17. Uluslararası Bankacılık Denetim Otoriteleri Konferansı -BDDK Başkanı Mukim Öztekin: -"Basel…

  • Yazı boyutu
17. Uluslararası Bankacılık Denetim Otoriteleri Konferansı
  -BDDK Başkanı Mukim Öztekin:
  -"Basel…

17. Uluslararası Bankacılık Denetim Otoriteleri Konferansı -BDDK Başkanı Mukim Öztekin: -"Basel 3 uzlaşısının uygulanmasıyla birlikte bankaların manevra alanı önemli ölçüde kısıtlanacaktır" -"Derecelendirme notlarına aşırı bağımlılık, gelişmekte olan ülkeleri oldukça olumsuz bir biçimde etkileyen bir problemdir"

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, Basel 3 uzlaşısının uygulanmasıyla birlikte bankaların manevra alanının önemli ölçüde kısıtlanacağını söyledi.
     Öztekin, 17. Uluslararası Bankacılık Denetim Otoriteleri Konferansı'nda yaptığı konuşmada, sermaye yeterliliği, öz kaynak karlılığı, mevduatın krediye dönüşüm oranı ve kredilerin takibe dönüşüm oranı gibi göstergeler dikkate alındığında Türk bankacılık sektörünün genel olarak çok sağlam ve sağlıklı bir yapıya kavuştuğunu ifade etti.
     Öztekin, "Kurumumuz gözetim ve denetimi altında banka dışı mali kuruluşlar da bankacılık sektörüne paralel şekilde hızlı bir şekilde büyümüştür. Bu göstergelerin ülkemiz finansal göstergelerinin son 12 yılda gerçekleştirdiği sağlıklı gelişmeyi açıkça gösterdiği kanaatindeyim. Bu dönem finans sektöründe varlık kalitesinin önemli ölçüde arttığı, düzenleme ve denetleme altyapısının güçlendiği ve şeffaflığın arttığı bir dönem olmuştur" değerlendirmesinde bulundu.
     Türkiye'nin global kriz ve Avrupa borç krizi sürecinde bankacılık sektöründe temerrüt ve hatta herhangi bir devlet yardımı görülmeyen çok az sayıda G20 ülkelerinden biri olduğunu anımsatan Öztekin, "Bunun gerçekleşmesinde siyasi istikrarın yanı sıra hükümet tarafından yönlendirilen, BDDK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından ortaklaşa yürütülen aksiyonların önemli faydası olmuştur. Yüksek kaliteli sermaye yapısı ve sağlam likidite pozisyonu bu dönemde bankalarımızın en önemli avantajları olmuştur" dedi.
     Global finansal kriz sonrası dönemde Basel 3 olarak isimlendirilen uzlaşının Basel Bankacılık Denetim Komitesince 2013 yılından itibaren uygulamaya başlanmak üzere kamuya açıklandığını anımsatan Öztekin, Basel 3 kurallarıyla BDDK tarafından global finansal krizden önce uygulamaya konulan düzenleme ve kararlar arasında büyük benzerlikler bulunduğunu söyledi.
     Ayrıca likidite rasyoları getirilmesi, hedef sermaye yeterliliği uygulamaları ve banka kar dağıtımlarının sınırlaması gibi önlemlerin bankacılık sektörünün kriz dönemini minimum hasarla atlatmalarını sağladığını anlatan Öztekin, Basel 3 ile birlikte daha önce sermaye yeterliliği üzerine odaklanan yasal kısıtların, likidite ve kaldıraç kısıtlarıyla genişletildiğini kaydetti. Öztekin, "Bu durum ise uzlaşmanın uygulanmasıyla birlikte bankalarının manevra alanının önemli ölçüde kısıtlanmasına neden olacaktır. Böyle bir konjonktürde bankacılık faaliyetleriyle gölge bankacılık arasındaki ilişkinin yakından takip edilmesi önem arz edecektir." dedi.
     Basel Bankacılık Denetim Komitesince gerçekleştirilen kapsamlı sayısal etki analizi sonuçlarının özellikle gelişmiş ülkelerin bankacılık sistemlerinde önemli likidite ve sermaye açıklarının ortaya çıkacağına işaret ettiğini anlatan Öztekin, şunları kaydetti:
     "Gelecekte bankacılıkta önemli değişiklikler olacağını söylemiş olmamız yanlış olmayacaktır. Bu nedenle uluslararası arenada üzerinde uzlaşılan Basel 3 çerçevesinin gerçekleşmesine dönük önemli bir baskı olduğu görülmektedir. Ancak böyle bir yaklaşım benimsenmeden önce bunun faydası maliyeti dikkatli biçimde ele alınmalıdır. Diğer taraftan Basel 3 çerçevesinde yer alan ve kredi derecelendirme şirketlerince verilen derecelendirme notlarına dayanan yaklaşımların öncelikli olarak tekrar değerlendirilmesi gereken konular olduğunu düşünmekteyiz. G20 liderleriyle imzalanan bildirgelerde belirtildiği üzere düzenleyici ve denetleyici otoriteler, Merkez Bankaları, kural koyucu diğer otoritelerce derecelendirme notlarına bağımlılığın azaltılması önemli bir öncelik konumundadır. Bu bağlamda kredi riski için oluşturulmuş standart yaklaşım ve likidite rasyolarının tasarımının tekrar ele alınmasın ihtiyaç olduğununa inanıyorum."
    
     -Derecelendirme notlarına bağımlılık...
    
     Uluslararası düzenlemelerde dışsal kredi derecelendirme notlarına aşırı bağımlılık hakkında düşüncelerini aktaran Öztekin, "Derecelendirme notlarına aşırı bağımlılık gelişmekte olan ülkeleri oldukça olumsuz bir biçimde etkileyen ve Basel Bankacılık Denetimi Komitesi reformlarının global ölçekte kabul edilmesini engelleyen önemli bir problemdir" dedi.
     Tüm denetim otoriteleriyle finansal kuruluşlarının son dönemde yaşanan krizden gerekli dersleri çıkarmasını ümit ettiğini söyleyen Öztekin, "Umuyoruz ki bunun neticesinde gelecekte daha sağlam bir global finansal sistemin getirilerinden hep beraber faydalanırız. Bu kapsamda bu konferansın ulusal ve uluslararası çalışmalara önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum" diye konuştu.
     Basel Bankacılık Denetim Komitesi Başkanı Stefan Ingves ise, "Temel ilkeler küresel çapta uygulanmalıdır. Süreklilik ve karşılaştırabilirlik çok önemlidir. Finansal krize yönelik olarak politika yanıtlarına geçince öğrenmemiz gereken her şeyi öğrendiğimizi umuyoruz. Finansal krizin nedenleri görünürde hep aynıdır. Bankaların aşırı kredi genişlemesi aşırı bir güven ve denetim gevşekliği sürekli uyanık olmamızı gerektiriyor" dedi.
    
    
    

Bu haberi 278 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir