6. Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası (3) -Başbakan Yardımcısı Babacan: -"Avrupa'da nüfusun artık…

  • Yazı boyutu
6. Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası (3)
  -Başbakan Yardımcısı Babacan: 
  -"Avrupa'da nüfusun artık…

6. Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası (3) -Başbakan Yardımcısı Babacan: -"Avrupa'da nüfusun artık bundan sonra düşecek oluşu, ekonomiler üzerinde bir baskı oluşturuyor. Türkiye'de nüfus inşallah artacak ama bizde de 2035 sonrası için risk görünüyor" -"Zaten sayın Başbakanımızın en az 3 çocuk demesinin arkasındaki en önemli ekonomik gerçeklik bu. Eğer biz bugünden tedbir almazsak, Avrupa'nın bugün yaşadığı sıkıntıları biz çok değil 20 sene sonra yaşamaya başlayacağız" -"Türkiye'de gelir sadece bir kesim için artmıyor, topyekün toplumun geliri artıyor" -"2009'da Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, İrlanda tüm bunlar, harcama artırarak krizi aşmaya çalışırken, biz tam tersine mali disiplinle bunu aşacağız dedik ve bu ülkelerin şu anda içine düştükleri durumu düşünün ve Türkiye'nin geldiği pozisyonu düşünün, çok şükür Allah yardım etmiş, doğru kararlar almışız ve iyi bir noktaya gelmişiz"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Avrupa'da nüfusun artık bundan sonra düşecek oluşunun, ekonomiler üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirterek, "Türkiye'de nüfus inşallah artacak ama bizde de 2035 sonrası için risk görünüyor. Zaten sayın Başbakanımızın en az 3 çocuk demesinin arkasındaki en önemli ekonomik gerçeklik bu. Eğer biz bugünden tedbir almazsak, Avrupa'nın bugün yaşadığı sıkıntıları biz çok değil 20 sene sonra yaşamaya başlayacağız" dedi.
     Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İkiz Kuleler'de gerçekleştirilen 6. Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası'nın açılışında konuşan Babacan, krizin sonunda hem Avro Bölgesi'nde hem de ABD'de kamu borcunun tarihi yüksek seviyelere ulaştığını ve bunun, en az bir kaç yıl daha artmaya devam edeceğini söyledi.
     Babacan, "2. Dünya Savaşı'ndan bu yana gelişmiş olan ülkelerin borcu bu kadar yükselmemişti. 2. Dünya Savaşı'nın maliyeti kadar en az, belkide çok daha fazla bu krizin maliyeti oldu, dünya ekonomisi üzerinde" diye konuştu.
     Özellikle genç nüfustaki işsizliğin, Avro Bölgesi'nde iyice yükseldiğine dikkati çeken Babacan, güven endekslerinin de aşağı doğru indiğini ve inmeye devam ettiğini vurguladı.
     Büyüme tahminlerinin de tüm dünya için aşağı çekildiğini ifade eden Babacan, "Gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızları da aşağı doğru revize edildi. Yani o 2009 krizinden sonraki hızlı sıçrayış, artık daha düşük büyüme oranlarına yerini bıraktı. Gelecek sene dünya ekonomisi belki yüzde 3,6... 2014, 2015 ve 2016'dan sonra yavaş yavaş toparlanmanın olacağı tahmin ediliyor" dedi.
    
     -"Nüfusta, 2035 sonrası için risk görünüyor"-
    
     Dünya ticaretinin de eski ortalamalara dönemediğini anlatan Babacan, önümüzdeki yıllarda dünya ticaretinin artış hızının, krizden önceki 20 yılın ortalamasını yakalayamayacağına vurgu yaptı.
     Nüfusun da öneminin altını çizen Babacan, şunları kaydetti:
     "Avrupa'da nüfusun artık bundan sonra düşecek oluşu, ekonomiler üzerinde bir baskı oluşturuyor. Türkiye'de nüfus inşallah artacak ama bizde de 2035 sonrası için risk görünüyor. Zaten sayın Başbakanımızın en az 3 çocuk demesinin arkasındaki en önemli ekonomik gerçeklik bu. Eğer biz bugünden tedbir almazsak, Avrupa'nın bugün yaşadığı sıkıntıları biz çok değil 20 sene sonra yaşamaya başlayacağız, nüfus açısından baktığımız zaman. Sosyal Güvenlik Sistemi de pek çok ülkede hızla bozulmaktayken, Türkiye'de 2030, 2035 yıllarına kadar fena değil ama yine nüfusta, nüfus artış hızında bir değişiklik sağlayamazsak, Türkiye'nin sosyal güvenlik sisteminin ilerisi çok iç açıcı bir görüntü sergilemiyor."
    
     -"Dünyanın ekonomik merkezi doğuya ve güneye kayacak"-
    
     Babacan, bu krizin en önemli sonuçlarından birinin, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeleri birbirine yaklaştırması olduğunu belirterek, 2000 yılında gelişmiş ekonomiler dünya ekonomisinden yüzde 63 pay alırken, 2012 yılı itibariyle bu oranın hemen hemen başa baş noktaya geldiğini söyledi.
     Dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin hesap edildiği bir tabloyu anlatan Babacan, "Hesaba göre dünya ekonomisinin büyüklüğü, 1000 yılından başlıyor, 1950'ye kadar hem kuzeye hem de batıya kayıyor ama 1950'den sonra 2000 yılına kadar yavaş yavaş doğuya kayma var fakat 2000'den 2010'a, hele 2010'dan 2025'e baktığımızda çok daha hızlı bir şekilde dünyanın ekonomik merkezi doğuya ve biraz da güneye kayacak. Bu bizim tüm sektörlerimiz açsından çok önemli bir konu" diye konuştu.
    
     -"Türkiye ekonomisi önemli ölçüde ayrıştı"-
    
     Türkiye ekonomisine ilişkin de bilgiler veren Babacan, 2008-2009 krizi öncesi yapılanların, ülkeyi bu son dönemde oldukça güçlü kıldığını vurguladı.
     Bu sayede Türkiye'nin krize güçlü bir bankacılık sistemi ve güçlü bir kamu maliyesi yapısıyla girdiğini anlatan Babacan, bunun yanı sıra Türkiye'de siyasi istikrar olmasının, Türkiye'yi diğer ülkelerden ayrıştırdığını söyledi.
     Başbakan Yardımcısı Babacan, Avrupa'da bir çok ülke, ekonomiyi canlandırmak için daha çok kamu harcaması yaparken, Türkiye'nin ise tam tersine bir yol izlediğini kaydetti.
     Bunun yanı sıra etkin para politikası ve makro ihtiyati tedbirlerin kullanımına da devam ettiklerini belirten Babacan, şöyle devam etti: "Bunun sonucunda da çok şükür, Türkiye ekonomisi önemli ölçüde ayrıştı. 2009'da Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, İrlanda tüm bunlar, harcama artırarak krizi aşmaya çalışırken, biz tam tersine mali disiplinle bunu aşacağız dedik ve bu ülkelerin şu anda içine düştükleri durumu düşünün ve Türkiye'nin geldiği pozisyonu düşünün, çok şükür Allah yardım etmiş, doğru kararlar almışız ve iyi bir noktaya gelmişiz."
    
     -"Hukuki alanda devrim niteliğinde adımlar atıldı"-
    
     Ali Babacan, 2010 yılından sonra ise Türkiye'de, dünyadan çok farklı olarak şartların değişmeye başladığını anımsatarak, hızlı kredi artışıyla beraber, özellikle iç tüketimde bazı riskler görmeye başladıklarını söyledi.
     Bunun üzerine ise tedbirler aldıklarını hatırlatan Babacan, özellikle kredi büyümesini kontrol altına almak için aldığı tedbirlerin gayet güzel çalıştığını ifade etti.
     Bir ara bankacılık sistemindeki kredi hacminin, bir önceki yıla göre yüzde 35 oranında artığını aktaran Babacan, "Şu anda bu oran yaklaşık yüzde 15'lere inmiş durumda ve gelecek sene de biz yüzde 15 gibi bir rakam bekliyoruz" dedi.
     Babacan, bunların yanı sıra hukuki düzenlemelerin de yapıldığını hatırlatarak, bu alanda devrim niteliğinde adımların atıldığını kaydetti.
    
     -"Türkiye, yüzde 43 büyümüş olacak"-
    
     "Tüm bunların sonucunda, Türkiye'nin 2007 yılı ile 2017 yılı arasında bir mukayese yapılacak olursa, Türkiye ekonomisi, krizden önceki 2007 yılı ile mukayese edildiğinde, 2017 yılında yüzde 43'lük bir kümülatif büyüme görecek" diyen Babacan, aynı dönemde ABD'nin yüzde 19, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin toplamda yüzde 8, Japonya'nın ise sadece yüzde 5 büyümesinin beklendiğini bildirdi.
     Türkiye'de istihdamın da artmaya devam ettiğine işaret eden Babacan, 2009 yılına göre şu anda istihdamın 4 milyon arttığını söyledi.
     Ortalama istihdam artışında da Türkiye'nin pek çok ülkeye göre çok daha iyi konumda olduğunu vurgulayan Babacan, "İşsizlik oranımızın düşmeye devam ettiğini, edeceğini de önümüzdeki dönemde görüyoruz" dedi.
    
     -"Türkiye'de gelir sadece bir kesim için artmıyor"-
    
     Babacan, Türkiye'deki gelir dağılımının da düzeldiğini belirterek, şöyle konuştu:
     "Türkiye, tüm OECD ülkeleri içerisinde gelir dağılımını en hızlı düzelten ülke olarak kayda geçti. Hanehalkı gelirlerindeki reel artışa da bakacak olursak gerçekten çok önemli bir tablo var. Türkiye'de gelir sadece bir kesim için artmıyor, topyekün toplumun geliri artıyor. Mutlak yoksulluk göstergelerine de baktığımızda, Dünya Bankası raporlarına göre baktığımızda Türkiye'de 1 doların altında yaşayan nüfus hamd olsun kalmadı."
    
     -"Cari açıkta bu yıl yüzde 7 gibi bir rakam görülecek"-
    
     Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olan cari açık konusunda da önemli gelişmeler yaşandığını anlatan Babacan, cari açığın, 2011 yılında gördüğü rekor seviyeden sonra düşmeye başladığını söyledi.
     Bu yıl itibariyle yüzde 7 gibi bir rakamın görüleceğine vurgu yapan Babacan, alınan tedbirlerin bunda büyük katkısı olduğunu ifade etti. Babacan, şöyle devam etti:
     "Geçmişe bakacak olursak, Türkiye yüzde 5, yüzde 6 cari açığı gördüğü her yıl krize girmiş ama bizde yüzde 10 cari açığa rağmen çok şükür istikrar devam etmekte, güven devam etmekte. Cari açıkla ilgili aldığımız tedbirler de hamd olsun sonuç vermekte. Cari açığımızın en önemli nedeni enerjide dışa bağımlılığımız. Enerjide biz dışa bağımlı olmasaydık ve sadece kendimize yetecek kadar petrol ve doğalgazımız olsaydı, Türkiye'nin bugün cari açığı değil, cari fazlası olacaktı. Dolayısıyla enerji, bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri olmak zorunda önümüzdeki dönemde."
     Alınan tedbirlerin, ihracatla yurt içi talep arasında bir dengelemeyi de sağladığını bildiren Babacan, bunun da cari açığın düzelmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu kaydetti.
    
     (Sürecek)
    
    

Bu haberi 109 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir