Akbank Başekonomisti Fatma Melek: -"Borsamızın, Türkiye ekonomisine oranla daha yüksek bir büyüme…

  • Yazı boyutu
Akbank Başekonomisti Fatma Melek:
  -"Borsamızın, Türkiye ekonomisine oranla daha yüksek bir büyüme…

Akbank Başekonomisti Fatma Melek: -"Borsamızın, Türkiye ekonomisine oranla daha yüksek bir büyüme potansiyeli var. Daha fazla şirket halka açılabilir. Borsa'da gidilecek daha çok yol var" -"2023 hedeflerinin gerçekleşmesi için yüksek, orta-yüksek teknoloji ürünleri ihracatının toplam ihracattaki payının yaklaşık yüzde 50 seviyesine gelmesi hedef olmalı" -"AB'de finansal sektörün sermayelendirilmesi, özel sektörün borçlarının azaltılması ve kamu borçluluğunun sürdürülebilir seviyeye gelmesi ile düzeltme süreci devam edecek"

Ümit Çevik - Murat Birinci - Akbank Başekonomisti Fatma Melek, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (İMKB) Türkiye ekonomisine oranla daha yüksek bir büyüme potansiyeli bulunduğunu belirterek, "Daha fazla şirket halka açılabilir. Borsa'da gidilecek daha çok yol var" dedi.
     Melek, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri ve 2012 yılı ilk yarısını AA muhabirlerine değerlendirdi.
     Türkiye'de yumuşak inişin gerçekleştiğini söyleyen Melek, hem iç talepteki yavaşlama, hem petrol fiyatlarındaki düşüş, hem de 2011 yılında TL'de görülen değer kaybının ithalatı kısıtlayıcı etkisi ile cari işlemler açığındaki iyileşmenin önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği ve yıl sonunda yüzde 4 büyümenin gerçekleşebileceği öngörüsünde bulundu.
     Türkiye'de ikinci çeyrekte nisan-mayıs döneminde ihracatın ortalama yüzde 13 arttığını, ithalatın yüzde 2,5 oranında azaldığını anımsatan Melek, net ihracatın ikinci dönemde de katkısının devam edeceğini belirterek Türkiye ekonomisi hakkında şunları söyledi:
     "Yeni teşvik sistemi Türkiye'nin önemli problemine odaklanıyor. İhracatımızın ithalatı karşılama oranı düşük, sanayide ithalat bağımlılığı yüksek. Amaç bu oranın düşürülerek, cari açığın azaltılmasını sağlamak. Cari işlemler açığının iki unsuru var. Birincisi yüksek borçlanmaya bağlı cari açık. Bu Merkez Bankası'nın politikaları ve kredi büyümesindeki yavaşlama ile kontrol altına alındı. Ama bir de yapısal açık var, tabii bu tasarruf açığı. Türkiye büyüyor, 2011 yılında tasarrufların milli gelire oranı yüzde 12, fakat yatırımların milli gelire oranı yüzde 22 seviyesinde. Bu aradaki fark da kabaca cari açık. Bu yapısal tasarruf açığı, sektörlerin daha rekabetçi konuma gelmesiyle, daha fazla ithalatını yurt içi kaynaklardan karşılamasıyla kapanacak. Yeni teşvikle birlikte orta vadede bu sorunların çözümlenmesi amaçlanıyor."
     Türkiye'de çok yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payının yüzde 4, orta-yüksek teknoloji ürünlerinin payının yüzde 31 ve geri kalanın ise yüzde 65 orta-düşük teknoloji ürünleri ihracatından oluştuğunu belirten Melek, şunları kaydetti:
     "2023 hedeflerinin gerçekleşmesi isteniyorsa yüksek, orta-yüksek teknoloji ürünleri ihracatının toplam ihracattaki payının yaklaşık yüzde 50 seviyesine gelmesi hedef olmalı. Burada Ar-Ge çok önemli. Ar-Ge desteklenmeli. Ar-Ge harcamalarına bakıldığında Türkiye çok geriden geliyor, Ar-Ge harcamaları OECD ortalamalarının 3'te 1'i kadar. Türkiye milli gelirinin OECD ortalamasının altında da olduğunu göz önüne alırsak durumun ciddiyeti daha da belirginleşiyor. AB, ABD ve Japonya'daki 'triadic patent' sayılarına bakıldığında her biri yüzde 30'ar pay ile neredeyse dünyadaki patentlerin toplamını oluştururken, Japonya'nın Avrupa'nın tamamı kadar patenti var. Almanya'nın patent sayısı Türkiye'nin 500 katı. Ar-Ge yatırımları orta ve uzun vadede yapısal cari açığın azaltılmasında ve sektörlerin rekabet gücünün artırılması konusunda çok önemli."
     Diğer bir önemli konun da İMKB olduğuna dikkat çeken Melek, "Borsamızın, Türkiye ekonomisine oranla daha yüksek bir büyüme potansiyeli var. Daha fazla şirket halka açılabilir. Borsa'da gidilecek daha çok yol var" dedi.
    
     -Dünya ekonomisi-
    
     Petrol fiyatlarının 2011 yılında çok arttığını, emtia fiyatlarının seyrinin 2011 yılında önemli olduğunu ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin yüzde 6 oranında, hızlı büyüdüklerini belirten Melek, "Gelişmekte olan ülkelerin güçlü talebi, ABD'den gelen 2'inci tur parasal genişleme ve Orta Doğu'daki gelişmeler, petrol, endüstriyel metaller ve tarım ürünleri fiyatlarında yukarı yönlü bir etki yaptı. Bu durum gelişmekte olan ülkelerdeki ortalama enflasyonu yükseltti" diye konuştu.
     Gelişmiş ülkelere bakıldığında sıkıntıların varlığına işaret eden Melek, şu değerlendirmede bulundu:
     "Özel sektör çok borçlu, kamu sektörünün borcu var, bankacılık sektörü problemli. 2011 yılında petrol fiyatlarının yüksek seyri, hane halkının alım gücünü düşürerek büyümenin toparlanmasını sınırladı. Dolayısıyla yüksek petrol fiyatları gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu yükseltti, para politikalarının da ona göre sıkılaşmasını beraberinde getirdi. Gelişmiş ülkelerde ise enflasyonu etkiledi ancak atıl kapasite olduğundan enflasyon baskısı yaratmadı. Yani ikinci etkiler ve diğer etkiler görülmedi. Ama toparlanmayı yavaşlatarak gelişmiş ülkelerde de olumsuz etki yarattı."
     Son dönemde Avrupa'daki bankacılık krizi ile ülke krizi arasında kısır bir döngünün yaşandığını söyleyen Melek, bunun nedeni şu şekilde açıkladı:
     "Ülke krizi bankacılık krizine daha çok ek maliyet getirdi. Bankacılık sektörünün kurtarılması da ülke borcuna ek maliyetler getiriyor. Ülkeden bankacılık sistemine olan bulaşma, bankacılık sisteminin kamu borcunun önemli bir kısmını bilançosunda taşıması ile oluyor. İkisi birbirini etkiliyor. Ayrıca yüksek özel sektör borcu var. Mesela İspanya'da özel sektörün milli gelire oranı yüzde 300'ler ve işsizlik yüzde 24'ler seviyesinde. Dolayısıyla gelirde bir artış olmadığı ve ekonomide daralma olduğu için bu bankaların hem aktif kalitesini bozuyor hem de bankaların ülke risklerine maruz kalmalarına neden oluyor. Bankalarda yüksek oranda kamu tahvilleri bulunuyor. Özellikle bu İspanya'da çok fazla. Mart 2012'de toplam kamu sektörü borcu 584 milyar avro, bunun 240 milyar avrosu İspanyol bankalarının bilançosunda. Bu düzeltme süreci nasıl olacak- Finansal sektörün sermayelendirilmesi, özel sektörün borçlarının azaltılması ve kamu borçluluğunun sürdürülebilmesi ile bu süreç devam edebilir. Bu vakit alacak bir süreç. Mali birliğe ve bankacılık birliğine yönelecek bir süreç. Bir çok operasyonun merkezileştirilmesi gündemde. Avrupa Kurtarma Fonu'ndan 100 milyar avroluk bir sermayelendirme yapılacak İspanya bankalarına. Ancak bu Avrupa Merkez Bankası (AMB) bünyesinde kurulacak tek bir bankacılık sektörü denetleyicisi yürürlüğe girdikten sonra olacak. Böyle bir merkezi denetim biriminin kurulması Avro Bölgesi'nin bankacılık birliğine gitmesinde bir adım oluşturuyor."
    
     -Avrupa'da mali birlik-
    
     Avrupa'da bankacılık sektörünün bir çok zayıf yönü olduğunu, krizle birlikte finansal piyasalarda bir parçalanmanın meydana geldiğini ifade eden Melek, kuzeyden güneye sermaye akışının kesildiğini, hatta mevduat ve sermaye çıkışları olduğunu söyledi.
     Kredi akışının kesildiğini ve bankalararası fonlamada sorunlar yaşandığını belirten Melek, şu değerlendirmede bulundu:
     "Avrupa Merkez Bankası, interbankın yerini alarak temel bir piyasa aracısı oldu. Avrupa parasal birliği var ama, krizle birlikte herkes güvenli bir limana çekildi. Ülkelerin zordaki bankaları kurtarma sorumluluğu taşıması, ülke risklerinin daha açık ortaya çıkmasına neden oldu. Bütün bunlar mayıs ayından itibaren piyasalardaki risk iştahının azalmasındaki temel faktörler. Bu ve benzeri gelişmelerin Avrupa'daki temel parasal birliği zayıflattığı görüşü var ortada. Bankacılık birliğinin, Avrupa para birliğinin tamamlanmamış yönlerini karşılamada temel yol olduğu belirtiliyor. Sorumluluğun mevduat sigortası, banka gözetimi ve kriz çözümü konularında merkezileştirilmesi finansal entegrasyonu kuvvetlendirerek ve potansiyel bankacılık-ülke krizleri korelasyonunu azaltarak dayanıklılığı artıracak. Mali birlik konusunda ise bütçelerin oluşturulması ve harcanmasının merkezi bir otoriteye devredilerek, merkezi yönetimin ve Avrupa kurumlarının ülkeler üzerindeki etkinliği artırması söz konusu olabilir."
    
    

Bu haberi 93 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir