2. Ticaret Müşavirleri Konferansı -Ekonomi Bakanı Çağlayan: (1) -"Türkiye eğer AB üyesi…

  • Yazı boyutu
2. Ticaret Müşavirleri Konferansı 
  -Ekonomi Bakanı Çağlayan: (1) 
  -"Türkiye eğer AB üyesi…

2. Ticaret Müşavirleri Konferansı -Ekonomi Bakanı Çağlayan: (1) -"Türkiye eğer AB üyesi olsaydı AB, geçen yıl yüzde 1,5 değil, yüzde 1,8 büyüyecekti" -"Yani Türkiye AB'ye muhtaç değil, evelallah AB şimdi Türkiye'ye muhtaç. Aynen IMF ve diğerlerinde olduğu gibi" -"Önümüzdeki bir iki yılda artık Türkiye'nin (IMF'de) kendi direktörü olacak" -"Amacımız bir taraftan turist sayısını artırırken, bir taraftan da turist başına ülkemize gelir olarak giren 637 doları, en az bin dolar seviyesine çıkarmaktır" -"Geçmişte Türkiye'ye 'hasta' diyenler, Allah onlara acil şifa versin, bugün yoğun bakım çadırındalar" -"Türkiye artık ihracatla büyüyor. İhracat büyüyor, Türkiye büyüyor ve şükürler olsun Türkiye'nin marka değeri büyüyor"

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye Avrupa Birliği (AB) üyesi olsaydı AB'nin geçen yıl yüzde 1,5 değil, yüzde 1,8 büyüyeceğini belirterek, "Yani Türkiye AB'ye muhtaç değil, evelallah AB şimdi Türkiye'ye muhtaç. Aynen IMF ve diğerlerinde olduğu gibi" dedi.
     Bakan Çağlayan, Ekonomi Bakanlığı Kampüsü, Hikmet Esen Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen 2. Ticaret Müşavirleri Konferansı'nın açılışında, geçen yıl birincisini Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın yaptığı konferansın bugün Ekonomi Bakanlığı olarak yapıldığını söyledi.
     Amaçlarının ve görevlerinin Türkiye ekonomisinin gelişmesine katı sağlamak, dünyadaki ticaret pastasından daha fazla pay almak ve iş adamlarını güçlendirmek olduğunu belirten Çağlayan, "Başta ben olmak üzere her birimiz, dünyadaki iş adamlarımızın gerekirse bir pazarlama elamanı gibi çalışarak, dünyadaki ihracat pastamızı daha fazla büyütmek bizim görevimizdir" dedi.
     Bu çalışmaları Ekonomi Bakanlığı olarak yaparken, Türkiye'nin ekonomik performansın tüm dünyada adeta bir başarı öyküsü haline gelmiş olduğu bir ortamda bu başarıyı 2023 yılına taşımak istediklerini vurgulayan Çağlayan, söz konusu hedeflere değindi.
     Bu hedeflerin gerçekleştirileceği konusunda hiçbir kuşkusunun olmadığını dile getiren Çağlayan, 2002 yılında 3 milyar dolar ihracat yapan Türkiye'nin aradan geçen bu süre içinde ihracatını 45 kat artırdığını bildirdi.
     Bakan Çağlayan, 1980 yılında sadece 97 milyon dolar uluslararası sermayeyi zor çeken Türkiye'nin bugün 100'lerce milyar dolar doğrudan sermaye alabilecek bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.
     "Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır" diyen Çağlayan, dünyanın çok zor şartlardan geçtiği bir ortamda Türkiye'nin geçen yıl büyük bir başarı göstererek 135 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini söyledi.
     Bu başarıda katkısı olan herkese teşekkür eden Çağlayan, "Hepsinden kıymetlisi, benim adeta uç beyleri, uç bayanları olarak değerlendirdiğim siz değerli ticaret ataşelerimize gönül dolusu teşekkürlerimi sunuyorum" diye konuştu.
     Çağlayan, böylesine zor bir durumda ticaret müşavirlerinin Türkiye'nin yüzünü kara çıkarmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
     "Türkiye geçen yıl 31,5 milyon turisti ağırladı. Bu, Cumhuriyet tarihimizde bir ilk. 23 milyar dolar turizm geliri elde ettik. Şimdi amacımız bir taraftan turist sayısını artırırken, bir taraftan da turist başına ülkemize gelir olarak giren 637 doları, en az bin dolar seviyesine çıkarmaktır. Bugün Türkiye, turist başına bin dolar bir hasıla elde etmiş olsaydı bugün bizim turizm sektörü ihracat gelirimiz 30 milyar doları geçecekti. Yapar mıyız- Bal gibi yaparız evelallah."
    
     -"Avrupa ekonomisi 10 gün sonra ne olacağını bilemiyor"-
    
     Türk müteahhitliklerinin dünyadaki başarılarına da değinen Çağlayan, "Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin şantiyelerimizde, bizim şehit kanlarımızla sulanmış o şerefli ay yıldızlı bayrağımızı görmekten çok büyük gurur, onur duyuyorum" dedi.
     Türkiye'nin elde etmiş olduğu başarılarla artık yetinmediğini belirten Çağlayan, şöyle devam etti:
     "2001 yılında 10 dakika sonra ne olacağını bilemezdik. Bugün aynı Avrupa'nın olduğu gibi. Bugün Avrupa ekonomisi 10 gün sonra ne olacağını bilemiyor. Öyle bir kriz yaşadı ki tam 12 hükümetin başını yedi bu kriz. Geçmişte Türkiye'ye 'hasta' diyenler, Allah onlara acil şifa versin, bugün yoğun bakım çadırındalar. Biz tabi bundan kendimize keyif çıkarma amacında değiliz. Hiçbir ekonominin kötüye gitmesini istemeyiz. Ülkemiz, Avrupa'nın önemli bir krizden geçtiği bir ortamda şükürler olsun bir taraftan turizm konusunda önemli bağlantılar yaparken, bir taraftan da ihracatını 'Durmak yok, yola devam' misali önemli bir şekilde artırıyor. İlk 5 ayda 4 tane TÜİK, bir tane TİM verilerine göre, ihracatımız, Cumhuriyet tarihimizde bir ilk olarak 60 milyar dolara yaklaşmış ve son 12 aylık ihracatımız 140,5 milyar doları Allah'a şükürler olsun geçmiştir. İhracatımızdaki ilk 5 aydaki artış, yüzde 10'un üzerindedir."
     Avrupa Birliği'nin ilan edilmiş verilerine göre ilk üç aydaki ihracat büyümesinin sıfır olduğunu belirten Çağlayan, Türkiye'nin diğer rakip ülkelerindeki ihracat artışının da yine Türkiye'ninkinden düşük olduğunu ifade etti.
    
     -"Türkiye artık ihracatla büyüyor"-
    
     Bakan Çağlayan, Türkiye'nin 2011 yılındaki rekor büyümesinin ardındaki gerçeğin, ihracatın büyümesi olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
     "Türkiye artık ihracatla büyüyor. İhracat büyüyor, Türkiye büyüyor ve şükürler olsun Türkiye'nin marka değeri büyüyor. Bunu en iyi görenler sizlersiniz. Türkiye, dünya ekonomisinden bu alanda aldığı payı artırmakta kararlı. Türkiye, işadamlarımıza vize uygulayan, TIR'larımıza kota uygulayan, Serbest Ticaret Anlaşmalarında Türkiye'yi ayrımcı bir görüşle ortaya koyan ve AB üyelik müzakerelerinde Türkiye'yi masaya oturtmayan ikiyüzlü AB'nin tüm tutumuna karşı Türkiye, AB konusundaki ısrarını, tam üyelik konusundaki hedeflerini hiç bir şekilde geri adım atmaksızın yoluna devam ediyor.
     Şunu artık gözlerinin içine bakarak çok net söyleyebilirsiniz. AB geçen yıl yüzde 1,5 büyüdü. Türkiye eğer AB üyesi olsaydı AB, geçen yıl yüzde 1,5 değil, yüzde 1,8 büyüyecekti. Yani Türkiye AB'ye muhtaç değil, evelallah AB şimdi Türkiye'ye muhtaç. Aynen IMF ve diğerlerinde olduğu gibi. Eğer Türkiye olmasa IMF'nin memurları aç kalır, maaş alamaz derdim. Onun için IMF Başkanı da bana 'Bizim size ihtiyacımız var. Yoksa işsiz kalırız' demişti. Allah Türkiye'yi bir daha IMF'e muhtaç etmesin inşallah. Şimdi IMF'de pozisyonumuz değişiyor. Türkiye'nin kotası büyüyor. Türkiye'nin IMF'de bir direktörünü hatırlıyor muyuz- Belçika'nın altında, Belçika'nın direktörlüğünde temsil ediliyordu. Şimdi önümüzdeki bir iki yılda bunun yasal mevzuatını tamamladık. Artık Türkiye'nin kendi direktörü olacak ve Türkiye'nin artık başka ülkelere direktörlük yapacağı bir döneme giriyoruz."
    
    
    

Bu haberi 126 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir