Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: (1) -"Türkiye bir kaç milyar dolarlık operasyonların…

  • Yazı boyutu
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: (1)
  -"Türkiye bir kaç milyar dolarlık operasyonların…

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: (1) -"Türkiye bir kaç milyar dolarlık operasyonların yapılabileceği ülke olmaktan çıkmıştır" -"İSO ilk 500, İSO ilk 1.000. Borsa da ne kadar şirket var. Çok az var. Niye para mı lazım değil- Demek ki ilk 1.000'deki şirketlerimize yeni bir finansman kaynağı lazım değil. Ya öyle olabilir ya da bilançolar hesaplar kitaplar, kamuoyuna arz edecek kadar şeffaf değil" -"Özellikle iç talebin büyümeye daha fazla katkı vermesiyle birlikte, büyümede daha iyi bir rakamı yakalayacağımıza inanıyorum. Merkez Bankası'nın dünkü faiz indirim kararı bu yönde okunması gereken bir karardır"

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, "Türkiye bir kaç milyar dolarlık operasyonların yapılabileceği ülke olmaktan çıkmıştır" dedi.
     Ergün, İstanbul Kongre Merkezi'nde İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) düzenlediği 11. Sanayi Kongresi'nde Türkiye ekonomisinin, son 10 yıl içinde gerçekten de çok önemli bir değişim yaşadığını, güvenin ve istikrarın adresi haline geldiğini kaydetti.
     Bir yandan makro dengeleri yerli yerine oturturken, diğer yandan reel sektör kaynaklı ve istikrarlı bir büyüme dönemini de hep birlikte tecrübe ettiklerini belirten Ergün, bu süreçte, doğru ekonomi politikaları kadar, demokratikleşme, teknoloji ve dış politika gibi alanlarda attıkları adımların da büyük önemi olduğuna işaret etti.
     Ergün, Türkiye'nin 10 yıl önce 230 milyar dolar olan milli gelirinin, 10 yıl sonra yaklaşık 800 milyar dolar seviyesine ulaştığını anımsatarak, Türkiye'nin özellikle 2010 ve 2011 yıllarında dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri haline geldiğini söyledi.
     Türkiye ekonomisinin bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,6 oranında büyüdüğünü ve Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme sürecine devam ettiğini ifade eden Ergün, "Elbette bu yıl yakaladığımız büyüme rakamları, 2010 ve 2011 ile mukayese ettiğimiz zaman mütevazı kalan rakamlardır. Ancak biz özellikle Avrupa ekonomilerindeki gelişmeler nedeniyle bunun zaten böyle olacağını öngörmüş, planlarımızı buna göre yapmıştık. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin Orta Vadeli Program'daki hedeflerle uyumlu bir noktada olduğumuzu ve yıl sonu itibariyle yine Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olacağımızı rahatlıkça söyleyebiliriz" diye konuştu.
     Bakan Ergün, bugün Türkiye ekonomisinin kamu maliyesi, borç yapısı, bankacılık sektörü, Merkez Bankası rezervleri ve üretim temelinde örgütlenen ekonomisi ile dış şoklara karşı son dirençli bir ekonomi haline geldiğini anlattı.
     Bazı şeylerin değerinin olmadığı zaman bilindiğini dile getiren Ergün, şunları söyledi:
     "Biz daha bir kaç yıl önce Türkiye'de darbe yapılır mı acaba diye bunun endişesini yaşayan bir noktadaydık. Daha bir kaç yıl önce madem darbe yapılamadı en iyisi yargı yolu ile hükümet devirelim bari denilen noktada idik. 2008 yılında bu işlerle uğraşıyorduk. Bir darbe siyasetinin yaşandığı dönemi geçtik. Şimdi bunların hepsi bertaraf edilmiştir. Türkiye'de Makro ekonomik dengeler kurulmuştur, bugün itibariyle Türkiye'nin dış borçları minimum düzeye çekilmiştir. IMF'ye olan borç neredeyse sıfırlanmıştır. Borcun yapısı döviz cinsinden TL cinsine çevrilmiştir.
     Merkez Bankası rezervleri 120 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bunlar neyi ifade ediyor. Bunlar Türkiye'nin bir takım ekonomik operasyonlara maruz kalma riskinin çok azaldığını, minimum seviyelere indirildiğini ifade ediyor. 1-2 milyar dolar piyasaya para sürmekle veya piyasadan para çekmekle ne büyük manipülasyonların yapılabildiği bir süreçten geçtik. Türkiye'ye bir kaç milyar dolar pompalasaydınız, Türkiye ekonomisini allak bullak edebilirdiniz. Türkiye ekonomisinden bir kaç milyar dolar çekseydiniz, Türkiye ekonomisini allak bullak edebilirdiniz. Bugün kimse bunu yapabilir mi- Türkiye bir kaç milyar dolarlık operasyonların yapılabileceği ülke olmaktan çıkmıştır."
    
     -Merkez Bankası'nın faiz indirim kararı...-
    
     Bakan Ergün, Türkiye'nin düşük gelir seviyesinden orta gelir seviyesine ulaştığını vurgulayarak, fert başına gelirin 10 bin dolar seviyesine çıktığını, teknolojisinin, düşük teknoloji seviyesinden, orta teknolojilere ulaştığını, demokrasisinin de düşük standartlardan orta üstü standartlara yükseldiğini anlattı.
     Şimdi yeni bir hamle yapmak mecburiyetinde olduklarını bildiren Ergün, "Demokrasimizi ileri demokrasi seviyesine, milli gelirimizi yüksek gelir düzeyine, teknolojimizi de yüksek teknoloji seviyesine çıkartmamız lazım" dedi.
     Bakan Ergün, Dünya Ekonomik Forumu'nun 'Küresel Rekabet Gücü Raporu'nda geçen yıl 59'uncu sırada yer alan Türkiye'nin, bu yıl 16 basamak yükselerek 43'üncü sıraya yerleştiğini belirtti.
     2012 yılının tamamına bakıldığında ihracatın ve istihdamın birlikte arttığını dile getiren Ergün, "12 aylık rakamlara baktığımızda ihracatımızın 150 milyar dolar seviyesine gelmiş, işsizlik oranında, AB ortalamasının oldukça altında seyrettiği bir dönem yaşıyoruz. 2013 yılında, Avrupa ekonomilerindeki toparlanmaya bağlı olarak kuşkusuz ihracatımızın artmaya devam edeceğini düşünüyorum. Özellikle iç talebin büyümeye daha fazla katkı vermesiyle birlikte, büyümede daha iyi bir rakamı yakalayacağımıza inanıyorum. Merkez Bankası'nın dünkü faiz indirim kararı bu yönde okunması gereken bir karardır. 2013 yılı iç piyasa dinamiklerinin daha hareketli olacağı bir yıla işaret etmektir" diye konuştu.
    
     -"Bankacılık sektörü ülke hedeflerine destek olmalı"
    
     Ergün, bankacılık sektörü ile sanayi sektörünün ülkenin genel hedefleri arasında bir uyum olması gerektiğine işaret ederek, bankacılık sektörünün minimum risk maksimum güvence anlayışı ile çalıştığını söyledi.
     Bankacılık sektörünün de ülkenin yapacağı atılımlara göre bir takım riskler üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Bankacılık sektörü, güvence mekanizmasını risk mekanizmasını, yeniden gözden geçirmesi lazım. Sanayicinin bu atılımı yapmak için gerekli finansmana ulaşması noktasında, finans sektörü ile sanayi sektörünün senkronize olması lazım. İSO ilk 500, İSO ilk 1.000. Borsa da ne kadar şirket var. Çok az var. Niye para mı lazım değil- Demek ki ilk 1.000'deki şirketlerimize yeni bir finansman kaynağı lazım değil. Ya öyle olabilir ya da bilançolar hesaplar kitaplar, kamuoyuna arz edecek kadar şeffaf değil.
     Halbuki önümüzdeki dönemde rekabet yönü güçlü şirketlerin bu yönde de önemli bir atılım yapması lazım. Rekabet gücü şirketlerin hesaplarının şeffaflığı ile de artacak. İstanbul sanayicisi Borsa'ya fazla ilgi göstermiyor da, üniversite sanayi işbirliğine gereken önemi gösteriyor mu- Biz bunu gelecek açısından çok önemsiyoruz. İstanbul, üniversite-sanayi işbirliği en zayıf il çıktı. Bu kimden kaynaklanıyor, İstanbul'daki sanayicilerden mi, İstanbul'daki üniversitelerden mi- Önümüzdeki dönemde hem üniversiteler hem de sanayiciler bir kez daha bunu gözden geçirmeli, kim de eksiklik var diye."
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 111 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir