2. Türk-Arap Bankacılık ve Finans Forumu -Başbakan Yardımcısı Ali Babacan:(2) -"Bankacılıkta şu…

  • Yazı boyutu
2. Türk-Arap Bankacılık ve Finans Forumu
  -Başbakan Yardımcısı Ali Babacan:(2)
  -"Bankacılıkta şu…

2. Türk-Arap Bankacılık ve Finans Forumu -Başbakan Yardımcısı Ali Babacan:(2) -"Bankacılıkta şu çok önemli... Zor reformları ekonominin iyi olduğu dönemde yapacaksınız. Fakat işler iyi iken sıkılaştırma da siyasi açısından zor bir iş. Kimse mutluluk oyununu bozmak istemiyor" -"2004-2007 arasında ABD'de yaşanan olaylar bunun en iyi örneği... Buna dikkat etmek gerekiyor." -"Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda yaşadığımız o oynaklığı belki bu aylarda yaşamıyoruz. Alınan tedbirler, kararlar var ama asıl işin özünde merkez bankaları..."

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankacılıkta zor reformların ekonominin iyi olduğu dönemde yapılması gerektiğini, piyasanın istikrarsız olduğu dönemlerde daha toleranslı ve esnek bir akışın çok önemli olduğunu belirterek, "Fakat gelin görün ki işler iyi iken sıkılaştırma da siyasi açısından zor bir iş. Bankalar, iş dünyası, halk mutlu iken, 'Kötü günler için biraz hazırlık yapmalıyım' dediğinizde bunu gerçekleştirmek kolay olmuyor. Kimse mutluluk oyununu bozmak istemiyor" dedi.
     2. Türk-Arap Bankacılık ve Finans Forumu'nda Babacan, siyasi reformlar ekonomik dönüşümle beslenmezse, siyasi dönüşümün yeterince güçlü ve başarılı bir dönüşüm olmasından söz edilemeyeceğini, siyasi reformların yanında mutlaka ekonomik reformların da gerçekleştirilmesi gerektiğini, bunların istikrar ve refah için pek çok ülkede yapılması gerekenler olduğunu anlattı.
     Dönüşüm süreçlerinde toplumlarda yüksek beklentiler oluştuğunu, gençlerin günlük hayatında ne değişeceğini, iş bulup bulamayacağını, ailesinin refahının artıp artmayacağını sorgulayacağını ifade eden Babacan, dönüşüm yaşayan ülkelerde iyi düşünülmüş ekonomik programlara ihtiyaç olduğunu ve bu ekonomik programların gerçekçi olması gerektiğini vurguladı.
     Günlük siyasi rüzgarlardan, popülizmden uzak, ülkenin geleceği için ne gerekiyorsa yazılacak, net ve açık ekonomik program, hedeflere ihtiyaç olduğunu belirten Ali Babacan, ekonomide sorunların akşamdan sabaha çözülmeyeceğini, çözümün muhakkak zaman alacağını ancak plan ve iyi bir takvimin mutlaka olması gerektiğine dikkati çekti.
     3-5 yıl öteye, mümkün olduğunca iyi düşünülmüş ve hesaplanmış hedefler konulması gerektiğini, para politikaları, enflasyon ve borç konusunda çok açık bir politika çerçevesi oluşturulması gerektiğini dile getiren Babacan, "Bu programların mutlaka geniş kesimler tarafından sahiplenilmesi lazım. Bir ekonomik program ne kadar iyi olursa olsun, eğer sahiplenilmesi konusunda sıkıntı varsa o programın başarıya ulaşması çok çok zor. Bunun için Tunus'ta, Libya'da ve Yemen'de iş dünyasının, STK'ların ve finans sektörünün iyi ekonomik programlar konusunda ısrarcı olması lazım. Ülke içerisindeki o ortak ruhu yakalamada hep beraber aktif olunması lazım" dedi.
     İşin özünde güven olduğunu, Türkiye'de kendi tecrübesinde de bunu yaşadıklarını, güven ortamı sağlandığınızda herşeyin kolaylaştığını belirten Babacan, "Güven ortamını sağlayamadığınızda ise ne yaparsanız yapın, istikrarı ve kalkınmayı yakalamak mümkün değil" dedi.
     Bunu hem petrol açısından zengin, hem de kaynaklar noktasında daha dezavantajlı ülkeler için söylediğini aktaran Babacan, petrolün ya da gazın kendi başına bir güvence olmadığını, hatta iyi yönetilemezse varlığının bir istikrarsızlık kaynağı olabileceğini, o yüzden ülkelerin kendi şartlarına uygun akılcı ve kalıcı politikalar oluşturup uygulamaya başlaması gerektiğini belirten Babacan, hedef konulup sonra da o hedefler için çalışılırsa, takvimler uygulanırsa bölgenin ekonomik potansiyelinin yüksek olduğunu ifade ederek, devamla şunları kaydetti:
     "Dünyada bölge içi ticaretin en düşük olduğu bölge Kuzey Afrika ve Ortadoğu... Birbirleriyle en az alışverişi olan ülkeler. Aslında aynı kültürü benimsemiş geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz. Ortak yanları çok olan, ama birbirleriyle bu kadar az ticareti olan bir başka ülkeler yok. Ülkeler arasında insanlar serbest ticaret yapabilmeli, sermaye serbestçe hareket edebilmeli. Fikirler zaten serbest hareket etmeye başladı. Daha özgürce dillendirilmeli ve uygulanabilmeli. Biz ülkeleri ekonomik anlamda birbirlerine ne kadar çok bağlantılı hale getirebilirsek, bu siyasi istikrar açısından da çok önemli olur. Biz o yüzden pek çok ülke ile vizeleri kaldırma anlaşması yaptık. Serbest ticaret anlaşmayı yapıyoruz. Bunların çok çok faydalı olduğuna inanıyoruz. Pek çok ülkeye de bunu tavsiye diyoruz. Her ülkenin artıları, eksileri, güçlü, zayıf olduğu yönler var. Ülkeleri birbirine açtığınız zaman o kazan-kazan meydana gelecek ve bundan herkes istifade edecek. Bugün Kuzey Amerika'da bir Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması var. Ve AB 27 ülkelik bir blok, pazarını birbirine açmış durumda... Kuzey Amerika ile AB, serbest ticaret anlaşması ile birbirlerine artık pazarlarını açıyorlar. Şimdi böylesine bir dünyada bizim bölgemizin, Kuzey Afrika'nın, Ortadoğu'nun hala kompartımanlar halinde, birbirinden kopuk ekonomiler halinde devam etmesi çok büyük kayıp..."
    
     -"Gelinen nokta iyi ama daha iyisini arzu ediyoruz"-
    
     Ali Babacan, birlikte olmaktan herkesin kazanacağını aktararak, "Bunu hisseden en önemli kuruluşlarımızdan bir tanesi Arap Bankalar Birliği" dedi.
     Birliğin 400'ün üzerinde üyesi olduğunu, sık görüşüldüğünde nasıl güzel sonuçlar alındığını bugün ev sahipliği yapan kurumun gayet iyi yaşadığını ve bunun çok daha geniş bir perspektifte geliştirilmesi gerektiğini aktaran Ali Babacan, Türkiye'nin son 10 yılda önemli bir dönüşüm geçirdiğini, bir demokratikleşme çabasında olduğunu ve şu anda gelinen noktanın iyi olduğunu ama daha iyisini arzu ettiklerini ifade etti.
     Temel hak ve özgürlüklerde, hukukun üstünlüğü ilkesinde adımlar attıklarını, daha atılacak adımlar olduğunu, ekonomide oldukça önemli reformlar gerçekleştirdiklerini ve oldukça önemli sonuçlar elde ettiklerini dile getiren Ali Babacan, şu anda pek çok ülke ile bir tecrübe paylaşımı çalışması başlattıklarını, tecrübeleri arzu eden ülkelerle paylaştıklarını, bir bakıma dönüşüm süreçlerine bu şekilde destek verdiklerinin altını çizdi.
     Geçen yıl dönüşüm içinde olan ülkelere finansal destek sağladıkları bilgisini veren Babacan, Tunus'a 500 milyon dolar, Mısır'a 2 milyar dolar, Yemen'e ise 100 milyon dolar destek verdiklerini ancak, sadece finansmanla sorunların çözülemeyeceğini anlattı.
     Son aylarda dünya ekonomisinde, özellikle finansal piyasalarda göreli bir istikrarın söz konusu olduğunu vurgulayan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda yaşadığımız o oynaklığı belki bu aylarda yaşamıyoruz. Bunun sebebine baktığımızda, Avrupa'da alınan tedbirler var. Amerika'da alınan bazı kararlar var ama asıl işin özünde merkez bankaları... Hem Amerika'da, hem Japonya'da şimdiye kadar görülmemiş miktarlarda likiditeyi piyasaya sağlamaları... 'Ne devletleri, ne de bankaları iflas noktasına getirmeyiz. Gerektiği zaman, gereken likiditeyi biz veririz' güvencesini bir bakıma vermiş olmaları. Bu likidite krizini hafifletmek açısından, likiditeden gelecek problemleri çözmek açısından belki kısa vadede doğru. Ama sadece para basarak, sorunların kalıcı olarak çözülmesi mümkün değil. Mutlaka köklü adımlar atmak gerekiyor. Borcu çok olan ülkelerin, bu borcu makul bir seviyeye indirmek için bir planı programı olması gerekiyor. Özellikle batıda bankacılık sektörü ile ilgili ciddi sorunlar. Bünyesi zayıf olan bankalar var. Bunlarla ilgili orta-uzun vadeli planlar lazım. Bunu yaparken de hemen sıkıp öldürecek değil, zaman içerisinde doğru kurallı, doğru, prensipli uygulayacak, ama kısa vadede bankaları dar boğaz etmeyecek politikalar gerekiyor.
     Bankacılıkta şu çok önemli. İşler çok iyi iken, siz düzenlemeleri sıkılaştıracaksınız. Zor reformları işlerin iyi olduğu, ekonominin iyi olduğu dönemde yapacaksınız. Ama piyasanın istikrarsız olduğu dönemlerde daha toleranslı, daha esnek bir akış çok çok önemli. Bir bakıma ters döngüsel bir bankacılık düzenleme çerçevesi. İşler iyi iken sıkılaştırma, işler kötü iken biraz rahatlama. Fakat gelin görün ki, işler iyi iken sıkılaştırma da siyasi açısından zor bir iş. Bir ülkede ekonomik büyüme iyi iken, tüketim hızlı iken, hem bankalar, hem iş dünyası, hem de halk mutlu iken, dönüp de 'Kötü günler için biraz hazırlık yapmalıyım, biraz rezerv biriktirmeliyiz, bir bakıma şartları absorbe edecek alanlar oluşturmalıyız' dediğinizde bunu gerçekleştirmek kolay olmuyor.
     Kimse mutluluk oyununu bozmak istemiyor. 2004-2005-2006-2007, o yıllarda ABD'de yaşanan olaylar bunun en iyi örneği. Çok hızlı bir kredi genişlemesi. Sadece konut kredilerinin hacmi neredeyse milli gelire yaklaşmıştı o dönemde ve arkasından gelen kriz bütün dünyayı sarstı, sarsmaya da devam ediyor. Buna dikkat etmek gerekiyor."
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 104 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir