"AK Parti Dönemi Türkiye Ekonomisi" paneli -Başbakan Yardımcısı Babacan:(2) -"Önümüzdeki dönemde…

  • Yazı boyutu
"AK Parti Dönemi Türkiye Ekonomisi" paneli
  -Başbakan Yardımcısı Babacan:(2)
  -"Önümüzdeki dönemde…

"AK Parti Dönemi Türkiye Ekonomisi" paneli -Başbakan Yardımcısı Babacan:(2) -"Önümüzdeki dönemde de mali disiplin kesintisiz devam edecek" -"Siyaset alanında doğruları yapmayı çalışanlarla popülizm rüzgarı estirmeye çalışanlar arasındaki dengede üniversitelerin, iş dünyasının think-thanklerin ve STK'ların daha faal olması lazım" -"Para politikalarında Merkez Bankamızın operasyonel bağımsızlığı çerçevesinde yürüttüğümüz çizgi devam edecek" -"Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarına da Merkez Bankamız destek verir, vermeye de devam edecek"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, önümüzdeki dönemde de mali disiplinin kesintisiz şekilde devam edeceğini bildirdi.
     Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nda (SETA) düzenlenen "AK Parti Dönemi Türkiye Ekonomisi" konulu panelde konuşan Başbakan Yardımcısı Babacan, son 10 yılda Türkiye'de ekonomi konusunda belirli bir başarı ortaya koyabildilerse bunun arkasında, siyasi istikrar, güçlü bir siyasi irade ve güven ortamının sağlanmasının yattığını söyledi.
     Şu an Türkiye'de bunca krize rağmen hem üretici tarafında hem de tüketici tarafında güven endekslerinin çok yüksek seviyelerde olduğuna işaret eden Babacan, "Eğer bir ülkenin halkı, şirketleri, finans sektörü, geleceğe güvenle bakıyorsa, bu, ekonomik büyüme için gayet düzgün bir zemin hazırlamış oluyor" dedi.
     Avrupa ve ABD'de belki finansal piyasalarda 4-5 ay öncesine göre göreli bir rahatlama sağlandığını ama bu rahatlamanın kaynağının aşırı miktarda para basma ve gerektiğinde de daha fazla basılacağının ilan edilmesi olduğunu ifade eden Babacan, bunların kısa vadeli çözümler olduğunu, sorunların özüne henüz inilmediğini belirtti.
     Bu ülkelerde bankacılık sektörüne ilişkin sorunlara kalıcı çözümlerin üretilemediğine, kamu borç stokunun ne zaman, nasıl seviyelere çekileceğine ilişkin planların oluşturulmadığına işaret eden Babacan, 6 ay önce konulan hedefleri şimdiden gevşetmeye başladıklarını, bunun da güveni sarsacağını bildirdi.
     Türkiye'de siyaset kurumunun sağlam duruşunun olumlu sonuçlarını son yıllarda gördüklerini belirten Babacan, sadece güçlü siyasi iradenin yetmeyeceğini, o güçlü siyasi iradenin aynı zamanda doğru bir programı uygulaması gerektiğini vurguladı. Bunun bir örneğini mesela Macaristan'da yaşadıklarını anlatan Babacan, şöyle konuştu:
     "Yüzde 65 oyla seçilen bir tek parti hükümeti, ama korkunç bir popülizm. Seçim dönemindeki gerçek dışı söylemler şu anda hükümeti esir almış durumda. Son aylarda bakıyoruz daha bir normale gelen bir çizgi görmeye başlıyoruz ama güçlü irade eğer ülkeyi yanlış bir programla yanlış bir yere götürürse risk priminin nasıl yükseldiğinin, faizlerin nasıl hızla yükseldiğinin bir örneği maalesef şu anda Macaristan... Dolayısıyla güven ortamı olacak, güçlü siyasi irade olacak ama uygulanan ekonomik program da tutarlı, akılcı ve orta uzun vadeye bakan, günü kurtaran değil ülkenin geleceğine odaklanan bir ekonomik program olacak."
    
     -"Ekonomik programlara herkes sahip çıkmalı"-
    
     Ekonomik programlara herkesin sahip çıkması gerektiğini belirten Babacan, "Çünkü bu iş sahiplenmeyince olmuyor. Yani ben istemiyorum ama falanca kuruluş dediği için mecburen yapıyorum. Böyle ekonomi yönetilmez, ya hiç bir şey yapmazsınız ya da yaparsanız doğru olduğu için yaparsınız" diye konuştu.
     Babacan, şu anda içinden geçilen küresel krizde de aslında pek çok ülke için doğruların belli olduğunu, pek çok Avrupa ülkesinde yapısal sorunların bulunduğunu, işgücü piyasaları, borç sorunu, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri ile ilgili problemlerin görüldüğünü, bunlar çözülmeden bu işin düzeltilemeyeceğini kaydetti. Babacan, "Dolayısıyla illa bu sorunların varlığı ve nasıl çözüleceği dışarıdan birileri tarafından söylenmek zorunda olmamalı" dedi.
     Şimdi Avrupa Birliği'nde IMF ile birlikte bir mekanizma kurulduğunu, bu sayede ihtiyacı olan ülkelere destek verileceğine işaret eden Babacan, "Kredi dilimleri var ve ancak ülkeler söz verdiklerini yaparlarsa bu kredi dilimlerini çekebiliyorlar. Nelerin yapılması gerektiğini illa AB Komisyonu'nun, IMF'nin söylemesine gerek yok. Gerçek çok açık belli. Fakat böyle dönemlerde maalesef popülizm, bazen kuvvetli rüzgarlar estirebiliyor" şeklinde konuştu.
     Babacan, her ülkenin özellikle akademisyenlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve araştırma kuruluşlarının, iş dünyasının mutlaka bunlar olduğunda biraz sesini yükseltmesi gerektiğini belirtti. Babacan, şöyle devam etti:
     "Siyaset alanında doğruları yapmayı çalışanlarla popülizm rüzgarı estirmeye çalışanlar arasındaki dengede üniversitelerin, iş dünyasının think-thanklerin ve STK'ların daha faal olması lazım, eğer o ülkenin uzun vadede çıkarlarını düşünüyorlarsa... Sadece siyaset kurumunun kendi içindeki çekişmeleri bazen o ülkeyi hiç bir yere götürmeyebiliyor. İşte bunlar önümüzdeki dönemde daha belki yıllarca hem Avrupa hem Amerika hem Japonya için tartışılacak konular."
    
     -Türkiye'nin 2023'e giden yolculuğu-
    
     Türkiye'nin özellikle 2023'e giden yolculuğunda hangi alanlarda ne tür duruş sergileyeceğine ilişkin de görüşlerini paylaşmak istediğini ifade eden Babacan, önümüzdeki dönemde de mali disiplinin kesintisiz devam edeceğini, bunun Türkiye için olmazsa olmaz bir durum olduğunu kaydetti.
     Güven unsurunun önemine dikkati çeken Babacan, "Eğer bir ülkenin kamu borç stoku piyasalar açısından bir endişe kaynağı olarak algılanıyorsa, o ülkenin daha fazla kamu parası harcayarak uzun süreli büyüme elde etmesi mümkün değil" değerlendirmesinde bulundu.
     Çünkü daha çok para harcamanın daha çok borç demek olduğuna işaret eden Babacan, bugün pek çok ülkede kamu borç stokunun ve işsizliğin artmaya devam ettiğini söyledi.
     Türkiye'de özellikle son krizde mali disipline öncelik vermeye devam ettiklerini ve kriz dönemi de dahil son 3 yılda borcun milli gelire oranını 10 puan daha düşürdüklerini anlatan Babacan, bu dönemde istihdam oluşturduklarını, son 3 yılda çalışan sayısının 4 milyon 600 bin kişi arttığını ifade etti.
     Babacan, para politikalarında Merkez Bankası'nın operasyonel bağımsızlığı çerçevesinde yürüttükleri çizginin devam edeceğini bildirdi.
     Merkez Bankası'nın temel önceliğinin hep fiyat istikrarı olacağını ifade eden Babacan, "Bu temel öncelikle çelişmemek kaydıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikalarına da Merkez Bankamız destek verir, vermeye de devam edecek" dedi.
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 60 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir