Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'ndan 2012 değerlendirmesi -Başkan Sönmez: "Bir yandan küresel krize…

  • Yazı boyutu
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'ndan 2012 değerlendirmesi
  -Başkan Sönmez: "Bir yandan küresel krize…

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'ndan 2012 değerlendirmesi -Başkan Sönmez: "Bir yandan küresel krize rağmen ihracatta ülke ve ürün çeşitlemesine giderek dış ticaretimizi artırırken, diğer yandan iç piyasada ayağımızı hep frende tuttuk. Sonuçta ekonomi yılın ilk üç çeyreğinde dış talebin katkısıyla büyürken, iç talebin büyümeye etkisi 2009'dan bu yana ilk kez eksiye düştü"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez, "Bir yandan küresel krize rağmen ihracatta ülke ve ürün çeşitlemesine giderek dış ticaretimizi artırırken, diğer yandan iç piyasada ayağımızı hep frende tuttuk. Sonuçta ekonomi yılın ilk üç çeyreğinde dış talebin katkısıyla büyürken, iç talebin büyümeye etkisi 2009'dan bu yana ilk kez eksiye düştü" dedi.
     Sönmez, yaptığı yazılı açıklamada, 2013'de TL'nin değerlenmesinin yıla damgasını vuracağı öngörüsünde bulundu. Küresel riskin Türkiye gibi gelişen ve fırsatların yüksek olduğu ekonomilere kaynak girişini arttırdığını belirten Sönmez, "Bu güçlü akıma bir de enflasyon hesabı girince, TL'nin değerlenmesi, bir risk unsuru olarak karşımız çıkıyor. İç piyasanın yavaşladığı, en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği'nin durduğu bir dönemde küresel pazarda rekabet etmek zaten zorken, sanayicinin bir de kur tartışmalarıyla vakit kaybetmemesi lazım. Bu nedenle Merkez Bankası'nın 2013 yılı para politikasının proaktif olması şart" ifadelerini kullandı.
     2012'nin beklediklerinden zor geçtiğini kaydeden Sönmez, şöyle devam etti:
     "Küresel ekonomi, hiç olmadığı kadar ciddi bir büyüme sıkıntısı yaşadı. Dünya için öngörülen yüzde 4'lük büyümenin ancak yüzde 3 civarında gerçekleşebileceği neredeyse kesinleşti. Küresel ticaret daraldı. Çin ve Japonya ekonomileri yavaşladı. Avrupa Birliği, güven krizini azaltıcı adımlar atıp mali kaostan kurtulma yoluna girmeyi bir türlü beceremedi. Amerika'da Obama'nın yeniden seçilmesi ve bu ülke siyasetindeki yumuşama nispi bir güven sağlasa da 600 milyar dolarlık mali uçurum tehdidi henüz ortadan kalkmış değil. Brezilya, Endonezya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler de küresel ekonomik aktivitedeki daralmadan olumsuz etkilenmeye devam ediyor. Bu yıl yüzde 4 büyümeyi planlayan Türkiye'nin büyümesi, tıpkı dünya ekonomisi gibi yüzde 3'ün altında kalacak gibi görünüyor."
     Sönmez, 2012'yi temel olarak iç piyasadaki daralma ve dışarıda yeni pazarlar bulma arayışının yönlendirdiğini aktardı. Geçen yıl alınan ekonomiyi soğutma önlemlerinin, yılın ilk çeyreğinden itibaren iç piyasada kendini hissettirmeye başladığını ifade eden Sönmez, hane halkı tüketiminin ve özel sektör yatırım harcamalarının, stok etkisiyle birleşerek büyümeyi aşağı çeken bir performans sergilediğini bildirdi. Sönmez şunları kaydetti:
     "Üçüncü çeyrek itibariyle yıllık olarak baktığımızda, kamu yatırım harcamaları artışı yüzde 11.2, özel sektör yatırım harcamalarındaki daralma derinleşerek yüzde 11.1 oldu. Sanayi sektöründeki büyüme ilk iki çeyrekte yüzde 3.5 ve yüzde 3.9 olarak gerçekleştikten sonra üçüncü çeyrek performansı yüzde 1.7'ye indi. İç ve dış talep dengesini sağlam kuramayan ülke ekonomileri istenen ölçüde büyüyemez. Türkiye bu yıl tam olarak bu problemi yaşadı. Bir yandan küresel krize rağmen ihracatta ülke ve ürün çeşitlemesine giderek dış ticaretimizi artırırken, diğer yandan iç piyasada ayağımızı hep frende tuttuk. Sonuçta ekonomi yılın ilk üç çeyreğinde dış talebin katkısıyla büyürken, iç talebin büyümeye etkisi 2009'dan bu yana ilk kez eksiye düştü. Merkez Bankası'nın yıl ortasında attığı adımlarla üçüncü çeyrekten itibaren iç talebin hareketleneceği beklentisi henüz istenen oranda gerçekleşmedi. Özellikle özel sektör yatırımlarında ne yazık ki geriye gidiş sürüyor. İç talebi baskılayan bir ekonomi politikası büyümeyi yüzde 3'ün altına çekerken, cari açığın hala milli gelirin yüzde 7-7.5 oranında seyretmesi düşündürücü. Sürdürülebilir bir büyüme için iç ve dış talebin desteği aynı anda ve paralel oranlarda sürdürülmeli."
    
     -Fitch'in not artırımı-
    
     Sönmez, uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in, Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir ülke seviyesine çıkarmasının sevincini yaşadıklarını ve son 10 yılda 100 milyar doların üzerinde doğrudan dış yatırım çeken Türkiye'nin notunu zaten fiilen arttırdığını aktardı. "Bu tür kararların desteğiyle gelecekte Türk girişimciler için finansman imkanlarının kolaylaşması ve ucuzlaması söz konusu" diyen Sönmez, şu açıklamalarda bulundu:
     "Bu ilginin TL üzerinde yeni bir baskı kurmaya başladığını görüyoruz. Bu dönemi gerçekten berekete çevirmek istiyorsak, yapısal reformları hızlandırmamız, Türkiye'yi her anlamda bir çekim merkezi haline getirmemiz şart. İş ortamının iyileştirilmesinden, kayıt dışılığın azaltılmasına, finansal sistemin geliştirilmesinden ulaşım ve enerji altyapısının iyileştirilmesine kadar çalışmalar yapmamız gerekiyor. Ar-Ge ve inovasyon seferberliği başlatmalıyız. Eğitimin kalitesi yükseltmeliyiz. Bölgesel gelişmişlik farkını azaltacak adımlardan adalet başta olmak üzere kamu hizmetlerinin kalite ve etkinliğinin artırılmasına kadar yapılması gereken bir dizi önemli iş var."
    
    
    

Bu haberi 146 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir