Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: -"Anayasa yenilenirken, Türkiye'nin en tepesindeki…

  • Yazı boyutu
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün:
  -"Anayasa yenilenirken, Türkiye'nin en tepesindeki…

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: -"Anayasa yenilenirken, Türkiye'nin en tepesindeki idari yapıyı da yenileyebilmemiz lazım" -"2014 yılında cumhurbaşkanını halk seçtiği zaman bugünkü cumhurbaşkanı yetkileri halkın seçtiği bir cumhurbaşkanıyla buluştuğunda bunun uygulaması yarı başkanlıktır"

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, Türkiye'de sistemin bir yenilenmeye ihtiyacı olduğunu belirterek, "Anayasa yenilenirken, Türkiye'nin en tepesindeki idari yapıyı da yenileyebilmemiz lazım" dedi.
     Bakan Ergün, TGRT'de katıldığı bir programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
     Yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışmaları ile ilgili, Türkiye'de sistemin bir yenilenmeye ihtiyacı bulunduğunu belirten Bakan Ergün, Anayasa yenilenirken Türkiye'nin en tepesindeki idari yapının da yenilenebilmesi gerektiğini ifade etti. Zaten adı konulmamış bir yarı başkanlık sistemine geçildiğine işaret eden Ergün, "2014 yılında cumhurbaşkanını halk seçtiği zaman bugünkü cumhurbaşkanı yetkileri halkın seçtiği bir cumhurbaşkanıyla buluştuğunda, bunun uygulaması yarı başkanlıktır, adı yarı başkanlık değildir, ama büyük çapta uygulama yarı başkanlık anlamına gelir. Bizim sistemin adını bundan sonraki süreçte doğru koymamız lazım" dedi.
     Demokratik hak ve özgürlüklerin genişlemesine yönelik soru üzerine Bakan Ergün, şunları söyledi:
     "Ben hakların, özgürlüklerin bölündüğü bir ülke görmedim. Bir ülkeyi haklar ve özgürlükler bölmez, haksızlıklar böler. Siz eğer uyguladığınız politikalar, bölünürüz endişesiyle haksız politikalarsa toplumu bölersiniz. Belki ülkeyi bölemezsiniz, ama toplumu bölersiniz, insanları birbirinden uzaklaştırırsınız, ülkeyi yönetilemez hale getirirsiniz. Türkiye'yi haksızlıklar bile bölemez. O kadar kaynaşmış bir durumdayız."
     Bakan Ergün, ana dilde öğretim Türkiye ve 'Türkiye vatandaşı' tanımının bir bölünmeye yol açıp açmayacağı sorusu üzerine de böyle korkulara gerek olmadığını, zamanında Kürtçe şarkı söylemenin de Türkiye'yi bölüp bölmeyeceğinin tartışıldığını ifade etti. "Kürt vardır' demek de bölüyordu vaktiyle, Kürtçe konuşmak da, gazete çıkarmak da bölüyordu, bölemez. Hak ve özgürlükler uzun yıllar kullanılamayınca ilk kullanılmaya başladığında biraz hoyratça kullanılır, bu gayet doğal" diye konuştu.
    
     -"Cin şişeden çıktı, teröre dönüştü, uluslararasılaştı"-
    
     Son 10 yıl içinde yaptıklarının 10'da birinin 40 yıl evvel yapılması halinde, Türkiye'nin bugün "Kürt sorunu", terör diye bir meselesi olmayacağını vurgulayan Ergün, bunların 40 yıl sonra yapılmaya başlanması nedeniyle, o gün yapılması gerekenlerin 10 katı fazlasını yapmak zorunda kaldıklarını kaydetti. Buna rağmen, problemin çözülemediğinin altını çizen Bakan Ergün, "Neden- Cin şişeden çıkmış, teröre dönüşmüş, etnik Kürt milliyetçiliğine dönüşmüş, bölücülüğe dönüşmüş, uluslararasılaşmıştır" dedi.
     Terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın avukatıyla görüşmesine ilişkin de Bakan Ergün, bir mahkumun ömrünün sonuna kadar uzun yıllar avukatıyla, yakınlarıyla görüşmemesi, görüştürülmemesi gibi bir hukuki sistemin getirilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Daha önce Öcalan'ın, avukatlarıyla görüşmek istemediğini, çünkü avukatların kendisiyle yaptığı görüşmeleri suistimal ettiği ve Türkiye'deki sorunun çözümüne yönelik süreci baltaladıkları kanaatine sahip olduğunu belirtti.
     Cezaevlerindeki açlık grevini de değerlendiren Bakan Ergün, bahsi geçen taleplerin, açlık grevi başlatacak talepler olmadığını söyledi. Hükümet'in, savunma hakkıyla ilgili bir düzenleme çalışması içerisinde olduğunu belirten Ergün, şunları kaydetti:
     "Savunma hakkı kısmen var. Ama kanun hakim ve savcılara inisiyatif veriyor, bazı alanda da vermiyor. Aslında insanın ana dilde savunma hakkını orada net olarak kullanabilmesi lazım, tereddütsüz kullanabilmesi lazım. Yani böyle bir çalışmanın var olduğunu bilmiyor değillerdi, bu çalışma vardı. Zaten şimdi Adalet Bakanlığı bu çalışmayı açlık grevleri nedeniyle ortaya koymuş değil. Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi meselesi ilanihaye bu şekilde devam edecek bir mesele değil, yani görüşmek isterse görüşür.
     Bir başka konu; hak ve özgürlükler alanındaki Anayasa değişikliği çalışması, diğer çalışmalar az önce konuştuğumuz gibi zaten tartıştığımız konular. Ama bence burada örgüt ve BDP önümüzdeki süreçte siyasal etkinliğini devam ettirmenin bir aracı olarak bunu değerlendirdi. Hiçbir tanesi Türkiye'de bu nedenle yapılmadı. Ama örgüt de, BDP de bölgede bu propagandayı yapıyor. Biz silaha sarılmasak biz de bu radikal politikayı sürdürmesek Türkiye'de bize zırnık kadar hak vermezler düşüncesini yaygınlaştırmaya çalışıyor. Bu dönemin gerçeği değil bu. Geçmişte böyle dönemler olmuş olabilir Türkiye'de. Ama bu dönemin gerçeği bu değildir.
     Biz baştan beri hak ve özgürlükler alanını genişleten bir siyaseti teröre rağmen sürdürüyoruz. Terörün var olması bizim iş yapmamızı zorlaştırıyor. Siz yani Hükümetlerin bu işleri çözmesini kolaylaştıran bir tavır sergilemiyorsunuz ki, bizatihi zorlaştıran bir tavır sergiliyorsunuz. Ondan sonra da Hükümetin size rağmen atmış olduğu adımlar, biz silahla bunları aldık veya biz radikal söylemlerle, eylemlerle bunları aldık diyorsunuz, yanlış olan bu."
    
    
    

Bu haberi 87 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir