Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: -"Bir Amerikan Büyükelçisi'nin, bir soru karşısında…

  • Yazı boyutu
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün:
  -"Bir Amerikan Büyükelçisi'nin, bir soru karşısında…

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: -"Bir Amerikan Büyükelçisi'nin, bir soru karşısında verdiği cevabın bizim kamuoyumuzda bu kadar büyütülmesini anlamam" -"(Kimse neden tutuklu olduğunu bilmiyor, neden yargılandığını bilmiyor). Bu boş bir laf" -"İddianamelerde herkesin neyle suçlandığı ve bu suçun arkasına hangi delillerin koyduğu, kendileri hakkında ne cezaların talep edildiği net olarak bellidir" "Yargıya 'Biz bu düzenlemeyi yaptık. Hadi bakalım Ali'yi tutuksuz yargılayın, hadi bakalım Veli'yi tutuksuz yargılayın' deme şansımız yok"

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone'nin açıklamalarıyla ilgili, "Bir Amerikan Büyükelçisi'nin, bir soru karşısında verdiği cevabın bizim kamuoyumuzda bu kadar büyütülmesini anlamam" dedi.
     Ergün, A Haber yayınında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.
     Tutukluluk süreleri ile ilgili tartışmalara ilişkin, yargıya tutukluluk sürelerini kısa tutabilmesi, hızlı karar verebilmesi ve tutuksuz yargılama için imkan tanıdıklarını anımsatarak, "Ama kimin tutuksuz yargılanacağına kimin tutuklu yargılanacağına Hükümet karar veremez, buna Parlamento da karar veremez" diye konuştu.
     "Balyoz" gibi geniş kapsamlı davada hızlı şekilde karara ulaşıldığını, bu kez de "cezalar ağır çıktı" diye eleştirilerde bulunulduğunu ifade eden Ergün, şunları kaydetti:
     "Cezaların ne kadar çıkacağına siyasi irade olarak karar verme şansımız yok ki. Biz Hükümet olarak ve parlamento olarak yargının hızlandırılmasıyla ilgili ve mümkün olduğu kadar insanların tutuksuz yargılanmalarıyla ilgili düzenlemeleri yaptığımızı düşünüyoruz. Ama yargıya da 'Biz bu düzenlemeyi yaptık. Hadi bakalım Ali'yi tutuksuz yargılayın, hadi bakalım Veli'yi tutuksuz yargılayın, bak bu az ceza alsın, bu da çok ceza alsın' deme şansımız yok. Yani burada artık top yargıdadır. Yargı da mutlaka bu tartışmalardan bir şekilde etkilenecektir. Yargı, kamuoyundaki nihayetinde bu tartışmaları izliyor ve kamuoyunun nasıl bir yaklaşım içerisinde olduğunu görecektir. Bu yaklaşımlar önemli ama bir de insanların bilmedikleri var, yargıçların bildikleri var. Yargıçlarda diyor ki, benim önümde çok kuvvetli delillerle gelmiş bir dosya var ben ne yapacağım bu dosya karşısında- Kamuoyunun beklentileriyle, benim gördüklerim arasındaki farkı nasıl izah edeceğim. O da elindeki belgelere, delillere ve suçlamalara göre hareket edecek."
    
     -ABD Büyükelçisi'nin açıklamaları-
    
     ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone'nin açıklamalarıyla ilgili soruya karşılık Bakan Ergün, şöyle konuştu:
     "Bir Amerikan Büyükelçisi'nin bir soru karşısında verdiği cevabın bizim kamuoyumuzda bu kadar büyütülmesini anlamam. Sanki Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'ye karşı tavır almış. Türkiye'de böyle bir hastalık var ama kamuoyunu oluşturmak için mesela Amerika'da Washington Post'ta kimsenin okumadığı bir köşe yazarının yazısı Türkiye'de zaman zaman kamuoyunu dalgalandırmak için manşet haline dönüştürülebildi. Amerika'da bunu kimse okumuyor. Siz burada bunu alıyorsunuz büyük büyük manşetlere dönüştürüyorsunuz. Washington Post'ta şöyle çıktı: İşte Amerika, Türkiye ilişkileri hakkında filan yazar böyle dedi, yani desin, dediyse dedi. Bunu Türkiye kamuoyunda bu kadar büyütmenin bir anlamı yok ki. Nihayetinde yargıya, yargılama süreçlerini uzun tutukluluklara dair Türkiye'de herkesin eleştirisi olabilir.
     Ama birde şu var: Kimse neden tutuklu olduğunu bilmiyor, neden yargılandığını bilmiyor bu boş bir laf. İddianamelerde herkesin neyle suçlandığı ve bu suçun arkasına hangi delillerin koyduğu, kendileri hakkında ne cezaların talep edildiği net olarak bellidir. Siz buna katılırsınız katılmazsınız. Onun için, herkesin neyle suçlandığı, delillerin ne olduğu ve ne kadar ceza talep edildiği iddianamelerde bellidir. İnsanlar iddianameleri okumadıkları için birisi diyor ki, biz neyle suçlandığımızı bilmiyoruz bu boş bir söz. Biliyorsunuz nasıl bilmiyorsunuz nasıl savunma yapıyorsunuz o zaman neyle suçlandığınızı bilmiyorsanız.
     Mesela geçen gün bazı avukatlar gözaltına alındılar ve bazıları tutuklandılar. İşte neyle suçlandığı bilinmeden insanlar, avukatlar tutulandı, tam da neyle suçlandıkları bilinmiyordu. Biliniyordu bu avukatların bazı örgüt liderlerinden, hapishanedeki örgüt liderlerinden bir takım talimatları örgüt militanlarına ulaştırdıkları iddiasıyla suçlanıyorlardı. Avukatlıktan tutuklanmıyor ki insanlar. Türkiye'de berberler de tutuklanıyor ama berberlikten tutuklanmıyorlar."
    
     -Yerli otomobil-
    
     Nihat Ergün, yerli otomobil konusundaki sorular üzerine, aslında Türkiye'nin otomobil yaptığını ama başkasının otomobilini yaptığını söyledi.
     Türkiye'de bir otomobilin bütün parçalarının yan sanayide üretildiğini ifade eden Ergün, üretilen bütün parçaların başka markalar altında toplandığını belirtti. Ergün, şunları kaydetti:
     "Bizim yapmadığımız şey nedir- Biz otomobil yapmıyor değiliz, otomobil yapıyoruz, ama otomobil markası yapmıyoruz, kendi markamızı oluşturmadık. Tam markalaşma yolunda ilerleyen bir süreci de durdurduk. Yani, kuş serisi vardı mesela, bu markalaşıyordu, Toros serisi vardı bu markalaşıyordu, bunlar bir müddet sonra tamamen bize ait markalar, modeller, tasarımlar, lisanslar, patentler, yeni Ar-Ge çalışmalarıyla farklı bir tabloya dönüşebilirdi, bu süreç terk edildiği için, şimdi Türkiye iyi otomobil üreten, çok otomobil üreten, ama kendi markasını üretmeyen bir ülke konumunda. Biz otomobil sektörüne 'Artık devlet yok bu işin içerisinde. Biz destekleyelim, siz adımları atın' diyoruz. Markalaşma bir süreçtir, kolay değildir, biz de zor olduğunu biliyoruz."
     Ergün, otomotiv sektörünün, markalaşma sürecini başlatmak ve bu süreci hızlandırmak için dünya pazarlarındaki daralmayı bu süreçte en olumsuz etkenlerden birisi olarak değerlendirdiklerini söyledi. Bakan Ergün, "Yani, destekler uygun olsa bile, makul olsa bile bu sürecin o desteklerle aşılamayacağını, böyle bir engelin bulunduğunu, markalaşma sürecinde biraz daha zamanın, konjonktürün uygun olması gerektiğini düşünüyorlar" dedi.
     Otomotiv sektörünün elektrikli araçlarda daha avantajlı bir noktada olduğunu vurgulayan Ergün, "Üzerimizde o konuda bir yük yok, yani bırakmamız gereken bir teknoloji de söz konusu değil. Markalar açısından söz konusu değil. Mesela, Avrupa'daki ve Amerika'daki markaların böyle bir sorunu var. Elektrikli araçlara hızlı bir şekilde geçebilmek için, mevcut üretim bantlarını, mevcut teknolojilerini de hızlı bir şekilde terk etmeleri gerekiyor, onu da yapamıyorlar. Hızlı bir şekilde bunları terk etmek de çok zor, maliyetli bir iş, o nedenle yavaş da gidiyor hadise biraz, biraz da teknolojik gelişmeleri hızlandırmak gerekiyor, o da kolay olmuyor. Pil teknolojilerinde süreler uzadı, ömürler uzadı, ebatlar küçüldü ama, hala bütün sorunlar tam olarak çözülebilmiş değil" şeklinde konuştu.
    
     -"Taklidi satan değil, üreten ceza alacak"-
    
     Taklit ürünlere yönelik yaptırım konusuna da değinen Ergün, marka değeri, fikri sınai mülkiyet hakları, patent hakları veya tasarımların korunmasının önemini vurguladı.
     Bir tasarımın sahtesini, taklidini yaparak bu yolla para kazanmanın kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade eden Ergün, "Eğer tasarımı yapanın, markalaştırmayı yapanın, patenti oluşturanın, buluş yapanın hakkı korunmazsa hiç kimse bundan sonra markalaşma yoluna gitmez. Herkes işin sahtesine yönelmeye bakar. O nedenle 3 yıla kadar hapis cezası var. Bu düzenleme daha çok bunları üretenlerle ilgili bu kanun, yani bunu satan, kullananla ilgili bir düzenlemeyi içermiyor. Bunları üretenlerle, depolayanlarla ilgili bir düzenlemeyi içeriyor. Bunu kullanan kişi, sen de bu cezaya çarptırılacaksın anlamına gelen bir şey yok. Ama bunu ticarileştiren, bu sahteliği ticarileştirenin buna dikkat etmesi lazım" dedi.
    
     -Göktürk-2 uydusu-
    
     Bakan Ergün, Göktürk-2 uydusundan görüntü alımıyla ilgili soruları yanıtlarken, Göktürk-2 uydusunun kamera görüntüsü alan bir uydu olmadığını, seri halde fotoğraflama çektiğini belirtti.
     Uydunun Türkiye üzerinden günde 4 defa geçtiğini anlatan Ergün, şöyle konuştu:
     "Yani günde 4 defa Türkiye üzerinden istediğiniz noktaların görüntüsünü, fotoğraflarını alabilirsiniz. Diğer zamanlarda dünyanın her yerinden görüntü alabilen bir uydu. Bu görüntüler seri fotoğraf şeklindeki görüntülerdir. Dünyanın her noktasından bu uydunun görüntü alma imkanı vardır. Uyduyu yöneten merkez o geçiş anını dikkate alarak nereden görüntü almak istiyorsa oradan görüntüyü alabilir. Yalnız bu görüntüler sürekli canlı görüntü şeklindeki görüntüler değil, seri fotoğraf görüntüleridir. Bunun böyle bilinmesinde fayda var. 2,5 metre büyüklüğündeki bir cismin net olarak görünmesini bize sağlıyor.
     Şu anda çalışmalarına başladığımız yeni uydu sistemlerinde 1 metrenin altındaki cisimlerin görüntüleri net olarak alınacak. Takım uydular mesela bundan sonra fırlatılacak, 6-7 uydu birden çalıştığında bir tanesi mutlaka her zaman Türkiye'nin üzerinde olmuş olacak. Yani günde 4 defa geçiyor dediğimiz uydu diğer takım uydular halinde atıldığında 1-2 tanesi mutlaka Türkiye'nin üzerinde her zaman bulunacak ve her zaman onlardan, takım uydulardan canlı görüntüler almak imkanı da ortaya çıkacak. Önümüzdeki 10 yılı böyle planladık mesela, 2023'e kadar uydu sistemlerini, şu anda yer gözlem uyduları olarak fırlattık 2 uydu. Şimdi de haberleşme uydularına ve takım uydulara yöneldik. Ve aynı zamanda bu uyduların sadece yapımını değil, fırlatılma teknolojilerinin yapımını da projelendirdik. Türkiye'den fırlatma imkanımız da olacak. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye bunları da gerçekleştirmiş olacak."
    
    
    

Bu haberi 110 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir