Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (2) -"Önümüzdeki dönemde hem Avrupa, hem ABD hem de gelişmekte…

  • Yazı boyutu
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (2)
  -"Önümüzdeki dönemde hem Avrupa, hem ABD hem de 
  gelişmekte…

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: (2) -"Önümüzdeki dönemde hem Avrupa, hem ABD hem de gelişmekte olan ülkeler için hala riskler söz konusu" -"Bu kriz dönemleri bazı hükümetleri popülizme sürükledi. Popülizm illa çok para harcamak değildir. Bugün korumacılık da bir popülizmdir" -"İthalat yaptığınız ülkelerden korunmaya giderken, ihracat yaptığınız ülkelerde sizden korunmaya başlarsa o zaman ne olacağını iyi hesap etmek lazım"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gelecek dönemde hem Avrupa, hem ABD hem de gelişmekte olan ülkeler için hala riskler söz konusu olduğunu kaydetti.
     TOBB Uluslararası İş Forumu'nun açılışında Babacan, Türkiye'nin kriz döneminde yaptıkları ile ayrıştığını dile getirdi.
     Babacan, krizin ilk yıllarında pek çok ülkenin kamu açığını artırarak krizden çıkış yolu seçtiğini, Türkiye'nin ise tam tersine 2009 yılında açıkladıkları bir program ile kamu açıklarını nasıl aşağıya çekeceklerini ilan ettiklerini belirtti.
     O dönemde bunun çok tartışıldığını anımsatan Babacan, eğer bir ülkenin kamu borç stoku piyasalar tarafından risk olarak algılanıyorsa, o ülkenin daha fazla bütçe açığı vererek, ekonomik büyüme sağlamasının mümkün olmadığını söyledi.
     Babacan, bu işin özünde güven unsuru yattığına işaret ederek, şunları kaydetti:
     "Bize hep soruyorlar; 'Son 10 yılda kişi başına düşen milli gelirinizi dolar bazında üç katına çıkarttınız, yoksulluğu azaltmada çok önemli adımlar attınız, Türkiye'de daha adil bir gelir dağılımı var, finansal istikrar konusunda bir fark ortaya koydunuz. Bunun sebebi nedir-' diye...Bu soruyu soranlara benim tek kelime bir cevabın var. O da güven. Güveni sağladığınızda işler kolaylaşıyor. Güven ortamını da sağlayamadığınızda ise ne kadar para basarsanız basın, ne kadar çok kamu harcaması yaparsanız yapın, ekonomide büyümeyi kalkınmayı sağlamak mümkün olmuyor. İşte bizim 2009 yılında tercih ettiğimiz bu farklı yol, 2010 yılında bize yüzde 9,2'lik büyüme sağladı, 2011 yılında da yüzde 8,5'luk bir büyüme sağladı. Bu büyüme tamamen özel sektör aktivitesi ile meydana gelen bir büyüme oldu. Türkiye'nin bu büyüme performansında devlet harcamalarının payı sıfır. Büyüme tamamen özel sektör yatırımlarından ve özel tüketim harcamalarından geliyor. Biz devlet olarak en önemli görevimizi istikrar ve güven zenginliği sağlamak olarak görüyoruz. O zenginliği sağlam tuttuğumuzda da iş dünyası zaten gerekeni yapıyor."
     Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, güven ortamı olduğunda şirketlerin yatırım yaptığını, bankaların kredi verme konusunda istekli olduğunu, halkın harcama yaptığını ve bunun da büyüme üzerinde etkili olduğunu anlattı.
     Son 3 yılda 4 milyon yeni istihdam oluşturduklarını belirten Babacan, bu istihdamının yüzde 90'dan fazlasının Türk özel sektörü tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti.
     Babacan, önümüzdeki dönemde hem Avrupa, hem ABD hem'de gelişmekte olan ülkeler için hala risklerin söz konusu olduğunu ifade ederek, dünyadaki büyümeyi sağlayan, lokomotif görevi gören gelişmekte olan ülkelerin bu yıldan itibaren büyüme hızlarının tekrar düşmeye başladığını anlattı.
     Dünya ekonomisinin geçen yılki tahminlerden daha olumsuz bir performans göstereceğini dile getiren Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Ne yapılması gerektiği konusunda pek çok fikir tartışılıyor. Biz hep söylüyoruz. Politikaların merkezine güven unsurunu yerleştirmedikçe bu işin çözümü yok diyoruz. Güven nasıl sağlanacak- Güven söz verilip yerine getirilmekle sağlanacak. Akşamdan sabaha karar değiştirmemekle sağlanacak. Ana çizgiyi, ana politika omurgasını korumakla sağlanacak. Mümkün olduğunca geleceğe doğru plan, program, hedefler koyup, o hedeflere ulaşmak için hep beraber toplum olarak ulaşmakla ancak mümkün olacak.
     Yanı başımızdaki Avrupa'ya bakıyoruz, ciddi bir kafa karışıklığı var. Siyasi liderlik konusunda ciddi bir açık var Avrupa'da. Sadece bütçe açığı, sadece kamu açıkları değil, bir de siyasi lider açığı var Avrupa Birliği'nde. Avrupa Birliği bir yandan 10 yıldır denediği, parasal birliği korumaya çalışıyor ama parasal birliğin bir mali birlik, bankacılık birlik olmadan sürdürülebilir olmadığının farkına yeni varıyor."
    
     -"Herkes kendi ev ödevini yapacak"-
    
     Babacan, her ülkenin kendi ev ödevini yerine getirmesi gerektiğine işaret ederek, Avrupa'da ciddi rekabet sorunları olduğunu, Avrupa ülkelerinin pek çoğunda verimlilik sorunları bulunduğunu dile getirdi.
     Bugün Avro Bölgesi'ne girmiş hiç bir ülkenin "sen ne halin varsa gör" demesinin doğru olmadığına işaret eden Babacan, daha iyi bir dayanışma ruhunun olması gerektiğini vurguladı.
     Babacan, Avro Bölgesi'nde pek çok ülkenin bir araya gelerek, kararlar aldığını, ancak alınan bu kararların iyi uygulanması ile 2012-2013 yılında Avrupa'nın bu sınavı vereceğini söyledi.
     ABD için 2013 yılının kilit yıl olduğunu bildiren Babacan, ABD seçimlerden sonra, yönetimin ekonomik sorunları hızla masaya yatırıp ne yapacağını açıklamaması durumunda, bunun küresel ekonomi için yeni bir risk oluşturacağını belirtti.
     Başbakan Yardımcısı Babacan, "Bugün nasıl Avrupa'yı tartışıyorsak, gelecek yıl da ABD ekonomisini, ABD'deki krizi tartışıyor olabiliriz. Dünyanın bir numaralı ekonomisi olan bir ülkenin sadece kendisi için değil, küresel ekonominin de istikrarını da sorumluluğunu hissederek, ne yapacağını ortaya koyması lazım" dedi.
    
     -"Korumacılık popülizmdir"-
    
     Babacan, bu kriz dönemleri bazı hükümetleri popülizme sürüklediğini belirterek, "Popülizm illa çok para harcamak değildir. Bugün korumacılık da bir popülizmdir. Popülizm nedir- 'Ben her şeyi doğru yapıyorum. Başımıza ne geliyorsa, dışardan gelen mallar yüzünden oluyor. Ben ülkemin etrafına yüksek duvarlar çekeyim, ülkemi koruyayım' Her ülke benzer şeyleri uygularsa... Bu tek taraflı değil herhalde. Atılan adımların karşı tarafta nasıl bir reaksiyon oluşturacağının hesabını iyi yapmak lazım. İthalat yaptığınız ülkelerden korunmaya giderken, ihracat yaptığınız ülkelerde sizden korunmaya başlarsa o zaman ne olacağını iyi hesap etmek lazım.
     Dolayısıyla biz Türkiye olarak hep serbest ticaretten yana olduk. Her yıl biz bir kaç ülke ile STA imzalıyoruz. Niye- Serbest ticaret anlaşması olsun. Mallar, sermaye serbestçe dolaşabilsin. Enerji serbestçe ülkeden ülkeye hareket edebilsin. Bu sağlandığında dünya topyekün kazanacaktır"
     Babacan, Türkiye'nin içinde bulundukları coğrafya için bir hayali olduğunu belirterek, "Bugün, Makedonya'dan, Arnavutluk'tan yola çıkan bir iş adamı hiç sınır engeline takılmadan, Bahreyn'e Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidebilsin. Katar'dan yola çıkan bir iş adamı Fas'a kadar gidebilsin. Bundan herkes, tüm bu coğrafya kazanacaktır" diye konuştu.
     Bunun olabileceğini dile getiren Babacan, Türkiye'nin son 10 yılda bir çok ülke ile STA imzaladığını anımsattı.
     Babacan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'nun tarihi bir dönüşüm süreci yaşadığını belirterek, o bölgede halkların seslerini daha çok duyurmak istediği, halkların daha çok kendi arzularının devlet yönetimine yansıdığı bir değişim arzusunun olduğunu kaydetti.
     Bazı ülkelerde daha barışçıl, yumuşak geçişlerin görüldüğünü, bazı ülkelerde ise iç savaş boyutuna varan bir tablo ile karşı karşıya kalındığına değinen Babacan, bu konuda ilkeli bir duruş ortaya konulması gerektiğini, her ülke için ayrı ayrı kurallar icat edilmemesi gerektiğini kaydetti.
     Babacan, bölgede her bir ülkenin kendi için doğru bir sistemi oluşturması durumunda, bu coğrafyada ekonominin ve ticaretin yeni bir ivme yakalayacağını belirtti.
    
     (Son)
    
    
    

Bu haberi 98 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir