1. Ar-Ge Merkezleri Zirvesi -Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün: (2) -"Bundan sonraki…

  • Yazı boyutu
1. Ar-Ge Merkezleri Zirvesi
  -Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün: (2)
  -"Bundan sonraki…

1. Ar-Ge Merkezleri Zirvesi -Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün: (2) -"Bundan sonraki süreçte ana hedefimiz, üretim ve ihracatımızın içinde yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır. Bugün yüzde 5'ler seviyesinde olan bu payı yüzde 20'ler seviyesine çıkarmak zorundayız" -"2023 yılında Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranını yüzde 3'e çıkarmayı hedefliyoruz" -"Kimse rakipleriyle işbirlği yapmak istemiyor. Halbuki el alem yapıyor. Dünyada bir sürü rekabet öncesi işbirliği projesi var"

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin ihraç ettiği ürünler içinde düşük teknolojiyle üretilen ürünlerin payının azaldığını, orta seviye teknolojiye sahip ürünlerin payının ise ciddi oranda arttığını belirterek, "Bundan sonraki süreçte ana hedefimiz, üretim ve ihracatımızın içinde, yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır. Bugün yüzde 5'ler seviyesinde olan bu payı yüzde 20'ler seviyesine çıkarmak zorundayız" dedi.
     1. Ar-Ge Merkezleri Zirvesi'nde konuşan Bakan Ergün, Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasında, ana hedeflerinin gerçekleşmesinde demokratikleşme, eğitim, enerji, yatırım ortamı gibi ekonomik ve sosyal birçok unsurun belirleyici olacağını söyledi.
     Kendilerinin işin ekonomi tarafı olarak, ekonominin de bilhassa üretim, yatırım ve ihracat tarafı olarak, Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasında çok önemli bir sorumluluk üstlendiğini aktaran Ergün, son yıllarda Türkiye ekonomisinde son derece olumlu gelişmelerin yaşandığını vurguladı.
     10 yıl önce 230 milyar dolar olan milli gelirin bugün neredeyse 800 milyar dolar seviyesine geldiğini, 36 milyar dolar olan ihracatın ise 145 milyar dolara çıktığını anımsatan Ergün, Avrupa'da işsizliğin rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde, Türkiye'nin işsizlik rakamlarında 2005'ten bu yana en düşük seviyeye ulaştığına dikkati çekti.
    
     -Avrupa'daki problemlerle karşılaştırıldığında Türkiye'deki gelişmelerin değeri daha iyi anlaşılacak-
    
     Avrupa ekonomilerinde yaşanan birçok problemle mukayese edildiğinde Türkiye'deki bu gelişmelerin değerinin daha çok anlaşılacağını ifade eden Ergün, Türkiye'nin bütün bu olumsuzluklara rağmen büyüme iradesini koruduğunu anlattı.
     Yapılması gereken daha çok iş, alınması gereken çok mesafe olduğuna işaret eden Ergün, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     "Bugün oluşturduğumuz güven ve istikrar ortamı üzerinde, çok daha rekabetçi ve yenilikçi bir reel sektör inşa etmemiz gerekiyor. Ekonomi yönetimi olarak, işte son birkaç yıldır, sektörlerimize ve hatta tek tek işletmelerimize rekabet gücü kazandıracak alanlara yöneldik. Geçtiğimiz yıl Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'mızı yapılandırdık. Bu bile ihracatta nelere odaklanmamız gerektiğini göstermesi açısından tek başına önemli bir argüman.
     Bakanlığımız yeni yapısıyla birlikte, yenilikçilik, girişimcilik, üniversite-sanayi işbirliği, Ar-Ge ve markalaşma gibi konulara çok daha özel bir motivasyona sahip olmuştur. Şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum; Türkiye 2002 yılından bu yana ihracatını artırırken, elbette bir pazar genişlemesine gitmiştir. Ancak ihracatımız sadece daha fazla sayıda firma ile daha fazla ülkeye ihracat yaptığımız için artmış değildir.
     Başka bir husus daha var. Türkiye'nin ihraç ettiği ürünler içinde, düşük teknolojiyle üretilen ürünlerin payı azalmış, orta seviye teknolojiye sahip ürünlerin payı da ciddi oranlarda artmıştır. Bundan sonraki süreçte ana hedefimiz, üretim ve ihracatımızın içinde yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmaktır. Bugün yüzde 5'ler seviyesinde olan bu payı yüzde 20'ler seviyesine çıkarmak zorundayız.
     Geçen yıldan itibaren uygulamaya başladığımız sanayi ve sektörel strateji belgeleri de aynı amacı taşımaktadır. Yeni teşvik sistemi de bu amacı taşıyan bir sistemdir. Sanayi stratejimizde bulunan 72 eylemden 23 tanesi firmaların teknolojik gelişimini sağlamayı amaçlamaktadır. Yeni teşvik sistemiyle, daha yenilikçi ve nitelikli yatırımların daha iyi şartlarda desteklendiği bir model oluşturuldu."
    
     -"2002'ye göre Ar-Ge harcamaları 3 kat arttı"-
    
     Türkiye'deki Ar-Ge harcamalarına bakıldığında üretim ve ihracattaki gibi olumlu bir seyir gördüklerini belirten Ergün, 2002'ye göre Ar-Ge harcamalarının 3 kat arttığını, Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payının ise yüzde 1 seviyesine yaklaştığını söyledi.
     2002 yılında bu rakamın yüzde yarım seviyesinde olduğunu aktaran Ergün, 2002'de Türkiye'nin milli gelirinin 230 milyar dolar olduğunu hatırlattı.
     Yüzde 1'i halen düşük bir rakam olarak nitelendiren Ergün, 2023 yılında Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranını yüzde 3'e çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi.
     2023'te milli gelirin 2 trilyon dolar olmasını, bunun içindeki toplam Ar-Ge harcamasının ise 60 milyar dolar olmasını hedeflediklerini bildiren Ergün, bu süreçte özel sektörün Ar-Ge harcamalarının artıyor olması gerektiğini ifade etti.
     2009 yılında özel sektörün ilk defa tam zaman eş değer Ar-Ge harcamasının yüksek öğrenimdeki sayıyı geçtiğini söyleyen Ergün, 2023 yılında Ar-Ge harcamalarının 3'te 2'sini, yani 40 milyar dolarının özel sektör tarafından yapılmasını istediklerini vurguladı.
    
     -"Araştırmacı sayısını arttırmamız gerikyor"-
    
     Türkiye'nin daha rekabetçi bir kimlik kazanması, üniversitelerin daha iyi araştırmalar yapması ve reel sektörün daha yüksek katma değerli üretim yapması için, bu altyapıyı işletecek olan insan kaynağının da oluşturulması gerektiğine işaret eden Ergün, şöyle konuştu:
     "Bizde bin kişiye düşen tam zaman eş değer araştırmacı sayısı, son yıllardaki gelişmelere rağmen halen 1 noktasındadır. Yani bin kişiye 1 araştırmacı düşüyor. Aslında 0,9 ama ben ona 1 diyorum. Bu rakam ABD'de 5, Kore'de 5,4, Almanya'da ise 4. Bu rakamı da iyileştirmemiz gerekiyor. Bu konuda çok sayıda tam zaman ve eşdeğer araştırmacı istihdam etme potansiyeli bulunan Ar-Ge merkezlerine büyük rol düşmektedir.
     Biz Bakanlık olarak, daha yüksek katma değerli üretim hedefimizi gerçekleştirmeye yönelik olarak çok önemli çalışmalar yapıyoruz. İşte bu çalışmaların içinde en önemli olanlarından bir tanesi de Ar-Ge merkezlerinin kurulmasıdır. 2008 yılında uygulamaya başladığımız "Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun" bu açıdan gerçek bir dönüm noktası olmuştur.
     Bu kanunla birlikte, 50 ve üzeri Ar-Ge personeli bulunduran firmalarımıza Ar-Ge merkezi belgesi vermeye başladık. Ar-Ge merkezi belgesi alan işletmelerimize çok önemli teşvik ve muafiyetler sağladık. Bu işletmelere, yaptıkları Ar-Ge harcaması kadar Kurumlar Vergisi indirimi getirdik. Yani devlet de taşın altına elini koymuş oldu, firmalar da.
     Personel ücretlerinin doktoralı olanlar için yüzde 90'ını, diğerleri için yüzde 80'ini gelir vergisinden muaf tuttuk. Kamu olarak, Ar-Ge merkezlerinde çalışan personelin sigorta primi işveren hissesinin de yarısını karşılıyoruz. Sigorta priminin yarısını almayalım onu Ar-Ge'ye harcasın. Böylece istihdam oluşsun, çalışmalar gerçekleşsin. Yine bu alanda düzenlenen kağıtlardan damga vergisi almıyoruz."
    
     -"Rekabet öncesi işbirliği ile ilgili destek modellerimiz var"-
    
     Çok daha fazla sayıda firmayı Ar-Ge merkezi kurmaya davet eden Ergün, yeni başvurular olduğunu ve bu sebeple sayının 150'yi geçebileceğini aktardı.
     Küçük işletmelerin ve KOBİ'lerin bir araya gelerek, Ar-Ge'yi rekabet öncesi işbirliği projelerine dönüştürerek ortak Ar-Ge yapmaya yönelmeleri gerektiğini ifade etti.
     Rekabet öncesi işbirliği ile ilgili destek modelleri olduğunu söyleyen Ergün, buna şimdiye kadar herhangi bir talep gelmediğinden yakınarak, "Kimse rakipleriyle iş birliği yapmak istemiyor. Halbuki el alem yapıyor. Dünyada bir sürü rekabet öncesi işbirliği projesi var" dedi.
     Bunu bir örnekle anlatan Bakan Ergün, şunları kaydetti:
     "Takımlar var. Saha lazım. Sahayı birlikte yapalım, iyi oynayan kazansın. Niye sahayı birlikte yapmıyoruz. Bir futbol maçı gibi düşünsek, her takımın kendi antrenörü, kendi oyuncuları var. Kendi taktikleri stratejileri vs var. Ama saha ortak. Sahayı birlikte yapalım, iyi oynayan kazansın. Rekabet öncesi işbirliği projeleri sizin iyi oynamanıza, rakiplerinizi geçmenize engel değil, sadece ortak bir takım çalışmaları yürüterek, geri kalan özelliklerinizle rakebete devam edebilirsiniz. Onun için rekabet öncesi işbirliği projelerine de ağırlık vermemiz gerekiyor.
     Biz Ar-Ge merkezlerine sağladığımız desteklerin üretime, Ar-Ge'ye veya nitelikli istihdama dönüştüğünü görmekten son derece memnunuz. Bugün faaliyette olan 130 Ar-Ge merkezimizde yapılan Ar-Ge harcamaları ciddi rakamlara ulaşmıştır. Bu merkezler, sadece İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve Ankara gibi illerimizde kurulmuyor. Bilecik, Bolu, Düzce, Kırklareli, Tekirdağ, Malatya ve Sivas'ta kurulduğunu düşünürsek esas bunun Anadolu'ya yayılması ayrı bir öneme sahiptir. Artık Anadolu'daki firmalarımız da rekabet gücünü yenilikçilikte ve Ar-Ge'de aramaktadır. Ar-Ge merkezlerinin ülkemize yabancı sermaye çekme konusunda da önemli katkıları olmuştur.
     Biz Türkiye'nin üretim ve montajdan ziyade Ar-Ge ve tasarım konularında bir merkeze dönüşmesini istiyoruz. Bir takım firmalar Ar-Ge teşvikleri nedeniyle Ar-Ge merkezlerini Türkiye'ye taşımayı, bu nedenle buraya yatırım yapmayı planlıyorlar. Yani yabancı sermayenin artmasında da Ar-Ge merkezlerinin önemi büyük. Ar-Ge merkezi kuran firmalarımızın ağırlıklı olarak otomotiv ve yan sanayi, dayanıklı tüketim malları, savunma sanayi, elektronik, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi katma değeri yüksek sektörlere mensup olması da son derece önemlidir.
     Bakanlık olarak, Ar-Ge merkezlerimizde yürütülen çalışmaları yakından takip ediyor, bu merkezlerde yürütülen projelerin ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Ar-Ge merkezlerini hem nicelik hem de nitelik olarak geliştirmeye devam edeceğiz. Biz Ar-Ge merkezlerimizin özellikle üniversitelerimizle daha yakın ilişkiler kurmalarının son derece faydalı olacağına inanıyoruz. Bu nedenle, bu toplantıya Bakanlığımızın San-Tez Programı'ndan yararlanan akademisyenlerimizi de davet ettik. Bugünkü buluşmamızın Ar-Ge merkezleriyle bu hocalarımızın çalışmalarını birlikte değerlendirmek ve muhtemel işbirliği alanlarını keşfetmek açısından da faydalı olabileceğini düşünüyorum."
    
     (Sürecek)
    
    
    

Bu haberi 123 kişi okudu

Ziyaretçi yorumları

Lütfen bekleyiniz...
Toplam 1000 karakter

Diğer Haberler

e-Sirket.com, Nette İnternet Teknolojileri Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin Tescilli Markasıdır. © 2006 e-Sirket.com Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
e-Sirket.com bir nette interactive projesidir Hata bildir