, eğer birisi, 'gaza bas' diğeri 'frene bas' diyorsa, bizim yapacağımız şoförü değiştirmektir" dedi.
     Kılıçdaroğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği Buluşmaları'nda Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
     Kemal Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, "10 Kasım'da Anıtkabir'de olacak mısınız-" şeklindeki bir sorusunu, "Ulus Meydanı'na gitmemin nedeni, yasaklandığı içindi. Yasağı kabul etmeyiz. Bayram kutlamasının yasağını kabul etmeyiz. 10 Kasımda da yasak getirilirse, yine gideceğim oraya. Yasak gelmezse, zaten vatandaşlarımız gidiyor" şeklinde cevap verdi.
     Ekonomideki "gaz-fren" tartışmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
     "Gaz-fren konusunda, eğer birisi, 'gaza bas' diğeri 'frene bas' diyorsa, bizim yapacağımız şoförü değiştirmektir. Doğrusu budur. Şoförün değişmediği ortamda ister gaz, ister fren sonunda seni götürüp bir tehlikeli ortamın içine sokar. Toplumun şoförü değiştirmesi lazım. Daha dengeli, daha tutarlı bir yapının olması lazım."
     Kılıçdaroğlu, Aziz Yıldırım'ın CHP'den milletvekili adaylığı iddialarına ilişkin bir soru üzerine, "Sayın Aziz Yıldırım'a milletvekili adaylığı teklifini ilk kez duyuyorum. Ben ilk kez duyuyorum böyle bir şeyi. Çünkü, ortada bir seçim yok. Kendisini ziyaret ettim. Uğradığı haksızlık nedeniyle 'geçmiş olsun' dedik o kadar. Onun dışında bir görüşme olmadı zaten" dedi.
    
     -"Cezaevlerindeki bir yurttaş yaşamını yitirse, bunun sorumlusu hükümettir"-
    
     Kemal Kılıçdaroğlu, cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
     "Cezaevlerindeki bir yurttaş yaşamını yitirse, bunun sorumlusu hükümettir. Hiç kimsenin demokrasilerde, bedenini ölüme yatırmasını istemiyoruz. Diyarbakır ve İzmir'de de açlık grevlerinin bırakılması çağrısında bulunduk. Talepleri var. Bu talepleri değerlendirecek olan ana muhalefet partisi olarak biz değiliz. Çünkü biz icra makamında değiliz. Değerlendirecek olan icra makamı konumunda olan hükümettir. AKP'dir. Ama ben, Sayın Başbakan'a şu çağrıda bulundum: 'Açıklık grevleri dolayısıyla, olayı gerginleştiren bir söylem geliştirmeyiniz, daha yumuşak bir üslup kullanınız' diye. Artı, kişileri zorla açık grevine teşvik etmek, 'Siz de açlık grevi yapın' demek o da doğru bir davranış değildir. İnsan bedeni üzerinden siyaset yapılmamalı."
     Kendilerinin ana dil konusunda görüşlerinin belli olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Üzerindeki yasağın kalkmasıyla ilgili kanun teklifini veren biziz, ana dil eğitimi konusunda Türkiye'nin hazır olmadığı kanısındayız. Bunu biz pek çok yerde dile getirdik. Eğer cezaevinde herhangi bir yurttaş yaşamını yitirirse, bunun sorumlusu hükümettir. Neden- İster tutuklu, ister hükümlü olsun, bir kişi cezaevine konulduğu andan itibaren onun can güvenliğinden hükümet sorumludur. Hükümet, sorumluluğunun farkında olmalıdır" diye konuştu.
    
     -"KOBİ'leri teşvik edeceğiz"-
    
     KOBİ'lere yönelik bir çalışmaları olduğunu ve bu konuda bir projelerinin de bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
     "KOBİ'ler, ödedikleri sosyal güvenlik ve vergi miktarı kadar bir krediyi sıfır faizle alacaklar. Bizim projemiz bu. 100 TL vergi ve sigorta primi ödemişse, ona bankadan 100 TL kredi verilecek. Sıfır faizli. Bunun birden fazla nedeni var. Bir, istihdam yaratacağız. İki, kaçağı önleyeceğiz. Üç, kayıt dışı istihdamı önleyeceğiz. Dört, KOBİ'leri teşvik edeceğiz. Beş, bundan zararlı çıkmıyoruz. Devlet olarak da zararlı çıkmıyoruz. Bu projemiz bütün KOBİ'lere duyuruldu,biliyorlar. Kitapçığını da hazırladık gönderdik, ancak yeteri kadar yankılanmadı. Onu da belirtmiş olalım."
    
     -"Hiçbir yerde, hiçbir zaman 'Türkiye ekonomisi sağlamdır' demedim"-
    
     Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin "İzmir'de, Türkiye ekonomisini aile ekonomisine belirtmişsiniz ve 'Bir ailede eviniz, yazlığınız daireniz olabilir, ancak o ailede huzur yoksa, mutluluk yoksa o evlilik sorunludur yürümez' demiştiniz. Türkiye'nin ekonomisi sağlam ama Suriye örneği ve dış politikadaki o sorunlardan bahsederek, 'İç huzurunuz yok, mutluluğunuz yok dolayısı ile bu evlilik sorunlu bir evlilik demiştiniz. Bugün ortaya koyduğunuz bir tablo var ve ekonomik anlamda sorunlu bir tablo. Bu bir çelişki değil mi. Bunu nasıl yorumlamak lazım-" şeklindeki bir soru üzerine, şu yanıtı verdi:
     "Hiçbir yerde, hiçbir zaman 'Türkiye ekonomisi sağlamdır' demedim. Kusura bakmayın. Nereden çıktı bu- Hem sağlam diyeceksin, hem de bu kadar eleştiri... Yok ki öyle bir şey. Şunu söyledim ben İzmir'de: 'Rahat olabilirsiniz, geliriniz olabilir. İyi para kazanabilirsiniz. Yazlığınız, yatınız olabilir ama ülkede huzur yoksa, o paranın hiçbir anlamı yoktur. Bu ülkenin huzura, barışa ihtiyacı var. Huzur ve barış ortamında kazanılan paranın daha büyük anlamı var'. Bunu söyledim. Yine aynı şeyi söylüyorum. Türkiye'nin barışa ve huzura ihtiyacı var."
     Kemal Kılıçdaroğlu, Somali konusunda bir bir soru üzerine, "Türkiye'nin dikkatini çekmek için Somali'ye gitmeye çok önceden karar verdik. Orada bir insanlık dramı var. Bu konuda Dışişleri Bakanlığı ile görüştük. Görüşmeden sonra hükümetin haberi oldu ve hükümet ise bizden önce açıklama yaptı. Biz daha önce bu kararı aldığımız için gittik tabii. Hükümetin de gitmesi, bizim de gitmemiz çok iyi. Herhangi bir itirazımız yok. Niye gittiniz diye bir sorunumuz da yok zaten. Gördüğümüz tablo şu orada: Gerçekten bir insanlık dramı yaşanıyor. BM Yardım yapıyor. BM yetkilileri sorunun aşılması için bize brifing de verdi. O sorun büyük ölçüde devam ediyor. Elbette gündemde tutulması lazım. Kızılay sürekli yardım yapıyor. Dolayısıyla konu bizim ilgi alanımızdan çıkmış değil. Arkadaşlarımız Dış İlişkilerden sorumlu arkadaşlarımız gerekli dikkati, izlemeyi yapıyorlar" diye konuştu.
    
     -"İşçinin aidatından kimse altına lüks araba almamalı"-
    
     İş güvenliği konusunda CHP'nin çalışmalarına ilişkin olarak Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
     "Şunu bir grup toplantısında söyledim. 'Türkiye'nin en büyük sendikası, eleştiriyi gazetelere ilan vererek yapıyorsa, kimse kusura bakmasın o sendika bitmiştir. Beğenmediği bir düzenleme olacak, gazetelere tam sayfa ilan verecek, 'Ey hükümet lütfen bunu yapma' diyecek. O da yapacak. O da yerinde oturacak. Kimse kusura bakmasın. Bunlar sendika falan değiller. İşçinin sırtından kimsenin geçinmemesi gerekir. İşçinin aidatından kimse altına lüks araba almamalı. Sendika ağalığına, grup başkan vekiliyken de genel başkanken de her zaman karşı çıktım. Bunu söylerken de altını özenle çizdiğim bir şey daha var. Hiçbir sendika ücret sendikacılığı yapmamalıdır. Sendikanın görevi aynı zamanda işçilerin olduğu kurumun ya da fabrikanın yaşamasını sağlamaktır."
     Sosyal demokrat bir parti olduklarını, işçilerin sorunları ile birebir yakından ilgilendiklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Ben isterdim ki Ekonomik Sosyal Konsey'in toplanmasını, Türk-İş'in sayın genel başkanı istesin. 'Ey hükümet niye toplanmıyorsunuz-' desin. Siz yasa götürüyorsunuz, Ekonomik Sosyal Konsey'de görüşülmüyor. Niçin- O konseyi o zaman kapatsınlar" diye konuştu.
     Kılıçdaroğlu, "10 yıllık AKP iktidarı deyince aklınıza ilk gelen nedir-" sorusunu ise, "Samimi söylüyorum, aklıma ilk gelen yolsuzluklar. Hesap vermeyen bir yönetim. Aklıma ilk gelen bu. İnançları sömüren, toplumun değer verdiği bütün değerleri kendi siyasal iktidarı için acımasızca sömüren bir iktidar görüyorum" şeklinde yanıtladı.
     Dünya ekonomisinde yaşanan kriz konusunu da değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, ABD, Çin ve Hindistan ekonomisi arasında bir çatışma olduğunu, Çin'in hemen hemen hiçbir ülkenin tahmin etmediği boyutlarda hızla büyüdüğünü söyledi.
    
     -"AB ile ilişkiler neredeyse kesilmiş durumda"-
    
     Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusuna da değinen Kemal Kılıçdaroğlu, "AB konusunda AKP iktidarı sınıfta kalmış bir öğrenci gibi. AB ile ilişkiler neredeyse kesilmiş. Türk iş adamlarının Rusya'da ise çok güzel yatırımları var. İş adamlarına aynı alanlara aynı şekilde Çin ve Hindistan'a da girmeleri gerekir. İran'a doğalgaz ve petrolün parası altın olarak ödendi. Hükümet önce bunu reddetti, gerçeğin ise bu olduğunu söyledi. Bunu Türkiye İhracatçılar Meclisi de kendi kayıtlarında ihracat olarak göstermedi. Merkez Bankası gösterdi. Amerika ile İran arasındaki çatışma, İran'a uygulanan ambargo altını daha cazip hale getiriyor. Dolayısıyla altın olarak bedel ödeniyor. Bizim kamu bankaları üzerinden ödeniyor" diye konuştu.
     Borsadaki yabancı ağırlığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Eğer siz 10 ayda yüzde 46 gibi olağanüstü bir karı, yabancı portföye veriyorsanız onun reel sektöre gelmesini beklemek hayaldir. Teşvik politikasını onu reel sektöre gelecek bir model üzerine oturtmanız gerekiyor" dedi.
     Kılıçdaroğlu, iki derecelendirme kuruluşunun Türkiye'ye yönelik, değerlendirmesi anımsatarak, "Bir derecelendirme kuruluşu inançları-laikliği, öbürü de gerginliği ve toplumdaki bölünmeyi öne çıkardı. Bu ilk kez karşılaşılan bir tablo. Çünkü bir derecelendirme kuruluşu normalde ekonomi ile ilgilenmesi gerekir ancak, Türkiye'deki siyasal yapının gerginliği olumsuz etkileyebilir diye bir yorum yapıyor. Bu yorum az önce söylediğim gerginliğin, uluslar arası kuruluşlar tarafından da fark edildiğini gösteriyor. Umarım ve arzu edelim bunlar not yükseltmeye engel olmasın. Çünkü biz, ülkemizi seviyoruz" yorumunu paylaştı.
    
     -Sorun üreten bir siyasal iktidar ekonomiye de siyasete de fazla bir şey vermez"-
    
     Kılıçdaroğlu, yerel seçimlere ilişkin şu görüşleri dile getirdi:
     "Kişiye göre Anayasa değişmez. Bir kişin ikbali için 'oturalım Anayasa'yı değiştirelim' denmez. Biz seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini söyledik kendilerine 'ama biz değiştireceğiz' dediler. 'Hay hay, buyrun' dedik, değiştiremediler. Kişiye göre Anayasa değişmez. Tipik örneği 'Cumhurbaşkanını halk seçsin' dediler. Sonra bir baktılar ortada bir sorun var. Süre 5 mi 7 yıl mı- Böyle bir anayasa değişikliği olmaz. Oturulup konuşulmadı. Tam tersine kaos yaratıldı. Sorun üreten bir siyasal iktidar ekonomiye de siyasete de fazla bir şey vermez. Kendi sorunun kaynağı ise çözüm üretemez. Neden Sayın Başbakan gensorulardan şikayetçi- Bir ülkenin askeri sizin ülkenize ancak parlamento karar verirse gelir. Onun dışında iktidarın onayıyla yabancı askerlerin postallarıyla bu ülke kirletilemez kimse kusura bakmasın. Verdiğimiz bütün gensorular haklıdır. Bütün demokrasilerde verdiğimiz gensorular hükümeti düşürür ama siz milletvekilerini seçerseniz kendinize kurşun asker yaparsanız onlar demokrasinin gereğini değil Başbakanın söylediklerini yerine getirirse orada demokrasi her zaman tartışılır. Tıpkı bizim ülkemizdeki gibi."
     Kılıçdaroğlu, "CHP-İş Bankası ilişkisi nedir-" sorusuna "İş Bankası'ndan 5 kuruş para bile almaz. Atatürk'ün vasiyeti buna uygun değil. 4 üyemiz var sadece, Atatürk'ün hisselerini temsil ederler. Hiçbir şekilde ne para alışverişimiz vardır ne de başka bir şey. Orası kurumsal bir yapıdır. Hiçbirşeyine de karışmayız" diye cevap verdi.
     Vakıflar Bankası hisselerine ilişkin bir soruya, Kılıçdaroğlu, şöyle cevap vardi:
     "Vakıflar Bankası'nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait hissesinin hangi gerekçe ile Hazine'ye devredileceğini bilmiyoruz. Daha öyle bir yasa da henüz gelmedi. Geldiği zaman göreceğiz, değerlendireceğiz. Ona göre politika oluşturacağız. Ancak bugünden 'Niye Hazine'ye devrediliyor-' diye bir peşin ön yargıyla karşı çıkmıyoruz. Bir görelim bakalım. Neden getiriyorlar. Belki daha iyi koşullar da getirecekler. Bankanın daha güçlenmesine olanak sağlayacaklar. Dediğim gibi bilmediğimiz için ön yargı ile hareket etmek istemiyoruz."
     Hidroelektrik santrallerine ilke olarak karşı olmadıklarını açıklayan Kılıçdaroğlu, "Ancak çevrenin korunması, halkın korunması gerekiyor. Gerekirse referandum yapılması gerekiyor. Enerjiye ihtiyacımız var, karşı değiliz. Ancak can suyu dediğimiz halkın beklentilerine uygun suyun verilmesinin beklentilerini karşılanması lazım" dedi.
    
    
    

Bu haberi 95 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir