Bakan Eker, iftarda basın mensuplarıyla bir araya geldi (2) -Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı…

  • Yazı boyutu
Bakan Eker, iftarda basın mensuplarıyla bir araya geldi (2)
  -Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı…

Bakan Eker, iftarda basın mensuplarıyla bir araya geldi (2) -Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker: -"PKK ile mücadele edeceğim diye masum insanı tedirgin, rahatsız edersen o insan sana sempatiyle bakmıyor. Biz o yanlışları yapmıyoruz" -"Şu anda Hükümet, devlet, kamu görevlileri de güvenlik bürokrasisi de asker de sivil de 80, 90'lardaki uygulamaları asla yapmıyor. Örgüt de bundan çok rahatsız oluyor tabii. Onun için saldırıyor" -"Türkiye'de küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine köylerin boşaltılması ciddi bir zarar verdi. Biz 2006 yılında küçükbaş hayvancılığı desteklemeye başladık. Türkiye'de ilk defa küçükbaş hayvan yetiştiriciliği sayısal olarak düşmüyor aksine yükseliyor" -"2002'de 4 bin 300 olan 50'den fazla hayvan bulunduran işletme sayısı 27 bin 800 seviyesine çıktı"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker, "PKK ile mücadele edeceğim diye masum insanı tedirgin, rahatsız edersen o insan sana sempatiyle bakmıyor. Biz o yanlışları yapmıyoruz. Şu anda hükümet, devlet, kamu görevlileri de güvenlik bürokrasisi de, asker de, sivil de 80, 90'lardaki uygulamaları asla yapmıyor. Örgüt de bundan çok rahatsız oluyor tabii. Onun için saldırıyor" dedi.
     İftarda bir araya geldiği basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Eker, gıda denetimleri sonucu taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen firmaların kamuoyuna duyurulduğunun hatırlatılması ve önümüzdeki günlerde farklı ürün gruplarına ilişkin açıklama olup olmayacağının sorulması üzerine, denetim sonucu ortaya çıkan olumsuzlukların kamuoyuyla paylaşıldığını, saklanmadığını vurguladı. Eker, firmaların bir çoğunun karışma, bulaşma olmaması için yeni yatırımlar yapmaya başladıklarını söyledi.
     İnternetten gıda satışının önlenmesine yönelik yeni çalışmalarının olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Eker, bu konuda sadece tüketicileri uyardıklarını, bu tür ürünlerin denetiminin zor olduğuna dikkati çektiklerini belirtti. Aynı marka ve ambalaja sahip bir ürünün marketteki örneği sağlam çıkarken kargo yoluyla gelende uygunsuzluk tespit ettiklerini anlatan Eker, bu çerçevede depo ve imalathanelerdeki denetimleri artırdıklarını vurguladı. Eker, satışın önlenmesiyle ilgili düzenlemenin kendi yetki alanlarında olmadığını dile getirdi.
     Bakan Eker, yem bitkilerinin desteklenmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken de, hayvancılığa verilen desteğin önemli bir kısmının yem ekilişine ayrıldığını, geçen yıl 290 milyon liralık yem bitkisi ekilişi desteği verildiğini anlattı. Yem bitkileri ekiliş alanının 1 milyon hektardan 2 milyon hektara çıktığını kaydeden Eker, hayvan sayısı ve hayvanlardaki nitelik artışının kaba yeme duyulan ihtiyacı da artırdığını ifade etti. Eker, bu yıl Orta ve Doğu Anadolu'da yaşanan kuraklığın istisnai bir durum olduğuna işaret etti.
     "GDO'lu soya fasulyesinin üç tanesinin ithalatına izin verildiğine" ilişkin iddiaların hatırlatılması üzerine de Eker, iddiaların doğru olmadığını, Biyogüvenlik Kurulu'nun da konuyla ilgili açıklama yaptığını söyledi. Her ürünle ilgili risk analizinin ilgili bilim komitesi tarafından yapıldığını, hazırlanan raporların Biyogüvenlik Kurulu'na iletildiğini, burada alınan kararın da Bakanlığa sunulduğunu kaydeden Eker, "Bu, bilim komitesinin kendisinin vardığı kanaat ve bunu görüşe açmış. Olmayan bir şeyi olmuş gibi söylüyorsunuz. Öyle değil. İthalatına karar verilmiş herhangi bir şey yok. Benim kişisel kanaatim, ben karşıyım" dedi. Türkiye'nin Dünya Ticaret Örgütü üyesi olduğunu anımsatan Eker, kurallara uyulmasının zorunlu olduğunu, eskiden bunları yasaklayacak bir mevzuatın bulunmadığını, bugün ise konuyla ilgili mevzuatın oluşturulduğunu vurguladı.
     Eker, bir başka soru üzerine, üreticilerin geliri artırmak için yüksek verimli çeşitleri ve tohumları seçtiğini belirterek, kazancın ön planda tutulduğunu anlattı. Kurdukları Tohum Gen Bankası'nda 85 bin çeşit tohum bulunduğunu anlatan Eker, "tohum yokluğu" gibi bir sıkıntı yaşanmadığını, konunun daha çok ürün veren çeşitlerin tercihiyle ilgili olduğunu belirtti.
     Bakanlığın, TÜBİTAK'ın imkanlarından faydalanan kamu kuruluşları arasında ikinci sırada yer aldığını bildiren Eker, Bakanlığın 190 onaylanmış projesi bulunduğunu söyledi.
    
     -"Terör yatırımları engelliyor"-
    
     Terör olaylarının tarım ve hayvancılık sektöründeki etkilerinin sorulması üzerine Eker, 1980'lerden bu yana, terörle mücadele sürecinde yoğun bir göç dalgası yaşandığını, küçükbaş hayvancılıkla uğraşan önemli bir kesimin köylerin boşaltılması sonucu şehirlere göç ettiğini anımsattı. Bakan Eker, "Türkiye'de küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine bu ciddi bir zarar verdi. Biz 2006 yılında küçükbaş hayvancılığı desteklemeye başladık. Şu anda küçükbaş hayvancılıkta 2002 seviyesini aştık. Bu çok önemli bir şey. Türkiye'de ilk defa küçükbaş hayvan yetiştiriciliği sayısal olarak düşmüyor aksine yükseliyor ve son 10 yılın üzerine çıktı" diye konuştu.
     Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerine yapılacak yatırımlarda en yüksek düzeydeki teşviklerden yararlanılabileceğinin ancak terör olayları nedeniyle yatırım talebinin oluşmadığının altını çizen Eker, büyükbaş hayvancılık yatırımlarına verdikleri hibeleri de hatırlatarak, çok daha fazla talep olabilecekken terör nedeniyle bunun da yeterli seviyeye ulaşmadığını anlattı.
     2009-2011 yılları kıyaslandığında büyükbaş hayvan sayısında yüzde 15,5, koyun sayısında yüzde 15, keçi sayısında yüzde 42 artış olduğuna dikkati çeken Eker, 2002'de 4 bin 300 olan 50'den fazla hayvan bulunduran işletme sayısının 27 bin 800 seviyesine çıktığını, bunun da Türkiye'nin hayvancılıkta geldiği noktayı açık şekilde gösterdiğini söyledi. Sığırların hem sayısında hem de verimliliğinde artış olduğuna vurgu yapan Eker, bin 700 litre olan sürü ortalamasının 2 bin 800 litreye yükseldiğini anımsattı.
    
     -"İstismar alanını ortadan kaldırmalıyız"-
    
     Son zamanlarda artan terör olaylarının bölge halkını nasıl etkilediğine ilişkin soru üzerine Eker, terör örgütünün kan, şiddet ve gözyaşından beslendiğini, bunun acısının milletçe çekildiğini söyledi. Bakan Eker, şöyle konuştu:
     "Terörle mücadele ediliyor ama bir de terör örgütünün istismar ettiği konular var. Türkiye'de bir Kürt meselesi var, bu da hakikat. O zemin üzerine terör örgütü bina edildi, bugünlere gelindi. O istismar alanını ortadan kaldırmamız, o fırsatı ona vermememiz lazım. Bu da Türkiye'nin demokratikleşmesi ve sivilleşmesi yoluyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızın meşru demokratik hak ve taleplerini konuşmak, bunlara hukuki formüller üretmek ve bu talepleri yerine getirmektir. Biz bunu yapıyoruz. Burada da inanılmaz mesafe katedildi. Terör örgütü de bunu biliyor ve bundan çok rahatsız."
     TRT'de Kürtçe yayının başlaması örneğini hatırlatan Eker, program yapan sanatçıların tehdit edildiğini ve saldırıya maruz kaldığını anlattı. Eker, "Hani Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızın dillerinin konuşulmasını istiyordun, niye bundan rahatsız oluyorsun- Çünkü elindeki oyuncak alınıyor, onun istismar alanı ortadan kalkıyor. Bunu da yapıyoruz. O bölgedeki insanlar da bunu görüyor" diye konuştu.
     Özellikle kırsal alanda AK Partili ilçe başkanlarının kaçırıldığını, birlik, beraberlik duygusunun gelişmemesi ve aidiyet duygusunun güçlenmemesi için terör örgütünün hizmet ve yatırımların önünü kesmeye çalıştığını ifade eden Eker, temeli atılan Silvan Barajı'nın tamamlanmasıyla 2 milyon 450 bin dönüm arazinin sulanacağını, bir hektar arazinin sulamaya açılmasıyla 5-10 kişilik istihdam yaratılabileceğini belirtti.
     Bakan Eker, "Aç insan, gözyaşı, problem, yasak çok olsun, devlet baskı yapsın... Onlar onu istiyor. 80'li, 90'lı yıllardaki hatalardan beslenerek büyüdüler. PKK ile mücadele edeceğim diye masum insanı tedirgin, rahatsız edersen o insan sana sempatiyle bakmıyor. Biz o yanlışları yapmıyoruz. Şu anda Hükümet, devlet, kamu görevlileri de güvenlik bürokrasisi de, asker de, sivil de 80, 90'lardaki uygulamaları asla yapmıyor. Örgüt de bundan çok rahatsız oluyor tabii. Onun için saldırıyor" değerlendirmesini yaptı.
     "KCK soruşturması kapsamında 6 bin kişinin tutuklandığının" hatırlatılması ve bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de Eker, uzun tutukluluk sürelerinden kendisinin de rahatsızlık duyduğunu ancak bu insanların gazeteci, öğrenci ya da belediye başkanı oldukları için tutuklanmadıklarını söyledi. Hükmün bir an önce verilmesinin önemine işaret eden Eker, "Ben bir şeyi biliyorum, suçluysa cezasını kesinleştirin değilse de o zaman bırakın, tutuklamayın. Eğer elinizde yeteri kadar delil yoksa, sizce bu suçlu değilse tutuklamayın. Tutukladıysanız da hükmünü verin. Bunun makul bir süresi vardır" ifadelerini kullandı.
     (Bitti)
    
    
    

Bu haberi 124 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir