Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (2) -"Finansal işlem vergisi popülizmin başka bir örneği...…

  • Yazı boyutu
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (2)
  -"Finansal işlem vergisi popülizmin başka bir örneği...…

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (2) -"Finansal işlem vergisi popülizmin başka bir örneği... G20'de biz buna kesinlikle karşı çıktık. Biz böyle birşeye girmeyiz dedik" -"Risk odağı Avrupa'dan Japonya'ya doğru kaydı" -"Her tür durum için gereken senaryomuz var" -"(SPK soruşturması) Çok ciddi problemler olduğu kanaatinde değilim. Ben söyledim özellikle bakın diye... (Başbakanlık Teftiş Kurulu) Onlar gerçekten problem var mı yok mu bakacaklar"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 11 Avro Bölgesi ülkesinin yürürlüğe koymak istediği finansal işlem vergisinin popülizm olduğunu belirterek, "Finansal işlem vergisi popülizmin başka bir örneği... G-20'de biz buna kesinlikle karşı çıktık. 'Biz böyle birşeye girmeyiz' dedik" dedi.
     Dünya Ekonomi Forumu'na katılmak üzere Zürih'e giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Babacan, popülizmin başka bir örneği diye nitelediği finansal işlem vergisinin özünün, hükümet ya da siyasetçilerin, krizin sorumlusu olarak gördükleri bankalara vergi getirmesi talebi olduğunu anlattı.
     Daha fazla vergi getirilmesi halinde bankaların bunu cebinden ödemeyeceğini, büyük kısmını vatandaş ya da sanayicilere ödeteceğini belirten Ali Babacan, Türkiye'nin böyle bir vergiyi uygulamayacağını, G20'de de buna karşı çıktıklarını söyledi.
     Ali Babacan, "Biz böyle birşeye girmeyiz, girecek ülkeler için de yanlış olur dedik. 20 ülkenin 20'si de böyle bir şey yapsa, G20'nin haricindeki ülkeler vergilerini düşük tutsa o zaman finans piyasası yavaş yavaş oraya kayar... Bugün gazetelerde vardı, Sayın Sarkozy vergiyi daha az ödeyeyim diye İngiltere'de ev arıyormuş. Kendisi bu arada finansal işlemler vergisinin şiddetli savunucusudur. Bunu ilk o attı ortaya. Tam popülizm örneği. Bizim işimize kuşkusuz yarar, şüphesiz..." diye konuştu.
     Bu verginin uygulanmadığı Londra ve İstanbul'un iki finans merkezi olarak ön plana çıkabileceğini, İngiltere'nin de buna karşı olduğunu dile getiren Ali Babacan, uluslararası piyasada faiz artışına ilişkin ise şöyle konuştu:
     "Kısa vadede, merkez bankalarının politika faizi açısından böyle bir artış özellikle gelişmiş ekonomilerde hiç mümkün görünmüyor. Belki bazı gelişmekte olan ülkeler birşeyler yapmak durumunda kalabilir ama gelişmiş ülkelerin önümüzdeki bir iki yıl içerisinde böyle bir şey yapması mümkün değil. Tam tersine baskılar daha fazla para politikalarının gevşetilmesi yönünde... Şu anda maliye politikalarında dünyada sona gelindi. Yani artık hükümetler daha fazla kamu parası harcayarak birşey yapamıyor.
     (Gelişmiş ekonomiler) Borçlar maksimum seviyeye ulaştı. Bütçe açıkları arttı. Dolayısıyla maliye politikasını gevşeterek sonuç alamıyorlar. Reform yapmakta pekçok ülke zorlanıyor. Ondan sonra herkes dönüyor merkez bankasına... Her ülkede durum bu... Hükümetler üzerine düşeni yapmıyor, tedbir almıyor, reform yapmıyor, bütçe tarafında birşey olmuyor. Ondan sonra dönüyorlar merkez bankasına... Suçu hep dışarıda aramak, problemi hep ötekine atmak gibi... Dönüp hükümetler 'Merkez Bankası şunu yapsın, bunu yapsın' diyor. Şu anda dünyada para politikaları üzerinde çok ağır bir yük var. Sanki bütün çözümü merkez bankaları bulacakmış gibi zannediliyor. Halbuki merkez bankalarının yaptığı para basıyor, devlet batmasın diye borç veriyorlar. Para basıyor bankalar batmasın diye bankalara borç veriyor. Gelişmiş dünyada bu çark böyle dönüyor. Gelişmiş dünyada ve problem çıkmasın diye de büyüyen problem için de 'Daha çok para basın' diye baskı var."
     Küresel risk görünümünde Japon ekonomisindeki son gelişmelerin kendisini kaygılandırdığını, çok ciddi problemler olduğunu, gelişmiş ülkeler arasında en büyük risk alanının Avrupa'dan Japonya'ya doğru kaydığını, kendisinin Japonya'yı çok yakından izlediğini, ayrıca Japonya'da hükümet ve Merkez Bankası arasındaki yönetim geriliminin güven kaybına yol açacağını belirten Babacan, şöyle konuştu:
     "Paket getirdiler ama milli gelirin yüzde 200 üzerinde zaten borçları var. Şimdi enflasyon hedefini yükselt diye Merkez Bankası'na baskı yapıyorlar. Enflasyon hedefi yükseldiğinde Japonya'da faizler de yükselecek. Yüzde 200'ün üzerinde borcu olan bir ülkede faizin bir puan yükselmesi milli gelirin yüzde 2'si kadar daha ilave açık demek bütçede. Zaten çok büyük açıkları var, zaten çok büyük borçları var. Enflasyon hedefinin yükselmesi, faizin yükselmesi, yıllık milli gelirin yüzde 2'si kadar daha ilave yük getirecek bütçeye... Ondan sonra dönecekler bu sefer maliye politikasıyla o verdiklerini tekrar bir noktada almaya çalışacaklar. Açıkçası son birkaç aydır yapmaya çalıştıklarını anlamak zor. Ben kaygılıyım biraz...
     Biz ne yaptık- Finansal istikrar komitesi kurduk. Orada bütün bağımsız kuruluşlarımız var. Toplantının olduğunu bile pek kimse bilmiyor, duymuyor. Özellikle düşük profilli yapıyoruz. Orada ne konuşuluyorsa orada kalıyor. Ondan sonra bağımsız kuruluşlar, oradaki ortak perspektif neyse, ortak bakış açısı neyse ona uygun kendi adımlarını atıyorlar ama biz bunu medya üzerinden yapsak, tartışsak, Türkiye'ye çok zarar verir."
     ABD'de belirsizlikler devam ederken, Avrupa'ya dair risk algısının biraz daha azaldığını, Yunanistan'ın batmasına izin vermeyeceklerinin anlaşıldığını, Yunanistan'a borcun faizini düşürüp, vadesini uzattıklarını anlatan Ali Babacan, Türkiye'ye ilişkin de, "Türkiye ile ilgili en önemli risk alanı, kontrolümüzde olmayan, özellikle ekonomi ve finans alanında dışardan gelebilecek dalgalanmalar. Her türlü senaryo için milli güvenlik belgeleri gibi belgeler hazırladık. Bütün kurumların mutabakatıyla hepsini hazırladık, çekmecelere koyduk. Olabilecek her türlü senaryoda kimin ne yapacağı belli. Bizim küçük bir toplantı odamız var, hepsini orada yapıyoruz. 2002'den bu yana hep öyle... Her tür durum için gereken senaryomuz var. Bu biz kötü bir şey bekliyoruz demek değil..." diye konuştu.
     Merkez Bankası'ndan övgüyle söz eden, MB'nin uygulamakta olduğu yenilikçi para politikasının sıcak paranın da yönetilmesi için çok iyi sonuçlar verdiğini, bütün dünyanın da bunu gördüğünü belirten babacan, "Yoksa dünyanın en iyi merkez bankası seçilmezdi herhalde kolay kolay... Sadece Avrupa'nın değil, dünyanın en iyi merkez bankası. Çünkü sonuçlarını herkes gördü. Dünyada tabii ki likidite dalgaları oldu, olacakta, bunu önlemenin imkanı yok, ama bu dalgadan biz kendimiz azami şekilde nasıl koruruz ve bunu nasıl yönetiriz. Bu önemli..." dedi.
    
     -SPK soruşturması-
    
     Terörün finansmanına ilişkin yasa tasarısıyla ilgili Başbakan Erdoğan'ın biran önce tamamlanması ile ilgili talimat verdiğini belirten Ali Babacan, SPK eski Başkanı Vedat Akgiray ve üyeler hakkında Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından yakın zamanda başlatılan soruşturmayla ilgili bir soruya şöyle yanıt verdi:
     "Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun baktığı bazı konular var ama bu konular ne kadar özlü konular, ne kadar yüzeysel bir şikayet boyutunda bunları bilemiyoruz tabii. Dolayısıyla genelde bu tür gelen bilgileri, duyumları iletiyoruz, kurul da ne kadarı gerçek ne kadarı değil bakıyor. Çok ciddi problemler olduğu kanaatinde değilim. Ben söyledim özellikle bakın diye... Ne var ne yok, bu kadar birşeyler duyuluyor, yazılıyor, çiziliyor, siz bir bakın dedim. Onlar gerçekten problem var mı yok mu bakacaklar" dedi.
     (Son)
    
    
    

Bu haberi 79 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir