3. İstanbul Finans Zirvesi -Nasdaq OMX Group Başkan Yardımcısı Sandy Meyer Frucher: -"Türkiye'de…

  • Yazı boyutu
3. İstanbul Finans Zirvesi
  -Nasdaq OMX Group Başkan Yardımcısı Sandy Meyer Frucher:
  -"Türkiye'de…

3. İstanbul Finans Zirvesi -Nasdaq OMX Group Başkan Yardımcısı Sandy Meyer Frucher: -"Türkiye'de sağlam bir piyasa var. Ben Türkiye'ye geldiğim zaman hakikaten heyecanlanıyorum. Çünkü buradaki piyasa öyle bir süreçten geçiyor ki gerçekten dünya standardında bir piyasa olacak. Krizle başa çıkabilecek, krizden fırsat yaratabilecek bir piyasa oluşuyor burada" -New York Borsası Başkan Yardımcısı Rolland Bellegarde: -"Düzenleyiciler, borsayı işleten kişiler uluslararası sınırlar içerisinde ulusal mevzuatla çalışırken uluslararası piyasaların faaliyetleri küresel düzeyde işliyor" -Deutsche Börse Grup Yönetim Kurulu Başkanı Frank Gerstenschlager: -"Kurumsal yatırımcılar gerçekten çok sıkı bir denetime tabi olacak ve düşük bir piyasa etkileri olacak. Önümüzdeki 3-5 yıl için böyle bir beklentimiz var" -İMKB Başkanı İbrahim Turhan: -"Krizin başlangıcından beri organize olmayan pazarlardaki ciro yüzde 40 arttı" -Abu Dabi Menkul Kıymetler Borsası Başkanı Rashed Al-Baloushi: -"Beklentilere göre sukuk piyasası 2017 senesinde 900 milyar dolara erişecek"

Nasdaq OMX Group Başkan Yardımcısı Sandy Meyer Frucher, Türkiye'de sağlam bir piyasa olduğunu belirterek, "Ben Türkiye'ye geldiğim zaman hakikaten heyecanlanıyorum. Çünkü buradaki piyasa öyle bir süreçten geçiyor ki gerçekten dünya standardında bir piyasa olacak. Krizle başa çıkabilecek, krizden fırsat yaratabilecek bir piyasa oluşuyor burada" dedi.
     3. İstanbul Finans Zirvesi'nde "Sermaye Piyasaları: Riskler ve Fırsatlar" konulu oturumda konuşan Frucher, sermaye piyasasında kriz başladığı zaman çok fazla aktör olduğu için krizin kim için kriz, kim için fırsat olacağını değerlendirmenin zor olacağını söylediğini kaydetti.
     Küreselleşmenin küresel fırsatları belirli bir coğrafyada yaşayan bireylere sunmak için fırsatlar sunduğunu belirten Frucher, "Fırsatımız kendi bölge sınırlarımızı aşmaktı" dedi.
     Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin borsaların çok farklı boyutlu olması gerektiğini aktaran Frucher, sözlerine şöyle devam etti:
     "Farklı varlık sınıflarının dahil olması gerektiğini fark ettiniz, rekabet edebilmek için dünya standardında bir teknoloji olması gerektiğini ve özellikle teknolojinin bir temeli olması gerektiğini ve birçok varlık sınıfının aynı anda alınıp satılabileceği bir teknoloji olması gerektiğini fark ettiniz. Bu teknolojiyle rekabet etmeniz gerektiğini ve yeni trendler ortaya çıktığında bununla baş edebilmeniz gerektiğini fark ettiniz. New York Borsası'nda ya da Nasdaq'da yaşı ileri olan kişiler 'Ah o eski günler' diyor. Alım satım yapmaya kalktığınızda ancak Türkiye'de çalışıyorsanız, Türkiye'de sağlam bir piyasanız var. Ben Türkiye'ye geldiğim zaman hakikaten heyecanlanıyorum. Çünkü buradaki piyasa öyle bir süreçten geçiyor ki gerçekten dünya standardında bir piyasa olacak. Krizle başa çıkabilecek, krizden fırsat yaratabilecek bir piyasa oluşuyor burada."
    
     -"İMKB 21. yüzyılın borsası haline geldi"-
    
     İstanbul'un finans merkezi olmak için çok güzel bir lokasyonu olduğunu, eğitimli bir nüfusu olduğunu ve trafik dışında çok güzel bir şehir olduğunu dile getiren Frucher, "Geleceğin ve geçmişin bir birleşimi gibi. İki dünyanın ortasında gibi. Dünya Borsa Federasyonu o yüzden İMKB'nin eski başkanını aldı" ifadelerini kullandı.
     İMKB'nin 21. yüzyılın borsası haline geldiğine dikkati çeken Frucher, özellikle tek bir çatı altında türevlerin ve menkul kıymetlerin toplanmasının önemli bir adım olduğunu anlattı.
     Nasdaq olarak bir butik olunamayacağını öğrendiklerini vurgulayan Frucher, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Büyük mağaza olmanız gerekiyor. Bu pazarda çok fazla güçlü yan ve fırsatlar var. Ama diğer pazarlardan daha yavaş hareket ederseniz, halka arzda gecikilmesine sebep olursunuz. Halka arz sermaye piyasası olmak için çok önemli bir konu. Sermaye oluşumu dediğiniz şey, 'Traderler neden buraya geliyor-' halka arz için değil hemen bunun arkasındaki sonuç için geliyorlar. Fırsatlar oluşturulan bir yer olmalı ama istikrar kısmı da göz ardı edilmemeli."
     Gelişmekte olan ülkelerin her zaman önemli bir role sahip olduğunun altını çizen Frucher, "İMKB gerçekten geleceğe yönelik önemli adımlar atıyor ve ekoyapının da çok önemli bir parçası haline geldi" dedi.
    
     -"Piyasalar fazla global..."-
    
     New York Borsası Başkan Yardımcısı Rolland Bellegarde ise dünyadaki farklı pazarlar arasında bağlantıların söz konusu olduğunu belirterek, "Bir tarafta olan bir şey, diğer bir pazara çok hızlı bir şekilde yansıyor" dedi.
     Bugün finansal bölgelerde bir problem olduğunda bunun çok hızlı bir şekilde yansıdığını belirten Bellegarde, bunun finansal problemlerin sınırlarının çok hızlı aşılabildiği anlamına geldiğini söyledi.
     Bir başka küresel gerçeğin gelişmekte olan pazarlarda finansal merkezlerin oluşmaya başlaması olduğunu ifade eden Bellegarde, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Bu yeni sermayeden faydalanılmaya çalışılıyor. Buna bağlı olarak da bir finans merkezi oluşuyor. Her şey sermayenin çekilmesi ve finansal faaliyetlerle alakalı. O yüzden hali hazırda günümüzde yeni açılan piyasaların bazı fırsatları var ama fiyatların değişmesi de bazı riskleri beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz 30 yıl içerisinde finansal krizlerin etkileri çok fazla artmaya başladı. 1980'lerde büyük bankacılık krizleri olarak yaklaşık 40 kriz yaşandı. 1990'larda 60 tane büyük sistemik bankacılık kriz yaşandı. 2000'lerde yine artan krizlerle karşı karşıyayız. Yani bankacılık krizleri gün be gün artıyor. Gerçek riske bakacak olursak farklı ülkelerde düşünülen hala çok yerel ama piyasalar fazla global. Dolayısıyla düzenleyiciler, borsayı işleten kişiler uluslararası sınırlar içerisinde ulusal mevzuatla çalışırken uluslararası piyasaların faaliyetleri küresel düzeyde işliyor. Dolayısıyla daha iyi bir işbirliğine ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz finans kurumları adına. Daha spesifik olarak isimlendirecek olursak bu da şeffaflıkla alakalı. Finansal piyasalarda parçalanmışlık riskini engellemek için şeffaflığa ihtiyacımız var. Koordine bir yaklaşım gerekiyor. Hem riskin yönetilmesi, hem de riskin farklı bölgelerde aynı şekilde algılanması gerekiyor. Eğer yatırımcıların birçok tarafta yatırım yapmasını istiyorsak mutlaka belirli kriterler olmalı."
     Bellegarde, bir finans merkezi yaparken kilit zorlukların neler olduğuna bakılması gerektiğinin de altını çizdi.
     ABD'de bankacılık operasyonlarının bankalar tarafından yapıldığını belirten Bellegarde, Avrupa'da ise durumun biraz daha farklı olduğunu kaydetti.
     Finans merkezi haline getirmek denildiği zaman siyasi bir karar vermek gerektiğini aktaran Bellegarde, "Yani bankacıyı mı, yoksa yatırımcıyı mı koruyacaksınız- Bunu yaparken ABD'ye bakmak lazım. Avrupa'da ciddi bir düzenleme var. Amaç kote olan şirketlerin tek bir noktada birleşmesi, tek bir parça olması ve bunun sonucunda sermaye maaliyetinin düşük olmasıydı. Şu anda herkes ilk hedefini unuttu" dedi.
    
     -"Risk yönetimi gelecekte karşıya çıkılacak konulardan biri olacak"-
    
     Deutshe Börse Grup Yönetim Kurulu Başkanı Frank Gerstenschlager ise bütün bu sürecin menkul kıymetlerin alınıp satılmasıyla ilgili süreç olduğunu, özellikle kote olma ve alım satımla ilgili olarak bankaların belirli bir finansman kapasitesi olduğunu söyledi.
     Bunun sınırlı bir kapasite olduğunu ve reel sektörün sermaye piyasalarına halka arz, sermaye artırımı ve bunun yanında şirket tahvillerinin bonolarını kote edilmesi gibi yöntemlerle karşılanacağını aktaran Gerstenschlager, pazar yapısının 2007'de parçalandığını ifade etti.
     Farklı tarafların aynı menkul kıymetlerin alım satımını yapmasının söz konusu olduğunu aktaran Gerstenschlager, risk yönetiminin gelecekte karşıya çıkılacak konulardan biri olduğunu ifade etti.
     Özellikle uyum ve izleme konularında benzer karmaşıklıklarla karşı karşıya kalınacağını dile getiren Gerstenschlager, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Piyasaların iyileşmesine bakacak olursak özellikle geçtiğimiz 12 yıl içerisindeki en düşük hacimlerle karşılaştık. Yapısal bir konu olmadığı için piyasaların yavaş düzeldiğini görüyoruz. 2007 yılından sonra özellikle yeni regülasyonlar uygulanılmaya başlandı. 2013-2014'te bunların daha fazla oturacağını düşünüyoruz. Şu ana kadar çok fazla şeffaflık kuralları oturmamıştı. Önümüzdeki yıllar içinde finansal kriz bitmiş olmayacak. Diğer taraftan düzenleyici çevreler açığa satış kurallarını değiştirecek. Bunun yanında sermayeyle ilgili yeni kurallar da beraberinde gelecek. Müşteriler zaten halihazırda değişti ve değişmeye devam edecek. Kurumsal yatırımcılar gerçekten çok sıkı bir denetime tabi olacak ve düşük bir piyasa etkileri olacak. Önümüzdeki 3-5 yıl için böyle bir beklentimiz var."
    
     -"Petrol her şeyin omurgası"-
    
     Abu Dabi Menkul Kıymetler Borsası Başkanı Rashed Al-Baloushi ise genel olarak Körfez ülkelerinde ve özellikle de Abu Dabi'de tahvil piyasasını fırsat olarak gördüklerini ifade etti.
     Körfez ülkelerinde 2012'nin ilk yarısında 37,6 milyar dolarlık sukuk ihracı yapıldığı bilgisini veren Al-Baloushi, beklentilerin de bu rakamın gittikçe artacağı yönünde olduğunu belirtti.
     Sadece sukukta küresel talebin bu sene yaklaşık 300 milyar dolar olduğu yönünde bir veri yayınlandığını ama ihraç edilen sukukun şu ana kadar sadece 100 milyar dolar olduğuna dikkati çeken Al-Baloushi, beklentilere göre sukuk piyasasının 2017 senesinde 900 milyar dolara erişeceğini söyledi.
     Körfez ülkeleri piyasalarındaki sukuk ve tahvillere katılımın neredeyse sıfır olmasının bir sorun olarak ortaya çıktığını belirten Al-Baloushi, "Çünkü bütün ihraççılar ihraç edip hemen Körfez ülkesi dışında bunları satmak istiyorlar. Piyasa düştüğü zaman para dışarı çıkıyor ve bankalara gidiyor. Buradaki önemli soru, Körfez ülkelerinin piyasaları bu iki opsiyona nasıl alıştıracağıdır. Yani aynı anda nasıl bir yandan hisse değiş tokuşu alınıp satılacak hem de bir yandan sukuk ve tahvil ihracı olacak-" ifadelerini kullandı.
     Al-Baloushi, petrolün her şeyin omurgası olduğunu ve tahvil ihracıyla da alakalı olduğunu söyledi.
     Abu Dabi'de hükümetin borç almak istemediğini vurgulayan Al-Baloushi, "Sonuçta nomine tahviller yok. Şirket bonoları ya da tahvilleri bu anlamda kullanılmayabiliyor. Biz 2004 yılından beri devlet tahvili ile karşılaşmadık ve böyle de devam ediyoruz. Ben sizden aldığım kitapçıklarda gördüm. Buradaki başarı hikayesinden bir şeyler öğrenebileceğimi düşünüyorum. Bununla rekabet etmektense bu fırsatlardan yararlanmak lazım diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
     Bu krizlerin fırsat olduğuna dikkati çeken Al-Baloushi, bütün borsaların bundan faydalanması gerektiğini, özellikle kendi araştırmalarını yapıp gelecekte daha fazla işbirliği yapmaları gerektiğinin altını çizdi.
    
     -"Türkiye'nin geçtiğimiz 10-15 yılda yaşadıklarına bakılırsa finans kurumları referans haline geldi"
    
     BNP Paribas Küresel Gelişen Piyasalar Strateji Başkanı Martial Godet da borsaların rolünün çok hızlı bir şekilde arttığını ve geçtiğimiz 2008-2009 mali krizinden beri herkesin çok açık bir şekilde aktörler arasında ortak kuralların olması, daha fazla yatırımın olması, fiyatların daha iyi bilinmesi, daha güvenli bir finansal pazarın olmasının, daha iyi fonksiyonların olmasının çok önemli olduğunu fark edildiğini söyledi.
     Kote olan ürünlere kaymanın bu piyasaların gitmesi gereken doğru yön olduğunu aktaran Godet, "Geçmişte olmayan bir çok ürün var. Temettülerle ilgili ürünler ortaya çıkmaya başladı. Değişkenlikle ilgili çok karmaşık ürünler ortaya çıkıyor. Bu tür gelişimlerin mutlaka kote olan pazarlarda gerçekleşmesi çok önemli. Çünkü sonuçta klasik eski yöntemler kullanıldığında bunlar çok bağımlı hale geliyor. Bence bu büyük bir ilerleme, büyük bir değişiklik. Özellikle borsaların çalışma yönteminin değiştiğini görüyoruz. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pazarlar için borsalarda ilginç değişikliklerle karşılaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
     Türkiye'nin geçtiğimiz 10-15 yılda yaşadıklarına bakılırsa finans kurumlarının referans haline geldiğini aktaran Godet, burada önemli olanın diğer gelişmekte olan ekonomilerin de benzer şekilde adımlar atması olduğunu dile getirdi.
    
     -"Krizin başlangıcından beri organize olmayan pazarlardaki ciro yüzde 40 arttı"-
    
     İMKB Başkanı İbrahim Turhan geçmişin bilgeliğini, geleceğin iş dünyasına yansıtmaya çalıştığını bildirdi.
     Bölge borsalar arasında işbirliğini göz ardı etmeyen bir rekabetin söz konusu olduğunu ifade eden Turhan, krizin başlangıcından beri organize olmayan pazarlardaki cironun yüzde 40 arttığını aktardı.
     Dünyanın zorlu bir dönem daha aşamayacağına dikkati çeken Turhan, "O yüzden bir ekosistem geliştirmemiz lazım. Bu arada her şeyin paylaşıma açık olması gerekir. Yüzlerce fırsat var. Birlikte çalışarak, el ele yürüyerek bunu aşabiliriz. Küresel ekonominin iyileşebilmesi için gelişmekte olan pazarlar arasında bir ağ gerçekleşmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
    
    
    

Bu haberi 126 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir